FUTBOLA BENZEYEN GARİP BİR OYUN
Mehmet TÜREL

Mehmet TÜREL

mehmet-turel

FUTBOLA BENZEYEN GARİP BİR OYUN

25 Eylül 2018 - 13:30

Yeni Malatyaspor - Rize maçını o saate koyup, alenen cinayete teşebbüs eden federasyonu Allah’a havale ederek yazıma başlamak istiyorum. 
Bu nasıl bir düşünce, nasıl bir mantık, nasıl bir kafadır ki; ülkenin en sıcak iklimine sahip Doğu Anadolu’daki bir kentte 30 derece sıcağın altında futbol oynatılıyor!

Neymiş, ‘yayıncı kuruluş öyle istemiş’.
İyi o zaman onlar istiyor diye maçtan önce hepimiz 1 dakika boyunca amuda kalkık bir şekilde maçı çeken kameraları da öpelim! 
Sahada 90 dakika boyunca dilleri dışarda koşan futbolcuların ağır çekimde, futbol olmadığına emin olduğumuz garip bir oyunu oynamaya çalıştığı bir müsabaka izledik hep birlikte.
Allah’tan ki ligin yeni takımı olmaları ve başlarında bir hocanın bulunmaması gibi dezavantajlarından kaynaklı, henüz takım olamamış bir takım vardı karşımızda. 
Yoksa sonuç hezimet olurdu.

Bir sezonda bulabileceğimiz kadar pozisyonu sıcaktan terlemiş lakayt ayaklarla harcasak da, sahada doğru işler yapan isimlerimizle 3 hafta sonra 3 puanı bir arada gördük.
Ha bu arada Erol Hoca’nın radikal değişikliklerine gelecek olursak…
Kazandığımıza göre tuttu. 
Ama her zaman bu kadar şanslı olmayabiliriz. 
Kadromuz geniş olur, gelen gideni aratmaz, o zaman Khalid’i de kes, Chebake’yi de…
Zaten orta sahan kan ağlıyor, birde üstüne takımın en çok koşan adamını kesiyorsun.
Orta saha demişken, Donald denilen adamı bu takıma transfer eden her kimse onu saygıyla anıyorum!
Bir kere kesici değil, hızlı değil, akıllı değil, üretken değil, değil oğlu değil!
Her pozisyon sonrası bize ‘ahh Azubuike Ah!’ dedirten Donald konusunda umarım ben yanılıyorumdur.

KIRILAN PARMAKLAR!
Erol Hoca’nın medyaya yansıyan sağ elinin sargılı olduğu fotoğraflar sanırım sizin de dikkatinizi çekmiştir. Merak edip soran gazetecilere evindeki tadilat esnasında ayağının kayması sonucu düşerek kırdığını söyledi.
Ben inanmadım açıkçası!
Daha en başından o parmakların hangi gerekçeyle, nereye yumruk atmak suretiyle kırıldığını tahmin ediyordum ama teyit etmem gerekiyordu, birkaç telefondan sonra bu tahminim doğru çıktı.

Evet aslında sizin de aklınızdan geçen şey: Parmaklar sert bir yere yumruk atılması sonucu kırılmıştı!

Peki Erol Bulut gibi Alman disiplini almış, işini profesyonelce yapma çabasında olan eğitimli bir teknik adamı hangi neden bu kadar şirazesinden çıkarmış olabilir?

Valla samimi olmak gerekirse atılan o yumruğun Malatyalılar tarafından sempati göreceğinden hiç şüphem yok. Malatya kenti futbol tarihi boyunca hep heyecanlı ve bu heyecanını zaman zaman dışa vuran teknik adamları gönül ‘top listesi’nin en tepesine yazmıştır. (Salya sümük ağlayanlardan bahsetmiyorum)
Şimdi yine gelelim yukarıdaki soruya…
O parmaklar hangi nedenden dolayı kırıldı? O bilgiye de ulaştım tabi ki.
Ligin 5. haftasında oynadığımız Beşiktaş maçında yediğimiz iki gol de birbirinden amatörce, ikisi de tamamen bireysel hatadan kaynaklı gollerdi.
Ancak ikinci gol tam evlere şenlikti.
Hatalar silsilesi Mina ile başlayıp, kale çizgisini terk etmeyen Ertaç ile devam edip, kademe anlayışını unutan Sadık ve Erkan ile nirvanaya ulaşmıştı.
İşte parmakların katili bu pozisyonmuş.
Erol Hoca kulübede o kadar sinirlenmiş ki bir anda camı çerçeveyi yere indirmiş.
Umarım bu yumruk Erol Hoca’nın Malatyalıların gönlündeki top listesinin zirvesine yerleşmesinin biraz tatlı, biraz da acılı nişanesi olur.

İşin şakası bir yana sahalarda hırs iyidir, ama fazlası da beraberinde kontrolsüzlüğü getirir.
Bence Erol Hoca’ya efendilik daha çok yakışıyor.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar