FEDAKÂRLIK VE VEFA ABİDESİ HZ. MUHAMMED (SAV)

FEDAKÂRLIK VE VEFA ABİDESİ HZ. MUHAMMED (SAV)

Vefa nedir vefa? Vefa kelimesi telâffuz edilince aklınızda beliren ilk şahıs kim oluyor? Kelimenin anlamını dilim döndüğünce bir cümle ile izâh etmeye çalışayım. Zahiri manası itibariyle vefa: Arkanda bıraktıklarını yabana atmamandır, sevdiklerini unutmaman, gerekirse bir çırpıda geriye dönebilmendir vefa…\r\n\r\nİsterseniz tarihte kısa bir gezintiyle başlamış olalım? Bundan 1400 yıl öncesine gidelim yavaştan yavaştan… Peygamber Efendimiz (sav) o günlerde vefanın ve fedakârlığın ne demek olduğunu bize gösterdi ve sadece ümmetini düşündü. Onların kurtuluşuna vesile olabilmek için kendini feda etti. Nasıl mı? Bakın şöyle: “Efendimiz (sav) miraca yükseldiği zaman ALLAH (cc), Resulüm dilersen gitmeyebilir burada kalabilirsin buyurmuştu. Ama O, Âlemlere Rahmet Efendimiz(sav) sadece ümmetinin felahı için ne yaptı? Hayır, ben ümmetimin arasına dönmeliyim, dedi. Çok basit bir şeymiş gibi gözükebilir günümüz insanlarına lakin hiçte gözüktüğü kadar basit bir şey olmadığı kanaatindeyim. Zira bizler ALLAH RASULÜ’NÜN(sav) yerinde olmuş olsaydık, aynı hassasiyeti gösterebilir miydik? Cennetin bütün nimetleri ayaklarımız altında iken ezerek tekrar döner miydik bilemiyorum? Sanki dudaklarınızdan şu kelimeler dökülüyor gibi hissediyorum: ‘Hayır dönmezdik!’ Ama O(sav) ne yaptı?\r\n\r\nDÖNDÜ !!!\r\n\r\nBizler en basit ifadeyle ele alacak olursak sevgilimiz olduğunu düşünelim. Bir an dahi olsa yanından ayrılmak istemiyoruz. Çünkü onun yanında kendimizi daha iyi hissediyor, daha güvende hissediyor onu bir an görme umuduyla kendimizden geçiyoruz. Evet, hiçbir zaman unutmamalıyız ki insanın en büyük ve yegâne sevgilisi hiç şüphesiz ALLAH(cc) ve Resulü(sav) Efendimizdir. Evet, sadece küçücük bir örnekle bunun sebebini anlamak gerçekten zor değil. Yani anlayacağınız leyla için uykuları feda etmek az değilse, leylayı da yaratan MEVLA için ömrü feda etmek çok değil…!\r\n\r\nPeki, şimdi sadece objektiflerimizi günümüz insanına çevirecek olursak acaba bizler de peygamber Efendimiz(sav) gibi yapabilir miydik? Asla! Bakacak olursak bizlerin beşeri sevgililerimizin yanından ayrılmaya bile kalbimiz dayanmazken Habib-i Zişan(sav), ilahi ve tek sevgilimiz olan ALLAH’IN(cc), sadece bizler için yanından ayrıldı. Bu gerçekten büyük bir fedakârlıktır. Evet, eğer bir fedakârlık portresi arıyorsak, bir vefa abidesi arıyorsak onun hayatına bakmalıyız. Ta efendimizden bu yana kendini İslam’a, dine, diyanete adamış insanlar görmek zor değil. Kaynağımız O(sav) ve ardı sıra akabinde gelenler… Birçok insanın, kendini bazılarına İslamiyet’i tebliğ edebilme adına, anlatabilme adına feda ettiğini göreceğiz. Bizler yeter ki bakmasını bilelim. Bakmanın yanı sıra da görmesini! Çünkü her bakan göremeyebilir, olaylar ona gözükmeyebilir. Bu nedenle bakmaktan çok, görmek daha fazla önem aczetmektedir.