Öz,Kıbrıslı Türklerin Haklarını Yedirmeyiz
Kıbrıs adasında Türklerinin varlığına ve hürriyetine kasteden menfur teşebbüsleri ebediyen tarihe gömen Kıbrıs Barış Harekatının 40. yıldönümü vesilesiyle, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dostluk Grubu Başkanı olarak gündem dışı söz almış bulunuyorum.
Türklerin ve Rumların eşit ortaklığına dayalı olarak 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyetini, Rumların Helen devletine dönüştürmek amacıyla soydaşlarımıza yönelik saldırı ve katliamları;Türk Silahlı Kuvvetlerimiz tarafından 20 Temmuz 1974 yılında gerçekleştirilen askeri bir harekâtla bertaraf edilmiştir.Gerçekleştirilen Barış Harekâtıyla Kıbrıs Adasında yok olmak üzere olan Müslüman-Türk varlığı yeniden özgürlüğüne kavuşmuştur.Değerli Milletvekilleri;Kıbrıs, tarihinde hiçbir zaman bir Rum-Yunan adası olmamıştır.
Tarih boyunca birçok devletin egemenliğine geçen Ada, 1571 yılında Osmanlı hâkimiyetine geçmiştir.Kıbrıs’ın fethinden sonra Ada’nın nüfusunu oluşturan iki halk; Türkler ve Rumlar barış içinde yaşamış, bu barış havası 19. yüzyıla kadar sürmüştür.İngiltere’nin 1914 yılında Kıbrıs’ı ilhak etmesine kadar neredeyse 4 asır Türklerin hâkimiyetinde kalan Kıbrıs, bir takım oldu-bittilerle elden çıkmış; Kıbrıs ve Kıbrıs Türklerinin hayatında yeni bir dönem başlamıştır. Böylece günümüze kadar devam eden Kıbrıs sorunu ortaya çıkmıştır.Değerli Milletvekilleri;Osmanlı İmparatorluğu'nun hakim olduğu bölgelerden çekilmesiyle geniş bir coğrafyada uzun yıllar hüküm süren Osmanlı Barışının yerini kan ve gözyaşı almıştır. Balkanlarda, Afrika'da ve Ortadoğu'da istikrarsızlık hüküm sürmektedir. Kıbrıs Sorunu da bu durumdan bağımsız değildir, aynı sürecin bir parçasıdır.Osmanlı’dan sonra Kıbrıs’a yönelik olarak, Türkiye Cumhuriyetinin kurulduğu yıllardan 1950’li yıllara kadar, pasif politikaların izlendiğini görüyoruz. Kıbrıs 1950’li yıllardan itibaren Türkiye’nin gündemine daha net biçimde girmeye başlamış; Kıbrıslı Türklerin haklarına kavuşması yolunda önemli girişimlerde bulunmuştur.Bu girişim ve kazanımların en önemlilerinden birisi hiç şüphesiz 1959’da İsviçre’de imzalanan Zürih ve Londra Antlaşmaları’yla Türkiye’nin 3 garantör ülkeden biri olduğunun tescil edilmesidir.Türkiye’ye garantörlük asker konuşlandırma statüsü tanınmasında dönemin etkili, üretken ve yapıcı aktörü, eski Dışişleri Bakanı, Demokrasi şehidimiz merhum Fatin Rüştü Zorlu’yu rahmet ve minnetle anmak gerekir.Türklerin ve Rumların eşit ortaklığına dayalı Bağımsız Kıbrıs Cumhuriyetinin kuruluşundan kısa bir süre sonra, Rumların adayı Kıbrıs Rum Cumhuriyetine dönüştürmek maksadıyla Türklere yönelik insanlık dışı saldırıları üzerine;Tam 40 yıl önce 20 Temmuz 1974’de Türk Silahlı Kuvvetlerimiz Ada’ya askeri müdahale yapmak durumunda kalmıştır.Türkiye'nin Ada’ya müdahale ederek Kıbrıs Türklerinin varlığını ve güvenliğini teminat altına alması, tarihimizin bir kaç yüzyıllık seyri dikkate alındığında, son derece mühim bir hadisedir.Değerli Milletvekilleri;Kıbrıs'da Türkiye Cumhuriyetinin 1974 yılında gerçekleştirdiği Askeri Barış Harekatından sonra en önemli icraatları ve atılımları AK Parti hükümetleri zamanında gerçekleştirilmiştir.2002 yılında AK Parti iktidara geldiğinde; ülkenin tüm sorunlarında olduğu gibi Kıbrıs sorununda da köklü adımlar atarak, çözümsüzlüğü değil, çözümü amaçlayan bir yol izleyerek ezberleri bozmuştur.Diplomaside; Kıbrıs Türk halkının asli kurucu vasfından, Ada üzerindeki eşit hakların muhafazasından asla taviz vermeden; kurucu ortaklığa dayanan bir devlet için ortaya konulan çözümlere her defasında iyi niyetle yaklaşmıştır.Adadaki kardeşlerimizin ve gelecek kuşakların, dünyayla sağlam bir iletişim içerisinde, hiçbir gelecek kaygısı hissetmeden, güven içinde yaşayabilmesi için kesin bir çözümden yana olmuştur.Aynı zamanda Kıbrıslı Türklerin müzakerelerde elinin güçlenmesi ve daha müreffeh bir toplum yapısına kavuşmasını sağlamak için de Kuzey Kıbrıs’taki siyasi yapının, ekonomik yapının güçlendirilmesi noktasında köklü adımlar atılmıştır.Kuzey Kıbrıs’a sulama ve içme suyu aktarılmasını sağlayacak “İçme suyu Temini Projesi” bunlardan biridir. Bu kapsamda 2 adet baraj, toplam 107 km boru hattı inşa edilmiştir. Yine Mersin’den Girne’ye döşenecek elektrik hatları kullanılarak Kuzey Kıbrıs’a Elektrik Temini projesi, Kıbrıs’a hayat veren ve Ada’nın kaderini değiştirecek adımlardan diğeridir.AK Parti olarak Kıbrıslı Türklerin haklarını gasp eden mevcut durumun sürmesine izin veremeyiz. Kıbrıslı Türklerin yıllardır maruz bırakıldığı haksız izolasyona son vermek, her zaman AK Parti hükümetlerinin dış politikadaki önceliklerinden birisidir.Rum tarafının da Kıbrıs Türk tarafı gibi üzerine düşen sorumluluğu yerine getirerek aynı samimi ve yapıcı çabayı göstermesi halinde Kıbrıs sorununun süratle çözüme kavuşturulabileceğine olan inancımızı hala muhafaza ediyoruz.Bu vesileyle, Kıbrıslı kardeşlerimizin 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramını gönülden kutluyor, kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizi de bir kez daha tebrik ediyorum.Barış Harekatı'nı başarıyla gerçekleştiren Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’i ve Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan’ı, Şehit Mehmetçiklerimizi ve Mücahitlerimizi rahmetle, gazilerimizi de şükranla anıyor, Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.MALATYA
Tarih boyunca birçok devletin egemenliğine geçen Ada, 1571 yılında Osmanlı hâkimiyetine geçmiştir.Kıbrıs’ın fethinden sonra Ada’nın nüfusunu oluşturan iki halk; Türkler ve Rumlar barış içinde yaşamış, bu barış havası 19. yüzyıla kadar sürmüştür.İngiltere’nin 1914 yılında Kıbrıs’ı ilhak etmesine kadar neredeyse 4 asır Türklerin hâkimiyetinde kalan Kıbrıs, bir takım oldu-bittilerle elden çıkmış; Kıbrıs ve Kıbrıs Türklerinin hayatında yeni bir dönem başlamıştır. Böylece günümüze kadar devam eden Kıbrıs sorunu ortaya çıkmıştır.Değerli Milletvekilleri;Osmanlı İmparatorluğu'nun hakim olduğu bölgelerden çekilmesiyle geniş bir coğrafyada uzun yıllar hüküm süren Osmanlı Barışının yerini kan ve gözyaşı almıştır. Balkanlarda, Afrika'da ve Ortadoğu'da istikrarsızlık hüküm sürmektedir. Kıbrıs Sorunu da bu durumdan bağımsız değildir, aynı sürecin bir parçasıdır.Osmanlı’dan sonra Kıbrıs’a yönelik olarak, Türkiye Cumhuriyetinin kurulduğu yıllardan 1950’li yıllara kadar, pasif politikaların izlendiğini görüyoruz. Kıbrıs 1950’li yıllardan itibaren Türkiye’nin gündemine daha net biçimde girmeye başlamış; Kıbrıslı Türklerin haklarına kavuşması yolunda önemli girişimlerde bulunmuştur.Bu girişim ve kazanımların en önemlilerinden birisi hiç şüphesiz 1959’da İsviçre’de imzalanan Zürih ve Londra Antlaşmaları’yla Türkiye’nin 3 garantör ülkeden biri