<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Maldia Haber / Malatya Haber / Malatyahaber</title>
        <link>https://www.maldiahaber.com/</link>
        <description>Malatya il geneli güncel haberler ve yazar makaleleri yer almaktadır.</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Akçadağ’da Milletvekili Ölmeztoprak, Tartışmaların Odağında!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/akcadagda-milletvekili-olmeztoprak-tartismalarin-odaginda-607</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/akcadagda-milletvekili-olmeztoprak-tartismalarin-odaginda-607</guid>
                <description><![CDATA[Akçadağ’da Milletvekili Ölmeztoprak, Tartışmaların Odağında!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti Malatya Milletvekili İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak, çevresinde ve teşkilatında izlediği tutum nedeniyle Malatya ve Akçadağ kamuoyunda eleştirilerin odağı haline geldiği yönündeki iddialarla gündeme damga vurdu.&nbsp;</p>

<p>Öncelikle şunun altını çizmek isterim: İnanç hanımla kişisel bir sorunum yoktur. Fuat bey ise sevdiğim ve saygı duyduğum bir insandır.&nbsp;</p>

<p>Ancak İnanç hanımla daha önce birlikte çalıştık, dergi kapağımızda da kendisine yer verdik.&nbsp;</p>

<p>İlk dönemlerinde Maldia Basın Yayın Grubu, olarak kendisine önemli katkılar sunduk.&nbsp;</p>

<p>Sayın vekil ile aramızdaki mesafenin açılması ise tamamen ikinci, üçüncü şahısların, sözde gizli danışmanların ve akıl hocalarının etkisiyle olmuştur. &nbsp;</p>

<p>Bunun dışında sayın vekille bire birde herhangi olumsuz bir mesele söz konusu olmamıştır.&nbsp;</p>

<p>Son dönemde, Milletvekili Ölmeztoprak ile ilgili çeşitli iddialar haber merkezimize ve şahsıma ulaşmaktadır.&nbsp;</p>

<p>Özellikle Akçadağ’da sıkça konuşulan bu başlıkları özetlemek gerekirse; sayın vekilin kendi ilçesinde birçok önemli isimle görüşmediği ve muhatap almadığı ifade ediliyor.&nbsp;</p>

<p>AK Partili Akçadağ Belediye Başkanı Hasan Ulutaş’ın, kendisine “biat etmediği” gerekçesiyle belediyeye ziyaret gerçekleştirilmediği ve ilçe programlarına davet edilmediği yönünde iddialar dilden dile konuşuluyor.&nbsp;</p>

<p>Bir diğer iddia ise; Akçadağ’da kendisine yakın durmadığı ve biat etmeyen &nbsp;bazı sivil toplum kuruluşları ve kanaat önderleriyle görüşülmediği, bu kişilerle iletişim kurmadığı ve telefonlarına bakmadığı konuşulan iddialar arasında.&nbsp;</p>

<p>Buradan Sayın Vekil’e, Akçadağ kamuoyunda konuşulan bu iddialarla ilgili bazı sorular yöneltmek istiyorum:&nbsp;</p>

<p>Sayın Ölmeztoprak, Kendi ilçeniz ve AK Partili olan Akçadağ Belediyesi’ni neden ziyaret etmiyorsunuz?&nbsp;</p>

<p>AK Partili Belediye Başkanı Hasan Ulutaş’ı programlara davet etmediğiniz ve telefonlarına dönüş yapmadığınız iddiaları doğru mu?&nbsp;</p>

<p>Akçadağ’daki bazı STK başkanları ve kanaat önderleriyle iletişim sorunu yaşadığınız ve telefonlara bakmadığınız doğru mu?&nbsp;</p>

<p>Geçtiğimiz günlerde Ankara’da gerçekleştirilen bakanlık ziyaretlerinde Malatya’daki AK Partili belediye başkanları davet edilirken, Akçadağ Belediye Başkanı’nın davet etmediğiniz iddiası doğru mu?&nbsp;</p>

<p>Bu durumu öğrenen Başkan Ulutaş’ın, başka bir AK Partili &nbsp;milletvekili aracılığıyla programa dahil olduğu ve sonrasında bu duruma vekili arayarak müdahale etmeye çalıştığınız yönündeki iddialar gerçeği yansıtıyor mu?&nbsp;</p>

<p>Eğer AK Parti Malatya Milletvekili İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak hakkında konuşulan bu vahim iddialar doğruysa, bunun en büyük zararını başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti teşkilatları ve Akçadağ halkı görecektir.&nbsp;</p>

<p>Son olarak, Akçadağ’da gündeme gelen bu vahim iddialar üzerine görüştüğüm birçok vatandaş, yaşanan kısır ve kişisel çekişmelerden rahatsız olduklarını dile getirdi. &nbsp;</p>

<p>Akçadağlılar, oy vererek seçtikleri milletvekilini Malatya’ya ve ilçelerine odaklanarak hizmet etmeye davet ettiklerini ifade etti.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 23:11:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Manginder’de Yaprak Dökümü!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/manginderde-yaprak-dokumu-606</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/manginderde-yaprak-dokumu-606</guid>
                <description><![CDATA[Manginder’de Yaprak Dökümü!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Girişimci İş İnsanları Derneği (MAGİNDER), Salih Karademir başkanlığında 2023 yılında, güçlü bir yönetim kadrosuyla yola çıkmış ve kısa sürede dikkat çeken çalışmalara imza atmıştı.&nbsp;</p>

<p>Kuruluşunun ilk yılında ortaya koyduğu performans, şehir kamuoyunda ciddi bir karşılık bulmuş; hatta birçok kesim tarafından, o dönem tarihinin en başarısız sürüceni yaşayan, Malatya Ticaret ve Sanayi Odası ile kıyaslanacak düzeye ulaşmıştı.&nbsp;</p>

<p>Özellikle 6 Şubat depremlerinde, derneğin onursal başkanı Vahap Küçük’ün desteğiyle sahada gösterilen yoğun çaba, MAGİNDER’i sadece bir iş dünyası platformu olmaktan çıkarıp, toplumsal sorumluluk üstlenen bir sivil yapı haline getirmişti.&nbsp;</p>

<p>MAGİNDER’in kuruluş amacı; Malatya merkezli girişimcilik ruhunu desteklemek, iş dünyasına yeni bir vizyon kazandırmak, üyeler arası istişareyi artırmak ve şehre somut katkılar sunmaktı. &nbsp;</p>

<p>Vizyon metninde ise; kurumsallaşmış, strateji üreten, yönetim becerisi yüksek ve finansal güç birliktelikleri oluşturabilen bir sivil toplum modeli hedeflenmişti.&nbsp;</p>

<p>Ancak gelinen noktada, kuruluş dönemindeki o tabloya dair izlerden eser kalmadığı gibi giderek silindiği görülüyor.&nbsp;</p>

<p>Geçtiğimiz günlerde derneğin en etkili isimlerinden ve “ikinci adam” olarak anılan Arif Aksoğan’ın istifasını açıklaması, dernek içindeki kırılmayı görünür hale getirdi.&nbsp;</p>

<p>Aldığım bilgilere göre, başta Vahap Küçük olmak üzere birçok önemli ismin, yönetim anlayışı ve çizilen yol haritasından duyduğu rahatsızlık nedeniyle toplantı ve programlara katılımı azalttığı ifade ediliyor.&nbsp;</p>

<p>Dernek içindeki “yaprak dökümü”nün temel sebeplerinden biri olarak ise, Başkan Karademir’in kurumsal kimlikten ziyade kişisel görünürlüğü öncelediği ve MAGİNDER üzerinden şahsına yönelik bir PR çalışması yürüttüğü yönündeki eleştiriler gösteriliyor.&nbsp;</p>

<p>Bu durumun, yönetim kadrosunda ve üyeler nezdinde ciddi rahatsızlık oluşturduğu konuşuluyor.&nbsp;</p>

<p>Kulislerde dolaşan bir diğer iddia ise, Salih Karademir’in bir süredir siyasi hedefler doğrultusunda zemin yokladığı yönünde.&nbsp;</p>

<p>Önce TSO başkanlığı için hazırlık yaptığı, şimdi ise milletvekilliği için temaslar yürüttüğü dile getiriliyor. Ancak hangi siyasi parti ile yol yürüyeceği konusunda net bir tablo bulunmuyor. &nbsp;</p>

<p>Görüştüğüm bazı parti yetkilileri ise Salih Karademir’in kendi partilerinde olası bir siyasi düşüncesi ve bu ihtimalin zayıf olduğunu, nihai kararın ise genel merkezler düzeyinde şekilleneceğini ifade ediyor.&nbsp;</p>

<p>Özetle, kamuoyu bugün şu sorunun cevabını arıyor: Her geçen gün kan kaybeden Salih Karademir sahada MAGİNDER başkanı olarak mı kalacak, TSO’ya mı yönelecek, yoksa siyasete mi adım atacak?&nbsp;</p>

<p>Bu belirsizlik ise, bir dönem kurumsal kimliği ve ortak aklıyla öne çıkan MAGİNDER’de, ciddi bir güven ve yön duygusu kaybına yol açmış gibi görünüyor.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 20:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya AK Parti’de Sessiz Gücün Adı; Esin Yılmaz!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/malatya-ak-partide-sessiz-gucun-adi-esin-yilmaz-605</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/malatya-ak-partide-sessiz-gucun-adi-esin-yilmaz-605</guid>
                <description><![CDATA[Malatya AK Parti’de Sessiz Gücün Adı; Esin Yılmaz!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti Malatya Kadın Kolları Başkanı Esin Yılmaz, yıllardır partinin farklı kademelerinde üstlendiği görevler, ekibiyle birlikte uyumlu çalışmaları ve sahadaki istikrarlı çalışmalarıyla dikkat çekmeye devam ediyor. &nbsp;</p>

<p>Gösterişten uzak, mütevazı duruşu ve teşkilatın her kademesiyle kurduğu güçlü iletişim sayesinde Malatya’da kadın kollarının en aktif dönemlerinden biri yaşanıyor.&nbsp;</p>

<p>Kapı kapı dolaşan, gönüllere dokunan ve teşkilat içinde herkesle barışık bir profil çizen Yılmaz, adeta partisi için bir nefer gibi çalışmayı sürdürüyor.&nbsp;</p>

<p>Özellikle son dönemde yürütülen saha faaliyetleri, kadınlara ve ailelere yönelik temaslar, teşkilat disiplinini önceleyen yaklaşımı onun adını başarıyla birlikte teşkilatta anılır hale getiriyor.&nbsp;</p>

<p>Davasına bağlılığı ve parti kültürüne olan sadakatiyle gece gündüz demeden çalışan Esin Yılmaz, AK Parti teşkilat yapısında kadın kollarının ne denli kritik bir rol üstlendiğini sahada gösteren isimlerden biri olarak öne çıkıyor.&nbsp;</p>

<p>Ancak her başarı hikâyesinde olduğu gibi, bu süreçte de Başkan Yılmaz’ın çalışmalarından rahatsız olan bazı kişilerin bulunduğu konuşuluyor.&nbsp;</p>

<p>Özellikle koltuk hesabı yapan bazı kişilerin, Esin Yılmaz’ı yıpratmak amacıya bazı sosyal medya trollerine maddi destek sağlama gibi bir çok çirkin girişimlerde bulundukları iddiaları ve duyumları alıyorum.&nbsp;</p>

<p>Bu tür çirkin iddiaların, teşkilat içindeki birlik ve beraberliğe zarar vermemesi adına yakından takip edilmesi gerektiği kanaatindeyim.&nbsp;</p>

<p>Bir konuşmasında kadın kollarının ve teşkilatların önemine dikkat çeken bir dünya lideri olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan şu ifadeleri kullanmıştı: “Kadın elinin değdiği, kadın kalbinin adandığı, kadın kararlılığının yöneldiği hiçbir işin başarısız olma şansı yoktur.”&nbsp;</p>

<p>Bu sözler, Malatya’da yürütülen kadın kolları çalışmalarının sahadaki karşılığını adeta özetler nitelikte.&nbsp;</p>

<p>Esin Yılmaz’ın ortaya koyduğu performans, bu anlayışın yereldeki somut yansıması olarak değerlendiriliyor.&nbsp;</p>

<p>Başkan Esin Yılmaz, ve ekibinin Başarılarının artarak devam etmesi, hem teşkilat hem de Malatya siyaseti açısından önemli bir kazanım olacaktır..</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 20:36:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya Stadyumuna Yakışmayan Görüntüler!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/malatya-stadyumuna-yakismayan-goruntuler-604</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/malatya-stadyumuna-yakismayan-goruntuler-604</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Stadyumuna Yakışmayan Görüntüler!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Stadyumu’nda bugün oynanan Yeşilyurtspor–Karaköprü karşılaşması, sahadaki futboldan çok tribünlerdeki ihmaller gündeme geldi.&nbsp;</p>

<p>Tribünler ve ortak alanlar bakımsız, tuvaletler ve lavabolar kirli, asansörler ise arızalı çalışmaz haldeydi. &nbsp;</p>

<p>Stada gelen engelli taraftarların maçı misafir tribününden izlemek zorunda kalması ise organizasyon zafiyetinin en çarpıcı göstergesi oldu.&nbsp;</p>

<p>Protokol tribününde koltukların ve cam korkulukların toz içinde olması, görünen olumsuz tabloyu daha da ağırlaştırdı. &nbsp;</p>

<p>Müsabakayı izlemeye gelen Malatya Valisi Seddar Yavuz, gördüğü olumsuz manzaraya tepki göstererek Gençlik Spor İl Müdürü Ebubekir Kayhan ile görüşerek rahatsızlığını dile getirerek stadyumda rezaletin hesabını sorduğu ifade edildi.&nbsp;</p>

<p>Daha öncede defalarca yazmamıza rağmen, Gençlik Spor il Müdürü Ebubekir Kayhan'nın hala o koltukta oturması Malatya için büyük bir talihsizlik.&nbsp;</p>

<p>Ebubekir Kayhan, hakkında o kadar çok tepki olması, bizim başarız bir yönetim tarzı sergilemesini defalarca yazmamıza rağmen hala o koltukta tutulması kamuoyunda Malatya'nın ayıbı olarak yorumlanıyor.&nbsp;</p>

<p>Stadyumun temizlik, bakım ve işletme sorumluluğunun hangi kurumda olduğu elbette önemlidir. &nbsp;</p>

<p>Ancak daha önemlisi, böylesi bir organizasyonun böylesine bir ihmalle karşı karşıya kalmasıdır. &nbsp;Bu tablo, sadece bir temizlik eksikliği değil; ciddi bir yönetim ve denetim zafiyetidir.&nbsp;</p>

<p>Malatya’da sporun ve özellikle futbolun dibe vurması ve gerilemesinin ardında, sahadaki performanstan çok masa başındaki ilgisizlik ve plansızlık yatıyor. &nbsp;</p>

<p>Kurumlar arası koordinasyon eksikliği, görev tanımlarının kağıt üzerinde kalması ve sorumluluk bilincinin zayıflaması, faturayı doğrudan şehrin ileri gelen yöneticilerine kesiyor.&nbsp;</p>

<p>Sami Er, İlhan Geçit ve Bayram Taşkın, gerekeni yaparak, takıma maddi destek sunarken, stadyumun bu halde olması kamuoyunda doğal olarak “Peki organizasyonu kim denetliyor?” sorusunu gündeme getiriyor. &nbsp;</p>

<p>Bir belediye başkanının stadyum temizliğiyle ilgilenmesi beklenmez; ancak sorumlu kurumların görevlerini layıkıyla yapması gerekiyor.&nbsp;</p>

<p>Gençlik Spor İl müdürlüğü ve Yeşilyurtspor yönetiminin de bu tablo karşısında sorumluluk alması gerekir. &nbsp;</p>

<p>Yalnızca protokol tribününde yer almak ya da maç sonrası açıklamalar yapmak, kulüp yöneticiliği için yeterli değildir. &nbsp;</p>

<p>Zaten yıllardır Malatya futbolunun dibe vurmasının en önemli nedenlerinden biri, futboldan anlamayan ve torpille göreve getirilen; kulübe ne maddi ne de manevi anlamda katkı sunamayan yöneticilere yetki verilmesidir.&nbsp;</p>

<p>Bu durum, adeta kanayan bir yara gibi hafızalarımızda yer etmeye devam etmektedir.&nbsp;</p>

<p>Bu skandal konular taraftarın karşılaştığı şartlar, kulübün kurumsal ciddiyetini de doğrudan etkiliyor. Bugün Malatya Stadyumu’nda yaşananlar, basit bir ihmal değil; Malatya’daki spor yönetiminin aynaya bakmasını gerektiren bir uyarıdır. &nbsp;</p>

<p>Eğerki amatörce yönetim anlayışı ve hoş olmayan görüntüler sıradanlaşırsa, Malatya’da futbolun yeniden ayağa kalkması da sadece temenniden ibaret kalacaktır.</p>

<p><img alt="" src="https://www.maldiahaber.com/public/images/detay/IMG_2418.jpeg" style="height:748px; width:800px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 09:41:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya Ticaret Sanayi Odasında Derin Sesizlik!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/malatya-ticaret-sanayi-odasinda-derin-sesizlik-603</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/malatya-ticaret-sanayi-odasinda-derin-sesizlik-603</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Ticaret Sanayi Odasında Derin Sesizlik!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerine yaklaşık altı ay gibi kısa bir süre kalmış olmasına rağmen, kamuoyunda henüz somut bir başkan adayının ortaya çıkmamış olması dikkat çekici ve düşündürücü bir tablo oluşturuyor.&nbsp;</p>

<p>Şehrin ekonomik kalbi sayılan bu kurumda yaşanan sessizlik, iş dünyasında ve kamuoyunda ciddi soru işaretleri doğuruyor.&nbsp;</p>

<p>Yaklaşık dört ay önce &nbsp;Doğu Anadolu’da yaptığım ziyarette özellikle Van Ticaret ve Sanayi Odası çevresinde seçim hazırlıklarının aylar öncesinden başladığını, adayların sahada yoğun bir çalışma yürüttüğünü gözlemledim.&nbsp;</p>

<p>Hatta Başkan Necdet Takva ile görüşme talebim seçim programlarının yoğunluğu nedeniyle ertelenmişti.&nbsp;</p>

<p>Bölgedeki birçok ilde TSO seçimleri için hareketlilik çoktan başlamışken, Malatya’daki bu durağanlık daha da dikkat çekerek kafalarda soru işareti bırakıyor?&nbsp;</p>

<p>İş dünyasının temsil makamı olan odanın, böylesi kritik bir dönemde bu denli sessizliğe bürünmesi, “aday mı yok, yoksa aday olmak isteyen mi çekiniyor?” sorusunu beraberinde getiriyor.&nbsp;</p>

<p>Mevcut başkan Oğuzhan Sadıkoğlu döneminin, oda tarihinin en beceriksiz ve en verimsiz süreçlerinden biri olduğu yönünde iş dünyasında yaygın bir kanaat bulunuyor.&nbsp;</p>

<p>Özellikle 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından Malatya ekonomisinin ayağa kalkma mücadelesi verdiği bir süreçte, odanın sanayici ve esnafa yeterli katkıyı sunamadığı yönünde eleştiriler ise dikkat çekiyor.&nbsp;</p>

<p>Başkan Sadıkoğlu’nun şehir dışındaki özel işleri nedeniyle zamanının büyük bölümünü Malatya dışında geçirmesi, oda faaliyetlerinin üyeler nezdinde zayıf ve etkisiz kalmasına yol açtığı şeklinde yorumlanıyor. &nbsp;</p>

<p>Başkan Sadıkoğlu'nun odanın kaynaklarını gereksiz harcamaları ile tepki çekmesi ve Malatya’da bulunduğu süre zarfında yapılan göstermelik ziyaretler ve yayımlanan basın bültenlerinin, üyelerin gerçek sorunlarına çözüm üretmekten uzak kaldığı ifade ediliyor.&nbsp;</p>

<p>Öte yandan, üyelerinden faiz almayı ihmal etmeyen Başkan Sadıkoğlu, sürekli olarak bakanlıklardan ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği nezdinde üyelerin kredi borçları ve faizlerin silinmesi ve ertelenmesi ile ilgili talepleri dile getirirken, oda bünyesinde üyeler lehine somut adımların atılmamasıda eleştirilerin bir diğer boyutunu oluşturuyor.&nbsp;</p>

<p>Kulislerde konuşulanlara göre, henüz yıpranmaması adına isimleri açıklamak istemediğim iki önemli başkan adayından birinin önümüzdeki günlerde adaylığını duyurması bekleniyor. &nbsp;</p>

<p>İş dünyasında ise ortak kanaat, Malatya TSO’da bir “bayrak değişiminin” artık kaçınılmaz olduğu sanayici ve esnaf camiasında dilden dile konuşuluyor.&nbsp;</p>

<p>Yaklaşık iki aydır bire bir görüştüğüm çok sayıda sanayici ve esnafın ortak talebi, daha vizyoner, sahada aktif, üyeleriyle birebir temas kuran ve Malatya ekonomisinin yeniden ayağa kalkma sürecine gerçek katkı sunabilecek bir ismin başkanı seçilmesini istiyor.&nbsp;</p>

<p>Görünen o ki, Malatya Ticaret ve Sanayi Odası’ndaki sessizlik, yaklaşan seçim sürecinin en çok konuşulacak başlıklarından biri olmaya aday.<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 22:21:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Esenlik’te Veysel Tay Gitti, Ardında Bir Enkaz Bıraktı!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/esenlikte-veysel-tay-gitti-ardinda-bir-enkaz-birakti-602</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/esenlikte-veysel-tay-gitti-ardinda-bir-enkaz-birakti-602</guid>
                <description><![CDATA[Esenlik’te Veysel Tay Gitti, Ardında Bir Enkaz Bıraktı!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren Esenlik A.Ş.’de uzun süredir tartışmaların odağında bulunan Genel Müdür Veysel Tay, yaklaşık iki yıldır sürdürdüğü görevinden bugün itibarıyla gönderildi.&nbsp;</p>

<p>Kamuoyunda ciddi anlamada tepkiler alan Başkan Sami Er, Tay’ın istifası isteyerek görevine son verdi.&nbsp;</p>

<p>Ancak bu istifa, Malatya kamuoyunda “geç kalmış bir karar” olarak yorumlandı.&nbsp;</p>

<p>Çünkü iki yıllık görev süresi boyunca Esenlik A.Ş.’nin hem kurumsal itibarı hem de mali yapısı ciddi şekilde tartışma konusu haline gelmişti.&nbsp;</p>

<p>Bir dönem Malatyalılar için uygun fiyatlı alışverişin adresi olarak görülen Esenlik marketleri, son dönemlerde birilerinin arka çiftliğine dönen &nbsp;ve &nbsp;“Malatya’nın en pahalı marketlerinden biri” olarak anılmaya başlanmıştı. &nbsp;</p>

<p>Bu durum da doğal olarak vatandaşların tepkisini beraberinde getirdi. Sadece fiyat politikaları değil, kurum içindeki yönetim anlayışı da sık sık gündeme geldi.&nbsp;</p>

<p>Esenlik bünyesinde çalışan bazı personellere yönelik mobbing ve işten çıkarılma iddiaları, çalışanların yaşadığı huzursuzluklar ve kurum içinde oluşan yönetim zafiyeti konuşulan başlıklar arasında yer aldı. &nbsp;</p>

<p>Bir kamu şirketinin çalışanlarının huzurunu sağlayamaması ve kurumsal motivasyonu koruyamaması, yönetim anlayışının ne kadar sorunlu olduğunun en önemli göstergelerinden biridir.&nbsp;</p>

<p>Tüm bu tartışmaların üzerine geçtiğimiz günlerde yaşanan ve kamuoyuna yansıyan özel bir okulda meydana gelen şiddet olayı, adeta bardağı taşıran son damla oldu. &nbsp;</p>

<p>Güvenlik kamerası görüntülerine göre Veysel Tay’ın eşiyle birlikte karıştığı bu olay kısa sürede Türkiye gündemine oturdu.&nbsp;</p>

<p>Olayın hukuki boyutuna elbette yargı karar verecek; ancak kamuoyunun vicdanında oluşan algı, kurumun itibarına ciddi zarar verdi.&nbsp;</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, kamuoyunda Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’e yönelik eleştiriler artınca Tay’ın istifası istendi ve süreç bu şekilde sonuçlandı. &nbsp;</p>

<p>Veysel Tay da bugün yaptığı yazılı açıklama ile görevinden istifa ettiğini duyurdu.&nbsp;</p>

<p>Bu gelişme, Esenlik A.Ş. için belki de bir dönüm noktası olabilir. &nbsp;</p>

<p>Çünkü birçok kişi için Veysel Tay’ın görevden ayrılması, adeta bitme noktasına geldiği konuşulan Esenlik şirketi için bir “kurtuluş reçetesi” olarak görülüyor.&nbsp;</p>

<p>Ancak asıl kritik soru şimdi başlıyor: Esenlik’in başına kim gelecek?&nbsp;</p>

<p>Eğer yeni atanacak genel müdür yine belli grupların veya yapıların referansıyla belirlenirse, Malatya kamuoyunda oluşan hayal kırıklığı daha da büyüyebilir. &nbsp;</p>

<p>Çünkü geçmişte yaşanan sorunların önemli bir kısmı, liyakatten uzak atamaların kuruma verdiği zararın bir sonucu olarak ifade ediliyor.&nbsp;</p>

<p>Kamuoyunda konuşulan bir diğer gerçek ise şu: &nbsp;Eğer okulda yaşanan o talihsiz olay gündeme gelmeseydi, Veysel Tay’ın görevden alınmasının kolay olmayacağı yönünde güçlü bir kanaat vardı. &nbsp;</p>

<p>Bu durum da kamu kurumlarında hesap verebilirlik ve denetim mekanizmalarının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.&nbsp;</p>

<p>Buradan Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’e açık bir çağrıda bulunmak istiyorum. Sayın Başkan, Esenlik A.Ş sıradan bir şirket değildir.&nbsp;</p>

<p>Esenlik, Malatyalıların yıllarca güvenerek alışveriş yaptığı, şehir ekonomisinin önemli bir markasıdır. &nbsp;</p>

<p>Bu kurumun yeniden ayağa kalkması için yapılacak yeni atama son derece kritik olacaktır.&nbsp;</p>

<p>Esenlik’i yeniden eski günlerine döndürecek, kurumu mali açıdan toparlayacak, çalışanlarıyla barışık ve en önemlisi Malatyalı vatandaşın güvenini yeniden kazanacak vizyoner, tecrübeli ve hiçbir grubun gölgesinde olmayan bağımsız tecrübeli bir yöneticiye ihtiyaç var.&nbsp;</p>

<p>Aksi halde Esenlik’te yaşanan sorunlar sadece bir yönetici değişikliğiyle sınırlı kalır; kurumun gerçek anlamda toparlanması mümkün olmaz.&nbsp;</p>

<p>Ve bunun siyasi ve toplumsal bedelini de eninde sonunda yönetim olarak sizlere yansıyacaktır.&nbsp;</p>

<p>Bugün Esenlik için yeni bir sayfa açma fırsatı vardır. Önemli olan bu sayfanın liyakatle mi yoksa alışılmış referans ilişkileriyle mi giderileceğimidir hep birlikte bakıp göreceğiz.<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 11:25:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Rajon Kesen Genel Müdür; Dibe Vuran Esenlik!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/rajon-kesen-genel-mudur-dibe-vuran-esenlik-601</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/rajon-kesen-genel-mudur-dibe-vuran-esenlik-601</guid>
                <description><![CDATA[Rajon Kesen Genel Müdür; Dibe Vuran Esenlik!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Son yılların belki de en kötü yönetim dönemlerinden birini yaşayan Malatya’nın köklü şirketlerinden Esenlik A.Ş., bugünlerde ciddi bir yönetim krizi ile anılıyor.&nbsp;</p>

<p>Bir zamanlar Malatyalıların gurur duyduğu, “Malatya’nın öz markası” olarak ifade edilen Esenlik, mevcut yönetim anlayışıyla adeta dibe vurmuş durumda.&nbsp;</p>

<p>14 Mayıs 1990’da kurulan Esenlik’in temel amacı, piyasada denge oluşturmak ve vatandaşlara uygun fiyatlı ürün sunmaktı.&nbsp;</p>

<p>Yıllarca bu misyonla hizmet veren şirket, Malatya’da sosyal belediyeciliğin önemli örneklerinden biri olarak gösteriliyordu.&nbsp;</p>

<p><strong>Ancak bugün gelinen noktada tablo oldukça farklı.&nbsp;</strong></p>

<p>Vatandaşların dilinde dolaşan en büyük eleştirilerden biri, Esenlik marketlerinin artık şehirde en pahalı ürünlerin satıldığı yerlerden biri haline gelmesi.&nbsp;</p>

<p>Bu durum doğal olarak tepkileri de beraberinde getiriyor. Bir zamanlar yoğunluğu ile dikkat çeken marketlerde bugün müşteri sayısının ciddi şekilde azaldığı, hatta bazı şubelerde adeta “sinek avlandığı” konuşuluyor.&nbsp;</p>

<p>Tedarikçi firmaların da şirkete ürün vermekte isteksiz davrandığı yönündeki iddialar, Esenlik’teki yönetim sorunlarının ne kadar derinleştiğini gözler önüne seriyor.&nbsp;</p>

<p>Bu kötü gidişatın en önemli nedenlerinden biri olarak ise şirketin mevcut genel müdürü Veysel Tay, ve ekibinin yönetim anlayışı gösteriliyor.&nbsp;</p>

<p>İddialara göre, iyi bir noktada devralınan kurumda kurumsal akıl yerine kişisel kararların öne çıktığı bir yönetim tarzı hâkim.&nbsp;</p>

<p>Hatta kulislerde konuşulanlara göre Tay’ın, kurum içerisinde adeta kendi düzenini kurduğu; personel konusunda keyfi tasarruflarda bulunduğu ve şehirdeki siyasi iradeyi dahi dikkate almayan tavırlar sergilediği ifade ediliyor.&nbsp;</p>

<p>Bu tavırlar kamuoyunda “rajon kesmek” olarak yorumlanıyor.</p>

<p>&nbsp;“<strong>Kim Bu Veysel Tay?”&nbsp;</strong></p>

<p>Son günlerde ise Veysel Tay’ın adı yalnızca Esenlik’teki yönetim tartışmalarıyla değil, farklı bir olayla daha gündeme geldi.&nbsp;</p>

<p>Malatya’da Özel Kanguru Okulları tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre, Tay ve eşinin okul yönetimi ile çocuklarıyla ilgili bir mesele nedeniyle tartışma yaşadığı öne sürüldü.&nbsp;</p>

<p>İddiaya göre büyüyen tartışma sırasında Tay’ın eşinin bir öğretmeni darp ettiği, öğretmenin yaralanarak hastaneye kaldırıldığı belirtildi.&nbsp;</p>

<p>Yaşanan olayın ardından okul yönetimi ve İl Milli Eğitim Müdürü Behçet Bakır tarafından kınama mesajları yayımlandı.&nbsp;</p>

<p>Eğitim camiasına yönelik bu tür bir davranışın kabul edilemez olduğu yönündeki tepkiler kısa sürede büyüdü.&nbsp;</p>

<p>Elbette herkes hata yapabilir.&nbsp;</p>

<p>Öğrenciler de öğretmenler de zaman zaman hatalar yapabilir. Ancak hiçbir sorun şiddetle çözülemez ve eğitimcilerin hedef alınması asla kabul edilemez.&nbsp;</p>

<p>Bu vesileyle Kanguru Okulları yönetimine ve eğitim camiasına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.&nbsp;</p>

<p>Ancak tüm bu gelişmeler ışığında kamuoyunun aklındaki soru giderek büyüyor: Malatya’nın önemli bir markası olan Esenlik’in bu tabloya sürüklenmesine neden göz yumuluyor!&nbsp;</p>

<p>Yetkililerin bu iddialar ve yaşanan olaylar karşısında gerekli adımları atmasının zamanı geldi geçiyor.&nbsp;</p>

<p>Umarım bir an öce Esenlikte saltanat kuran vukuatlı müdür Veysel Tay için gereken adımlar atılır!</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 22 Mar 2026 11:38:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İkizce Malatya’nın Üçüncü Merkez İlçesi Olmalı</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/ikizce-malatyanin-ucuncu-merkez-ilcesi-olmali-600</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/ikizce-malatyanin-ucuncu-merkez-ilcesi-olmali-600</guid>
                <description><![CDATA[İkizce Malatya’nın Üçüncü Merkez İlçesi Olmalı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Maldia Dergisi olarak yeni sayımızla bir kez daha siz değerli okuyucularımızla buluşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Yayın hayatımız boyunca bizlere güç veren en önemli unsur siz kıymetli okuyucularımızın desteği ve güveni oldu. Maldia Dergisi ve Maldia Haber olarak, doğru, ilkeli ve şeffaf habercilik anlayışımızdan taviz vermeden; zaman zaman zor şartlara rağmen yayın hayatımıza kararlılıkla devam ediyoruz.</p>

<p>Malatya, 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından büyük yaralar almış olsa da devletimizin güçlü desteğiyle yeniden ayağa kalkma sürecini kararlılıkla sürdürüyor. Şehrimizin dört bir yanında devam eden ihya ve inşa çalışmaları, Malatya’nın geleceği adına umut verici bir tablo ortaya koyuyor.&nbsp;<br />
Konut projeleri, altyapı yatırımları ve yeni yaşam alanlarıyla Malatya adeta yeniden şekilleniyor.</p>

<p>Bu yeniden yapılanma sürecinin en dikkat çekici merkezlerinden biri ise İkizce bölgesi. Türkiye’nin en büyük şantiyelerinden biri haline gelen bölgede 28 bin 289 bağımsız bölüm inşa edildi.Böylesine büyük bir yerleşim alanının oluşması, İkizce’nin Malatya’nın üçüncü merkez ilçesi olması yönündeki beklentileri de beraberinde getiriyor. Kamuoyunda sıkça dile getirilen bu talebin, yetkililer tarafından değerlendirilerek gerekli adımların atılmasını temenni ediyoruz.</p>

<p>Bu sayımızda dergimizin kapağına ise Malatya ekonomisine önemli katkılar sağlayan bir ismi taşıdık. Malatya Ticaret Borsası Başkanı Ramazan Özcan, özellikle Malatya’nın dünyaca ünlü ürünü olan kayısının üretimden ihracata kadar olan sürecinde önemli çalışmalara imza atmaya devam ediyor. Ticaret Borsası’nın üreticinin yanında durarak ihracatı güçlendiren çalışmaları, Malatya ekonomisi açısından büyük önem taşıyor.</p>

<p>Nitekim geçtiğimiz günlerde Malatya’da ihracatta ilk ona giren firmalara ödül verilmesi de bu çabaların önemli bir göstergesi oldu. Bu organizasyona öncülük eden Malatya Ticaret Borsası Başkanı Ramazan Özcan’ı tebrik ediyor, şehrimizin ekonomisine katkı sağlayan çalışmalarının artarak devam etmesini diliyorum.</p>

<p>Son olarak, yaklaşmakta olan Ramazan Bayramı’nın başta ülkemiz olmak üzere tüm İslam âlemine sağlık, huzur ve bereket getirmesini temenni ediyorum. Bayramın; birlik, beraberlik ve dayanışma duygularımızı daha da güçlendirmesini diliyorum.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 13:15:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aksa Doğalgaz Müdürü Güngör Ateş’e Tepkiler Artıyor!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/aksa-dogalgaz-muduru-gungor-atese-tepkiler-artiyor-599</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/aksa-dogalgaz-muduru-gungor-atese-tepkiler-artiyor-599</guid>
                <description><![CDATA[Aksa Doğalgaz Müdürü Güngör Ateş’e Tepkiler Artıyor!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>2019 yılından bu yana Malatya’da görev yapan Aksa Doğalgaz Dağıtım A.Ş Şirket Müdürü Güngör Ateş’e tepkiler devam ediyor.</p>

<p>6 Şubat 2023 depremlerinde adeta yerle bir olan Malatya’da, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde devletin güçlü desteğiyle ihya ve inşa çalışmaları tüm hızıyla sürüyor. &nbsp;</p>

<p>Bu süreçte Malatya’nın ayağa kalkması için gece gündüz çalışan ve sahadaki gayretiyle kamuoyunun takdirini kazanan Vali Seddar Yavuz, şehirdeki toparlanma sürecinin en önemli aktörlerinden biri olarak öne çıkıyor.&nbsp;</p>

<p>Ancak aynı başarıyı bazı kurumlarda görmek ne yazık ki mümkün değil.&nbsp;</p>

<p>Geçtiğimiz günlerde Gençlik ve Spor’un vizyonsuz ve beceriksiz İl Müdürü Ebubekir Kayhan hakkında kaleme aldığımız yazı kamuoyunda geniş yankı bulmuş,okuyucularımızdan ciddi destek almıştı.&nbsp;</p>

<p>Şimdi ise benzer tepkiler, 2019 yılından bu yana Malatya’da görev yapan Aksa Doğalgaz Dağıtım A.Ş Şirket Müdürü Güngör Ateş için haber merkezimize ulaşmaya devam ediyor.&nbsp;</p>

<p>Depremlerin ardından ağırlıklı olarak TOKİ şantiyelerine yöneldiği bahanelerine sığınan Aksa Doğalgaz’ın, vizyonsuz ve beceriksiz müdürü Güngör Ateş’e şehir genelinde birçok vatandaşı mağdur ettiği yönündeki şikayetler her geçen gün artıyor. &nbsp;</p>

<p>Özellikle doğalgaz şebeke dağıtımı, abonelik süreçleri ve gaz açma işlemleri noktasında vatandaşa verilen sözlerin yerine getirilmemesi ve yaşanan gecikmeler nedeniyle çok sayıda mahallede vatandaşlar ciddi mağduriyet yaşadıklarını dile getiriyor.&nbsp;</p>

<p>Malatya merkezle iç içe olan bir çok mahalle,hâlâ doğalgazla tanışamayan onlarca mahallenin bulunması, tepkilerin odak noktasını oluşturuyor.&nbsp;</p>

<p>Vatandaşlar, sorunlarını iletmek için kuruma gittiklerinde Müdür Güngör Ateş’e ulaşamadıklarını, randevu ve iletişim konusunda büyük zorluk yaşadıklarını ifade ediyorlar.&nbsp;</p>

<p><strong>Kamuoyunda oluşan algı ise net: &nbsp;</strong></p>

<p>Ulaşılamayan, çözüm iş görmeyen ve üretmeyen bir yönetim anlayışı istemiyoruz.&nbsp;</p>

<p>Şehir bu kadar zorlu bir süreçten geçerken, vatandaşın beklentisi hızlı, erişilebilir ve çözüm odaklı bir yönetim anlayışı. Buna karşın ortaya çıkan tablo, tepkilerin büyümesine neden oluyor. &nbsp;</p>

<p>Birçok vatandaş, yıllardır devam eden bu memnuniyetsizliğe rağmen aynı müdürün 7 yıl görevde kalmasına anlam veremediklerini dile getiriyor.&nbsp;</p>

<p>Biz de vatandaşlar adına, bu süreçte Malatya’da Çevre ve Şehircilik il müdürlüğü, Gençlik ve Spor İl müdürlüğü, Kültür ve Turizm il müdürlüğü Aksa Doğalgaz müdürlüğü başta olmak üzere bazı kurumların başındaki vizyon yoksunu müdürler için gerekli adımların atılmasını ve yaşanan sorunların kalıcı şekilde çözülmesini bekliyoruz.&nbsp;</p>

<p>Aksi halde, bazı kurumların başındaki vizyon eksikliği ve yönetim zafiyeti tartışmaları büyümeye devam edecek; bu durumun siyasi yansımaları da kaçınılmaz olarak AK Parti ve bir dünya lideri olarak görünen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı da etkileyecektir.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 03:57:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İl Müdürü Ebubekir Kayhan, Hakkında Şok İddialar!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/il-muduru-ebubekir-kayhan-hakkinda-sok-iddialar-598</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/il-muduru-ebubekir-kayhan-hakkinda-sok-iddialar-598</guid>
                <description><![CDATA[İl Müdürü Ebubekir Kayhan, Hakkında Şok İddialar!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Gençlik ve Spor İl Müdürü Ebubekir Kayhan hakkında geçtiğimiz günlerde kaleme aldığım yazı, 150 bini aşkın erişim, etkileşim ve okunma sayısına ulaşarak kamuoyunda geniş bir yankı uyandırdı.&nbsp;</p>

<p>Yazının ardından tarafıma çok sayıda yolsuzluk ve usulsüzlük iddiası ulaştı.&nbsp;</p>

<p>Yedi yıllık görev süresi boyunca, iddialar doğruysa, İl Müdürü Ebubekir Kayhan’ın Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nde adeta bir “saltanat” kurduğu öne sürülüyor.&nbsp;</p>

<p>Bu vahim iddialar karşısında Sayın Kayhan’a kamuoyu adına bazı sorular yöneltmek istiyorum.&nbsp;</p>

<p>Sayın Kayhan, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından satın alınan, Malatya City karşısındaki Beydağı ve Gözde yurtlarının kamulaştırma sürecinde; normalde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından belirlenmesi gereken resmî kamulaştırma bedeli yerine, özel bir şirketten eksper getirilerek yurtların yüksek bedellerle kamulaştırıldığı ve bu süreçte yurt sahiplerine haksız kazanç sağlandığı iddiaları doğru mudur?&nbsp;</p>

<p>Bir diğer iddiaya göre; Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın desteği ve talimatıyla milyonlarca lira harcanarak hizmete açılan, İl Müdürlüğü yanındaki tenis kortunun ısıtma sisteminin hâlâ yapılmadığı doğru mudur?&nbsp;</p>

<p>Yine kurum içinde milyonluk yatırımlara rağmen ısıtma ve benzeri sorunların giderilmemesi nedeniyle veli ve öğrencilerin yoğun tepkisi oluştuğu, bu süreçte kurum içindeki bir personelin şube müdürünü darp ettikten sonra olayla ilgili personele soruşturma açılmadığı iddiaları doğru mudur?&nbsp;</p>

<p>Yeşilyurt ilçesi Melekbaba Mahallesi’nde bulunan Kaynarca Spor Kompleksi’nde yüklenici firmanın yaşanan depremlerden sonra maliyetlerin yükselmesinden dolayı işi bırakmasının ardından gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığı, bu nedenle milyonlarca liralık devlet malının çalındığı ve olayın üstünün örtülerek kamunun milyonlarca lira zarara uğratıldığı iddiaları doğru mudur?&nbsp;</p>

<p>Son olarak; tek maaşla işsiz oğlunuza sıfır kilometre Volkswagen marka araç alındığı iddiaları doğru mudur?&nbsp;</p>

<p>Buradan başta Sayın Valimiz Seddar Yavuz olmak üzere tüm siyasetçilere ve yetkililere çağrıda bulunuyorum:&nbsp;</p>

<p>6 Şubat 2023 depremlerinin ardından şehrin yeniden ayağa kaldırılması için devletimizin büyük desteğiyle yürütülen ihya ve inşa çalışmalarına yoğunlaşan üst düzey yöneticilerimiz, büyük bir sorumluluk alarak çalışmalarını yürütürken, bu süreçte oluşan boşluğu fırsata çevirerek bulundukları makamları adeta “arka çiftliğe”çevirdiği öne sürülen bazı kurum müdürleri hakkındaki iddiaların titizlikle incelenmesi gerekmektedir. &nbsp;</p>

<p>Başta Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü olmak üzere ilgili kurumların yönetim anlayışı denetlenmeli ve kamuoyu adına mercek altına alınmalıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 05:54:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Maldia 16 Yaşında…</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/maldia-16-yasinda-597</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/maldia-16-yasinda-597</guid>
                <description><![CDATA[Maldia 16 Yaşında…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Maldia Dergisi olarak yeni bir sayımızla bir kez daha siz değerli okuyucularımızın karşısına çıkmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Büyük emek ve özveriyle hazırlanan bu yolculuğa, sizlerin desteğiyle tam 16 yıl önce başladık. İlk sayımızı Ağustos 2010’da yayımladığımızda, kamuoyunda ve bazı kesimler ve meslektaşlarımız arasında “Birkaç sayı çıkar, sonra bırakırlar”diyenler olmuştu.&nbsp;<br />
<strong>Oysa dergi çıkarmanın ne kadar zor ve maliyetli bir iş olduğunu en iyi biz biliyorduk.</strong></p>

<p>Bugün geriye dönüp baktığımızda, Maldia Dergisi’nin bölgede ve Malatya basın tarihinde istikrarlı şekilde en uzun süre yayın yapan dergilerden biri olmasının gururunu yaşıyoruz. Tüm zorluklara rağmen yayın hayatımızı sürdürebildiysek, bunu siz kıymetli okuyucularımızın desteğine borçluyuz. Bu vesileyle Maldia Dergisi ve Maldia Haber’e takip ve destekleri için tüm Malatyalı hemşerilerimize ve okurlarımıza bir kez daha gönülden teşekkür ediyoruz.</p>

<p><strong>6 Şubat’ı unutmadık, unutmayacağız…</strong></p>

<p>Asrın felaketi olarak hafızalarımıza kazınan 6 Şubat 2023 depremlerinin üzerinden üç yıl geçti. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde devletimizin güçlü desteğiyle, yerle bir olan Malatya’da ihya ve inşa çalışmaları tüm hızıyla sürüyor. İnşallah yıl sonuna kadar şehrimizdeki yeniden yapılanma çalışmalarının büyük bölümünün tamamlandığını göreceğiz.</p>

<p><strong>Başkan Sami Er’in Zor Sınavı..</strong></p>

<p>Bu sayımızda Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’i kapağımıza taşıdık. Zor bir dönemde göreve gelen, adeta her anlamda bir enkazı devralan Başkan Er; yaklaşık iki yıllık görev süresince borç yükü altındaki bir belediye ve yıkılmış bir şehirde, Malatya’nın yeniden ayağa kalkması için gece gündüz demeden çalışmalarını sürdürüyor.&nbsp;<br />
Kendisine çalışmalarında başarılar diliyorum.</p>

<p>Yeni sayımızda yeniden buluşmak dileğiyle, sağlıcakla kalın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Feb 2026 18:13:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İkizce Merkez İlçe Olmazsa, Dev Yatırımlar Risk Altına Girebilir!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/ikizce-merkez-ilce-olmazsa-dev-yatirimlar-risk-altina-girebilir-596</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/ikizce-merkez-ilce-olmazsa-dev-yatirimlar-risk-altina-girebilir-596</guid>
                <description><![CDATA[İkizce Merkez İlçe Olmazsa, Dev Yatırımlar Risk Altına Girebilir!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Milyarlarca liralık yatırımla Türkiye’nin en büyük şantiyesine sahip olan İkizce merkez ilçe olmazsa milyarlık yatırımlar risk altına girebilir.</p>

<p>6 Şubat 2023 depremlerinin ardından dördüncü yıla girerken, Malatya’da ihya ve inşa çalışmaları devletimizin büyük gayretleri ve güçlü desteğiyle aralıksız devam ediyor.&nbsp;</p>

<p>Bu yılın sonuna kadar başta çarşı merkezi olmak üzere kentin birçok noktasında inşaatların tamamlanması hedefleniyor.&nbsp;</p>

<p>Geçtiğimiz günlerde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı, Malatyalı fahri hemşehrimiz Murat Kurum’un da açıkladığı gibi; Türkiye’nin en büyük şantiyesi, 28 bin 289 bağımsız bölümün inşa edildiği Malatya İkizce TOKİ alanı oldu.&nbsp;</p>

<p>Bu açıklama, İkizce’de milyarlarca liralık yatırımla adeta yeni bir uydu kentin kurulduğunu net biçimde ortaya koyuyor.&nbsp;</p>

<p>Ancak bu dev yatırımlara rağmen, İkizce’de ulaşım, altyapı ve üstyapı eksiklikleri ile birlikte konutlarda yaşanan çeşitli eksiklikler ve sorunlar henüz tam anlamıyla giderilebilmiş değil.&nbsp;</p>

<p>Malatya’da geleceğin en parlak ve gözde bölgesi olmasına aday olan İkizce bölgesinde sosyal anlamda yaşamın olmaması sebebiyle vatandaşlar bölgeye taşınma konusunda tereddüt ederek gitmek istemiyor. &nbsp;</p>

<p>Bu sebepten dolayı çarşı merkezine yakın bölgelerde ortalama 20 bin ile 30 bin lira arası olan kiralar ikizcede 5 bin liraya kadar düşmüş durumda.&nbsp;</p>

<p>Bu vahim tablo Türkiye’nin en büyük şantiyesi olan İkizce’yi ciddi bir risk ve tehlikeyle karşı karşıya bırakabilir.&nbsp;</p>

<p>İkizce’de acil olarak atılması gereken adımların başında ise bölgenin bir an önce merkez ilçe statüsüne kavuşturulması gerekiyor. &nbsp;</p>

<p>İlk etapta yaklaşık 100 bin kişinin ikamet etmesinin öngörüldüğü İkizce’nin merkez ilçe olmaması halinde; hizmet alımı, yatırım planlaması ve kamu hizmetlerinin sunumu noktasında büyük sıkıntılar yaşanacağı tahmin ediliyor.&nbsp;</p>

<p>Malatya’da görüştüğüm birçok yetkili, Sivil Toplum Kuruluşu yetkilileri ve vatandaşın ortak görüşü net: İkizce mutlaka merkez ilçe olmalı.&nbsp;</p>

<p>Yeşilyurt Belediyesi sınırları içerisinde yer alan İkizce’nin merkez ilçe olmasını isteyenlerin başında ise Yeşilyurt Belediye Başkanı İlhan Geçit geliyor. &nbsp;</p>

<p>Başkan Geçit, çeşitli platformlarda özelde yaptığı konuşmalarında; “İkizce Bölgesi belediyemiz için ciddi bir yük teşkil edebilir.&nbsp;</p>

<p>Hizmet ve yatırım noktasında inşallah altından kalkmaya çalışacağız; ancak İkizce Malatya’nın üçüncü merkez ilçesi olursa da bundan mutluluk duyarız,” ifadelerini dile getiriyor.&nbsp;</p>

<p>Buradan başta Malatya Valimiz Sayın Seddar Yavuz’a, Eski Gümrük ve Ticaret Bakanımız milletvekili Bülent Tüfenkci'ye ve diğer milletvekillerimize, Büyükşehir Belediye Başkanımız Sami Er’e ve tüm yetkililere çağrıda bulunuyorum: &nbsp;</p>

<p>Birlik ve beraberlik içinde kenetlenerek Ankara’da güçlü bir lobi çalışması yürütmeli; başta bir dünya lideri olan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, olmak üzere, Malatyalı fahri hemşehrilerimiz kıymetli bakanlarımız Murat Kurum ve Mehmet Nuri Ersoy’un destekleriyle İkizce’nin önümüzdeki yerel seçimlerde merkez ilçe olarak seçime girmesini sağlamalıyız.&nbsp;</p>

<p>Aksi halde, bugün elimizde bulunan bu tarihi fırsatı değerlendiremezsek, İkizce’nin merkez ilçe olmasının altyapısını şimdiden oluşturulamazsak, milyarlarca liralık yatırımlar ciddi bir risk altına girebilir?!.</p>

<p><img alt="" src="https://www.maldiahaber.com/public/images/detay/IMG_0643(2).jpeg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 06:33:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Başkan Sadıkoğlu’ndan Başarısızlığa, Bahane Üstüne Bahane!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/baskan-sadikoglundan-basarisizliga-bahane-ustune-bahane-595</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/baskan-sadikoglundan-basarisizliga-bahane-ustune-bahane-595</guid>
                <description><![CDATA[Başkan Sadıkoğlu’ndan Başarısızlığa, Bahane Üstüne Bahane!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, başarısızlığının üstünü kapatmak için yaptığı &nbsp;suni açıklamalar ile sorumluluğu başkalarına yüklemeye devam ediyor.</p>

<p>Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, ayın en fazla bir haftasını Malatya’da geçirerek, sürekli il dışındaki özel işleriyle ilgilenmesi ve yoğunluğu dolayısıyla geçtiğimiz ay gerçekleştirilen TSO aylık meclis toplantısına da katılamamıştı.&nbsp;</p>

<p>Sayın Sadıkoğlu, aynı zamanda asrın felaketinden sonra zor günler geçiren üyelerinden aidat faizi almayı da ihmal etmeyerek, Odanın kaynaklarının nasıl kullanıldığı kamuoyunda tartışılırken, gecikmeli olsada &nbsp;10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle Malatya basını ile 17 gün sonra (dün)TSO binasında bir araya bir gelebildi.&nbsp;</p>

<p>Bu buluşmada gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sadıkoğlu, Malatya’nın gelişiminin bazı siyasiler tarafından engellendiğini ifade ettiği &nbsp;konuşmasına “dürüst duruş sergilemenin zorlukları” vurgusuyla başladı. &nbsp;</p>

<p>Ancak konuşmanın en dikkat çekici kısmı, bazı “örümcek kafalı” basit düşünceli insanların kendilerine &nbsp;biat etmediğim için Malatya’ya gelen bakanların odaya gelmesinin engellediğini iddia etmesi oldu. &nbsp;</p>

<p>Bu iddia, ister istemez kamuoyunda “Kimler bu örümcek kafalılar?” sorusunu gündeme getirdi.&nbsp;</p>

<p>Sadıkoğlu’nun dikkat çeken bir diğer ifadesi ise Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) yönetiminde değiliz bunun sebeplerini bildiklerini söylemesiydi. &nbsp;</p>

<p><strong>Bana göre Başkan Sadıkoğlu’nun mesajı şu şekildeydi. &nbsp;</strong></p>

<p>Malatya’da dürüst duruş sergileyen tek kişi Oğuzhan Ata Sadıkoğlu’ydu;&nbsp;</p>

<p><strong>Buradan Sayın Sadıkoğlu’na sormak gerekiyor:</strong>&nbsp;</p>

<p>Bir atasözü vardır; önce çuvaldızı kendine batır, sonra iğneyi başkasına..&nbsp;</p>

<p>Sayın Sadıkoğlu, dört yıl boyunca Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) yönetiminde ve 1. Organize Sanayi bölgesinde başkan vekili olarak görev yaptınız. &nbsp;</p>

<p>Bu süre zarfında Malatya sanayisi ve esnafı için hangi somut projeleri hayata geçirdiniz? Hangi kazanımları sağladınız?Kamuoyu bilsin, biz de bilelim.&nbsp;</p>

<p><strong>Sayın Sadıkoğlu, artık Malatya sizi tanıyor ve biliyor.&nbsp;</strong></p>

<p>Yaptığınız çarpıcı ve suni açıklamalarla, yapay gündemlerle şehri oyalamayı bırakın.&nbsp;</p>

<p><strong>Her çarpıcı açıklamanız, sizi biraz daha geri götürüyor.&nbsp;</strong></p>

<p>Bu gereksiz çıkışlar, Malatya’nın sanayicisine ve esnafına fayda sağlamadığı gibi zarar veriyor.&nbsp;</p>

<p>İki dönem ve sekiz yıla yaklaşan &nbsp;başkanlığınız süresince, görev yapan dört vali ile birlikte milletvekilleri, belediye başkanları, STK'lar &nbsp;ve bürokratlarla, ilişkilerinizi &nbsp;doğru ve sağlıklı bir şekilde yürütemediniz.&nbsp;</p>

<p>Tüm bu olumsuz tablo ortadayken, “Biat etmediğim için örümcek kafalı basit düşünceli insanlar bakanların Odaya gelmesini engelliyor”demek, sorumluluğu başkalarına yıkmaktan öteye geçmiyor.&nbsp;</p>

<p>TOBB yönetimindeyken, Başkan Rifat Hisarcıklıoğlu ile yaşadığınız tartışmalar sonrası bir sonraki dönemde yönetime alınmadınız.&nbsp;</p>

<p><strong>Bugün hâlâ TOBB’a üstü kapalı göndermeler yapıyorsunuz.&nbsp;</strong></p>

<p>Sayın Başkanım hakkınızda o kadar çok olumsuz ihbarlar geliyor ki çok uzatmadan son olarak size şunu söylemek isterim: &nbsp;</p>

<p>Yıllara dayanan bir tanışıklığımız var. Özünde iyi bir insansınız.&nbsp;</p>

<p>Ancak yöneticilik noktasında Malatya Ticaret ve Sanayi Odasını yönetemediğiniz açıkça ortada. &nbsp;</p>

<p>Her geçen gün puan kaybederek kredinizi bitirme noktasına getirip biraz daha geriye gidiyorsunuz. &nbsp;</p>

<p>Bu Başarızlığı kabul etmek bir erdemlikdir..</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Feb 2026 23:22:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bu Lezzetler Bizim: Malatya Gastronomisine Sahip Çıkalım!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/bu-lezzetler-bizim-malatya-gastronomisine-sahip-cikalim-594</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/bu-lezzetler-bizim-malatya-gastronomisine-sahip-cikalim-594</guid>
                <description><![CDATA[Bu Lezzetler Bizim: Malatya Gastronomisine Sahip Çıkalım!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Gastronomisiyle lezzeti markaya dönüşmüş, zengin mutfak kültürüyle bölgede adından söz ettiren özel şehirlerden biridir.</p>

<p>Yalnızca etli yemekleriyle değil; aynı zamanda güçlü vegan ve vejetaryen mutfağıyla da dikkat çeken Malatya, bu yönüyle Anadolu’nun sayılı gastronomi merkezleri arasında yer almaktadır.&nbsp;</p>

<p>Malatya kömbesi, patlıcanlı ekşili köfte, kiraz yaprağı köftesi, haşlama içli köfte, kâğıt kebabı, patlıcan tava, domatesli kebap, geleli kebabı, kayısı tatlısı, Malatya kurabiyesi, Malatya peyniri ve Samutlu patates salatası…&nbsp;</p>

<p>Saymakla bitmeyen bu eşsiz lezzetler, Malatya mutfağının sadece bir yemek kültürü değil, başlı başına bir kültür hazinesi olduğunun göstergesidir.&nbsp;</p>

<p>Bu zengin mirası yaşatan, tanıtan ve geleceğe taşımaya çalışan kıymetli isimler de Malatya’da bulunmaktadır.&nbsp;</p>

<p>Başarıları ile ön plana çıkan bu isimlerden Malatya Gastronomi Turizm Tanıtım Derneği (MAGTAD) Başkanı Zeki Saygı, Tüm Restoranlar ve Turizmciler Derneği (TÜRES) Başkanı Rıdvan Budak, ve isimini sayamadığımız bir çok esnaf Lokantası adına Lokantacılar &nbsp;Kebapçılar Odası Başkanı Murat Keskin ile birlikte; Çamlıca Restaurant - Malatya Mutfağı, Öz Güngör Kebap, Han Zırh Kebap, Markomen Park Restoran, Öz Çakı Kebap, Tek Tut Kebap, Yaprak Döner Tabacı Talip Usta, Tavacı Şükrü Usta, Tavacı Zeki Usta, Tavacı Seydo ve ismini sayamadığımız &nbsp;birçok Tavacı ustası Malatya’nın yemek kültürünü ayakta tutan gerçek değerlerdir.&nbsp;</p>

<p>Ne yazık ki 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından, başta sağlık ve eğitim olmak üzere birçok alanda önemli kayıplar yaşadık.&nbsp;</p>

<p>Kentin hafızasını oluşturan pek çok kıymetli insan Malatya’yı terk etti ve geri dönmedi.&nbsp;</p>

<p><strong>Bu durum, Malatya için açık bir alarmdır.&nbsp;</strong></p>

<p>Devletimizin, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde yürütülen ihya ve inşa çalışmalarıyla Malatya yeniden ayağa kalkmaktadır.&nbsp;</p>

<p>İnanıyorum ki çok değil, bir veya iki yıl içinde Malatya; bölgenin en güvenilir, en yaşanabilir ve modern cazibe merkezlerinden biri haline gelecektir. &nbsp;</p>

<p>Bu süreçle birlikte kenti terk eden Malatyalı hemşehrilerimizin de yeniden doğduğu, büyüdüğü şehirlerine geri &nbsp;döneceğine inanıyorum.&nbsp;</p>

<p>Ancak unutmamamız gereken çok önemli bir gerçek var: Giden geri döner; fakat kaybedilen değerler geri gelmez.&nbsp;</p>

<p>Ne yazık ki sahip çıkamadığımız değerler de oldu.&nbsp;</p>

<p>Depremde Çöşnük Kervansarayı’nı ve Akpınar’daki tarihi Hacı Baba Sinan Et Lokantası’nı kaybeden Malatya, Malatya Gastronomi Turizm Tanıtım Derneği Başkanı Zeki Saygı’ya da sahip çıkamadı.&nbsp;</p>

<p><strong>Mehmet Zeki Saygı’ya Gaziantep sahip çıktı.&nbsp;</strong></p>

<p>Gaziantep’te belediye, Mehmet Zeki Saygı’ya kapılarını açarak son derece modern ve şık bir tesisi “Hacı Baba Restoran” adıyla tahsis etti. &nbsp;</p>

<p>Aldığım bilgilere göre, Şahinbey ilçesi sınırları içerisinde yer alan belediye tesisi önümüzdeki ay hizmete açılacak ve Malatya’nın zengin mutfağı Gaziantep’te yaşatılacak.&nbsp;</p>

<p>Buradan Malatya’daki tüm yöneticilere ve karar vericilere açık bir çağrıda bulunuyorum:Lütfen elimizdeki zengin değerlere, kültürümüze, gastronomimize ve bu şehrin hafızasına sahip çıkalım.&nbsp;</p>

<p>Aksi halde Zeki Saygı gibi daha birçok kıymetli değeri birer birer kaybederiz. Bunun bedelini ise Malatya ve Malatya’nın kültürü, gastronomisi çok ağır bir şekilde öder.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 30 Jan 2026 21:36:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gençlik ve Spor İl Müdürü Ebubekir Kayhan’a Tepkiler!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/genclik-ve-spor-il-muduru-ebubekir-kayhana-tepkiler-593</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/genclik-ve-spor-il-muduru-ebubekir-kayhana-tepkiler-593</guid>
                <description><![CDATA[Gençlik ve Spor İl Müdürü Ebubekir Kayhan’a Tepkiler!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>6 Şubat 2023 depremlerinin ardından büyük yıkım yaşayan Malatya’da, zorlu süreçte ortaya koyduğu başarısız yönetim anlayışı nedeniyle eleştirilen Gençlik ve Spor İl Müdürü Ebubekir Kayhan, kamuoyunun tepkisini çekmeye devam ediyor.</p>

<p>Malatya 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından büyük yaralar aldı. Kentin yeniden ayağa kalkması için Devletimizin büyük desteğiyle, Sayın Valimiz başta olmak üzere belediye başkanları, bazı milletvekilleri ve ilgili bazı kurumlar yoğun bir tempoyla ihya ve inşa çalışmalarına devam etmektedir.</p>

<p>Ancak bu zorlu süreçte oluşan karmaşa ve denetimsizlik ortamını fırsata çeviren bazı kurum müdürlerinin adeta ortadan kaybolduğu, görevlerini ihmal ettiği yönünde ciddi iddialar ve bilgiler tarafımıza ulaşmaktadır.&nbsp;</p>

<p>Malatya’da bazı kurum müdürlerinin, bulundukları makamları adeta bir aile şirketi ya da arka çiftlik gibi kullandıkları yönünde kamuoyunda ciddi rahatsızlık oluşturuyor.&nbsp;</p>

<p>Son dönemlerde gerek haber merkezimize gerekse şahsıma, bazı kurum müdürleri hakkında art arda şikâyetler ve tepkiler gelmeye devam ediyor.&nbsp;</p>

<p>Daha önce İnönü Üniversitesi’nin başarısız ve beceriksiz yönetimi ile İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nde yaşanan keyfi yönetimi kamuoyu ile paylaşmıştık. &nbsp;</p>

<p>Özellikle İnönü Üniversitesi Rektörü Nusret Akpolat ve Kültür ve Turizm İl Müdürü Yener Oba, hakkında kaleme aldığım yazılar kamuoyunda geniş bir yankı uyandırmış, yüksek oranda etkileşim, erişim, ve görüntüleme alarak, okunmuş çok sayıda olumlu geri dönüşler aldım.&nbsp;</p>

<p>Bu bağlamda okuyucularımızdan gelen tebrik mesajları ve telefonlar, ne kadar doğru bir noktaya temas ettiğimizi göstermiştir.&nbsp;</p>

<p>Malatya’nın menfaati için yazmaya, hatanın ve eksikliğin karşısında durmaya devam edeceğim. &nbsp;</p>

<p>Hiç kimse bulunduğu makamda yan gelip yatarak, kamu kurumlarını kişisel alanı gibi kullanmamalıdır.&nbsp;</p>

<p>Bu kapsamda, Malatya’nın bir diğer önemli kurumu olan Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile ilgili de çok sayıda şikayetler tarafıma ulaştı.&nbsp;</p>

<p>Kredi ve Yurtlar Kurumu Bölge Müdürü iken 3 Ocak 2019 tarihinde Malatya Gençlik ve Spor İl Müdürü olarak vekâleten atanan Ebubekir Kayhan, 26 Eylül 2023 tarihinde asaleten bu göreve getirilmişti.&nbsp;</p>

<p>Sporla uzaktan yakından ilgisi olmadığı kamuoyunda bilinen, Ebubekir Kayhan’ın, yaklaşık 7 yıllık görev süresi boyunca Malatya sporuna kayda değer hiçbir katkı sunmadığı görülüyor.</p>

<p>Kayhan’ın bu süreçte önemli bir projeye imza atmadığı, kibirli ve egolu tavırlarıyla kurum içerisinde ayrımcılık yaptığı, personel arasında huzursuzluk yarattığı ve kurum işleyişinin sağlıklı yürütülmediği sıkça dile getirilmektedir.&nbsp;</p>

<p>Ayrıca, arkasındaki siyasi güç ve yapı sayesinde kurum içerisinde rahat hareket ettiği, deprem sonrası bakanlık tarafından yapılan yatırımları kendi başarısı gibi lanse ettiği de kamuoyunda konuşulan iddialar arasındadır.&nbsp;</p>

<p>Buradan Malatya’nın başarılı ve kıymetli Valisi Sayın Seddar Yavuz’a ve kıymetli milletvekillerimize açıkça sesleniyorum: Malatya’nın artık böyle lükse ve zaman kaybına tahammülü yoktur.&nbsp;</p>

<p>Son dönemde en fazla ihbar aldığımız kurumlar arasında Çevre, Şehircilik İl Müdürlüğü, zaten çığrından çıkarak freni patlamış kamyon gibi almış başını gidiyor, ayrıntıları yazmaya gerek yoktur.Kültür &nbsp;ve Turizm İl Müdürlüğü, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü başta olmak üzere birçok kamu kurumu yer almaktadır.&nbsp;</p>

<p>Bu kurumların başına liyakatsiz, vizyonsuz, iş bilmeyen bürokrat ve müdürlerin olması Malatya adına büyük bir talihsizliktir.&nbsp;</p>

<p>Bu bağlamda Malatya’daki birçok kurum müdürünün acilen gözden geçirilmesi, kurumlarımızın başına işi bilen, vizyon sahibi, liyakatli, alanında uzman ve Malatya’ya katkı sunabilecek isimlerin atanması; şahsım ve Malatyalı vatandaşlar adına açık bir taleptir.</p>

<p><img alt="" src="https://www.maldiahaber.com/public/images/detay/IMG_0193.jpeg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 27 Jan 2026 08:08:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya’nın Turizm Kaderi Neden Bu Vizyonsuz Müdür’e Emanet?</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/malatyanin-turizm-kaderi-neden-bu-vizyonsuz-mudure-emanet-592</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/malatyanin-turizm-kaderi-neden-bu-vizyonsuz-mudure-emanet-592</guid>
                <description><![CDATA[Malatya’nın Turizm Kaderi Neden Bu Vizyonsuz Müdür’e Emanet?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’nın kültür ve turizm alanında yaşadığı durgunluk ve gerileme artık görmezden gelinemeyecek bir noktaya ulaşmıştır.&nbsp;</p>

<p>Şehrin sahip olduğu tarihi, kültürel ve doğal zenginliklere rağmen ortaya çıkan bu başarısız tablonun başlıca sorumlularından biri ise yaklaşık 2,5 yıldır Malatya Kültür ve Turizm Müdürü olarak görev yapan Yener Oba’dır.&nbsp;</p>

<p>Eylül 2023’te, Malatyalı İl Müdürü Çetin Şişman’ın Ankara’da Kültür ve Turizm Bakanlığına atanmasının ardından, Ordu Kültür ve Turizm İl Müdürü olan Yener Oba, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Malatya Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü görevine getirilmişti.&nbsp;</p>

<p>Aradan geçen 2,5 yıla yakın sürede Malatya turizmine yönelik somut bir proje, kalıcı bir çalışma ya da şehre değer katan kayda değer bir adım ne yazık ki ortaya konulamamıştır.&nbsp;</p>

<p>Malatya’da gerçekleştirilen Kültür Yolu Festivali ise İl Müdürlüğünün bir başarısı değil, Kültür ve Turizm Bakanı, Malatyalı fahri hemşehrimiz Sayın Mehmet Nuri Ersoy’un doğrudan katkı ve destekleriyle hayata geçirilmiştir.&nbsp;</p>

<p>Malatya’dan ulaşan projelere her zaman kapısını açan, Malatya’ya olan hassasiyetiyle gönüllere giren Sayın Bakan’ın sayesinde düzenlenen Kültür yolu festivali,yüksek katılımla gerçekleştirilmiş ve Malatya’ya bir hareketlilik kazandırmıştı.&nbsp;</p>

<p>Ancak özellikle 6 Şubat 2023 depremleriyle büyük yara alan Malatya, tüm kurumlarıyla ayağa kalkma mücadelesi verirken; turizm gibi şehrin can damarlarından biri olan bir alanda İl Müdürlüğünün bu denli etkisiz kalması kabul edilebilir değildir.&nbsp;</p>

<p>Bu kritik süreçteİl Müdürü Yener Oba, şehrin yeniden yapılanmasına katkı sunmak yerine adeta görünmez olmayı tercih etmiş, görev süresini sessizlik içinde geçirmiştir.&nbsp;</p>

<p>Kamuoyunda Yener Oba’nın, Malatya’ya Nargilie içmeye geldiği, pikniğe ya da tatile gelmiş gibi davrandığı, 2,5 yıl boyunca şehre kayda değer hiçbir katkı sunmadığı konuşuluyor.&nbsp;</p>

<p>Arkasındaki siyasi güce güvendiği iddia edilen Oba’nın, Malatya’nın yeniden ayağa kalkma sürecinde sorumluluk almadığı, turizm adına tek bir vizyoner adım dahi atmadığı dilden dile konuşulmaktadır.&nbsp;</p>

<p>Basınla, sivil toplum kuruluşlarıyla ve ilgili kurumlarla ilişkileri son derece zayıf olan İl Müdürü’nün, Malatya’da özellikle basında bir çok arkdaşın telefonuna bakmadığı kimseyi muhatap almadığı da gelen bilgiler arasında.&nbsp;</p>

<p>Şuanda izinde olduğu öğrenilen Oba’nın sürekli izin alarak zamanının büyük bölümünü memleketi Adana’da geçirdiği, Malatya’nın sert iklimine ayak uyduramadığı ve sıcak Adana havasını tercih ettiği ise kamuoyunda sıkça konuşulan iddialar arasında.</p>

<p>Buradan Yener Oba’ya açıkça sormak gerekiyor: 2,5 yıl boyunca Malatya için ne yaptınız?&nbsp;</p>

<p>Turizm gibi şehrin en büyük eksiklerinden biri için hangi projeyi ürettiniz, hangi çalışmayı hayata geçirdiniz?&nbsp;</p>

<p>Tarihi, kültürel ve doğal zenginlikler açısından Adıyaman, Elazığ ve Erzincan’ın önünde olması gereken Malatya, bugün ne yazık ki tanıtım ve turist sayısı bakımından bu illerin çok gerisinde kalmıştır.&nbsp;</p>

<p>Bu tablonun temel nedeni ise böylesine önemli bir kurumun başına getirilen vizyonsuz ve yetersiz yöneticilerdir.&nbsp;</p>

<p>Sonuç olarak Malatya, turizm alanında dibe vurmuş durumdadır.&nbsp;</p>

<p>Buradan başta gönüllere giren Sayın Valimiz Seddar Yavuz olmak üzere, tüm siyasilerimize ve yöneticilerimize açık çağrıda bulunuyorum:</p>

<p>Kamuoyunda konuşulan iddialar ise başıboş bırakılan Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü için artık gerekli adımlar atılmalı, Malatya sosyal, kültürel ve turizm anlamında bu ilgisizlikten bir an önce kurtarılmalıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 22 Jan 2026 20:15:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya İnönü Üniversitesi’nde Kaybolan Vizyon!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/malatya-inonu-universitesinde-kaybolan-vizyon-591</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/malatya-inonu-universitesinde-kaybolan-vizyon-591</guid>
                <description><![CDATA[Malatya İnönü Üniversitesi’nde Kaybolan Vizyon!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’nın 51 yıllık köklü eğitim kurumu İnönü Üniversitesi'inde vizyon ve &nbsp;yönetimsel anlamında tarihinin en sessiz ve başarısız dönemlerinden birini yaşıyor.&nbsp;</p>

<p>Kamuoyunda, üniversitenin yönetimsel anlamda içine kapandığı, halktan ve şehir dinamiklerinden uzaklaştığı yönünde ciddi eleştiriler giderek artıyor.&nbsp;</p>

<p>Malatya’da büyük bir rant ve ekonomik pastanın merkezinde olduğu bilinen İnönü Üniversitesi’nde, Rektör Nusret Akpolat yönetiminde kapalı kapılar ardında, yalnızca belirli bir kesime hizmet ettiği iddiaları kamuoyunda dilden dile konuşuluyor.&nbsp;</p>

<p>Şeffaflıktan uzak bu yönetim anlayışı, üniversitenin itibarını her geçen gün biraz daha zedeliyor.&nbsp;</p>

<p>Dünya çapında karaciğer nakilleriyle adını duyurmuş olan Turgut Özal Tıp Merkezi gibi çok önemli bir sağlık merkezini bünyesinde barındıran İnönü Üniversitesi hakkında, şahsıma ve haber merkezimize uzun zamandır ciddi ve vahim ihbarlar geliyordu.&nbsp;</p>

<p>Ancak gazetecilik refleksiyle bu iddiaların muhatabına ulaşmak neredeyse imkânsız hale gelmiş.&nbsp;</p>

<p>Ahmet Kızılay döneminde iki dönem rektör yardımcılığı tecrübesi bulunan Rektör Nusret Akpolat’ın, “gelen gideni &nbsp;aratır”dedirten bir yönetim performansı sergilediği yönündeki iddialar kamuoyunda tepkilere neden oluyor.&nbsp;</p>

<p>Bu kapsamda rektör Akpolat’dan beklenen yönetimsel başarı ve vizyonun ortaya konulamadığı açıkça görülüyor.&nbsp;</p>

<p>Rektör Akpolat’ın kibirli ve egolu bir yönetim anlayışı benimsediği, yalnızca belirli kişi ve çevrelere hitap ettiği yönündeki iddialar, üniversite içinde ve kamuoyunda ciddi rahatsızlık yaratıyor.&nbsp;</p>

<p>Üniversitede adeta bir “krallık” düzeni kurulduğu, siyaset, STK ve basın çevresinden yalnızca sınırlı sayıda kişiyle görüşüldüğü de gelen bilgiler arasında.&nbsp;</p>

<p>Özellikle Turgut Özal Tıp Merkezi ve üniversite bünyesindeki döner sermaye, ihaleler, medikal malzeme alımları ve personel istihdamları konusunda “torpil kokan” uygulamaların hangi kriterlere göre yapıldığı sorusu, kamuoyunun cevabını beklediği en önemli başlıklardan biri haline geliyor.&nbsp;</p>

<p>Bununla birlikte, üniversite ve tıp merkezinde bazı personeller arasında ayrımcılık yapıldığı yönündeki iddialar, çalışma barışını bozmakta ve kurumsal huzursuzluğu da etkilemektedir.&nbsp;</p>

<p>Bu bağlamda diğer bir sorun ise İnönü Üniversitesi Güvenlik Şube Müdürlüğü’nde yaşanan sıkıntılar ve hayata geçirilen skandal vardiya düzenlemesi, nedeniyle tepkileri üzerine çeken üniversite yönetimi devletin resmi kararlarının da &nbsp;hiçe sayıldığıda öne sürülüyor.&nbsp;</p>

<p>En vahim noktalardan biri ise şudur: İnönü Üniversitesi hakkında bu kadar ciddi iddialar gündemdeyken, üniversitenin etkin bir basın biriminin bulunmaması ya da kamuoyuna açık, ulaşılabilir bir iletişim kanalının olmaması dikkat çekiyor.</p>

<p>Varsa bile, şahsım ve bir gazeteci olarak böyle bir birimin varlığından haberdar değilim.&nbsp;</p>

<p>Oysa İnönü Üniversitesi’nin hafızlarda önemli yer edinen başarılı rektörlerinden Cemil Çelik döneminde, üniversitede şeffaf ve kapsayıcı bir yönetim anlayışı hâkimdi.&nbsp;</p>

<p>Basın birimi aktifti, üniversite yönetimine ve basın sorumlularına rahatlıkla ulaşılabiliyor, kamuoyu doğru bilgilendiriliyordu.&nbsp;</p>

<p>Gelinen noktada ise eleştirilerin hedefinde olan rektör Nusret Akpolat’a tepkilerin her geçen gün arttığı bir dönemde nasıl strateji izleyeceği merak konusu.&nbsp;</p>

<p>Bu noktada, bir örnek verecek olursak, yeni kurulmuş olmasına rağmen Turgut Özal Üniversitesi’nin, Rektör Recep Bentli yönetiminde gösterdiği çaba ve mücadeleyi de görmezden gelmemek gerekir.&nbsp;</p>

<p>Tüm zorluklara rağmen Turgut Özal Üniversitesi, İnönü Üniversitesi’ne kıyasla daha dinamik ve umut veren bir profil çizmektedir. Evet, eksikleri mutlaka vardır. &nbsp;</p>

<p>Ancak önceki yönetim döneminde amatörce yönetilen, adı birçok yolsuzluk ve usulsüzlük iddiasıyla anılan Turgut Özal Üniversitesi, rektörü &nbsp;Recep Bentli yönetiminde toparlanma sürecine girmiş, yeniden ayağa kalkma mücadelesi vermektedir.&nbsp;</p>

<p>Buradan Turgut Özal Üniversitesi rektörü Recep Bentli’yi tebrik ederek başarılarının devamını diliyorum.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 19 Jan 2026 12:39:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya’da Gazetecilik Yapmanın Zorlukları !</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/malatyada-gazetecilik-yapmanin-zorluklari-590</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/malatyada-gazetecilik-yapmanin-zorluklari-590</guid>
                <description><![CDATA[Malatya’da Gazetecilik Yapmanın Zorlukları !]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü.</p>

<p>Evet, bugün bizim günümüz…&nbsp;</p>

<p>Ama ne yazık ki Malatya’da gazetecilik yapmak, bırakın bayram havasını, her geçen gün daha da zorlaşan bir mücadeleye dönüşmüş durumda.&nbsp;</p>

<p>Malatya, her yönüyle zor bir şehir. Bu şehirde siyaset yapmak zor, milletvekilliği yapmak zor, belediye başkanlığı yapmak zor, STK başkanı olmak zor, bürokrat olmak zor.&nbsp;</p>

<p>Ve en önemlisi; basın emekçisi olmak, gazetecilik yapmak bugün her zamankinden çok daha zor.&nbsp;</p>

<p>Basın sektöründe yaşanan sıkıntıların başında ekonomik sorunlar geliyor.&nbsp;</p>

<p>Bunun temel sebeplerini hepimiz biliyoruz: 2020 Elazığ depremi, ardından pandemi süreci ve 6 Şubat 2023’te yaşadığımız, asrın felaketi olarak tarihe geçen depremler…&nbsp;</p>

<p>Şehir olarak her alanda derin yaralar aldık.&nbsp;</p>

<p>Devletimizin güçlü desteğiyle bu yaralar sarılmaya çalışılıyor ancak basın camiası bu zorlu süreçten en çok etkilenen alanlardan biri oldu.&nbsp;</p>

<p>Üzülerek ifade etmek isterim ki Malatya basınında birlik ve beraberlik yok. Basın adeta kaç parçaya bölündüğü belli değil.&nbsp;</p>

<p>İki cemiyet, birçok dernek; iki uydu üzerinden yayın yapan yerel televizyon, iki günlük gazete, dergiler, haftalık gazeteler ve sayısız internet sitesi var.&nbsp;</p>

<p>Dışarıdan bakıldığında güçlü gibi görünen Malatya basını, maalesef çok zor koşullar altında ayakta kalmaya çalışıyor.&nbsp;</p>

<p>Bunun temel sebepleri ise açıkça ortada; Birlik ruhunun olmayışı, basın içerisindeki güç savaşları ve herkesin kendini ön plana çıkarma çabası…&nbsp;</p>

<p>Bir diğer önemli sorun ise son dönemde önüne gelenin, özellikle basın kuruluşlarında kısa bir süre çalışıp ayrılanlar ve emekli olanların, çok düşük maliyetlerle internet sitesi kurup bir anda “gazeteci” oluvermesi.&nbsp;</p>

<p>Bu durum ne yazık ki Malatya’daki basın kalitesini ciddi şekilde düşürüyor.&nbsp;</p>

<p>Hal böyle olunca; siyasilerin, belediye başkanlarının, bürokrasinin ve STK’ların basına bakış açısı da ister istemez olumsuz yönde değişiyor.&nbsp;</p>

<p>Basın camiasındaki bir başka kronik sorun ise kendini “usta” ya da “duayen” olarak tanımlayan, adeta imparatorluk kurduğunu sanan bazı isimler.&nbsp;</p>

<p>Bu sözde usta gazeteciler, geçmişte gazeteci sayısının azlığından faydalanarak istedikleri gibi at koşturmuş, kendilerini Malatya’nın sahibi zannetmişler.&nbsp;</p>

<p><strong>Ancak artık devir değişti.&nbsp;</strong></p>

<p>Bugünün şartlarını, dijital dönüşümü ve yeni nesil gazeteciliği küçümseyerek kimseye tepeden bakmaya hakkınız yok.&nbsp;</p>

<p><strong>Ey sözde çok bilmiş &nbsp;usta ve duayen gazeteciler</strong>!&nbsp;</p>

<p>Sucu Bayram’ı beğenmeyip sanki siz iletişim bölümünden mi mezun oldunuz gazetecik okulunu mu bitirdiniz. Çırpınışlarınız beyhude… Uzatmaları oynuyorsunuz.&nbsp;</p>

<p>Basın camiasının bir diğer büyük sorunu ise reklam pastasıdır.&nbsp;</p>

<p>Bu konuda şahsım adına uzun yıllardır verdiğim mücadeleyi kamuoyu ile paylaşmak isterim.&nbsp;</p>

<p>Maldia Basın Yayın olarak 16 yıllık yayın hayatımız ve tecrübemizle; Sahada aktif olan, Malatya’yı karış karış gezen, başta sanayi olmak üzere her sektörde firmaları ziyaret eden, dergimizi birebir ulaştıran ve reklam görüşmeleri yapan bir yapıya sahibiz.&nbsp;</p>

<p>Bu emek ve gayretle ciddi bir okuyucu ve reklam anlamında önemli bir kitleye sahip olduk.&nbsp;</p>

<p>Ancak gelinen noktada, bir firmadan reklam aldığımızda; Bazı basın mensupları, yerlerinden bile kalkmadan dijital ortamda veya bir yerde görüp dergimizi inceleyip firmayı arayarak, “Siz Maldia’ya reklam vermişsin, bize de ver” deme cüretini gösterebiliyor. Ya da zahmet edip firmayı ziyaret ederek aynı talepte bulunabiliyorlar. Bu sadece birkaç örnek…&nbsp;</p>

<p><strong>Gelelim yöneticilerimize, siyasetçilerimize…&nbsp;</strong></p>

<p>Malatya’da son dönemlerde ne yazık ki bazı siyasetçilerimiz, bürokratlarımız ve STK temsilcilerimiz;Hakaret ve iftira dışında kalan doğru ve yapıcı eleştirileri kabullenemiyor.&nbsp;</p>

<p>Bir STK başkanımız aklını kiraya vererek, danışmanlık adı altında sırtını bir kaç gazeteciye dayıyarak, şahsımı da gazeteci’den saymayarak,eleştirdiğim içinde üyelerine talimat verdirerek Maldia reklam vermeyin talimati verdiriyor!&nbsp;</p>

<p>Bir diğer konu ise yakın zamanda bir milletvekiliyle yaşadığım süreci paylaşmak istiyorum.&nbsp;</p>

<p><strong>Söz konusu milletvekiliyle çeşitli dergi çalışmaları gerçekleştirdik.&nbsp;</strong></p>

<p>Ancak sonrasında, sanki bizi satın almış gibi; “Şu haberi yayınlayın, bu haberi girmeyin” diyerek bizleri adeta emir eri gibi kullanmak istedi.&nbsp;</p>

<p>Bir akşam geç saatlerde arayarak, “Bugünkü Şire Pazarı ziyaret haberimi Maldia Haberde göremedim, yayınlayın” talebinde bulundu.&nbsp;</p>

<p>Ancak yayın politikamız gereği bu isteği yerine getirmedik ve haberi yayınlamadık.&nbsp;</p>

<p><strong>Sonrasında ise başımıza gelmeyen kalmadı… &nbsp;</strong></p>

<p>Sayın vekil, bizlere kafayı takarak; Şık ve hoş olmayan yöntemlerle karalama kampanyası başlattı.&nbsp;</p>

<p>Yapıcı eleştiriye tahammülü olmayan bu yaklaşım; belediye başkanlarını arayıp “Bayram Güder’e reklam vermeyin” demeye, Diğer milletvekillerine, il başkanlarına şikâyet etmeye ve başkaları üzerinden çeşitli operasyonlarla sindirmeye çalışmaya kadar vardı.&nbsp;</p>

<p>Bu tutum, hiçbir milletvekiline yakışmayacağı gibi Malatya adına da büyük bir talihsizliktir.&nbsp;</p>

<p>İnsan ister istemez soruyor: Biz kimleri seçmişiz, kime oy vermişiz? Partisi sayesinde milletvekili olan ama kendi köyünde dahi muhtar seçilemeyecek bu anlayış, Malatya’ya zarar vermektedir.&nbsp;</p>

<p><strong>Bu vesileyle;&nbsp;</strong></p>

<p>İyi niyetle, dürüstçe ve onuruyla görevini yapan tüm basın emekçilerinin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü yürekten kutluyorum. Kalın sağlıcakla…</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 Jan 2026 18:18:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MAGİNDER Başkanı Salih Karademir’e Sorular!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/maginder-baskani-salih-karademire-sorular-589</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/maginder-baskani-salih-karademire-sorular-589</guid>
                <description><![CDATA[MAGİNDER Başkanı Salih Karademir’e Sorular!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde sık sık sahada görünen, vatandaşların ve esnafın sorunlarını dinleyen MAGİNDER Başkanı Salih Karademir’in bu ziyaretlerinin somut bir sonuca dönüşmediği yönünde ciddi eleştiriler var.&nbsp;</p>

<p>Kamuoyunda, Karademir’in bu çıkışlarının çözüm üretmekten ziyade boş ve suni bir gündem oluşturma çabası olduğu yönünde değerlendirmeler yapılıyor.&nbsp;</p>

<p>Başkan Karademir, sürekli olarak sahada dolaşıp vatandaşların ve esnafın sözde taleplerini not aldığını, sorunlara çözüm aradığını ifade ediyor.&nbsp;</p>

<p>Ancak gelinen noktada ortada herhangi bir sonuç ya da somut bir icraat bulunmuyor.&nbsp;</p>

<p>Nitekim, gerek haber merkezimize gerekse şahsıma ulaşan birçok esnaf ve vatandaş, “Bu kişi neyin peşinde, ne yapmaya çalışıyor?” sorusu haber merkezimize ve şahsıma geliyor.&nbsp;</p>

<p>Karademir’in hemen her platformda Malatya’nın sahibi yoktur söylemleriyle, milletvekillerini ve belediye başkanlarını eleştirdiğini belirten vatandaşlar, “Sahada milletvekili ya da belediye başkanı gibi geziyor ama bugüne kadar ortaya koyduğu tek bir icraat göremiyoruz” ifadelerini kullanıyor.&nbsp;</p>

<p>Bu noktada kamuoyu adına MAGİNDER Başkanı Salih Karademir’e bazı soruları yöneltmek istiyorum:&nbsp;</p>

<p>Sayın Karademir, 6 Şubat depremlerinde ağır hasar alan Şeker Camii’nin yeniden inşası için; Malatya Valisi Seddar Yavuz, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er ve Yeşilyurt Belediye Başkanı İlhan Geçit ile birlikte 7 Ekim 2024 tarihinde bir protokol imzaladınız. Bu protokol neden iptal edildi? Şeker Camii’nin yapımından neden vazgeçtiniz?&nbsp;</p>

<p>Sayın Karademir, bulunduğunuz ortamlarda “Önümüzdeki dönemde AK Parti’den kesin milletvekili adayıyım, bana destek verirseniz milletvekili olunca sorunlarınızı çözerim” şeklinde ifadeler kullandığınız yönündeki iddialar doğru mudur?&nbsp;</p>

<p>Bazı muhtarlarla görüşerek, ileride milletvekili aday adayı olmanız durumunda anketlerde size destek vermelerini istediğiniz iddiaları gerçeği yansıtmakta mıdır?&nbsp;</p>

<p>Yine çeşitli ortamlarda, “Ankara’da güçlüyüm, dayılarım var; bunlardan biri de AK Parti MKYK Üyesi ve eski Elazığ Milletvekili Ömer Serdar” olduğu doğru mudur?&nbsp;</p>

<p>Geçtiğimiz günlerde bir televizyon programında Malatya’daki siyasetçileri ve yöneticileri eleştirerek “Herkes koltuk peşinde” şeklinde bir açıklama yaptınız. Peki siz neyin peşindesiniz?&nbsp;</p>

<p>Son olarak, “Artık basına ihtiyacım yok, sosyal medyada yeterince takipçim ve izleyici kitlem var, bu bana yeter” dediğiniz iddiaları doğru mudur?</p>

<p><img alt="" src="https://www.maldiahaber.com/public/images/detay/IMG_9618.jpeg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 11 Jan 2026 09:43:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni Yıl Engelli Hak Gaspıyla Başladı</title>
                <category>Ali Haydar KOYUN</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/yeni-yil-engelli-hak-gaspiyla-basladi-588</link>
                <author>alihaydarkoyun@hotmail.com (Ali Haydar KOYUN)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/yeni-yil-engelli-hak-gaspiyla-basladi-588</guid>
                <description><![CDATA[Yeni Yıl Engelli Hak Gaspıyla Başladı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Yine bir yeni yıl, yine aynı umutlar ve yine aynı hayal kırıklıkları... Her yılsonunda, engelli bireyler ve aileleri olarak önümüzdeki yıla dair hayaller kurarız. “Bu sefer sorunlarımız çözülecek, engelsiz bir dünya bizi bekliyor” diye seviniriz. Ancak, acı gerçekler ne yazık ki her seferinde yüzümüze çarpıyor. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">2026'nın ilk günlerinde, Millî Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) MEBBİS sisteminde yaptığı “teknik düzenleme” ile 27 yaş ve üzeri özel gereksinimli bireylerin özel eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerine erişimi fiilen engellendi. Sistemde beliren “Sadece 0-26 yaş aralığına eğitim verilebilir” uyarısı, binlerce ailede büyük bir paniğe ve öfkeye yol açtı. Bu karar, sadece bir yaş sınırı değil; engelli bireylerin kazanılmış haklarının gaspı ve yaşam kalitelerinin düşürülmesidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Peki, neden bu kadar önemli bu hizmetler? Neden hayat boyu sürmeli? Gelin, bu konuyu biraz irdeleyelim.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Öncelikle, özel eğitim ve rehabilitasyon hizmetleri, engelli bireylerin hayatındaki en temel taşlardan biridir. Bu hizmetler kapsamında, bireysel terapilerden grup eğitimlerine, konuşma ve fizyoterapiye kadar geniş bir yelpazede sunulmaktadır. Bu hizmetler, sadece çocukluk veya gençlik dönemine özgü bir “yardım” değil; bireyin bağımsızlığını, sosyal entegrasyonunu ve yaşam kalitesini doğrudan etkileyen bir süreçtir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Düşünün ki, otizm spektrum bozukluğu olan bir yetişkin, düzenli seanslar sayesinde sosyal becerilerini geliştirerek bağımsız bir yaşam sürdürebiliyor. Zihinsel engeli olan biri, bilişsel egzersizlerle günlük rutinlerini yönetebiliyor. Konuşma terapisi sayesinde iletişim becerilerini geliştirerek iş hayatına katılabiliyor. Fiziksel engeli olan biri, rehabilitasyon seanslarıyla kas gücünü koruyor, ağrılarını azaltıyor ve hareket kabiliyetini artırarak günlük hayatını kolaylaştırıyor. Bu hizmetler sayesinde, engelli bireyler toplumun aktif bir parçası haline geliyor; ailelerine yük olmaktan çıkıp, kendi ayakları üzerinde durabiliyorlar. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, rehabilitasyon hizmetlerinin düzenli bir şekilde kesintisiz devam ettiği durumlarda engelli bireylerde depresyon riskini azaldığını, fiziksel sağlıklarının iyileştiğini, istihdam oranlarının arttığını, aile yükünün azaldığını ve toplumsal entegrasyonun güçlendiğini gösteriyor. Aksine, hizmetlerin kesilmesi durumunda kazanılmış beceriler hızla kayboluyor. Konuşma geriliyor, davranış sorunları artıyor, bireyler sosyal hayattan kopuyor ve aileler tükenmişlik sendromuna sürükleniyor. Türkiye'de zaten erişim sorunları varken, bu hizmetleri yaş sınırı ile kesmek, adeta bir bireyi yarı yolda bırakmak demektir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Peki, neden hayat boyu sürmeli bu hizmetler? Çünkü engellilik, 27 yaşında sihirli bir değnekle ortadan kalkacak bir durum değildir. Aksine, yaş ilerledikçe mevcut durumları ağırlaşarak yeni ihtiyaçlar ile zorluklar ortaya çıkabiliyor.27 yaş sonrası dönemde, yaşlanma süreciyle birlikte kas zayıflaması, zihinsel yorgunluk veya kronik rahatsızlıklar da artabildiği gibi yaşlanma etkileriyle birleşen engellilik, daha yoğun destek gerektirebiliyor. Down sendromlu bireylerde erken bunama riski, serebral palsili bireylerde eklem sorunları gibi durumlar ortaya çıkabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün raporları da bunu doğruluyor. Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi'nde belirtildiği üzere, engelli bireylerin tüm haklarında olduğu gibi eğitim ve rehabilitasyon hakları da yaşam boyu korunmalıdır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Türkiye'de ise Anayasa'nın eşitlik maddesi ve ilgili yasalar, bu hizmetlerin kesintisiz olmasını emrediyor. Ancak, MEB'in bu kararı, sanki engelliler “27 yaş sınırı”na ulaştıklarında “iyileşmiş” sayılıyor gibi bir yaklaşım sergiliyor. Bu uygulama hem bilimsel hem de insani açıdan kabul edilemez bir durumdur. Özel gereksinimli bireyler, hayat boyu öğrenme ve adaptasyon sürecinde; bu hizmetler olmadan, izolasyon ve bağımlılık kaçınılmaz hale gelecektir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">1 Ocak itibariyle uygulama geçirilen bu kararın ardından elbette engelli camiasının tepkileri de büyük oldu. Otizm başta olmak üzere tüm engelli dernekleri, engelli konfederasyonları, engelli platformları ve hak savunucuları ile aktivistler tepki göstermede gecikmediler.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Otizm Konfederasyonu tarafından yapılan açıklamada, otizmin çocuklukla sınırlı bir durum olmadığı belirtilirken, “Otizmli bireylerin destek ihtiyacı yaşam boyudur. Özel eğitim yalnızca çocukluk döneminde kazanım sağlamaya yönelik değil, ileri yaşlarda kazanılmış becerilerin korunmasını, işlevselliğin sürdürülmesini ve yaşam kalitesinin artırılmasını amaçlayan temel bir haktır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın eşitlik ilkesi, eğitim hakkı ve engellilerin korunmasına ilişkin hükümleri; 5378 Sayılı Engelliler Hakkında Kanun ve Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi, engelli bireylerin yaşam boyu destek hizmetlerine erişimini güvence altına almaktadır. Mevzuatta, özel eğitimin yaşa bağlı olarak sınırlandırılmasına veya ödeneğin kesilmesine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır” denildi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Engelli örgütleri tarafından yapılan açıklamalarda ayrıca özel eğitim ödeneğinin bir sosyal yardım değil, bireyin işlevselliğini koruyan, aile üzerindeki bakım yükünü azaltan ve kamunun uzun vadeli sağlık ve bakım harcamalarını düşüren önleyici bir kamu hizmeti olduğu vurgulandı. Bu hakkın da bütçe tartışmalarının konusu yapılamayacağı ifade edildi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Kamu yöneticilerine buradan sesleniyorum. Sorunlarımızı çözmek yerine yenilerini eklemek, devletin temel görevine aykırı bir olaydır. Engelli dernekleri ve aileleri zaten yıllardır seslerini zor şartlarda duyurmaya çalışıyorlar. Bu karar, onları daha da mağdur edecektir. Bu “tasarruf” adı altında atılan adım, uzun vadede çok daha büyük maliyetler doğuracaktır. Çünkü desteklenmeyen bireyler, sağlık sistemi ve sosyal yardımlara daha fazla ihtiyaç duyacaktır. Engelli hakları, bütçe kalemi değil, insanlık meselesidir. Eğitim ve rehabilitasyon, bir lütuf değil, haktır. Acilen bu kısıtlama geri alınmalı, hizmetler yaş sınırı olmadan herkese açılmalıdır. Aksi takdirde, 2026 yılı da önceki yıllar gibi “bir öncekini aratan” bir yıl olarak hatırlanacaktır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Sözün özü olarak, 2026'ya girerken umutlarımız bir kez daha yaralandı. Ama pes etmek yok. Engelli hakları mücadelesi, hayat boyu eğitim ve rehabilitasyonun kesintisiz sağlanmasıyla kazanılır. Hükümetten acil bir adım bekliyoruz. Bu kararı geri alın, hizmetleri yaş sınırı olmadan herkese açın. Unutmayalım, gerçek bir engelsiz toplum, ancak herkesin eşit haklara ve fırsatlara sahip olduğu bir toplumdur. Belki o zaman, yeni yıllara gerçekten sevinerek girebiliriz.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 08 Jan 2026 18:13:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/2023/04/ali-haydar-koyun-1680523451.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Eski Şire Pazarı Üzerinden Şehrin Vizyonu Engelleniyor!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/eski-sire-pazari-uzerinden-sehrin-vizyonu-engelleniyor-587</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/eski-sire-pazari-uzerinden-sehrin-vizyonu-engelleniyor-587</guid>
                <description><![CDATA[Eski Şire Pazarı Üzerinden Şehrin Vizyonu Engelleniyor!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya için hayati önem taşıyan eski Şire Pazarı Projesi, ne yazık ki bir kez daha dar çıkar gruplarının ve vizyonsuz yaklaşımların hedefinde.&nbsp;</p>

<p>Şehrin geleceğini ilgilendiren böylesine önemli bir konuda, kamu yararı yerine kişisel menfaatlerin öne çıkarılması Malatya adına büyük bir talihsizliktir.&nbsp;</p>

<p>Malatya’nın tam merkezinde 40 yıl önce temeli atılan inşaatı 15 yıl süren yaklaşık 26 yıldır hizmet veren Şire Pazarı etrafındaki tartışmalar bir türlü sona ermiyor.&nbsp;</p>

<p>Oysa tablo son derece açık: Mevcut haliyle 6 Şubat depremlerinde 11 blok'u ağır hasar alan Şire Pazarı o dönemde başarısız bir dönem geçiren ve tepkilerinde odağında olan, Çevre şehircilik il müdürlüğü'nün de desteğiyle bazı rant ve çıkar grupları tarafından az hasarlıya dönüştürülmüştü.&nbsp;</p>

<p>Gelinen aşamada her yıl kayısı rekoltesi artarak yükselen ve günümüz şartlarında yetersiz kalan &nbsp;bu alan ne sağlık koşullarına uygun ne de modern bir şehir estetiğini yansıtıyor.&nbsp;</p>

<p>“Allah korusun, olası büyük bir depremde Şire Pazarı bölgesi tamamen yerle bir olabilir. Böylesi bir felaketin hesabını da vebalini de kimse ödeyemez, altından kalkamaz.”&nbsp;</p>

<p>Nitekim o dönemde Sağlık İl Müdürlüğü ve Tarım İl Müdürlüğü tarafından açık ve net bir şekilde “burada çalışılamaz” raporu verilmişti.&nbsp;</p>

<p>Buna rağmen, bazı rantiyeciler ve onların arkasındaki menfaat odaklarının yürüttüğü baskı ve kulis faaliyetleri sonuç vermiş, kamu yararı bir kez daha geri plana itilmişti.&nbsp;</p>

<p>Bugünkü şartlara göre çok dağınık ve kullanışsız bir projeye sahip olan Şire Pazarı’nın rezerv alanı kapsamından çıkarılmasıyla ortaya çıkan tablo, Malatya adına açık bir şehircilik ayıbı olarak tarihe geçti.&nbsp;</p>

<p><strong>Bu karar, sadece bugünü değil, Malatya’nın yarınlarını da ipotek altına alan bir tercih oldu.&nbsp;</strong></p>

<p>Açık konuşmak gerekirse; ayağımıza kadar gelen tarihi bir fırsatı, büyük bir acemilikle elimizin tersiyle ittik. Üstelik 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından şehrin nefes alacağı alanlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde…&nbsp;</p>

<p>Tam da bu noktada Malatya Büyükşehir Belediyesi'nin önerisi ve desteğiyle Mimarlar Odası’nın ortaya koyduğu vizyon, proje aslında neyi kaybettiğimizi bir kez daha gözler önüne serdi.&nbsp;</p>

<p>Malatya Kent Konseyi Olağan Genel Kurulu’nda, Eski Şire Pazarı’nın yeniden rezerv alan kapsamına alınması gündeme gelirken, Mimarlar Odası tarafından hazırlanan konsept ticari merkez projesi kamuoyuyla paylaşıldı.&nbsp;</p>

<p><strong>Malatya’ya yakışan, modern, estetik ve fonksiyonel bir proje…&nbsp;</strong></p>

<p>Şehrin merkezine değer katacak, ticareti çağdaş bir anlayışla buluşturacak bu vizyoner çalışma için Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er'inde desteklediği ve Mimarlar Odası Malatya Şube Başkanı Yunus Emre Fidanel ve ekibi tarından çizilen vizyonel projeyi tebrik etmek gerekiyor.&nbsp;</p>

<p>Çünkü bu proje, “olması gerekenin” net bir fotoğrafını ortaya koyuyor.&nbsp;</p>

<p>Ancak ne hikmetse, Malatya için vizyon ortaya konulduğu anda yine aynı refleksler devreye girdi.&nbsp;</p>

<p>Şire Pazarı Sitesi Yönetim Kurulu Başkanı Özcan Yıldırım’ın, Mimarlar Odası’nın hazırladığı projeye yönelik eleştirileri gecikmedi.&nbsp;</p>

<p>Başkan Özcan Yıldırım, bazı çıkar ve menfaat odaklı kişilerin aracılığı ile yeni Şire pazarı projesine tepki göstermesi kamuoyunda tepkiyle karşılandı.&nbsp;</p>

<p>Malatya, yıllardır bu tür “her şeyi bilen ama hiçbir şey üretmeyen” anlayışlardan fazlasıyla çekti; maalesef çekmeye de devam ediyor. Buradan açıkça sormak gerekiyor:&nbsp;</p>

<p>Bazı çıkar odaklı kişilerin kısa vadeli menfaati için bu şehrin geleceğiyle oynamaya gerçekten hakkınız var mı?&nbsp;</p>

<p>Malatya’nın önünü açacak projelere gölge etmekten artık vazgeçin.&nbsp;</p>

<p>Bu şehir, dar kalıplara sıkıştırılamayacak kadar büyük ve bu kadarını fazlasıyla hak ediyor?!.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="https://www.maldiahaber.com/public/images/detay/0a62cc41-2f7d-4c10-b9b6-d12570b26e22.jpeg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 31 Dec 2025 22:01:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dernekler Siyaset Basamağı mı?!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/dernekler-siyaset-basamagi-mi-586</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/dernekler-siyaset-basamagi-mi-586</guid>
                <description><![CDATA[Dernekler Siyaset Basamağı mı?!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da son dönemlerde bazı dernek başkanları ortalıkta amaçsızca dolaşıyor.&nbsp;</p>

<p>Samimiyetten uzak bazı sözde dernek başkanları sürekli sahada görünme çabasıyla esnaf ziyaretleri yapıyor; sözde vatandaşın ve esnafın sorunlarını çözmeye çalışıyormuş izlenimi vermeye uğraşıyorlar.&nbsp;</p>

<p>Hele bir başkan var ki gittiği her ortamda kendisini Malatya’daki siyasetçilerin ve bürokrasinin üzerinde konumlandıran bu kişi, belediye başkanlarını, milletvekillerini ve bürokratları “ortada yoklar, hiçbir şey yapmıyorlar” gibi ifadelerle karalamaktan geri durmuyor.</p>

<p>Ardından da “Ben varım, sorunlarınızı ben çözerim”, “Bir yerlere gelirsem emrinizde olurum” havasıyla hayal ürünü vaatler savuruyor.&nbsp;</p>

<p>Ancak bu söylemlerin Malatya’da artık bir karşılığı kalmadı. Yalan ve algı üzerine kurulu bu çıkışlar, kamuoyunda ciddiye alınmıyor.&nbsp;</p>

<p>Zira Malatya küçük bir şehir; kimsenin kül yutacak hali yok. Herkes herkesi tanır, kimin nereden geldiğini, geçmişini ve niyetini gayet iyi bilir.</p>

<p>Tamamen hayal dünyasında yaşayan bu sözde dernek başkanı, ortalıkta dolaşmaktan başka bir etki oluşturamıyor.&nbsp;</p>

<p>Kuruluş aşamasında üst düzey yönetimiyle dikkat çeken dernekte ise artık yaprak dökümü başladığı, başkanın yalnızca kendisine çalıştığını, samimi olmadığını gören ve rahatsız olan bazı yönetim kurulu üyelerinin birer birer ayrılmaya başladığı yönünde bilgiler alıyorum.</p>

<p>Bu şehir algıyla, yalanla, boş vaatlerle yönetilecek bir yer değildir. Milletin yalanla algı yapmaya karnı tok, sabrı ise sınırlıdır.&nbsp;</p>

<p>Sonuç olarak Malatya siyasette ve STK ayağında ne yazık ki son dönemlerde kalite düşerek dibe vurmuş durumda.&nbsp;</p>

<p>Bir atasözüyle noktayı koyalım:&nbsp;<br />
Yalancının mumu yatsıya kadar yanar?!.<br />
Haberin devamı için tıklayanız..</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Dec 2025 22:45:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir Fotoğraf Her Şeyi Anlatıyor; Ali Bakan’ın Siyasi Yalnızlığı!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/bir-fotograf-her-seyi-anlatiyor-ali-bakanin-siyasi-yalnizligi-585</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/bir-fotograf-her-seyi-anlatiyor-ali-bakanin-siyasi-yalnizligi-585</guid>
                <description><![CDATA[Bir Fotoğraf Her Şeyi Anlatıyor; Ali Bakan’ın Siyasi Yalnızlığı!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara’da verilen pozlar Malatya’da karşılık bulmadı. Ali Bakan’ın kritik dönemde gerçekleştirdiği temaslar, parti tabanında yalnızlığı iddiaları gözler önüne serdi.</p>

<p>AK Parti Malatya İl Başkanı Ali Bakan, geçtiğimiz günlerde Ankara’da bir dizi ziyaret gerçekleştirdi.&nbsp;</p>

<p>Sosyal medyada paylaşılan fotoğraflara bakıldığında, Sayın Bakan’ın başkentte bazı önemli isimlerle temaslarda bulunduğu görülüyor. &nbsp;</p>

<p>Elbette bir il başkanının, AK Parti’nin üst düzey yöneticileriyle görüşmesi Malatya adına önemli bir gelişme olarak değerlendirilebilir.&nbsp;</p>

<p><strong>Ancak işin dikkat çeken ve kamuoyunda asıl konuşulan kısmı tam da burada başlıyor.&nbsp;</strong></p>

<p>Ali Bakan’ın en dikkat çekici ziyareti, AK Parti Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci ile birlikte TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a yaptığı ziyaret oldu.&nbsp;</p>

<p>Bunun dışında AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Teşkilat Başkanı ve Yalova Milletvekili Ahmet Büyükgümüş ile de bir görüşme gerçekleştirdi.&nbsp;</p>

<p>Ayrıca bölge koordinatörleri bazı milletvekilleriyle temaslarda bulunduğu paylaşıldı.&nbsp;</p>

<p>Ne var ki, böylesine kritik bir süreçte Ali Bakan’ın kamuoyunda görevden alınacağının konuşulduğu bir dönemde, bu ziyaretlere rağmen ortadan kalkmadı. &nbsp;</p>

<p>Aksine, bu durum kafalardaki soru işaretlerini daha da artırdı.&nbsp;</p>

<p>Bu noktada birkaç olası senaryo akıllara geliyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Birinci ihtimal; &nbsp;</strong></p>

<p>Sayın Ali Bakan’ın, genel merkezde görevden alınmasının gündemde olduğu yönündeki iddialar nedeniyle Ankara’ya giderek bir nevi “ricada bulunma” girişiminde bulunmuş olmasıdır. Yani, “Ben başarılıyım, beni istemeyen ve başarımı çekemeyen bazı kesimler beni görevden aldırmak istiyor” mesajını vermek istemiş olabilir.&nbsp;</p>

<p>İkinci ihtimal ise; bu ziyaretler aracılığıyla “Beni kimse görevden alamaz, genel merkezde güçlüyüm, koltuğumda gözü olanlar boşuna heveslenmesin” mesajı verme çabasıdır.&nbsp;</p>

<p><strong>Elbette bunlar sadece olası senaryolardan bazılarıdır.&nbsp;</strong></p>

<p>Ancak şahsi kanaatime göre asıl mesele şudur: Ali Bakan’ın bu ziyaretlerde yalnız görüntü vermesi. Numan Kurtulmuş ziyareti dışında, diğer görüşmelerini tek başına gerçekleştirmesi, parti içinde fiilen yalnız bırakıldığının açık bir göstergesidir.&nbsp;</p>

<p>Sonuç olarak Ali Bakan’ın bu Ankara ziyaretleri, toplumda ve parti tabanında beklenen karşılığı bulmadığı dilden dile konuşuluyor.&nbsp;</p>

<p>Eğer Ali Bakan; Malatya milletvekilleriyle, Büyükşehir Belediye Başkanıyla, ilçe belediye başkanlarıyla, ilçe başkanlarıyla ve kadın kolları başkanıyla birlikte Ankara’ya gitmiş olsaydı, bu ziyaretler genel merkez nezdinde çok daha güçlü bir anlam taşırdı.&nbsp;</p>

<p><strong>O zaman Ali Bakan için “yoluna devam eder” demek mümkün olabilirdi.&nbsp;</strong></p>

<p>Ancak gelinen noktaya baktığımızda tablo nettir: Bir Dünya lideri olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, tarafından büyük umutlarla göreve getirilen fakat beklentileri karşılayamayan Ali Bakan’ın; milletvekilleri, belediye başkanları, ilçe başkanları ve parti teşkilatı tarafından istenmediği iddiaları açıkça görülmektedir.&nbsp;</p>

<p>Benim şahsi kanaatim şudur ki; Ali Bakan’ın ilerleyen günlerde bir takım gerekçeler göstererek görevinden affını istemesi kimse için sürpriz olmayacaktır!?.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 28 Dec 2025 21:04:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Zor Günlerin Valisi: Malatya’da Seddar Yavuz İmzası..</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/zor-gunlerin-valisi-malatyada-seddar-yavuz-imzasi-584</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/zor-gunlerin-valisi-malatyada-seddar-yavuz-imzasi-584</guid>
                <description><![CDATA[Zor Günlerin Valisi: Malatya’da Seddar Yavuz İmzası..]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Maldia Dergisi olarak yeni bir sayımızla daha siz kıymetli okuyucularımızın karşısında olmanın gururunu yaşıyoruz. Bir yılı daha geride bırakırken; tüm zorluklara, imkânsızlıklara ve ağır şartlara rağmen, Maldia Dergisi ve Maldia Haber ailesi olarak yayın hayatımıza ara vermeden devam ediyoruz. Bu süreçte bizlere güç veren, desteklerini esirgemeyen Malatyalı hemşehrilerimize ve değerli okuyucularımıza en içten şükranlarımızı sunuyoruz.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Malatya’da deprem sonrası ihya ve inşa çalışmaları tüm hızıyla sürerken, yıl sonu itibarıyla işyeri ve konut kura çekimlerinin tamamlanması şehrimiz adına önemli bir dönüm noktası olmuştur. Devletimizin güçlü iradesi ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde sağlanan olağanüstü desteklerle, adeta yerle bir olan bir şehir yeniden ayağa kaldırılmaktadır.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu büyük dönüşüm sürecinde, Malatya’nın yeniden inşasında önemli rol üstlenen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum ile göreve geldiği ilk günden itibaren sahadan kopmadan çalışan Malatya Valimiz Sayın Seddar Yavuz, şehrimizin adeta mimarları olmuştur. Kendilerine Malatya’ya verdikleri emek, gösterdikleri kararlılık ve ortaya koydukları samimi gayretler dolayısıyla teşekkür ediyoruz.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu sayımızda dergimizin kapağını, kısa sürede Malatyalıların gönlünde müstesna bir yer edinen, çalışkanlığı ve disipliniyle dikkat çeken Malatya Valisi Sayın Seddar Yavuz’a ayırdık. Sayın Vali, Malatya’nın en zor ve sancılı döneminde göreve gelmiş; hiçbir şaibeye gölge düşürmeden, makamın gücünü değil sorumluluğunu önceleyerek, gece gündüz demeden şehrin ayağa kalkması için büyük bir özveriyle çalışmıştır. Sahadaki varlığı, vatandaşla kurduğu doğrudan iletişim ve çözüm odaklı yaklaşımıyla Malatya halkının takdirini kazanmıştır.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu vesileyle, şehrimizin yeniden ayağa kalkmasında gösterdiği üstün gayretlerden dolayı Sayın Valimizi bir kez daha tebrik ediyor; 2026 yılının başta Malatya’mız olmak üzere ülkemize barış, sağlık, huzur ve bereket getirmesini temenni ediyoruz.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir sonraki sayımızda buluşmak dileğiyle,</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">hoşça kalın.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Zor Günlerin Valisi: Malatya’da Seddar Yavuz İmzası..</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Maldia Dergisi olarak yeni bir sayımızla daha siz kıymetli okuyucularımızın karşısında olmanın gururunu yaşıyoruz. Bir yılı daha geride bırakırken; tüm zorluklara, imkânsızlıklara ve ağır şartlara rağmen, Maldia Dergisi ve Maldia Haber ailesi olarak yayın hayatımıza ara vermeden devam ediyoruz. Bu süreçte bizlere güç veren, desteklerini esirgemeyen Malatyalı hemşehrilerimize ve değerli okuyucularımıza en içten şükranlarımızı sunuyoruz.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Malatya’da deprem sonrası ihya ve inşa çalışmaları tüm hızıyla sürerken, yıl sonu itibarıyla işyeri ve konut kura çekimlerinin tamamlanması şehrimiz adına önemli bir dönüm noktası olmuştur. Devletimizin güçlü iradesi ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde sağlanan olağanüstü desteklerle, adeta yerle bir olan bir şehir yeniden ayağa kaldırılmaktadır.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu büyük dönüşüm sürecinde, Malatya’nın yeniden inşasında önemli rol üstlenen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum ile göreve geldiği ilk günden itibaren sahadan kopmadan çalışan Malatya Valimiz Sayın Seddar Yavuz, şehrimizin adeta mimarları olmuştur. Kendilerine Malatya’ya verdikleri emek, gösterdikleri kararlılık ve ortaya koydukları samimi gayretler dolayısıyla teşekkür ediyoruz.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu sayımızda dergimizin kapağını, kısa sürede Malatyalıların gönlünde müstesna bir yer edinen, çalışkanlığı ve disipliniyle dikkat çeken Malatya Valisi Sayın Seddar Yavuz’a ayırdık. Sayın Vali, Malatya’nın en zor ve sancılı döneminde göreve gelmiş; hiçbir şaibeye gölge düşürmeden, makamın gücünü değil sorumluluğunu önceleyerek, gece gündüz demeden şehrin ayağa kalkması için büyük bir özveriyle çalışmıştır. Sahadaki varlığı, vatandaşla kurduğu doğrudan iletişim ve çözüm odaklı yaklaşımıyla Malatya halkının takdirini kazanmıştır.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu vesileyle, şehrimizin yeniden ayağa kalkmasında gösterdiği üstün gayretlerden dolayı Sayın Valimizi bir kez daha tebrik ediyor; 2026 yılının başta Malatya’mız olmak üzere ülkemize barış, sağlık, huzur ve bereket getirmesini temenni ediyoruz.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir sonraki sayımızda buluşmak dileğiyle,</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">hoşça kalın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 26 Dec 2025 12:33:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dernekler Siyaset Basamağı mı?!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/dernekler-siyaset-basamagi-mi-583</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/dernekler-siyaset-basamagi-mi-583</guid>
                <description><![CDATA[Dernekler Siyaset Basamağı mı?!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da son dönemlerde bazı dernek başkanları ortalıkta amaçsızca dolaşıyor.&nbsp;</p>

<p>Samimiyetten uzak bazı sözde dernek başkanları sürekli sahada görünme çabasıyla esnaf ziyaretleri yapıyor; sözde vatandaşın ve esnafın sorunlarını çözmeye çalışıyormuş izlenimi vermeye uğraşıyorlar.&nbsp;</p>

<p>Hele bir başkan var ki gittiği her ortamda kendisini Malatya’daki siyasetçilerin ve bürokrasinin üzerinde konumlandıran bu kişi, belediye başkanlarını, milletvekillerini ve bürokratları “ortada yoklar, hiçbir şey yapmıyorlar” gibi ifadelerle karalamaktan geri durmuyor.</p>

<p>Ardından da “Ben varım, sorunlarınızı ben çözerim”, “Bir yerlere gelirsem emrinizde olurum” havasıyla hayal ürünü vaatler savuruyor.&nbsp;</p>

<p>Ancak bu söylemlerin Malatya’da artık bir karşılığı kalmadı. Yalan ve algı üzerine kurulu bu çıkışlar, kamuoyunda ciddiye alınmıyor.&nbsp;</p>

<p>Zira Malatya küçük bir şehir; kimsenin kül yutacak hali yok. Herkes herkesi tanır, kimin nereden geldiğini, geçmişini ve niyetini gayet iyi bilir.</p>

<p>Tamamen hayal dünyasında yaşayan bu sözde dernek başkanı, ortalıkta dolaşmaktan başka bir etki oluşturamıyor.&nbsp;</p>

<p>Kuruluş aşamasında üst düzey yönetimiyle dikkat çeken dernekte ise artık yaprak dökümü başladığı, başkanın yalnızca kendisine çalıştığını, samimi olmadığını gören ve rahatsız olan bazı yönetim kurulu üyelerinin birer birer ayrılmaya başladığı yönünde bilgiler alıyorum.</p>

<p>Bu şehir algıyla, yalanla, boş vaatlerle yönetilecek bir yer değildir. Milletin yalanla algı yapmaya karnı tok, sabrı ise sınırlıdır.&nbsp;</p>

<p>Sonuç olarak Malatya siyasette ve STK ayağında ne yazık ki son dönemlerde kalite düşerek dibe vurmuş durumda.&nbsp;</p>

<p>Bir atasözüyle noktayı koyalım:&nbsp;<br />
Yalancının mumu yatsıya kadar yanar?!.<br />
Haberin devamı için tıklayanız..</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 24 Dec 2025 10:37:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya TSO Üyelerin Parasını Çarçur Etmeye Devam Ediyor!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/malatya-tso-uyelerin-parasini-carcur-etmeye-devam-ediyor-582</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/malatya-tso-uyelerin-parasini-carcur-etmeye-devam-ediyor-582</guid>
                <description><![CDATA[Malatya TSO Üyelerin Parasını Çarçur Etmeye Devam Ediyor!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO), 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından üyelerine somut hiçbir katkı sunamadığı gibi, zor günler geçiren esnaf ve sanayiciden aidatlarını faiziyle tahsil etmeyi ihmal etmiyor!&nbsp;</p>

<p>Depremin yaralarını sarmaya çalışan üyeler destek beklerken, oda yönetiminin sergilediği bu tutum tepkileri daha da büyüttü.&nbsp;</p>

<p>Her fırsatta “Üyelerimizin yanındayız” söylemini dile getiren MTSO Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu’nun bu sözleri ne yazık ki sahada karşılık bulmuyor. &nbsp;</p>

<p>Söylem ile icraat arasındaki uçurum her geçen gün daha da derinleşiyor.&nbsp;</p>

<p>Başkan Sadıkoğlu yönetimindeki MTSO’nun, üyelerin menfaatinden çok belirli çevreler için bir rant alanına dönüştürüldüğü yönündeki iddialar Sanayici ve Esnaflar tarafından tepki gösteriliyor.&nbsp;</p>

<p>Bu sabah MTSO binasında basın mensuplarıyla düzenlenen kahvaltılı toplantı ise tepkilerin açıkça ortaya konduğu bir buluşma oldu.&nbsp;</p>

<p>Toplantı sonrası görüştüğüm &nbsp;bazı basın mensubu, arakdaşlar hem oda yönetimine hem de izlenen yanlış politikalara sert eleştiriler yöneltti.&nbsp;</p>

<p>Sonsöz Gazetesi sahibi Ali Er, başta olmak üzere birçok gazeteci, Malatya basın camiasına geri planda birilerinin dayatmasıyla &nbsp;sunulan ve kamuoyunda “sözde araştırmacı yazar” olarak lanse edilen Nezir Kızılkaya adlı şahıs üzerinden yürütülen kitap çalışmasına tepki gösterdi.&nbsp;</p>

<p>İddialara göre son dönemlerde kurumlara, STK'lara ve belediyelere pazarlanan sözde araştırmacı yazar Nezir Kızılkaya, adlı şahısa rant kapısı açılması basın camiası tarafından tepkilere neden oluyor.&nbsp;</p>

<p>Üyeler ekonomik darboğazda aidatlarını faiziyle ödemeye çalışırken, MTSO kaynaklarının yüz binlerce lira harcanarak sözde araştırmacı yazar olarak tanıtılan &nbsp;banka emeklisi Nezir Kızılkaya adlı şahsın para kazanması için &nbsp;kitap bastırılması ve bu kitapların basın mensuplarına dağıtılması bardağı taşıran son damla oldu.&nbsp;</p>

<p>Kahvaltı sırasında kitapların dağıtılması üzerine Nezir Kızılkaya ismini kitapta gören &nbsp;bir çok gazeteci &nbsp;toplantı sonrası duruma tepki gösterdi.&nbsp;</p>

<p>Daha önce de defalarca ifade ederek yazmıştım, Oğuzhan Ata Sadıkoğlu döneminde Malatya Ticaret ve Sanayi Odası tarihinin en başarısız süreçlerinden birini yaşamaktadır.&nbsp;</p>

<p>Oda bütçesinin “kitap, danışmanlık, organizasyon ve benzeri adlar altında” belirli isimlere aktarılması, basında ayrımcılık yapılması ve üyelerin parasının cömertçe harcanması kabul edilir gibi değil.&nbsp;</p>

<p>Valilik, belediyeler, milletvekilleri, sanayici ve esnafla ilişkileri her geçen gün zayıflayan Sadıkoğlu’nun, Malatya kamuoyunda hızla kan kaybettiği görülmektedir. &nbsp;</p>

<p>Bu gidişattan rahatsız olan çok sayıda sanayici ve esnaf, yaklaşan oda seçimlerini umutla bekliyor.&nbsp;</p>

<p>Aldığım bilgilere göre Malatya’daki birçok önemli sanayici ve esnaf, mevcut yönetime karşı güçlü bir aday çıkarmak için çalışmalar yürütüyor.&nbsp;</p>

<p>Görünen o ki, Malatya’da MTSO’da değişim şart oldu?!.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 21 Dec 2025 21:37:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Geçmişiyle Yüzleşemeyen Başkan, Gazeteciliğimi Sorguluyor!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/gecmisiyle-yuzlesemeyen-baskan-gazeteciligimi-sorguluyor-581</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/gecmisiyle-yuzlesemeyen-baskan-gazeteciligimi-sorguluyor-581</guid>
                <description><![CDATA[Geçmişiyle Yüzleşemeyen Başkan, Gazeteciliğimi Sorguluyor!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Alaca İnşaat, Malatya’da bir dönem onlaraca vatandaşın ev sahibi olma hayallerini yıkmıştı.&nbsp;</p>

<p>İddialar şu ki aynı dairenin 3-5 kişiye satıldığı, birçok insanın mağdur edildiği ve paraların &nbsp;ödendiği halde teslim edilmeyen daireler ve bu süreçle ilgili bugün hâlâ yargıya intikal etmiş dava dosyaları hala bulunmaktadır.&nbsp;</p>

<p>O dönemde Alaca İnşaat’ın hem ortağı hem de avukatı olan Raşit Alaca, işler sarpa sardığında ve karanlık ilişkiler ayyuka çıkmadan hemen önce dikkat çekici &nbsp;hamleler yapmıştı.&nbsp;</p>

<p>Raşit Alaca önce şirketin avukatlığından ayrıldı, sonrada yönetim kurulundan istifa etti ve kendisini temize çıkarmaya yönelik farklı yöntemlere başvurdu.&nbsp;</p>

<p><strong>Bununla da yetinmedi.&nbsp;</strong></p>

<p><strong>Soyadını değiştirerek Raşit Başkan, oldu!&nbsp;</strong></p>

<p>Avukatlık bürosuna gelen mağdur vatandaşlara ise şu cümleleri kurdu: “Şirketle alakam yok, ben de mağdurum, aileyle bağım kalmadı. Bakın soyadımı bile değiştirdim.”&nbsp;</p>

<p><strong>Evet…&nbsp;</strong></p>

<p>Sözün bittiği yer tam da burası. Dün bu dosyaların gölgesinde kalan Raşit Alaca- Başkan, bugün çıkmış Ali Bakan’ın avukatlığına soyunarak gazeteciliğimi eleştirerek sorguluyor!&nbsp;</p>

<p>Geçtiğimiz günlerde AK Parti Malatya İl Başkanı Ali Bakan hakkında kaleme aldığım eleştirel yazının ardından, Avukat Raşit Başkan’ın dün akşam tesadüfen gördüğüm, sosyal medyada yayımladığı bir yazı dikkatimi çekti.&nbsp;</p>

<p>Yazıyı baştan sona okudum. Soyadını değiştiren Sayın Avukat, Ali Bakan’a övgüler dizmiş, adeta sadakat yarışına girmiş.&nbsp;</p>

<p>Bununla da kalmamış, şahsımın gazeteciliğini sorgulama cüretini göstermiş.&nbsp;</p>

<p>Yok efendim, önceki İl Başkanı Namık Gören’i ziyaret etmişim, ardından Ali Bakan’ı eleştirmişim…&nbsp;</p>

<p>Buradan açıkça soruyorum: Sayın Raşit Alaca-Başkan, siz bu şehirde en son konuşması gereken kişilerden birisiniz.&nbsp;</p>

<p>Birilerini eleştirmeden önce aynaya bakın. Geçmişinizi sorgulayın. Sonra gazeteciliğimi sorgulamaya kalkın.&nbsp;</p>

<p><strong>Sayın Başkan, Ali Bakan sevdası nereden geliyor?&nbsp;</strong></p>

<p>Ali Bakan ile nasıl bir bağınız, nasıl bir bağlantınız var? “Namık Gören’i ziyaret ettikten sonra Ali Bakan’ı eleştirdi” demişsiniz.&nbsp;</p>

<p>Oysa Ali Bakan’ı geçtiğimiz aylarda &nbsp;bir kaç kez eleştirdim. Eğer ilk eleştirim o ziyaretin ardından olsaydı, belki sözünüzün bir anlamı olurdu.&nbsp;</p>

<p><strong>Ali Bakan beni iyi tanır.&nbsp;</strong></p>

<p>Benim, Namık Gören’in söylemiyle veya başka birilerinin arkasına sığınarak eleştiri yapmayacağımı da çok iyi bilir.&nbsp;</p>

<p>Ama madem Ali Bakan’ın avukatlığına soyundunuz, o hâlde şu sorunun cevabını vermek gerekir:&nbsp;</p>

<p><strong>Bu savunma refleksini neden yaptınız!&nbsp;</strong></p>

<p>Tekrardan AK Parti İl Başkanı Ali Bakan’a dönecek olursak; Sayın Bakan’a yönelik tepkiler her geçen gün artarak devam ediyor.&nbsp;</p>

<p>Gerek haber merkezimize gerekse şahsıma ulaşan çok sayıda vatandaş, Ali Bakan’ın aile hukuk ofisinin Başarısız bir dönem geçiren ve adeta yönetimsel anlamda dibe vuran, Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) ile bazı fabrikatörlerin avukatlığını yürüttüğü biliniyor.&nbsp;</p>

<p>Vatandaşlardan gelen iddialara göre, Ali Bakan’ın il başkanlığı sürecinde sergilediği yönetim anlayışı da ağırlıklı olarak bu elit kesime odaklanmış durumda.&nbsp;</p>

<p>Bu durum, parti tabanında ve kamuoyunda ciddi rahatsızlık yaratarak, soru işaretlerini beraberinde getiriyor.</p>

<p><img alt="" src="https://www.maldiahaber.com/public/images/detay/IMG_8909.jpeg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 19 Dec 2025 09:00:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya’da Futbolun Çöküşü!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/malatyada-futbolun-cokusu-580</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/malatyada-futbolun-cokusu-580</guid>
                <description><![CDATA[Malatya’da Futbolun Çöküşü!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Şubat 2023 depremlerinde büyük yaralar alan Malatya, ne yazık ki bir darbeyi de futbolda yedi.&nbsp;</p>

<p>Bir zamanlar “futbol kenti”olarak anılan bu şehirde futbol, son yıllarda belli kişi ve çevreler için adeta bir rant kapısına dönüştürüldü.&nbsp;</p>

<p>Dönemin Malatya Belediye Başkanı Ahmet Çakır döneminde, Malatyaspor’un göz göre göre çöküşüne hep birlikte çaresizce sesiz kalarak tanıklık ettik. &nbsp;</p>

<p>Bir zamanlar Doğu’nun yıldızı olarak anılan Malatyaspor, plansızlık ve ilgisizlikle yok edildi.&nbsp;</p>

<p>Aynı dönemde “alternatif” olarak Yeni Malatyaspor kuruldu ve yoluna bu kulüple devam edildi.&nbsp;</p>

<p>Mehmet Emin Katipoğlu başkanlığında 2010 yılında 2. Lig’e çıkan Yeni Malatyaspor, daha sonra Ertan Mumcu ile yola devam etti.&nbsp;</p>

<p>Ancak bu dönemde de 1. Lig’e çıkma hedefi gerçekleştirilemedi. 2014–2015 sezonunda kulüp için “belediyeden bağımsızlık” kararı alındı ve kongre yapıldı.&nbsp;</p>

<p>O kongrede, İstanbul’da plastik işiyle uğraşan, esnaflık yapan ve deyim yerindeyse uçan kuşa borcu olan Adil Gevrek’e kulüp teslim edildi.&nbsp;</p>

<p>Adil Gevrek, ilk yıllarında dürüstlük ve iyi niyet söylemleriyle belediyenin ve Malatyalı iş insanlarının desteğini aldı.&nbsp;</p>

<p>Bu destekle Yeni Malatyaspor’u Süper Lig’e taşıdı. Hatta Süper Lig’in ilk yıllarında UEFA Avrupa kupalarında da Malatya’yı başarıyla temsil etti.&nbsp;</p>

<p><strong>Peki sonra ne oldu?&nbsp;</strong></p>

<p>Yeni Malatyaspor her geçen gün borç batağına sürüklenirken, Adil Gevrek’in hızla zenginleştiğine şahit olduk. Kulüp borç batağına sürüklenirken, hesap soran olmadı.&nbsp;</p>

<p>Sonuç ortada:&nbsp;</p>

<p>Yeni Malatyaspor önce Süper Lig’den düştü, ardından 1. Lig’den, sonra 2. Lig’den… Bugün ise bir dönem Avrupa’da ve Süper Lig’de rakiplerine kök söktüren kulüp, -43 puanla 3. Lig’e düşmeyi garantilemiş durumda.&nbsp;</p>

<p><strong>Gelinen noktada acı tablo şudur:&nbsp;</strong></p>

<p>Son yıllarda Malatya’nın iki profesyonel futbol takımı, Süper Lig’den amatör liglerin eşiğine kadar geriledi.&nbsp;</p>

<p>Bu şehrin yöneticileri, kulüpleri bu hale getirenlerden hesap sormadı. Malatyaspor’un ve Yeni Malatyaspor’un hakkını yiyen, sırtından milyonlar kazananlar ise er ya da geç bunun hesabını en ağır şekilde verecektir.&nbsp;</p>

<p>Ne yazık ki iki profesyonel takımın çöküşünden ders almayan bugünün yöneticileri, aynı hataları yapmaya devam ediyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Bugün elimizde borçsuz, tertemiz bir kulüp var: &nbsp;Yeşilyurtspor.&nbsp;</strong></p>

<p>Geçtiğimiz sezon Yeşilyurt Belediyesi’nin büyük desteğiyle BAL Ligi’nden 3. Lig’e çıkan bu kulübün, Adnan Gevrek… pardon, Adnan Çoban denen bir isme teslim edilmesi başlı başına büyük bir hatadır.&nbsp;</p>

<p>Sürekli yalan söyleyen, her defasında farklı açıklamalar yapan, vizyon yoksunu Adnan Çoban’ın bu göreve getirilmesi Yeşilyurtspor adına büyük bir talihsizliktir.&nbsp;</p>

<p>Amatör liglerde dahi başkanlık yapacak kapasitesi olmayan, futbolun “F”sinden anlamayan bu beceriksiz yapı, kulübü yönetebilecek donanıma sahip değildir.&nbsp;</p>

<p><strong>Gelinen noktada görüyoruz ki&nbsp;</strong></p>

<p>Yeşilyurtspor’da da işler iyi gitmiyor. Buradan Yeşilyurt’un sevilen ve başarılı Belediye Başkanı İlhan Geçit’e açık bir çağrıda bulunuyorum:&nbsp;</p>

<p><strong>Kıymetli Başkanım,&nbsp;</strong></p>

<p>Elimizde kalan tek profesyonel takım olan Yeşilyurtspor’u, Adnan Çoban denilen bu beceriksizin elinden bir an önce alarak kongreye gidin.&nbsp;</p>

<p>Güçlü, şeffaf ve liyakatli bir yönetimle yolumuza devam edelim. Aksi halde Malatya futbolunda yaşanan bu çöküş, ne yazık ki bir kez daha tekrar edecektir?!.</p>

<p><img alt="" src="https://www.maldiahaber.com/public/images/detay/E9ED8827-5507-493B-A019-39AE6EDD5F29.jpeg" style="height:533px; width:800px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 16 Dec 2025 18:14:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AK Parti Malatya’da Ali Bakan, İle En Başarısız Dönemini Yaşıyor!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/ak-parti-malatyada-ali-bakan-ile-en-basarisiz-donemini-yasiyor-579</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/ak-parti-malatyada-ali-bakan-ile-en-basarisiz-donemini-yasiyor-579</guid>
                <description><![CDATA[AK Parti Malatya’da Ali Bakan, İle En Başarısız Dönemini Yaşıyor!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde AK Parti Malatya İl Başkanı Ali Bakan hakkında kaleme aldığım yazı, iki günlük sürede haber sitesi ve tüm sosyal medya hesaplarımızdan büyük bir etkileşim alarak yaklaşık 100 bine yakın kişi tarafından okundu.&nbsp;</p>

<p>Yazıya gelen olumlu–olumsuz tüm tepkiler için öncelikle tüm okuyucularımıza ve takipçilerimize teşekkür ediyorum.&nbsp;</p>

<p>Yazının yayımlanmasının ardından Ankara, İstanbul ve Malatya’dan çok sayıda telefon ve mesaj aldım.&nbsp;</p>

<p>Birçok okuyucumuz, Ali Bakan’la ilgili daha önemli iddialar paylaşarak “Eksik bile yazmışsınız, kaleminize yüreğinize sağlık” şeklinde desteklerini iletti. &nbsp;</p>

<p><strong>Elbette, bu sürecin bir de karşı cephesi var.&nbsp;</strong></p>

<p>Özellikle kişisel Facebook hesabım üzerinden Ali Bakan’ın yakın çevresi ve parti görevlilerinden çeşitli tepkiler ve olumsuz yorumlar aldım. &nbsp;</p>

<p>Buna da saygı duymak gerekir; zira mesleğimiz gereği eleştiriyi de eleştirilmeyi de göze almak zorundayız.&nbsp;</p>

<p>Biz gazeteciler, kamu adına görev yapan, vatandaşla kurumlar arasında köprü vazifesi gören insanlarız.&nbsp;</p>

<p>Elbette bu sözler, işini dürüst, tarafsız ve ilkeli şekilde yapanlar içindir.&nbsp;</p>

<p>Kendi adıma, Bayram Güder olarak, hiçbir grubun ya da kişinin adamı olmadan; tarafsız, objektif ve iyi niyetle mesleğimi sürdürmeye çalışıyorum.&nbsp;</p>

<p><strong>Hatalar elbette yapılabilir; sonuçta insanız.</strong></p>

<p>Ancak niyetimizin temiz olması, vicdanımızın rahat olması her şeyden önemlidir. &nbsp;</p>

<p>20 yıllık meslek hayatımda kimseye iftira atmadan, yalan haber üretmeden, yalnızca gerçeklerin peşinde koşarak işimi yapmaya çalıştım. Bugün de vicdanım rahat.&nbsp;</p>

<p><strong>Gelelim konunun özüne…&nbsp;</strong></p>

<p>AK Parti Malatya İl Başkanı Ali Bakan’la ilgili ifade ettiklerimin arkasındayım.&nbsp;</p>

<p>Fazla detaya girmeden tekrar ediyorum: AK Parti’nin 25 yıllık siyasi serüveninde, Malatya'da en başarısız &nbsp;il başkanı Ali Bakan’dır. Nokta...&nbsp;</p>

<p>Tekrardan altını çizerek belirtmek istiyorum, Ali Bakan'ın insani yönü ve kişiliğine her zaman saygım sonsuzdur.&nbsp;</p>

<p>Sonuç olarak gelinen noktaya bakacak olursak, bu başarısızlığın faturası ise doğrudan AK Parti’nin genel imajına ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a kesilmektedir.&nbsp;</p>

<p>Çünkü teşkilattaki zafiyet, sahadaki<br />
kopukluk ve yönetimdeki dağınıklık, seçmende ciddi bir kırılmaya yol açmaktadır.&nbsp;</p>

<p>Ve bugün Malatya’da yaşanan siyasi erozyonun en büyük nedenlerinden biri, hiç kuşkusuz Ali Bakan’ın sergilediği yetersiz yönetim anlayışıdır?!.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 14 Dec 2025 19:13:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ali Bakan, Parti Teşkilatında Birlikteliği Sağlayamadı!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/ali-bakan-parti-teskilatinda-birlikteligi-saglayamadi-578</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/ali-bakan-parti-teskilatinda-birlikteligi-saglayamadi-578</guid>
                <description><![CDATA[Ali Bakan, Parti Teşkilatında Birlikteliği Sağlayamadı!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti Malatya İl Başkanı Ali Bakan, göreve geldiği günden bu yana sergilediği yönetim anlayışıyla parti teşkilatı ve tabanında tartışmaların odağı olmaya devam ediyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Öncelikle altını çizmek gerekiyor: &nbsp;</strong></p>

<p>Bu eleştiriler, Sayın Bakan’ın şahsına veya kişiliğine yönelik değildir. &nbsp;Sayın Bakan Avukatlığında, özel işlerinde başarılı olabilir.&nbsp;</p>

<p>Ancak aynı başarıyı yöneticilik anlamında gösterebildiğini söylemek maalesef mümkün değil.&nbsp;</p>

<p>Sayın Bakan göreve geldiği günden bu yana şehirde ve parti teşkilatında beklenen toparlayıcı liderlik vasfı bir türlü ortaya konulamadı. &nbsp;</p>

<p>Malatya’da AK Parti’nin “kale” olarak görüldüğü bir şehirde, milletvekilleriyle, belediye başkanlarıyla ve parti tabanıyla güçlü bir birliktelik sağlanamadı.&nbsp;</p>

<p>Aksine, teşkilattaki dağınıklık günden güne büyüdü ve bu tablo artık şehirde kamuoyunun en çok konuştuğu konulardan biri hâline geldi.&nbsp;</p>

<p>İşin daha da vahim tarafı ise vatandaşların parti binasına gittiklerinde karşılaştığı manzara…&nbsp;</p>

<p>Birçok vatadaş sorununu, talebini veya bir tayin işini halletmek için gittiği il binasına girdiğinde polis kontrolü, sorgu ve ulaşılması güç bir il başkanı profiliyle karşı karşıya kalıyor. &nbsp;</p>

<p>Ali Bakan’a doğrudan ulaşamayan vatandaşlar genellikle başkan yardımcılarına yönlendiriliyor.&nbsp;</p>

<p>Hatta iddialara göre; tayin, atama veya benzeri bireysel taleplerini çözmek isteyen bazı vatandaşlar artık Ankara’ya çevre illere hatta CHP il binasına giderek çözüm aramaya çalışıyor!&nbsp;</p>

<p>Bu vahim tablo, sadece AK Parti için değil; Bir dünya lideri olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi vizyonuna da zarar veriyor.&nbsp;</p>

<p>Aldığım kulis bilgilerine göre, Malatya’da yaşanan bu siyasi dağınıklığın ve yönetim boşluğunun AK Parti Genel Merkezi tarafından da yakından takip edildiği, ve yeni bir il başkanı arayışı için düğmeye basıldığı konuşuluyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 10 Dec 2025 20:54:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sen Bu Kafa ve Zihniyetle mi Uzun Soluklu Siyaset Yapacaksın?</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/sen-bu-kafa-ve-zihniyetle-mi-uzun-soluklu-siyaset-yapacaksin-577</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/sen-bu-kafa-ve-zihniyetle-mi-uzun-soluklu-siyaset-yapacaksin-577</guid>
                <description><![CDATA[Sen Bu Kafa ve Zihniyetle mi Uzun Soluklu Siyaset Yapacaksın?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da bir siyasetci, fanusta büyüyüp siyasetin gerçek atmosferiyle pek tanışmadan, kamuoyunda ‘aile torpili ve desteğiyle’ geldiği makamın etkisiyle siyasi arenada, siyasi geleceğini garanti altına alma adına her türlü olumsuz yöntemleri deneyip kullanıyor.&nbsp;</p>

<p>Kendini “çok akıllı, çok uyanık” zanneden bu siyasetçi, makamın verdiği güç ile çevresini kullanarak, kendisine biat etmeyenlere ve eleştiren gazetecilere, farklı yöntemler kullanarak başkaları üzerinden operasyon yaptırmaya çalışması ve kendine kurduğu &nbsp;küçük dünya ile Malatya siyasetini,bürokrasini ve basını dizayn edeceğini sanıyor. &nbsp;</p>

<p>Ancak Malatya öyle bir yer değil.. Bu şehirde herkes herkesi iyi tanır, niyetleri ve hesapları da çok çabuk anlaşılır.&nbsp;</p>

<p>Geri planda etrafına topladığın “danışman”(!) etiketi adı altında toplumda karşılığı olmayan müptezel kişilerle yol yürümeye devam ettikçe de bir sonuca varamazsınız.&nbsp;</p>

<p>Çünkü çok güvendiğin &nbsp;akıl hocalığını ve danışmanlığını yapan kuş beyinli kişilerin seni uçuruma sürüklediklerinin farkında değilsin.&nbsp;</p>

<p><strong>Size bir abi tavsiyesi:&nbsp;</strong></p>

<p>Eğer gerçekten uzun soluklu bir siyasi yolculuk hedefliyorsan, öncelikle samimi olmalısınız insanların işi ve ekmeği ile oynamamalısınız, tecrübe sahibi, siyasi hafızası güçlü isimlerden ders almayı öğrenmelisiniz. &nbsp;&nbsp;</p>

<p>Siyaset, günlük hamlelerle değil; birikim, sabır ve olgunlukla yapılır. Bu kafa yapısıyla ilerlemen çok &nbsp;zor.&nbsp;</p>

<p>Böyle devam edersen, her geçen gün &nbsp;biraz daha batmaya devam edersiniz azda olsa kalan kredinizi tüketmiş olursunuz?!.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 07 Dec 2025 23:44:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya’da Bir Milletvekilinin “Başarı” Masalı ve Tulga Kışlası Gerçeği!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/malatyada-bir-milletvekilinin-basari-masali-ve-tulga-kislasi-gercegi-576</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/malatyada-bir-milletvekilinin-basari-masali-ve-tulga-kislasi-gercegi-576</guid>
                <description><![CDATA[Malatya’da Bir Milletvekilinin “Başarı” Masalı ve Tulga Kışlası Gerçeği!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da son dönemlerde dikkat çeken gelişmeler siyasi PR çalışmalarının ne kadar abartılı bir boyuta taşındığını bugün basına servis edilen bülten ile bir kez daha gözler önüne serdi.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;Malatya'da bir Milletvekili, Milli Savunma Bakanlığı’nın Tulga Kışlası’nı halka açma sürecini adeta kendi siyasi başarısıymış gibi lanse eden bir bülteni bugün basına servis ettirdi.&nbsp;</p>

<p>Oysa Vekilin sosyal medya paylaşımında Kasım’ın ilk haftasında Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'i ziyaretinde Tulga Kışlası’nın gündeme bile gelmediği vekilin sosyal medyasında görülüyor.&nbsp;</p>

<p>Ne ilginçtir ki, aradan haftalar geçmeden “ben istedim, bakan kırmadı” havasında servis edilen bir bültenle tamamen reklam amaçlı yapılması dikkatlerden kaçmadı.</p>

<p>Üstelik bu bülten devletin Malatya’ya yaptığı yatırımları kişisel bir başarı hikâyesine dönüştürme çabasının yeni bir halkası gibi duruyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Devletin Projesi Kişisel PR Malzemesine mi Dönüştürülüyor?&nbsp;</strong></p>

<p>Milletvekili’nin basına servis ettirdiği bülten, neredeyse “Milli Savunma Bakanlığı bu projeyi benim fikri öncülüğüm sayesinde yaptı” noktasına varmış havası verilmesi kamuoyunda tepkilere neden oldu.&nbsp;</p>

<p>Bültenin her satırı abartı, her paragrafı övgü dolu bir PR çalışmasını andırıyor. “Fikri altyapı”, “kurumlar arası koordinasyon”, “vizyoner katkı”, “ben görüştüm, ben talep ettim” gibi ifadeler, siyasetçinin kendisini sürecin merkezine oturtma çabasını açıkça ortaya koyuyor.&nbsp;</p>

<p>Oysa herkes biliyor ki, Tulga Kışlası’nın halka açılması bir kişinin değil, diğer siyasilerin, bürokratların ve milletvekillerin ortak iradesi ve devlet aklının bir sonucudur.&nbsp;<br />
Bu gerçek, hiçbir bireysel siyasi PR çalışmasıyla gölgelenemez.&nbsp;</p>

<p><strong>Abartılı Bir Başarı Hikâyesi Anlatmanın Malatya’ya Ne Faydası Var?&nbsp;</strong></p>

<p>Yerli ve milli savunma sanayinin halka tanıtılması elbette kıymetlidir. Halkın, özellikle gençlerin bu sistemlere ilgi göstermesi önemlidir.&nbsp;</p>

<p>Ancak böyle önemli proje ve yatırımların öznesini devlet kurumlarından çekip tek bir milletvekilinin siyasi reklam malzemesi hâline getirmek, hem emeği çarpıtır hem de kamuoyunun güvenini zedeler?!.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Dec 2025 21:01:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya TSO’da Derin Sessizlik; Kulislerde Neler Oluyor?</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/malatya-tsoda-derin-sessizlik-kulislerde-neler-oluyor-575</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/malatya-tsoda-derin-sessizlik-kulislerde-neler-oluyor-575</guid>
                <description><![CDATA[Malatya TSO’da Derin Sessizlik; Kulislerde Neler Oluyor?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Uzun süredir eleştirin merkezinde olan mevcut (MTSO) Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu’a her geçen gün kan kaybetmeye devam ediyor.</p>

<p>Malatya Ticaret ve Sanayi Odası’nda seçim süreci yaklaşmasına rağmen derin bir sessizlik hâkim.&nbsp;</p>

<p>Adayların hâlâ ortaya çıkmaması ise kamuoyunda ciddi soru işaretleri yaratıyor.&nbsp;</p>

<p>Özellikle Doğu Anadolu’nun birçok şehrinde Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri hareketlenmişken, Malatya’da derin bir sessizlik hâkim. &nbsp;</p>

<p>Malatya’da Sanayicinin ve Esnafın zor bir dönem geçirdiği bugünlerde &nbsp;hâlâ tek bir adayın çıkmaması, Malatya’nın nasıl bir yönetim boşluğunda olduğunu net şekilde gösteriyor.&nbsp;</p>

<p>Uzun süredir eleştirin merkezinde olan mevcut Başkan Oğuzhan Ata Sadıkoğlu’na her geçen gün tepkiler çığ gibi büyüyor.&nbsp;</p>

<p>Oda çalışmalarından çok kendi ticari yatırımlarına ağırlık verdiği iddiaları artık kulis değil, açık bir şekilde kamuoyunda eleştirilerilerin hedefinde.&nbsp;</p>

<p>Sayın Sadıkoğlu, her ortamda “Odadan maaş almıyorum” söylemine rağmen Adana Niğde Otoyolu üzerindeki &nbsp;karşılıklı akaryakıt istasyonu ve dinleme tesisleri ile işlerini yürütmesi ve zamanın büyük bölümü il dışındaki işlerine ayırması, Malatya’da ciddi rahatsızlık yaratıyor.&nbsp;</p>

<p>Bir dönem merhum başkan Hasan Hüseyin Erkoç’u sürekli eleştirerek sigortalı personeli yok kuyumcudan oda başkanı’mı olur ve “Malatya’da yatırımı yok” diye hedef alan Sadıkoğlu’nun bugün Malatya dışındaki yatırımlara yönelmesi ise ironinin ötesinde bir çelişki. &nbsp;</p>

<p>Üstelik makam aracıyla Adana’daki tesislerini takip ettiği “Odanın gücü kişisel menfaat için mi kullanılıyor?”&nbsp;</p>

<p>İddiaları Kamuoyunda dilden dile konuşuluyor. Sayın Sadıkoğlu’nun Siyaset, Sanayici ve bürokrasiyle yaşadığı problemleri iş dünyasının sorunlarını çözmek yerine tıkadığı da açıkça konuşuluyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Peki neden kimse aday olmuyor? Gerçek ortada:&nbsp;</strong></p>

<p>Sanayici ve Esnaf değişim istiyor ancak güçlü bir aday çıkmadıkça mevcut başkan koltuğunu rakipsizlik sayesinde korur.&nbsp;</p>

<p>Geçmiş dönemde Akif Baştürk’ün Oğuzhan Ata Sadıkoğlu'na karşı adaylık yarışı &nbsp;başarız bir fiyasko ile sonuçlanması, kamuoyunda karşılık bulmaması; siyasi gölgeler, halka yukarıdan bakan üslup ve zayıf kampanya yönetimi nedeniyle beklenenin çok altında kalması o dönemde Baştürk'e seçim kaybettirmişti.&nbsp;</p>

<p><strong>Bu kez tablo değişebilir&nbsp;</strong></p>

<p>Malatya Ticaret Sanayi Odası için önümüzdeki seçim için iki güçlü isim konuşuluyor:&nbsp;</p>

<p><strong>Abdurrahman Baydemir ve Mahmut Boyraz.</strong>.&nbsp;</p>

<p>TOBB Genç Girişimciler İcra Kurulu Başkanı ve iş &nbsp;insanı Abdurrahman Baydemir, iş insanı Sanayici Mahmut Boyraz’ın ticarette aktif olmaları, toplumda karşılığı olan ve MTSO camiasında tanınmaları, iş dünyasında yeni bir heyecan veriyor.&nbsp;</p>

<p>Dahası, Sadıkoğlu’nun kendi yönetimini bile küstürdüğü bilinirken, bu iki isimden birinin aday olması durumunda geniş bir destek toplayacağı ifade ediliyor.&nbsp;</p>

<p>Kısacası; Tek güçlü bir aday sahaya indiğinde, Sadıkoğlu’nun seçimi kazanma ihtimali çok zayıf bir ihtimal olarak değerlendiriliyor.&nbsp;</p>

<p>Son olarak Malatya’da Sanayici ve esnaf artık eskiye dönük başarısız tabloyu görmek istemiyor.&nbsp;</p>

<p>Sanayiciyi ve esnafı güçlendirecek projeleri üreten ticareti canlandıracak, şehre yeniden vizyon kazandıracak, iyi bir Malatya Ticaret Sanayi Odası yönetimine ihtiyaç var..</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Dec 2025 23:00:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bilal Yıldırım, Yeniden Refah Partisi’nin A Takımında!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/bilal-yildirim-yeniden-refah-partisinin-a-takiminda-574</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/bilal-yildirim-yeniden-refah-partisinin-a-takiminda-574</guid>
                <description><![CDATA[Bilal Yıldırım, Yeniden Refah Partisi’nin A Takımında!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bilal Yıldırım, Yeniden Refah Partisi’nin (YRP) 3. Olağan Büyük Kongresi’nde Genel Başkan Fatih Erbakan tarafından takdir edilerek MKYK’ya dahil edildi.</p>

<p>Yeniden Refah Partisi’nin (YRP) 3. Olağan Büyük Kongresi, Ankara Arena Spor Salonu’nda 81 ilden gelen delegelerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi.&nbsp;</p>

<p>Kongrede yapılan genel başkanlık seçiminde 1083 delege oy kullandı. Fatih Erbakan, kullanılan oyların 1078’ini alarak yeniden genel başkan seçildi. 5 oy ise geçersiz sayıldı.&nbsp;</p>

<p>Böylece Erbakan, partisinin 3. Olağan Kongresi’nde geçerli oyların tamamını alarak güven tazeledi. &nbsp;</p>

<p>Kongre sonrası Yeniden Refah Partisi'’nin yeni Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) listesi de kamuoyuyla paylaşıldı.&nbsp;</p>

<p>Bu kapsamda Malatya’dan Bilal Yıldırım, Yeniden Refah Partisi MKYK üyeliğine seçilerek yeniden aktif siyasete dönüş yaptı.&nbsp;</p>

<p>Daha önce Yeniden Refah Partisin’den Malatya Milletvekili Adayı olan ve yürüttüğü başarılı çalışmalarla dikkatleri üzerine &nbsp;çeken Yıldırım, milletvekilliğini kıl payı kaçırmıştı. &nbsp;</p>

<p>31 Mart yerel seçimlerinde ise Yeninden Refah Partisi'nin Malatya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak yarışan Yıldırım, elde ettiği yüksek oy oranıyla öne çıkmıştı.&nbsp;</p>

<p>Sahadaki çalışkanlığı ve Malatyalılarla kurduğu güçlü bağ sayesinde takdir toplayan Bilal Yıldırım, bugün gerçekleştirilen kongrede Genel Başkan Fatih Erbakan tarafından MKYK listesine dahil edilerek adeta ödüllendirildi.&nbsp;</p>

<p>Son dönemlerde Şehir’de yaşanan siyasi boşlukta, Bilal Yıldırım’ın aktif siyasete dönerek, Yeniden Refah Partisi'nin MKYK'na girmesi Malatya'da memnuniyetle karşılandı.</p>

<p>Kaynak Linki = https://www.maldiahaber.com/haber/bilal-yildirim-yeniden-refah-partisinin-a-takiminda-45207 @öne çıkar</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Nov 2025 11:45:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya’da İhya ve  İnşa Çalışmalarında  Mutlu Sona Doğru</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/malatyada-ihya-ve-insa-calismalarinda-mutlu-sona-dogru-573</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/malatyada-ihya-ve-insa-calismalarinda-mutlu-sona-dogru-573</guid>
                <description><![CDATA[Malatya’da İhya ve  İnşa Çalışmalarında  Mutlu Sona Doğru]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Maldia Dergisi olarak yeni sayımızla siz değerli okuyucularımızın karşısına çıkmanın heyecanını yaşıyoruz.&nbsp;</p>

<p>Malatya’da ihya ve inşa çalışmaları, devletimizin tüm kurumlarıyla ortaya koyduğu güçlü irade sayesinde hız kesmeden devam ediyor.</p>

<p>Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yoğun desteği; AK Parti Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci, Malatya Valisi Seddar Yavuz, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er ve emeği geçen tüm yöneticilerimizin özverili çalışmalarıyla Malatya adım adım yeniden ayağa kalkıyor.</p>

<p>Şehir adeta büyük bir şantiyeye dönüşmüş durumda. Çalışmaların tüm hızıyla sürdüğü bu süreçte Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adıyaman’da yaptığı açıklamada, “Bugün 350 bininci konutun anahtar teslimini gerçekleştiriyoruz. Yıl sonuna kadar 453 bin konutun tamamını vatandaşlarımıza teslim edeceğiz.” diyerek sürecin kararlılıkla sürdüğünü ifade etti.</p>

<p>-------------------</p>

<p><br />
Mutlu Sona Az Kaldı</p>

<p>Malatya’da özellikle kent merkezinde yer alan Akpınar, Bakırcılar Çarşısı, Kışla Caddesi, Saray Mahallesi eski hal bölgesi ve son olarak Niyazi Mısri Mahallesi’nde çalışmalar yoğun şekilde devam ediyor.</p>

<p>Yetkililerden aldığımız bilgilere göre, bu bölgelerin tamamının Haziran 2026’da bitirilerek Malatyalıların hizmetine sunulması planlanıyor. İnönü Caddesi’nin de bu projelere eklenmesiyle, çalışmalar tamamlandığında Malatya’nın bölgenin en modern şehirlerinden biri haline geleceğine hiç kimsenin şüphesi olmasın.</p>

<p>Malatya yeniden “Doğu’nun Paris’i” olarak anılacaktır.</p>

<p>--------------------------</p>

<p>Bu sayımızın Dergi kapak konuğu ise Yeniden Refah Partisi MKYK üyesi Bilal Yıldırım. Sahadaki çalışkanlığı, Malatyalılarla kurduğu güçlü iletişim bağı ile gönüllere dokunan üslubuyla dikkat çeken Bilal Yıldırım’ı Dergi kapağımıza taşıdık.</p>

<p>Bir sonraki sayımızda görüşmek dileğiyle…</p>

<p>Hoşça kalın.<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Nov 2025 11:15:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya TSO’dan Milyonluk Keyif Gezisi!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/malatya-tsodan-milyonluk-keyif-gezisi-572</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/malatya-tsodan-milyonluk-keyif-gezisi-572</guid>
                <description><![CDATA[Malatya TSO’dan Milyonluk Keyif Gezisi!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) yönetimi, üyelerinden faiz almayı ihmal etmezken, söz konusu kendi konforları olduğunda milyonluk harcamalardan geri durmuyor.</p>

<p>Depremin yaralarını hâlâ sarmaya çalışan Malatya’da, TSO Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu ve meclis üyeleri, Ekim ayı meclis toplantısını Çanakkale’de gerçekleştirdi.&nbsp;</p>

<p>Üstelik bu geziye, oda bütçesinden yaklaşık 2 milyon lira civarında harcandığı iddia ediliyor.&nbsp;</p>

<p>Deprem sonrası hâlâ kepenk açamayan, borçlarını ödeyemeyen esnaf ve sanayici kan ağlarken, TSO yönetiminin “meclis toplantısı” adı altında düzenlediği bu lüks gezi, kamuoyunda büyük tepki çekti.</p>

<p><strong>Esnaftan Faiz Al, Üyenin Parasını Geziye Harca!&nbsp;</strong></p>

<p>Sadıkoğlu, sosyal medya hesabında “Odamızın Ekim ayı toplantısını Çanakkale’de gerçekleştirdik” ifadelerini paylaşarak adeta bu keyfi harcamayı övünçle duyurdu.&nbsp;</p>

<p>Oysa Malatya’daki esnafın, bırakın seyahati; iş yerini ayağa kaldıracak destekten bile mahrum olduğu biliniyor.&nbsp;</p>

<p>Geçtiğimiz haftalarda OSB seçimlerini kaybeden Sadıkoğlu’nun, bu geziyi “moral turu”na çevirdiği konuşuluyor.&nbsp;</p>

<p>Görünen o ki, Malatya’daki tabloyu görmek yerine manzarayı Çanakkale’de seyretmeyi tercih etmiş.&nbsp;</p>

<p>Üstelik Sayın Sadıkoğlu, eleştiriler karşısında yapıcı bir tutum sergilemek yerine, geçtiğimiz günlerde kaleme aldığım bir yazdından dolayı şahsımı arayarak adeta aba altından sopa göstererek susturmaya çalışama politikası trajikomikti.&nbsp;</p>

<p>Oysa kamuoyunun bilme hakkı vardır; siz bu şehrin sanayicisinin, esnafının temsilcisisiniz hesap vermekten kaçamazsınız.&nbsp;</p>

<p>Sayın Sadıkoğlu, eğer eleştiriye tahammülünüz yoksa, Oda başkanlığınızı bir gözden geçirin.&nbsp;</p>

<p>Zaten çoğu zaman şehir dışında olduğunuz herkes tarafından biliniyor; Üyelerden faiz almayı biliyorsunuz ama o parayı harcarken vicdanınız hiç sızlamıyor mu?&nbsp;</p>

<p><strong>O meclis üyeleri, iş insanları değil mi?&nbsp;</strong></p>

<p>Madem toplantı yapacaksınız, neden kendi ceplerinizden ödemiyorsunuz?&nbsp;</p>

<p>Eğer gerçekten samimi olsaydınız, depremden etkilenen küçük esnafı moral bulması için Çanakkale’ye götürür, “helal olsun başkana” dedirtirdiniz.&nbsp;</p>

<p>Ama siz gönüllere değil, vitrinlere oynamayı tercih ediyorsunuz?!.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 09 Nov 2025 21:50:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aileden Topluma Engellilik Algısı</title>
                <category>Ali Haydar KOYUN</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/aileden-topluma-engellilik-algisi-571</link>
                <author>alihaydarkoyun@hotmail.com (Ali Haydar KOYUN)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/aileden-topluma-engellilik-algisi-571</guid>
                <description><![CDATA[Aileden Topluma Engellilik Algısı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Toplumların engelliliğe bakışı çoğu zaman yasa metinlerinden ya da toplumsal kampanyalardan değil, evlerin içinde kurulan cümlelerden anlaşılır. Engelli bireylerin toplumsal hayatta karşılaştığı ayrımcılığın ilk filizlendiği yer ne yazık ki en güvenli olması gereken alan, yani ailedir. Birçok aile engelli bireyi koruma refleksiyle, farkında bile olmadan onu karar alma süreçlerinden dışlayarak, bağımsızlığını zedeler. Bu durum, yalnızca bireyin özgüvenini değil, toplumsal katılımını ve kişisel gelişimini de olumsuz etkiler.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sağlamcı zihniyet ailede başlar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Eğer bir ailede biri engelli, diğeri engelli olmayan iki çocuk varsa, ebeveynler çoğu zaman her cümleye <strong>“tek sağlıklı çocuğum”</strong> diyerek başlar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Çünkü engelli olmayan çocuğu bir tür <strong>“hayat sigortası”</strong> olarak görürler.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu bakış açısı yalnızca kelimelerde kalmaz; davranışlara, beklentilere, aile içindeki rollerin dağılımına kadar sirayet eder. Engelli birey, çoğu zaman kırılgan, edilgen ve korunması gereken biri olarak görülürken; engelli olmayan çocuk hem kendi hayatını yaşaması hem de ileride kardeşinin sorumluluğunu alması beklenen <strong>“kurtarıcı”</strong> figüre dönüştürülür.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Oysa bu algı temelden yanlıştır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Çünkü engelli olmak, birey olmayı ortadan kaldırmaz.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Her engelli birey, <strong>Bağımsız Yaşam Hakkı</strong>’na sahiptir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu yazımda, sağlamcılığın nasıl toplumsal bir sorun hâline geldiğini, ailedeki tutumların bireyin yaşamını nasıl şekillendirdiğini ve engelli bireylerin Bağımsız Yaşam Hakkı bağlamında neden daha çok desteklenmesi gerektiğini tartışacağız.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sağlamcılık Nedir?</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">“Sağlamcılık” (ableism), bireylerin bedensel veya zihinsel yeterliliklerine göre değer gördüğü, engelli bireylerin ise bu ölçütlere uymadıkları için dışlandığı ya da önemsizleştirildiği bir düşünce sistemidir. Sağlamcı zihniyet, çoğu zaman farkında bile olunmadan dile yerleşmiş ifadelerde ya da iyi niyetli görünen davranışlarda kendini gösterir. Bu zihniyetin temelinde, yalnızca <strong>‘sağlıklı’</strong> bireylerin üretken, bağımsız ve değerli olduğu inancı yatar. Engellilik ise bu perspektiften bir <strong>“eksiklik”</strong>, bir <strong>“yük”</strong> ya da bir <strong>“talihsizlik”</strong> olarak değerlendirilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ailede Sağlamcılık: Gizli Ayrımcılık</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">“Tek sağlıklı çocuğum”</span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"> ifadesi, ilk bakışta sıradan bir tanım gibi görülebilir. Ancak bu cümle, engelli çocuğun <strong>“sağlıksız”</strong>, <strong>“eksik”</strong> ya da <strong>“normal dışı”</strong> olarak algılandığını gösterir. Dahası, diğer çocuğun <strong>‘hayat sigortası’</strong> olarak konumlandırılması, engelli bireyin ileride bağımsız bir yaşam süremeyeceği, sürekli bakım ve destek ihtiyacı içinde olacağı varsayımına dayanır. Bu da aslında çocuğun özne olmaktan çıkarılıp nesneleştirilmesi anlamına gelir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Aile içinde eşitsiz sevgi dağılımı, beklentilerin yalnızca <strong>“sağlam”</strong> çocuğa yüklenmesi, engelli çocuğun sürekli korunması, kollanması veya göz ardı edilmesi gibi davranışlar, bireyin özgüvenini zedeleyerek onun toplumsal hayata katılımını da sekteye uğratır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bağımsız Yaşam Hakkı: Lüks Değil, Haktır</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Engelli bireylerin en temel haklarından biri Bağımsız Yaşam Hakkıdır. Bu hak, bireyin kendi kararlarını verebilmesi, yaşamak istediği yeri seçebilmesi, eğitim ve iş hayatına erişiminin olması, sosyal hayata katılabilmesi gibi temel yaşam alanlarını kapsar. Ancak sağlamcı bir aile yapısı, çocuğun henüz erken yaşlardan itibaren kendi adına karar vermesini engeller.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Engelli bireylerin <strong>“özel”</strong> muameleye değil, <strong>“eşit”</strong> fırsatlara ihtiyacı vardır. Ne sürekli bakıma muhtaç görülecek kadar edilgen, ne de hayranlık duyulacak kadar istisnai bir konuma yerleştirilmelidir. Her birey gibi onların da sıradan olma, hata yapma, gelişme ve kendi yaşamlarını şekillendirme hakkı vardır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Toplumun Yansıması: Kamusal Alanda Sağlamcılık</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ailede başlayan sağlamcı anlayış, zamanla topluma sirayet eder. Okullarda <strong>“ekstra sorumluluk”</strong>, iş yerlerinde <strong>“risk”</strong> olarak görülme, kamusal alanda <strong>“yardıma muhtaç birey”</strong> algısı odaklı yaklaşımlar hep bu zihniyetin ürünüdür. Bunların hepsi, o ilk cümlede gizlidir: <strong>“Benim sadece tek sağlıklı çocuğum var.” </strong>Oysa engelliliğe bakış açımızı bireyin hakları temelinde dönüştürmediğimiz sürece, toplumsal eşitlikten söz etmek mümkün değildir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ne Yapmalı?</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Dil Dönüşmeli:</span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"> Engellilikle ilgili kullanılan dilin ayrımcı değil, kapsayıcı olması gerekir. <strong>“Engelli ama zeki”, “yine de başarılı”</strong> gibi ifadeler bile bilinçli bir şekilde terk edilmelidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Aile İçi Eğitim Artmalı:</span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"> Ailelere yönelik bilinçlendirme programları, engelli bireyin haklarına ve potansiyeline dair farkındalık oluşturmalıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bağımsız Yaşam Modelleri Desteklenmeli:</span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"> Kamu politikaları, bireyin kendi ayakları üzerinde durabileceği sistemleri (kişisel asistanlık, erişilebilirlik, eğitim ve istihdam olanakları) yaygınlaştırmalıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Medya Temsili Değişmeli:</span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"> Engellilik hâli bir <strong>“drama”</strong> ya da <strong>“ilham verici başarı öyküsü” </strong>dışında da var olabilmelidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sözün özü olarak:</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sağlamcı zihniyet, bireyin kimliğini görmezden gelen, onun yerine sınırlayıcı bir çerçeve çizen görünmez bir duvardır. Bu duvarı yıkmak, yalnızca yasal reformlarla değil, aile içinde başlayan düşünsel bir dönüşümle mümkündür. Çünkü engelli olmak, birey olmamak anlamına gelmez. Tam tersine, her engelli birey, potansiyelini gerçekleştirebilmek için yalnızca fırsata ve eşitliğe ihtiyaç duyar. Aileler, bu değişimin ilk ve en güçlü halkası olabilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Birey hakları ekseninde engellilik konusunu ele alırken aile içi tutumların etkisini görünür kılmayı amaçladığım bu yazıdaki amacım, suçlayıcı değil, dönüştürücü bir bilinçle hareket etmek ve her bireyin eşit yaşam hakkına sahip olduğunu yeniden hatırlatmaktır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Engellilik, bireyin yaşamını yeniden düzenleme ihtiyacı doğurabilir; ancak bu, bireyin değersizleştiği veya kendi hayatına dair söz hakkını yitirdiği anlamına gelmez. Tam aksine, toplumsal eşitliğin gerçek ölçütü, bireylerin çeşitliliğini kabul etmek ve bu çeşitliliği desteklemektir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu yüzden dönüşüm, dışarıdan değil içeriden başlamalıdır. Ailelerin bakış açısını dönüştürmeden, yasalarda yapılan değişiklikler ne kadar iyi niyetli olursa olsun tam anlamıyla karşılık bulmaz. Engelli bireylerin haklarını konuşurken, önce kendi dilimizi ve niyetimizi gözden geçirmeliyiz.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Çünkü her birey gibi, engelli bireyler de kendi yaşamlarının öznesi olmaya layıktır.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 04 Nov 2025 13:47:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/2023/04/ali-haydar-koyun-1680523451.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya AK Parti’de Ali Bakan, Umut Olamadı!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/malatya-ak-partide-ali-bakan-umut-olamadi-570</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/malatya-ak-partide-ali-bakan-umut-olamadi-570</guid>
                <description><![CDATA[Malatya AK Parti’de Ali Bakan, Umut Olamadı!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti Malatya il başkanı Ali Bakan’ın görev yaptığı 9 aylık süreçte bekleneni verememesi parti tabanında ciddi rahatsızlık yarattığı konuşuluyor.</p>

<p>14 Ocak 2025’te AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Malatya İl Başkanlığı görevine atanan Ali Bakan, aradan geçen sürede beklenen performansı gösteremedi.&nbsp;</p>

<p>Göreve geldiğinde Malatya’da büyük bir umut ve beklenti oluşmuştu. Çünkü son seçimlerde AK Parti, kentte oy kayıpları yaşamış; teşkilat içinde ayrılıklar, kırgınlıklar ve küskünlükler olmuştu.&nbsp;</p>

<p>Ancak aradan geçen aylar, bu umutların boşa çıktığını gösterdi. Malatya teşkilatı bugün, geçmişe göre daha da dağınık bir görüntü veriyor.&nbsp;</p>

<p>Parti tabanında memnuniyetsizlik yükselirken, teşkilat içinden çatlak sesler de her geçen gün çoğalıyor. Ali Bakan, görevinin ilk günlerinde sert ve iddialı bir çıkış yaparak parti içinde düzen kurmaya çalıştı.&nbsp;</p>

<p>Kimi zaman “yumruğunu masaya vuran” bir profil sergiledi. Fakat kısa sürede, bu tavrın teşkilatta “ben merkezli” bir yönetime dönüştüğü eleştirileri yükseldi.&nbsp;</p>

<p>Oluşturduğu yönetimde çoğunlukla “ihtiyar heyeti” yapısı, olması partinin geniş tabanında rahatsızlık yarattı.&nbsp;</p>

<p>Daha sonra geçirdiği sağlık sorunları nedeniyle kısa süre görevinden uzak kalan Bakan, tedavi sürecinin ardından yeniden işinin başına döndü.&nbsp;</p>

<p>O dönem bazı çevreler, il başkanlığının değişmesi gerektiğini dile getirmiş; ancak bu çağrılar partinin üst kademelerinde karşılık bulmamıştı.&nbsp;</p>

<p>Bugün gelinen noktada ise gelen gideni aratır hesabı hem teşkilat içinde hem de tabanda, Ali Bakan’ın görevini sürdürmekte zorlandığı telefonlara bakmadığı bir çok vatadandaş'a da &nbsp;randevu veremediği konuşuluyor.&nbsp;</p>

<p>Parti içinden gelen bilgilere göre, Bakan’ın rahatsızlığının tam olarak geçmediği ve bu durumun çalışma temposunu etkilediği iddia ediliyor.</p>

<p>Hatta yakın çevresinin ve ailesinin de bu süreçte görevde kalmamasından yana olduğu öne sürülüyor.&nbsp;</p>

<p>Bakan'ın eşi, İl Başkanlığı binasına sık sık giderek eşine destek olmaya çalıştığı, sağlık sorunları gerekçesiyle yağsız ve tuzsuz yemek talimatları verildiği, personelin de bu konuda özel uyarılar aldığı konuşuluyor.&nbsp;</p>

<p>Tüm bu tablo, AK Parti Malatya teşkilatında “yenilenme ve toparlanma” beklentisinin yerini umutsuzluğa bıraktığını gösteriyor.&nbsp;</p>

<p>Parti kulislerinde ise artık yüksek sesle şu sorular soruluyor: “Ali Bakan görevde kalmalı mı, yoksa Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan affını mı istemeli?”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 31 Oct 2025 07:17:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Başkan Sadıkoğlu, Her Cephede Kaybediyor!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/baskan-sadikoglu-her-cephede-kaybediyor-569</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/baskan-sadikoglu-her-cephede-kaybediyor-569</guid>
                <description><![CDATA[Başkan Sadıkoğlu, Her Cephede Kaybediyor!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, görev süresi boyunca gösterdiği etkisiz yönetim anlayışıyla hem kurumsal hem de kişisel olarak ciddi bir itibar kaybı yaşıyor.&nbsp;</p>

<p>Bir dönem “Malatya’nın genç ve dinamik iş insanı” olarak tanıtılan Sadıkoğlu, bugün geldiği noktada,Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) yönetiminden atılmış, hem 2. OSB hem de 1. OSB yönetimlerinden elendi.&nbsp;</p>

<p>Geçtiğimiz hafta yapılan 1. Organize Sanayi Bölgesi seçimlerinde Akif Baştürk karşısında aday olan Sadıkoğlu, net bir sonuçla seçimi kaybetti.&nbsp;</p>

<p>Seçim sonrası salondan tepkili bir şekilde ayrılması, üyeler nezdinde “artık kaybedişi kabullenemeyen bir başkan” görüntüsünü pekiştirdi.&nbsp;</p>

<p><strong>Sadıkoğlu'undan Sanayici de Esnaf da Uzaklaşıyor&nbsp;</strong></p>

<p>Sanayicinin, üreticinin, esnafın beklentisi bellidir: ulaşılabilir, çözüm odaklı, sahada olan bir başkan.&nbsp;</p>

<p>Ancak Sayın Sadıkoğlu, Malatya’ya yalnızca ayda bir iki kez uğrayıp fotoğraf vererek görev yaptığını sanıyor. Geri kalan zamanını ise Adana ve İstanbul’daki özel işlerine ayırıyor.&nbsp;</p>

<p>Bu ilgisizlik ve kopukluk, hem sanayici hem de esnaf cephesinde büyüyen bir memnuniyetsizliğe neden oluyor!&nbsp;</p>

<p>6 Şubat 2023 depremlerinden sonra Malatya’nın ekonomik olarak en kırılgan dönemlerinden birinde, Oda’nın başındaki ismin böylesine pasif bir görüntü çizmesi, artık açıkça “istifa etmelisin” çağrılarını beraberinde getiriyor.&nbsp;</p>

<p><strong>MTSO’nun En Zayıf Dönemi&nbsp;</strong></p>

<p>MTSO tarihinde belki de ilk kez, üyeleri bu kadar sessiz ama bir o kadar tepkili.&nbsp;</p>

<p>Sadıkoğlu, oda sorunlarına çözüm üretmek yerine, suni açıklamalar ve gündem değiştiren hamlelerle günü kurtarmaya çalışıyor. &nbsp;</p>

<p>Sadıkoğlu’nun yönetim anlayışı, Malatya iş dünyasının hızla kan kaybetmesine zemin hazırlıyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Sayın Sadıkoğlu'dan Onurlu Bir Çıkış Mümkün&nbsp;</strong></p>

<p>Sayın Sadıkoğlu, size geçmişte istifa çağrınsında bulunmuştum.&nbsp;<br />
Sizde &nbsp;“istifa dilekçemi size bizzat getireyim” diyerek şahsıma ifade ettiğiniz iradeyi bugün sergileme vaktidir.&nbsp;</p>

<p>Malatya’yı gerçekten seviyorsanız, sanayicinin ve esnafın önünü açmak adına istifa dilekçenizi Malatya Valisi Sayın Seddar Yavuz’a sunarak, hem kurumunuza hem de Malatya’ya karşı onurlu bir duruş sergileyebilirsiniz?!.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 Oct 2025 22:28:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Eğitimde Erişilebilirlik: Fırsat Eşitliği mi, Ayrıcalıklı Alan mı?</title>
                <category>Ali Haydar KOYUN</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/egitimde-erisilebilirlik-firsat-esitligi-mi-ayricalikli-alan-mi-567</link>
                <author>alihaydarkoyun@hotmail.com (Ali Haydar KOYUN)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/egitimde-erisilebilirlik-firsat-esitligi-mi-ayricalikli-alan-mi-567</guid>
                <description><![CDATA[Eğitimde Erişilebilirlik: Fırsat Eşitliği mi, Ayrıcalıklı Alan mı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">2025-2026 yılı eğitim ve öğretim dönemi yaz tatilinin sona ermesi ile 8 Eylül günü başladı. İlk, orta ve lise öğrencilerinin tamamı ders başı yaptı. &nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">“Her çocuk eğitim hakkına sahiptir,” diyor Anayasamız. Bu hak, yalnızca ulusal mevzuatla değil, aynı zamanda Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle ve Millî Eğitim Temel Kanunu ile de güvence altına alınmıştır. Ancak bir çocuğun okula erişimi sadece kayıt yaptırmakla sağlanmış olmaz.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Eğitimde erişilebilirlik, sınıfa ulaşmaktan tuvaleti kullanabilmeye, tahtadaki yazıyı görebilmekten teneffüs saatinde arkadaşlarıyla birlikte vakit geçirebilmeye kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Birçok okulun kapısı fiziksel olarak herkese açıktır. Ancak o kapıdan içeri girebilmek, o okulda öğrenim görebilmek ve mezun olurken eşit koşullarda çıkabilmek, ne yazık ki hâlâ herkes için mümkün değildir. Çünkü bu ülkede eğitime erişim hâlâ bir hak değil, “şansa bağlı bir ayrıcalık” olarak görülmektedir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kişisel İnisiyatiflere Bağlı Sistem: İnsaf mı, Hak mı?</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bugün eğitimde erişilebilirlik konusunda bütüncül ve sürdürülebilir bir politikadan söz etmek mümkün değildir. Uygulamalar; öğretmenin farkındalığına, okul yöneticisinin duyarlılığına ya da idarecinin “vicdanına” kalmış durumdadır. Yani çocukların eğitimdeki temel hakları bile bireylerin insafına terk ediliyor. Bu durum sadece fırsat eşitliğini değil, adalet duygusunu da ciddi biçimde zedeliyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Fiziksel Erişim: Kapının Ötesine Geçebilmek</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Erişilebilirlik denilince akla hâlâ sadece rampalı girişler geliyor. Oysa eğitime erişim yalnızca okul binasına adım atmak değildir. Müfredata ulaşabilmek, sınavlara eşit koşullarda girebilmek, sosyal etkinliklere katılabilmek ve bir öğrenci olarak okulun içinde var olabilmek demektir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ülkemizde birçok okul binası hâlâ fiziksel olarak erişilemez durumdadır. Rampa yoktur, varsa da standartlara uygun değildir. Asansör bulunmaz. Tuvaletler erişime uygun değildir. Var olanlar ise genelde depo olarak kullanılmaktadır. Sınıflar dardır. Tekerlekli sandalyedeki bir öğrencinin sınıfa girişi başlı başına bir mücadeleye dönüşür.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu durum yalnızca öğrencinin eğitim hakkını değil, aynı zamanda özgüvenini, sosyal ilişkilerini ve hayata katılımını da olumsuz etkiler. Bazen bir veli, sadece okul erişilemez olduğu için çocuğunu evde bırakmak zorunda kalır. Bu, görünmeyen ama son derece derin bir eşitsizliktir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Görünmeyen Bariyerler: Sessiz Ayrımcılık</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Erişilebilirlik sadece fiziksel engellerle sınırlı değildir. İşitme engelli bir öğrencinin dersteki sesli anlatımı anlayabilmesi için işaret dili tercümanına, görme engelli bir öğrenci için Braille materyallere ya da sesli kitaplara ihtiyaç vardır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ancak bu destekler çoğu okulda mevcut değildir. Olan yerlerde ise sürdürülebilirliği tartışmalıdır. Bu da engelli öğrenciler için eğitimi hem erişilemez hem de sürekliliği olmayan bir sürece dönüştürür.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kaynaştırma mı, Ayrıştırma mı?</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kaynaştırma eğitimi, engelli öğrencilerin diğer öğrencilerle birlikte aynı sınıfta eğitim almasını hedefler. Fakat uygulamada bu süreç, çoğunlukla hazırlıksız bir biçimde yürütüldüğü için katılım değil, yalnızlık yaratır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ne öğretmenler bu sürece hazırdır ne de sınıf arkadaşları bilinçlidir. Bu nedenle bazı öğrenciler, görünüşte sınıfın bir parçası olsa da aslında görünmeyen bir duvarın ardında kalır. Dışlanma, çoğu zaman fiziksel değil, davranışsal ve duygusaldır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Öğretmenin Rolü: Niyet Yetmez, Donanım Gerek</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Erişilebilirlik yalnızca altyapıyla sınırlı değildir; pedagojik donanım da erişimin önemli bir parçasıdır. Öğretmenler iyi niyetlidir. Ancak sistem, onları özel gereksinimli öğrencilerle çalışacak şekilde hazırlamamaktadır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İşitme engelli bir öğrencinin sınıfına giren öğretmenin işaret dili bilmesi beklenmez. Görme engelli bir öğrenci için materyal temininde okul idaresi kısıtlı bütçelerle baş başa bırakılır. Rehberlik servisleri yetersizdir. Yardımcı personel çoğu zaman hiç yoktur.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu eksiklikler, farkında olunmadan ayrımcılığı pekiştirir. Eğitim fakültelerinde verilen dersler yüzeysel kalmakta; hizmet içi eğitimler ise yetersiz, geçici ve teoriktir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bireyselleştirilmiş Eğitim Planları (BEP), çoğu zaman yalnızca “kâğıt üzerinde” kalır. Çünkü bu planları hayata geçirecek personel, zaman ve kaynak yoktur.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yükseköğretimde Erişilebilirlik: Göstermelik Başarılar</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Son yıllarda üniversiteler, “Engelsiz Üniversite Ödülleri” ile öne çıkmaya başladı. Ancak bu ödüller bazen, fiilen hiçbir engelli öğrencinin yaşamadığı kampüslere verilmektedir. Oysa gerçek başarı, bir kampüse rampa eklemekle değil, o rampadan geçen öğrencinin yaşam hikâyesiyle ölçülür.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Üniversiteye giriş sınavlarında hâlâ çok sayıda öğrenci, uygun sınav koşullarına erişim konusunda sorun yaşamaktadır. Braille baskılı kitaplar yok denecek kadar azdır. Dijital içeriklerde altyazı, sesli betimleme ya da erişilebilir formatlar genellikle unutulmaktadır. Engelsiz yurtlar ya hiç yoktur ya da sembolik sayıdadır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ailelerin Sessiz Ama Yorucu Mücadelesi</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu sürecin görünmeyen kahramanları ailelerdir. Çocukları için okul okul gezen, yönetmelikleri ezberleyen, kimi zaman okul kapılarında saatlerce bekleyip "Acaba öğretmen anlayışlı biri mi?" diye endişelenen anneler, babalar...</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Eğitim hakkını sağlamak için bireysel çabalarla mücadele eden bu aileler, aslında sistemin yapması gerekeni üstlenmek zorunda bırakılmaktadır. Ve bu durum, hakların kişisel dayanıklılığa bağlı hâle gelmesi anlamına gelir ki bu, sosyal adaletle bağdaşmaz.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Peki, Ne Yapmalı?</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Eğitimde erişilebilirliğin sağlanabilmesi için öncelikle şu adımlar atılmalıdır:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Millî Eğitim Bakanlığı ve YÖK, erişilebilirliği tüm eğitim kurumlarında zorunlu ve denetlenebilir bir standart hâline getirmelidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Okulların erişilebilirlik raporları şeffaf bir şekilde kamuya açıklanmalıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Öğretmen yetiştirme programlarına engellilik, kapsayıcı eğitim ve erişilebilirlik konuları zorunlu ders olarak eklenmelidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Öğrencilerin ihtiyaçları bireysel olarak değerlendirilmelidir. Standart değil, kişiye özel çözümler geliştirilmeli ve BEP’ler uygulamada da aktif hâle getirilmelidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Erişilebilir dijital platformlar yaygınlaştırılmalı, görsel, işitsel ve yazılı tüm içerikler herkes için erişilebilir hâle getirilmelidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Aileler ve öğrenciler, karar alma süreçlerine aktif şekilde dahil edilmelidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Son Söz: Eğitim Hakkı Ayrıcalık Olamaz</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Eşit bir eğitim, eşit bir toplumun temelidir. Mesele sadece bir okulun kapısından içeri girebilmek değil; orada tam anlamıyla var olabilmek, duyulabilmek, görülmek ve anlaşılabilmektir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Eğitim, bir çocuğun yalnızca geleceğini değil, hayata tutunma biçimini de belirler. Erişilemeyen bir okul, çocuğa şu mesajı verir, “Bu dünya senin için değil.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Oysa biz biliyoruz ki kapsayıcı bir eğitim sistemi yalnızca engelli çocuklar için değil, herkes için daha iyi bir geleceğin anahtarıdır. Bu yüzden erişilebilirlik, eğitimde bir ek koşul değil; vazgeçilmez bir ilkedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ve unutmamak gerekir ki eğitim erişilebilir değilse, adil değildir.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Oct 2025 14:56:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/2023/04/ali-haydar-koyun-1680523451.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Halkın Marketi” Esenlik, Halkı Söğüşlüyor!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/halkin-marketi-esenlik-halki-sogusluyor-565</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/halkin-marketi-esenlik-halki-sogusluyor-565</guid>
                <description><![CDATA[Halkın Marketi” Esenlik, Halkı Söğüşlüyor!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Esenlik, 14 Mayıs 1990’da dönemin Belediye Başkanı Mimar Münir Erkal tarafından Malatya halkına uygun fiyatlı gıda ve temel ihtiyaç ürünleri sunmak amacıyla kuruldu.</p>