\r\n\r\nMesele aslında ideal bir nesil olabilmekten geçiyor. Vefalı bir nesil olabilmekten! Kime mi vefalı olacağız? ALLAH(cc), Hz. Muhammed (sav)’e ve sonrasında gelen diğer insanlara… Hz. Ebubekir’e mesela, Hz. Ömer’e mesela, Hz. Ali’ye mesela… Biz vefayı\r\n\r\nEfendimiz(sav)’den öğrendik. Onun gibi olabilir miyiz? Hayır! Ama olamasak dahi o yolda ilerlemekten kesinlikle vazgeçmemeliyiz…\r\n\r\nBiz sadece vefamızı göstereceğiz. Biz sadece onların açtığı yolda gittiğimizi göstereceğiz. Evet, biz sadece onlarla beraber olduğumuzu göstereceğiz ve göstermek mecburiyetindeyiz. Çünkü bizler Müslümanız!\r\n\r\nGünahların kanat çırptığı, batılın hakmış gibi gösterildiği, kimin âlim kimin zalim olduğunun anlaşılmadığı, mahremiyetin maneviyattan üstün olduğu, nefislerimizin imanımıza galebe ettiği, cismani mi yoksa imani mi bir nesil? Dendiğinde; maalesef cismani, dünyaperest, nefisperest, şikemperver, hodfüruş, münâfi bir nesil cevabının verildiği, dinden ziyade kinin yayıldığı, ahiretten çok dünyanın düşünüldüğü şu günlerde hiç şüphesiz kurtuluşun anahtarı belli: “ ALLAH’IN(cc)kitabı ve habibinin(sav) sünneti!”\r\n\r\nBiz ne kadar onu anlatamasak da onun gibi yaşayamasak da, onu anlatamamış olsak da mutlaka bizlerden daha zeki insanlar bulunduğu gibi anlayanlar da mutlaka olacaktır… Evet, biz anlatamadık onu… Oysa anlatırken, şu kelimeleri ardı sıra yazarken nefesimiz kesilmeli, dudaklarımız kurumalı ve de kalbimiz durmalıydı, oturduğumuz yere yığılıp kalmalı ve ölmeliydik. Ölmeli. Ölmeli. AŞK, için ölmek ne demekmiş görmeliydi herkes… Ama yapamadık, gözyaşı akıtamadık, ona layık bir ümmet olamamak şöyle dursun, çabalamadık bile, çabalayamadık… İşte biz bu kadar vefa gösterebildik… Daha doğrusu ancak bu kadar VEFASIZ olunabilirdi ve biz bunu başardık…\r\n\r\nEvet, seni anlatamadık… Seni anlatmak yerine, düzene karşı duruşumuzu açıklama ihtiyacı duyduk. Kaliteli bir ileti bulup sanalda anlatmaktı kendimizi, bütün derdimiz…\r\n\r\nYA RASULALLAH\r\n\r\nSana ulaşamadık Ya Rasulallah…\r\n\r\nHer şeye ulaştık;\r\n\r\nKazanmak için zirveye, sevilmek için kalplere…\r\n\r\nAma sana ulaşamadık !\r\n\r\n \r\n\r\nSeni anlatamadık Ya Rasulallah…\r\n\r\nHer şeyi anlattık;\r\n\r\nBütün ilimleri, bütün bilimleri…\r\n\r\nAma seni anlatamadık !\r\n\r\n \r\n\r\n(Mahmut KARADENİZ)\r\n\r\n \r\n\r\nNOT: insan en güzel surette yaratılmıştır. Ve bu yaratılışta en önemli uzuv olan akıl, en üste yerleştirilmiş. Onun altına 2. Önemli uzuv olan kalp, onun altına mide ve en son ise en berbat uzuv olan üreme organları yerleştirilmiştir. Yani önem ve kullanım sırası belli:\r\n\r\n1) Akıl\r\n\r\n2) Kalp\r\n\r\n3) Mide\r\n\r\n4) Üreme organları.\r\n\r\nSanırım dünyadaki bu çirkefin nedeni bu sıralamanın işleyişinin tersine dönmüş olması… Vesselam…\r\n\r\n1.Yol-Doğru olan=1-Akıl 2-Kalp 3-Mide 4-Üreme organları\r\n\r\n2.Yol-Ters olan=1-Üreme organları 2-Mide 3-Kalp 4-Akıl\r\n\r\nSEÇİM SİZİN!!!\r\n