olduğunun tescil edilmesidir.Türkiye’ye garantörlük asker konuşlandırma statüsü tanınmasında dönemin etkili, üretken ve yapıcı aktörü, eski Dışişleri Bakanı, Demokrasi şehidimiz merhum Fatin Rüştü Zorlu’yu rahmet ve minnetle anmak gerekir.Türklerin ve Rumların eşit ortaklığına dayalı Bağımsız Kıbrıs Cumhuriyetinin kuruluşundan kısa bir süre sonra, Rumların adayı Kıbrıs Rum Cumhuriyetine dönüştürmek maksadıyla Türklere yönelik insanlık dışı saldırıları üzerine;Tam 40 yıl önce 20 Temmuz 1974’de Türk Silahlı Kuvvetlerimiz Ada’ya askeri müdahale yapmak durumunda kalmıştır.Türkiye'nin Ada’ya müdahale ederek Kıbrıs Türklerinin varlığını ve güvenliğini teminat altına alması, tarihimizin bir kaç yüzyıllık seyri dikkate alındığında, son derece mühim bir hadisedir.Değerli Milletvekilleri;Kıbrıs'da Türkiye Cumhuriyetinin 1974 yılında gerçekleştirdiği Askeri Barış Harekatından sonra en önemli icraatları ve atılımları AK Parti hükümetleri zamanında gerçekleştirilmiştir.2002 yılında AK Parti iktidara geldiğinde; ülkenin tüm sorunlarında olduğu gibi Kıbrıs sorununda da köklü adımlar atarak, çözümsüzlüğü değil, çözümü amaçlayan bir yol izleyerek ezberleri bozmuştur.Diplomaside; Kıbrıs Türk halkının asli kurucu vasfından, Ada üzerindeki eşit hakların muhafazasından asla taviz vermeden; kurucu ortaklığa dayanan bir devlet için ortaya konulan çözümlere her defasında iyi niyetle yaklaşmıştır.Adadaki kardeşlerimizin ve gelecek kuşakların, dünyayla sağlam bir iletişim içerisinde, hiçbir gelecek kaygısı hissetmeden, güven içinde yaşayabilmesi için kesin bir çözümden yana olmuştur.Aynı zamanda Kıbrıslı Türklerin müzakerelerde elinin güçlenmesi ve daha müreffeh bir toplum yapısına kavuşmasını sağlamak için de Kuzey Kıbrıs’taki siyasi yapının, ekonomik yapının güçlendirilmesi noktasında köklü adımlar atılmıştır.Kuzey Kıbrıs’a sulama ve içme suyu aktarılmasını sağlayacak “İçme suyu Temini Projesi” bunlardan biridir. Bu kapsamda 2 adet baraj, toplam 107 km boru hattı inşa edilmiştir. Yine Mersin’den Girne’ye döşenecek elektrik hatları kullanılarak Kuzey Kıbrıs’a Elektrik Temini projesi, Kıbrıs’a hayat veren ve Ada’nın kaderini değiştirecek adımlardan diğeridir.AK Parti olarak Kıbrıslı Türklerin haklarını gasp eden mevcut durumun sürmesine izin veremeyiz. Kıbrıslı Türklerin yıllardır maruz bırakıldığı haksız izolasyona son vermek, her zaman AK Parti hükümetlerinin dış politikadaki önceliklerinden birisidir.Rum tarafının da Kıbrıs Türk tarafı gibi üzerine düşen sorumluluğu yerine getirerek aynı samimi ve yapıcı çabayı göstermesi halinde Kıbrıs sorununun süratle çözüme kavuşturulabileceğine olan inancımızı hala muhafaza ediyoruz.Bu vesileyle, Kıbrıslı kardeşlerimizin 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramını gönülden kutluyor, kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizi de bir kez daha tebrik ediyorum.Barış Harekatı'nı başarıyla gerçekleştiren Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’i ve Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan’ı, Şehit Mehmetçiklerimizi ve Mücahitlerimizi rahmetle, gazilerimizi de şükranla anıyor, Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.MALATYA
Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!
BUNLARA DA BAKABİLİRSİNİZ
- 0SEVDİM
- 0ALKIŞ
- 0KOMİK
- 0İNANILMAZ
- 0ÜZGÜN
- 0KIZGIN
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.