tso
Malatya
30 Eylül, 2026, Çarşamba
  • DOLAR
    42.26
  • EURO
    49.07
  • ALTIN
    5726.6
  • BIST
    10.641
  • BTC
    103068.32$

İktidarın Sınavı, Mağdurdan Muktedire!


İktidarın Sınavı, Mağdurdan Muktedire!
CHP, Türkiye’de 1923’ten 1950’ye kadar yaklaşık 27 yıl boyunca iktidarda kaldı. Bu dönemin 1923-1946 yılları arasındaki bölümü tek parti dönemi olarak yaşandı.

CHP, Türkiye’de 1923’ten 1950’ye kadar yaklaşık 27 yıl boyunca iktidarda kaldı. Bu dönemin 1923-1946 yılları arasındaki bölümü tek parti dönemi olarak yaşandı.

1946’da çok partili siyasi hayata geçilmesine rağmen CHP iktidarını sürdürdü ve 14 Mayıs 1950 seçimlerinde Demokrat Parti’nin iktidara gelmesiyle CHP’nin kesintisiz iktidarı sona erdi.

Bu süreçte özellikle sağ, muhafazakâr ve mütedeyyin kesimler, devletin laiklik anlayışı ve uygulamaları nedeniyle uzun yıllar baskı ve mağduriyet yaşadıklarını savundu.

Demokrat Parti’nin iktidara gelmesinden sonra da Türkiye, darbeler ve askeri vesayet dönemleriyle karşı karşıya kaldı. Muhafazakâr kesim, özellikle 1960, 1971, 1980 müdahaleleri ve sonrasında yaşanan siyasi gelişmeler üzerinden kendisini devlet karşısında sürekli mağdur edilen bir kesim olarak gördü.

1990’lı yıllara gelindiğinde bu mağduriyet söyleminin en güçlü başlıklarından biri başörtüsü oldu. Üniversitelerde ve kamu kurumlarında başörtüsü üzerinden yaşanan tartışmalar, muhafazakâr kesimin hafızasında derin izler bıraktı. Ardından 28 Şubat süreci yaşandı. “İnançlı insanlar mağdur ediliyor” söylemi, muhafazakâr siyasetin en güçlü siyasi argümanlarından biri haline geldi.

Sonrasında AK Parti kuruldu.

Muhafazakâr ve mütedeyyin kitlelerin önemli bir bölümü AK Parti’ye ve Recep Tayyip Erdoğan’a sahip çıktı. Geçmişte yaşanan mağduriyetlerin sona ereceği, yasakların kalkacağı, adaletin tesis edileceği ve devletin vatandaşın inancına müdahale etmeyeceği düşüncesi, AK Parti’nin geniş bir toplumsal destek bulmasında önemli rol oynadı.

AK Parti’nin siyasi söyleminde de “3Y” önemli bir yer tutuyordu: Yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklar.

Aradan geçen yaklaşık çeyrek asrın ardından bugün ortaya çıkan tablo ise üzerinde ciddi biçimde düşünülmesi gereken bir tablo.

Dün CHP’yi ve eski düzeni “3Y” üzerinden eleştiren muhafazakâr siyaset, bugün aynı kavramlar üzerinden eleştiriliyor. Dün yolsuzluğa, adaletsizliğe ve yasaklara karşı mücadele ettiğini söyleyenlerin, bugün iktidarın uzun yıllar boyunca oluşturduğu güç ilişkileri nedeniyle sorgulanması dikkat çekiyor.

Burada mesele yalnızca AK Parti değil.

Asıl mesele, iktidarın insanı ve siyasi hareketleri nasıl dönüştürdüğüdür.

Muhafazakâr ve İslamcı kesim, Türkiye’de uzun yıllar boyunca devlet gücü karşısında mağdur olduğunu anlattı. Başörtüsü yasaklarından 28 Şubat sürecine kadar pek çok başlık üzerinden adalet talep etti. Fakat iktidara geldikten ve devlet gücünü uzun yıllar boyunca elinde tuttuktan sonra bu kez kendi içerisinden adalet, liyakat, yolsuzluk ve güç ilişkileri konusunda eleştiriler yükselmeye başladı.

Bugün gelinen noktada asıl sorgulanması gereken de budur.

Güç, dün eleştirdiğiniz insanları ve düzeni değiştirdiği gibi sizi de değiştirdi mi?

Muhafazakâr kesimin yaklaşık çeyrek asırlık AK Parti iktidarı, aynı zamanda bu hareketin güç ve para karşısındaki sınavı oldu. Bu sınavın ne ölçüde başarıldığı ise bugün toplumun farklı kesimleri tarafından tartışılıyor.

Bir zamanlar “CHP iktidarda olduğu sürece değişmez” denilen düzenin yerine AK Parti geldi. Yıllarca “mağduruz” diyen muhafazakâr kesim iktidarın sahibi oldu. Devlet yönetildi, ekonomi yönetildi, bürokrasi yönetildi, kamu kaynakları dağıtıldı.

Ve Türkiye, muhafazakâr ve İslamcı bir siyasi hareketin uzun süreli iktidarında nelerin değişebileceğini, nelerin değişmeyebileceğini görmüş oldu.

Bu nedenle bugün mesele artık sadece CHP veya AK Parti meselesi değildir.

Mesele, iktidara gelen herkesin aynı sınavla karşı karşıya kalmasıdır.

Dün adalet isteyenler, bugün adaletin nasıl uygulandığı konusunda sınanıyor. Dün yolsuzlukları eleştirenler, bugün kendi çevrelerindeki iddialara nasıl yaklaştıkları üzerinden sorgulanıyor. Dün yasaklara karşı çıkanlar, bugün özgürlükler konusunda ne söyledikleri ve ne yaptıkları üzerinden değerlendiriliyor.

Belki de Türkiye’nin siyasi tarihinde çıkarılması gereken en önemli ders budur:

Sorun sadece kimin iktidarda olduğu değil, iktidarın kendisinin nasıl kullanıldığıdır.

Çünkü siyasetçinin gerçek sınavı muhalefetteyken söylediği sözler değil, iktidara geldiğinde o sözlerin arkasında durup duramadığıdır.

Ve bugün muhafazakâr siyasetin önündeki en büyük soru da budur: Yıllarca eleştirdiği düzenin yerine geçen bir hareket, zaman içerisinde eleştirdiği düzene dönüşmeden iktidarını sürdürebilir mi?

Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.