Derbinin Hikayesi
Reklam
Reklam
Mehmet TÜREL

Mehmet TÜREL

mehmet-turel

Derbinin Hikayesi

26 Şubat 2016 - 12:04

Rakibin Elazığspor ise bunun adı derbidir. İster Elazığ Belediyespor ile Battalgazi Belediyespor karşılaşsın, ister okul takımları… Elazığ ile Malatya arasında oynanan her spor müsabakası derbidir özünde. Lakin tadında, şaka dozunda bırakmak kaydıyla.Bugün sen yendin, yarın onlar yener. Futbolun tabiatında var yenilgi de galibiyette.

\r\n\r\n

Bu duygularla girdik Elazığ Atatürk Stadyumu’na… Tıpkı eski günlerdeki gibi; yine her şey derbiye özel. Hele tribünler, tam bir renk cümbüşü. Esnafı, köylüsü, zengini, fakiri, çoluğu, çocuğu herkes orda. Ya baktıkça gülümseten pankartlara ne demeli? İçerisinde bir art niyet aramayan için, hakikaten gülmeye malzeme.  Beni en çok güldüren, evindeki kurutulmuş biberi stada getiren amca oldu. Belki elindeki o biberleri sallayan amcayı çeken TRT kameramanı olaydan habersiz aldı o kareyi kadraja ama amcanın elindeki mesajın en koyusuydu.

\r\n\r\n

Neyse bu fragman eşliğinde başladı Elazığ’da özlenen derbi… Ancak o da ne! Maç öncesindeki görüntüler ne kadar alışıldıksa, maç başladıktan sonraki görüntüler de o kadar alışılmışın dışındaydı.

\r\n\r\n

Sanırsınız ki Elazığspor’un karşısında, şampiyonluk ipine sarılmış ve işini şansa bırakmak istemeyen pahalı ayaklardan oluşan bir takım var. Ramazan Kahya soldan, Mba cepheden, Koçer tepeden derken 3 gollü resitalin açılışını Godoy yapıyordu. Buz kesen stattakiler gibi biz de düşünmedik değil tabi ki, ‘acaba bu gol öylesine bir gol mü?’ diye. Dakikalar ilerledikçe fırtınanın şiddeti artıyordu. Bu takımın karşısında değil Elazığspor, hangi spor olursa olsun bu kararlı mücadelesiyle ezer geçer demek için fazla beklemedik. Mba bir attı, bir daha attı.

\r\n\r\n

İşte buydu oynanan son randevunun özeti.

\r\n\r\n

Maçın analizine gelecek olursak…

\r\n\r\n

‘Bazı maçların tekniği, taktiği olmaz’ düsturundan hareketle, yazmamak lazım derim lakin böyle bir kusursuz futbolu da en afilli cümlelerle anlatmak gerek derim.

\r\n\r\n

Bir kere İrfan Hoca maçı rüyasında oynamış. Oynamış ki, Osman ile Ramazan’ın rakibin sağını felç edeceğini,  Ali Sakal ile Azubuike’nin sahayı parselleyeceğini, Umut Nayir ile Koçer’in savunmayı hallaç pamuğu gibi atacağını görmüş. Görmüş ki, takımı en maksimum seviyesinde oynattı.

\r\n\r\n

Sadece futbolda değil, hayatın her alanında doğru birdir. Buz hoca yaptığı doğrularla içimizi ısıtmaya devam etsin yeter ki, biz ona methiyeler yazmaktan bıkmaz, usanmayız. 

\r\n\r\n

   

\r\n\r\n

Rakibin Elazığspor ise bunun adı derbidir. İster Elazığ Belediyespor ile Battalgazi Belediyespor karşılaşsın, ister okul takımları… Elazığ ile Malatya arasında oynanan her spor müsabakası derbidir özünde. Lakin tadında, şaka dozunda bırakmak kaydıyla.Bugün sen yendin, yarın onlar yener. Futbolun tabiatında var yenilgi de galibiyette.

\r\n\r\n

Bu duygularla girdik Elazığ Atatürk Stadyumu’na… Tıpkı eski günlerdeki gibi; yine her şey derbiye özel. Hele tribünler, tam bir renk cümbüşü. Esnafı, köylüsü, zengini, fakiri, çoluğu, çocuğu herkes orda. Ya baktıkça gülümseten pankartlara ne demeli? İçerisinde bir art niyet aramayan için, hakikaten gülmeye malzeme.  Beni en çok güldüren, evindeki kurutulmuş biberi stada getiren amca oldu. Belki elindeki o biberleri sallayan amcayı çeken TRT kameramanı olaydan habersiz aldı o kareyi kadraja ama amcanın elindeki mesajın en koyusuydu.

\r\n\r\n

Neyse bu fragman eşliğinde başladı Elazığ’da özlenen derbi… Ancak o da ne! Maç öncesindeki görüntüler ne kadar alışıldıksa, maç başladıktan sonraki görüntüler de o kadar alışılmışın dışındaydı.

\r\n\r\n

Sanırsınız ki Elazığspor’un karşısında, şampiyonluk ipine sarılmış ve işini şansa bırakmak istemeyen pahalı ayaklardan oluşan bir takım var. Ramazan Kahya soldan, Mba cepheden, Koçer tepeden derken 3 gollü resitalin açılışını Godoy yapıyordu. Buz kesen stattakiler gibi biz de düşünmedik değil tabi ki, ‘acaba bu gol öylesine bir gol mü?’ diye. Dakikalar ilerledikçe fırtınanın şiddeti artıyordu. Bu takımın karşısında değil Elazığspor, hangi spor olursa olsun bu kararlı mücadelesiyle ezer geçer demek için fazla beklemedik. Mba bir attı, bir daha attı.

\r\n\r\n

İşte buydu oynanan son randevunun özeti.

\r\n\r\n

Maçın analizine gelecek olursak…

\r\n\r\n

‘Bazı maçların tekniği, taktiği olmaz’ düsturundan hareketle, yazmamak lazım derim lakin böyle bir kusursuz futbolu da en afilli cümlelerle anlatmak gerek derim.

\r\n\r\n

Bir kere İrfan Hoca maçı rüyasında oynamış. Oynamış ki, Osman ile Ramazan’ın rakibin sağını felç edeceğini,  Ali Sakal ile Azubuike’nin sahayı parselleyeceğini, Umut Nayir ile Koçer’in savunmayı hallaç pamuğu gibi atacağını görmüş. Görmüş ki, takımı en maksimum seviyesinde oynattı.

\r\n\r\n

Sadece futbolda değil, hayatın her alanında doğru birdir. Buz hoca yaptığı doğrularla içimizi ısıtmaya devam etsin yeter ki, biz ona methiyeler yazmaktan bıkmaz, usanmayız. 

\r\n\r\n

   

\r\n

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar