Varlık ve yokluk!... Bütün konu bu iki kelime arasında cereyan edecek. İki tane kelimenin arasındaki ince çizgide gidip geleceğiz… Varlık denince hayalinizde belirenle, yok’luk denince belireni kıyas edeceğiz. Peki, siz hiç varlık içerisinde yok oldunuz mu?\r\n\r\nHz. Muhammed(sav) efendimizin bir hadis-i şerifi ile yolumuza ışık tutarak devam etmek istiyorum. “ 5 şey gelmeden önce 5 şeyin kıymetini biliniz; ihtiyarlık gelmeden önce gençliğin, hastalık gelmeden önce sağlığın, fakirlik gelmeden önce zenginliğin, ölüm gelmeden önce hayatın ve meşguliyet gelmeden önce boş zamanın.”\r\n\r\nAcaba, bugün göz kapaklarımızı biraz daha aralayarak hayatın cazibedar rengine bir kez daha bütün şeffaflığıyla baktığımızda ne görüyor olacağız? Bizler, gençliğimizin kıymetini biliyor muyuz? Kaybettiğimiz gün mü anlayacağız önemini? Hayat belki de yaşlı bir adamın bir gence nasihati gibidir; “Evladım! Sen yaşlılığın ne demek olduğunu bilemezsin ama ben gençliğin ne demek olduğunu çok iyi bilirim.” Bizler, dostlarımızın, arkadaşlarımızın, annemizin, babamızın, ülkemizin kıymetini biliyor muyuz? Onlara gerçekten hak ettikleri değeri verebiliyor muyuz?\r\n\r\nBencesi; hayır! Sizce?...\r\n\r\nÇok değer verdiğimiz insanları kaybettikten sonra mı seveceğiz? Affedersiniz ama kaçırılan trene el sallamak bizimkisi… Sahip olduğumuz nice değerleri yitirince mi anlayacağız kıymetini? Elimizdeyken varlığına alıştığımız, hiç gitmeyecek gibi, hiç kaybetmeyecekmişiz gibi davrandığımız değerleri, kıymet vermediğimiz, bir hiç uğruna harcadığımız değerlerimizi kaybedince mi anlayacağız? Varlığında kıymeti verilmeyenlerin yokluğunda kıymetli olması neye yarar?\r\n\r\nMesela siz sabah uyandığınızda görebiliyor olduğunuza şükrettiniz mi? Veya her nefes alışınızda şükürler olsun dediniz mi? Demediniz! Ama kör olan bir insanın görmeye başladığı ilk anı düşünsenize, ne müthiş bir sevinç değil mi? Veya sadece 1 dakika nefes alamayan birinin 1 dakika sonraki mutluluğu? Maalesef ama bizler varlık içerisinde yok olduk!\r\n\r\nNeden iş işten geçtikten sonra pişmanlık yaşıyoruz ki? Geçmişe dair keşkelerle yaşamaktansa ileriye dönük belkilerle yaşamak daha iyi değil midir? Sevgilinin kıymeti sevgisiz kalınca mı anlaşılacak? Ya da elbirliği ile yok etmeye çalıştığımız dünyanın değeri yok olunca mı? Veya savaşlarla yok etmeye çalıştığımız toplumun kıymetini, barış elden gidince mi anlayacağız? Varlığın kıymetini anlamak için yokluğu tatmamız mı gerekir? Gözümüzün kıymetini kaybedince mi anlayacağız?\r\n\r\n1 senenin kıymetini, sınıfta kalan bilir!...\r\n\r\n1 ayın kıymetini erken doğuran kadın!...\r\n\r\n1 haftanın kıymetini dergi çıkaran bilir!...\r\n\r\n1 saatin kıymetini peronda bekleyen!...\r\n\r\n1 dakikanın kıymetini uçağını son anda kaçıran!...\r\n\r\n1 saniyenin kıymetini ölümden son anda kurtulan ve\r\n\r\n1 salisenin kıymetini altın madalya kazanan bilir…\r\n\r\nEvet, zamanı geçmeden kıymetini bilmek gerek çünkü telafisi yoktur bazı şeylerin; hayat gibi, sevgi gibi, aşk gibi… şairin ifadesiyle;\r\n\r\nDinle sözlerimi ey gönül,\r\n\r\nEldeki nimetin kıymetin bil!\r\n\r\nNasıl anlatırdın söyle, derdini,\r\n\r\nEğer olmasaydı ağzındaki dil!\r\n\r\nKara olmadan önce akın, kötü gelmeden önce iyinin, çirkin çıkmadan önce güzelin, yokluk gelmeden önce varlığın, hastalıktan önce sağlığın, geceden önce gündüzün, acıyı tatmadan tatlının ve düşman gelmeden önce dostun kıymetini bilme zamanı… Zaman; var olma zamanı, zaman; görmezlikten geldiklerimizi görme zamanı…\r\n