<p>Kuruluş felsefesi; piyasada denge oluşturmak, vatandaşın cebini korumak ve halka kaliteli ürünü en uygun fiyata ulaştırmaktı.&nbsp;</p>

<p>Yıllar içinde bu amaç büyük ölçüde yerine getirildi. Münir Erkal, Mehmet Yaşar Çerçi ve Cemal Akın dönemlerinde Esenlik, piyasanın altında fiyatlarla Malatyalılara hizmet etti.&nbsp;</p>

<p>Ahmet Çakır döneminde azda olsa bir denge vardı. Selahattin Gürkan döneminde de tamamen bu artış yükselerek devam etti.&nbsp;</p>

<p>Bugün gelinen noktada ise, Başkan Sami Er döneminde Esenlik adeta pik yaptı.&nbsp;</p>

<p>Ama olumsuz anlamda pik yaptı!&nbsp;</p>

<p>Esenlik marketler zinciri artık Malatya’nın en pahalı marketi konumuna geldi.&nbsp;</p>

<p>Ulusal ve yerel marketler çok daha uygun fiyatlarla ürün satarken, Esenlik vatandaşa fahiş fiyatlarla yüklenmeye devam ediyor.&nbsp;</p>

<p>Bu vahim tablo, Başkan Sami &nbsp;Er’in atadığı Genel Müdür Veysel Tay’ın beceriksiz ve tartışmalı yönetim anlayışıyla doğrudan ilişkili görünüyor.&nbsp;</p>

<p>Başkan Er’in iyi niyetle çalıştığını, memleketine hizmet etmeye gayret ettiğini kabul edelim.&nbsp;</p>

<p>Ancak liyakatsiz, vizyonsuz ve beceriksiz yöneticilerle yol yürümesi hem kendisini hem de Malatya halkını mağdur ediyor. &nbsp;</p>

<p>Esenlik ve MASKİ’nin başındaki sorunlu isimlerin görevde tutulması da kamuoyunda büyük tepki çekiyor.</p>

<p>Başkan Er’in &nbsp;Esenlik, MASKİ Genel Müdürleri ve Basın Daire Başkanı gibi vizyonsuz ve beceriksiz isimleri görevde tutma ısrarı ise akıllarda soru işaretleri bırakıyor.&nbsp;</p>

<p>Esenlik’te Fiyat Skandalı&nbsp;</p>

<p>Dün akşam bizzat yaşadığım konuyu somut bir örnekle tabloyu özetleyeyim.&nbsp;</p>

<p>Yeşiltepe’de yaşayan bir vatandaş olarak Fakir halı yıkama makinası markası olduğu için Fakir halı yıkama deterjanı almak için dün akşam eve yakın olan önce Çarşı Market ve ordan Gross Market’e uğradım.&nbsp;</p>

<p>Fakir marka deterjanı bulamayınca Esenlik Genel müdürlüğü altında bulanan Esenlik Markete uğradım orda da Fakir deterjanı bulamayınca Kosla marka ürünü inceledim.&nbsp;</p>

<p>Aynı ürünü Esenlik’te de görünce Ancak fiyat farkları dikkatimi çekti.&nbsp;</p>

<p>Fiyat farkları dudak uçuklatıyor;&nbsp;</p>

<p>Aynı marka deterjan Gross Market: 155 TL Çarşı Market: 156 TL Esenlik Market: 199 TL Sadece bir ürünü vatandaş, Esenlik’te diğer marketlerden yaklaşık 40-45 TL daha pahalıya almak zorunda bırakılıyor!.&nbsp;</p>

<p>Esenlik’in kuruluş amacı vatandaşı korumaktı, bugün ise vatandaşın cebini yakan bir market zincirine dönüşmüş durumda. &nbsp;</p>

<p>Bu tabloyu görüp hâlâ müdahale edilmemesi ise düşündürücü.&nbsp;</p>

<p>Esenlik ve Maski’nin beceriksiz yöneticileri bazı daire başkanları ve üst düzey yöneticiler ise hiç birşey umurunda olmadan belediye ve şirketler üzerinden son model makam araçları ile lüks hayat yaşamaya devam ediyor!<br />
Takdir, kamuoyunun…</p>

<p><img alt="" src="https://www.maldiahaber.com/public/images/detay/d4458b6c-6b66-463e-b0d1-fde0a63b0662(1).jpeg" style="height:450px; width:800px" /></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Oct 2025 21:49:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bahçelinin  Tarihi Çıkışı ve Zamanlamanın Anlamı!</title>
                <category>Mehmet Ali Köroğlu</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/bahcelinin-tarihi-cikisi-ve-zamanlamanin-anlami-564</link>
                <author>mehmetk@maldiahaber.com (Mehmet Ali Köroğlu)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/bahcelinin-tarihi-cikisi-ve-zamanlamanin-anlami-564</guid>
                <description><![CDATA[Bahçelinin  Tarihi Çıkışı ve Zamanlamanın Anlamı!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 18 Eylül 2025 tarihinde yaptığı yazılı açıklama ile Türkiye’nin dış politikasında ezber bozan bir öneride bulundu. Bahçeli, “ABD-İsrail şer koalisyonuna karşı” Türkiye, Rusya ve Çin’den oluşacak “TRÇ İttifakı” kurulmasını teklif etti. Bu açıklama, yalnızca bir ittifak önerisi değil, aynı zamanda NATO ve Batı merkezli düzenin Türkiye için tek seçenek olmadığını vurgulayan bir manifesto niteliği taşıyor.</p>

<p>Bu çıkışın zamanlaması özellikle dikkat çekicidir. Çünkü bu açıklamanın yapıldığı günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Amerika Birleşik Devletleri’ne giderek Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’na katılmış ve Filistin meselesi başta olmak üzere, Gazze’deki katliamları en üst düzeyde dile getiren tarihi bir konuşma yapmıştır. Erdoğan’ın bu konuşması, Batı dünyasına doğrudan diplomatik bir mesaj niteliği taşırken, Bahçeli’nin Ankara’dan yaptığı açıklama ise Türkiye’nin yalnızca Batı eksenine mahkûm olmadığını, alternatif ittifaklara yönelebileceğini gösteren stratejik bir uyarı olmuştur.</p>

<p><strong>TÜRKİYE-RUSYA-ÇİN İTTİFAKI: BAHÇELİ’NİN TRÇ ÖNERİSİ VE GERÇEKLİK TESTİ</strong></p>

<p>Özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın “Erdoğan’ı sabırsızlıkla bekliyorum” sözlerinin hemen ardından Bahçeli’nin böyle bir çıkış yapması, Cumhur İttifakı içinde bilinçli bir görev paylaşımı olduğunun işaretidir. Erdoğan diplomatik zeminde masaya otururken, Bahçeli güçlü bir mesajla hem Batı’ya hem de Doğu’ya “Türkiye’nin başka seçenekleri de var” demiştir. Bu, Türk diplomasisinin geleneksel “denge siyaseti”nin bir yansımasıdır. Türkiye, NATO üyesi olarak Batı ile ilişkilerini sürdürürken, aynı zamanda Rusya ve Çin gibi aktörlerle de stratejik iş birliği kanallarını açık tutmayı hedeflemektedir. Bahçeli’nin çıkışı, bu politikanın en açık ve cesur ifadelerinden biridir.</p>

<p><strong>CUMHUR İTTİFAKINDA STRATEJİK GÖREV DAĞILIMI VE DÜNYA SİYASETİ DENGESİ</strong></p>

<p>Bahçeli’nin TRÇ İttifakı önerisini anlamak için Cumhur İttifakı liderlerinin dış politika vizyonuna birlikte bakmak gerekir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Kurulu kürsüsünde yaptığı konuşmalarla Türkiye’yi doğrudan temsil ederken, Batı ve Doğu arasında ince bir denge kurma misyonunu üstlenmektedir. Özellikle bu yılki BM Genel Kurulu’nda yaptığı Filistin merkezli adalet vurgulu konuşması, sadece diplomatik bir hitap değil, Türkiye’nin küresel vicdanın sesi olma iddiasının da bir göstergesi olmuştur.</p>

<p>Bahçeli ise daha cesur, sınırları zorlayan bir söylemle Türkiye’nin masadaki seçeneklerini genişleten, pazarlık gücünü artıran stratejik bir rol üstlenir. Erdoğan’ın BM kürsüsünden “Gazze’de adalet, dünyada denge” mesajı verdiği günlerde, Bahçeli’nin Ankara’dan yaptığı TRÇ çıkışı, adeta bu diplomasiyi destekleyen bir arka plan gücü gibi çalışmıştır.</p>

<p>Bu durum, iyi planlanmış bir görev dağılımı ile Türkiye’nin hem Batı’ya hem de Asya blokuna karşı aynı anda güçlü bir şekilde durmasını sağlar. Erdoğan diplomatik ilişkileri yürütürken, Bahçeli’nin daha sert ve radikal çıkışları Batı’ya “Türkiye’nin alternatifleri var” uyarısını verir. Böylece Türkiye, NATO üyesi kimliğini korurken, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), BRICS ve yeni ortaya çıkan güç bloklarıyla da bağlarını güçlendirme imkânı bulur.</p>

<p>Cumhur İttifakı’nın bu çift yönlü stratejisi, Türkiye’yi küresel satranç tahtasında edilgen bir figür olmaktan çıkarıp, oyun kurucu bir aktör haline getirir. Bahçeli’nin çıkışı bu yönüyle yalnızca bir siyasi söylem değil, Türkiye’nin gelecekteki bağımsız dış politikasının taşlarını döşeyen stratejik bir hamledir.</p>

<p><strong>DOĞU PERİNÇEK’İN DESTEK AÇIKLAMASI VE TARİHSEL SÜREÇ</strong></p>

<p>Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, yıllardır Türkiye’nin yönünü Rusya ve Çin’e çevirmesi gerektiğini savunan bir lider olarak bilinmektedir. Perinçek, özellikle Şanghay İşbirliği Örgütü ve BRICS gibi yapıların Türkiye için stratejik bir alternatif olduğunu defalarca dile getirmiştir. Bugün Bahçeli’nin ortaya koyduğu TRÇ İttifakı fikri, Perinçek’in yıllardır savunduğu politikaların bir yansıması olarak görülebilir.</p>

<p>Perinçek, Bahçeli’nin açıklamasını memnuniyetle karşılamış ve kamuoyuna yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştır:</p>

<p>“Devlet Bahçeli’nin önerisi, Türkiye’nin bağımsızlık yolunda attığı en önemli adımlardan biridir. Atlantik sisteminin Türkiye’ye dayattığı sömürgeci politikalara karşı, Asya merkezli bir ittifak tek kurtuluş yoludur. Türkiye’nin Rusya ve Çin ile aynı masada olması, tarihî bir zorunluluktur.”</p>

<p>Bu destek, yalnızca siyasi bir dayanışma değil, aynı zamanda Türkiye’de farklı siyasi geleneklerin millî çıkarlar temelinde buluşabileceğini göstermesi bakımından da önemlidir. Bahçeli ve Perinçek’in bu noktada aynı çizgide buluşmaları, Türkiye’nin stratejik yönelimi konusunda yeni bir dönemin habercisidir.</p>

<p><strong>NATO, ŞANGHAY İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜ VE TÜRKİYE’NİN SEÇENEKLERİ</strong></p>

<p>Türkiye, 1952 yılından bu yana NATO üyesidir ve ittifakın ikinci büyük askeri gücü konumundadır. NATO üyeliği Türkiye’ye önemli savunma avantajları sağlarken, aynı zamanda Batı’nın stratejik hesaplarının bir parçası olmayı da zorunlu kılmaktadır. Ancak son yıllarda özellikle ABD’nin İsrail’e koşulsuz desteği, PKK/YPG politikaları ve FETÖ meselesindeki tavrı, Türkiye’de NATO’ya olan güveni ciddi şekilde sarsmıştır.</p>

<p>Diğer yandan Türkiye, 2012 yılında Şanghay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) diyalog ortağı olarak kabul edilmiş ve bu çerçevede Rusya ve Çin ile ilişkilerini derinleştirmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmasında dahi Türkiye’nin çok yönlü dış politikasına vurgu yaparak, hem Batı hem de Doğu ile iş birliği arayışının sürdüğünü ifade etmiştir. Daha önce de Temmuz 2024’teki NATO Zirvesi’nde ŞİÖ’ye tam üyelik hedefini dile getirmiş, ancak bunun NATO’ya alternatif olmadığını özellikle vurgulamıştır.</p>

<p>Bugün Bahçeli’nin önerdiği TRÇ İttifakı, Türkiye’nin ŞİÖ ve BRICS gibi yapılarla olan ilişkilerinin kurumsallaşmasını hatta yeni bir stratejik blok kurulmasını öngörmektedir. Ancak uluslararası hukuk, Türkiye’nin NATO üyeliği ve ekonomik bağımlılıklar gibi faktörler ciddi engeller olarak durmaktadır.</p>

<p><strong>GERÇEKÇİLİK TESTİ: TRÇ İTTİFAKININ OLASILIKLARI</strong></p>

<p>Türkiye’nin Rusya ve Çin ile kuracağı bir ittifak, jeopolitik olarak güçlü bir seçenek gibi görünse de pratikte ciddi zorluklar barındırmaktadır. EDAM (Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi) Başkanı Sinan Ülgen’in ifadeleri bu noktada dikkate değerdir. Ülgen, “Türkiye’nin mevcut ekonomik sistemi ve ticaret ağlarının büyük ölçüde Batı’ya entegre olduğu gerçeği göz ardı edilemez” demek suretiyle bu konunun zorluklara vurgu yapmaktadır.</p>

<p>Rusya, Ukrayna savaşı nedeniyle Batı yaptırımlarına maruz kalmış, ekonomik olarak zor durumda bir ülkedir.</p>

<p>Çin ise küresel bir güç olmakla birlikte, kendi çıkarlarını her şeyin üzerinde tutan pragmatik bir strateji izlemektedir.</p>

<p>Dolayısıyla ben şahsen NATO’ya tamamen karşı olsam da, Türkiye’nin bu iki ülkeye güvenerek NATO’dan tamamen kopması şu an itibarıyla gerçekçi değildir. Ancak bu TRÇ İttifakı fikrinin tamamen imkânsız olduğu anlamına da gelmez. Bahçeli’nin önerisi, kısa vadede tam anlamıyla bir blok değişimi yerine, Türkiye’nin Batı’ya karşı pazarlık gücünü artıracak stratejik bir kart olarak görülebilir.</p>

<p>Ankara, NATO ve AB ile ilişkilerini sürdürürken, aynı zamanda Rusya ve Çin ile kurumsal iş birliğini artırarak çok yönlü bir strateji izleyebilir. Bu yaklaşım, Türkiye’nin bölgesel ve küresel konumunu güçlendirebilir.</p>

<p><strong>YENİ DÜNYA DÜZENİNDE TÜRKİYE’NİN ROLÜ</strong></p>

<p>Dünya, ABD’nin tek kutuplu hegemonyasının sona erdiği, çok kutuplu bir düzene doğru hızla ilerlemektedir. Çin’in ekonomik yükselişi, Rusya’nın askeri hamleleri ve BRICS gibi alternatif yapıların güçlenmesi, Batı merkezli düzenin sarsıldığını göstermektedir.</p>

<p>Türkiye, bu süreçte jeopolitik konumu itibarıyla kilit bir aktör olma potansiyeline sahiptir. Bahçeli’nin TRÇ İttifakı önerisi, Türkiye’nin bu yeni düzende pasif bir figür değil, aktif bir kurucu unsur olma isteğinin göstergesidir. Bu öneri, belki hemen hayata geçirilemeyecek bir hedef olabilir; ancak Türkiye’nin stratejik vizyonunu ortaya koyması bakımından son derece değerlidir.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM Genel Kurulu’nda yaptığı tarihi konuşmalar, Batı’ya verilmiş diplomatik bir mesaj niteliği taşırken; Bahçeli’nin açıklamaları, Türkiye’nin yalnızca Batı’ya bağımlı olmadığını, Asya ile de güçlü bağlar kurabileceğini gösteren politik bir çıkış olarak anlam kazanmaktadır. Doğu Perinçek’in desteği ise bu stratejik vizyonun toplumun farklı kesimlerinde de karşılık bulduğunu ortaya koymaktadır.</p>

<p>Türkiye’nin geleceği, tek bir kutba yaslanmayan, çok yönlü, bağımsız ve milli bir dış politika anlayışıyla şekillenecektir. Bahçeli’nin TRÇ çıkışı, Erdoğan’ın BM Genel Kurulu’nda yaptığı diplomatik ataklarla birleşerek Türkiye’nin küresel arenada “oyun kurucu bir güç” olarak yerini almasını sağlayacaktır.</p>

<p>UNUTMAYIN;</p>

<p>“Küresel satranç tahtasında Türkiye, piyon değil, şah olmak zorundadır.”</p>

<p>SAYGILARIMLA,<br />
AVUKAT MEHMET ALİ KÖROĞLU</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Sep 2025 11:40:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/2025/08/mehmet-ali-koroglu-1754390809.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Bağrına Bastı</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/malatya-cumhurbaskani-erdogani-bagrina-basti-563</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/malatya-cumhurbaskani-erdogani-bagrina-basti-563</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Bağrına Bastı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kıymetli okurlarımız,</p>

<p>Maldia Dergisi olarak 16. yılımıza adım atacağımız bugünlerde, yine dopdolu bir sayı ile sizlerle buluşmanın mutluluğunu yaşıyoruz.&nbsp;</p>

<p>Dile kolay… İlk sayımızı Ağustos 2010’da yayımlamıştık. Zor şartlarda, kimseye bel bağlamadan, kimsenin gücüne yaslanmadan çıktığımız bu yolda,&nbsp;</p>

<p>15 yıldır bölgenin en istikrarlı ve başarılı dergisi olma gururunu yaşıyoruz.&nbsp;</p>

<p>Yeni sayımızın kapağına,&nbsp;<br />
ülkemizin dünya çapında nam yapmış lideri Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı taşıdık.&nbsp;</p>

<p>Cumhurbaşkanımız, Malatya’da 301 bininci konutun anahtar teslimini gerçekleştirdi,&nbsp;</p>

<p>nşası süren çarşı ve konut<br />
&nbsp;projelerini yerinde inceledi ve tamamlanan yatırımların toplu açılışını büyük bir coşkuyla yaptı.</p>

<p>6 Eylül’de Malatya’ya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Erhaç Havalimanı’ndan şehir merkezine kadar on binlerce Malatyalının sevgi gösterileriyle karşılandı.&nbsp;</p>

<p>Ellerinde bayrakları, dillerinde dualarıyla yol kenarlarını dolduran hemşehrilerimiz, bir kez daha Cumhurbaşkanımıza olan bağlılıklarını tüm dünyaya göstermiş oldular.</p>

<p>Cumhurbaşkanımız, Valilik yeni hizmet binasının açılışını gerçekleştirdikten sonra anı defterini imzaladı ve büyük bir sabırla kendisini bekleyen kalabalığa hitap etti.&nbsp;</p>

<p>Resmî rakamlara göre 52 bin kişinin katıldığı mitingde, Malatya’nın 6 Şubat 2023&nbsp;<br />
depremlerinde yaşadığı büyük yıkımın ardından yeniden ayağa kalktığını, daha güçlü bir şehir inşa ettiklerini vurguladı.</p>

<p>Bu sözler, Malatyalılar için hem bir teselli hem de geleceğe dair güçlü bir umut ışığı oldu.</p>

<p>Sayın Cumhurbaşkanımıza, şehrimize kazandırdığı hizmetler ve verdiği desteklerden dolayı şükranlarımızı sunuyoruz.</p>

<p>Yeni bir sayımızda buluşmak dileğiyle…<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 24 Sep 2025 22:02:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kudüste Tarihi Kırılma ve Yeni  Dönem</title>
                <category>Mehmet Ali Köroğlu</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/kuduste-tarihi-kirilma-ve-yeni-donem-562</link>
                <author>mehmetk@maldiahaber.com (Mehmet Ali Köroğlu)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/kuduste-tarihi-kirilma-ve-yeni-donem-562</guid>
                <description><![CDATA[Kudüste Tarihi Kırılma ve Yeni  Dönem]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>KUDÜS’ÜN EMANETİ VE NETANYAHU’NUN KUYRUK ACI: TARİHİN YENİ SAYFASINI TÜRKİYE AÇACAK</strong>Tarihin bazı anları vardır ki yalnızca bir şehir veya ülkenin değil, bütün bir medeniyetin yönünü değiştirir. İşte son günlerde yaşanan gelişmeler, tam da böyle bir kırılma noktasını işaret ediyor. Kudüs Patriği Theofilos’un İstanbul’a gelişi ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, Hz. Ömer’in 638 yılında Kudüs’te Hristiyanlara verdiği emannamenin bir kopyasını teslim etmesi, tarihin akışında yeni bir dönemi başlatmıştır.</p>

<p>Bu ziyaret ve hediye, sıradan bir diplomatik jest değil; Hristiyan dünyasının açıkça, “Bizi Yahudi zulmünden koru” çağrısıdır. Hz. Ömer’in adaletini temsil eden bu belge, 1400 yıl sonra Erdoğan’a takdim edilerek Türkiye’nin Kudüs üzerindeki tarihi ve manevi rolünün yeniden teyit edildiğini göstermektedir. Kudüs’teki Hristiyan mirası, İsrail’in saldırganlığı ve Batı’nın sessizliği nedeniyle yok olma tehlikesi altındayken, batının yahudi uşaklığı sebebiyle tek güvenilecek kapı Türkiye olmuştur. Bu durum, Erdoğan’ın yalnızca Müslümanların değil, mazlum Hristiyanların da hamisi olarak görüldüğünü ortaya koymaktadır.</p>

<p>Netanyahu’nun “Kudüs bizim şehrimiz Erdoğan!” diyerek titreyen bir öfke nöbeti geçirmesi boşuna değildir. Çünkü Kudüs Emannamesi’nin Türkiye’ye takdim edilmesi, Washington ve Tel Aviv’in yıllardır kurduğu denklemleri bozmuş, Kudüs’ün geleceğini Batı’nın tekeline bırakmayan yeni bir dönemin başladığını ilan etmiştir.</p>

<p><strong>ERDOĞAN’IN NETANYAHU’YA TARİHİ CEVABI</strong></p>

<p>İsrail Başbakanı Netanyahu, yaptığı küstah bir konuşmada “Kudüs bizim şehrimiz, Bay Erdoğan. Sizin şehriniz değil. Bizim şehrimizdi, bizim şehrimizdir ve bir daha asla bölünmeyecek” ifadelerini kullanarak, aslında Kudüs üzerindeki emperyal hevesini ve saldırganlığını açıkça ortaya koymuştur.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan ise bu meydan okumaya sert bir şekilde yanıt verdi:</p>

<p>“Kuyruk acını biliyorum, öfke nöbeti geçirmeye devam et. Kudüs, bizimle birlikte 2 milyarlık İslam aleminin ortak davası ve mirasıdır. Namahrem ellerin kirletmesine izin vermeyiz. Biz Müslümanlar olarak Doğu Kudüs’teki haklarımızdan bir adım geri atmayacağız.”</p>

<p>Erdoğan’ın bu sözleri, sadece Netanyahu’ya değil, bütün dünyaya bir mesajdır. Kudüs, İslam ümmetinin kalbi ve onurudur. Hiçbir güç, ne İsrail’in saldırıları ne de Batı’nın ikiyüzlü politikaları, bu hakikati değiştiremez. Erdoğan ayrıca, 27 yıl önce İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde Kudüs davasına verdiği desteği hatırlatarak, bu tavrın bir anlık değil, tarihsel bir duruş olduğunun altını çizmiştir.</p>

<p><strong>BATI’NIN İKİYÜZLÜLÜĞÜ VE YALANLARIN GÖLGESİ</strong></p>

<p>Kudüs Emannamesi’nin Erdoğan’a verilmesi, Amerika ve Batı’da büyük bir panik yarattı. İlk tepki, Fener Rum Patriği Bartholomeos’un apar topar Beyaz Saray’a çağrılmasıyla geldi. Bartholomeos’a ezberletilen bir metin, dünya kamuoyuna okutuldu:</p>

<p>“<strong>Türkiye’de azınlıklar zulüm görüyor…”</strong></p>

<p>Oysa gerçek tam tersidir. Erdoğan döneminde Cumhuriyet tarihinin ilk kilisesi açıldı, tarihi kiliseler titizlikle restore edildi ve bizzat Cumhurbaşkanı açılış törenlerine katıldı. Türkiye, farklı inançların barış içinde yaşadığı bir ülke olduğunu defalarca kanıtladı.</p>

<p>Ancak Gazze’de her gün kiliseler bombalanırken, Hristiyanlar ve Müslümanlar birlikte katledilirken tek kelime etmeyen Batı, Türkiye’yi hedef almakta beis görmedi. Netanyahu’nun ordusu, 65 bin insanı katletti. Buna sessiz kalanlar, Türkiye’de zulüm varmış gibi sahte bir algı operasyonu yürütüyor.</p>

<p>Türkiye’de Müslüman din adamlarına ve kutsal değerlere hakaret edenler özgürce dolaşırken, aynı dille karşılık verdiğinizde “azınlıklara zulüm” diye dünyayı ayağa kaldıran Batı, çifte standardın kitabını yazıyor. Bu, gerçek özgürlük değil, çıkarlar üzerine kurulu sahte bir demokrasi anlayışıdır.</p>

<p>Ancak son günlerde Batı’da yaşanan bazı diplomatik gelişmeler, bu çifte standardın her zaman aynı şekilde devam etmeyeceğini gösteriyor.</p>

<p><strong>BATI’DA KIRILMA: FİLİSTİN DAVASINA PSİKOLOJİK VE DİPLOMATİK DESTEK</strong></p>

<p>Son günlerde Batı dünyasında yaşanan diplomatik değişimler, Filistin davası bakımından psikolojik ve stratejik yönden büyük önem taşıyor. Dün yani 21.09.2025 tarihinde ABD’nin New York şehrinde gerçekleşen Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda İngiltere, Kanada ve Avustralya’nın resmen Filistin devletini tanıması; Fransa’nın, İspanya’nın ve bazı Avrupa ülkelerinin bu yönde adımlar atacağına dair açıklamaları, ABD dışındaki Batı’nın da İsrail’e karşı süregelen sessizliğini yavaşça bozduğunu gösteriyor. &nbsp;</p>

<p><strong>Bu gelişmelerin destekleyici yönleri:</strong>&nbsp; Tanıma kararı, Filistin halkına uluslararası arenada umut veriyor; yalnızca sembolik değil, moral bir güç.</p>

<p>&nbsp;Bu adımlar, İsrail’in tek taraflı politikalarına karşı uluslararası dengeleri değiştirmeye başladı.</p>

<p>Batı’nın bazı ülkelerinin artık “tek taraflı işgal” ve “sivillerin acıları” konusunda daha önce gizledikleri rahatsızlığı açıkça dile getirmesi, Filistin davasının meşruiyetini artıracaktır.</p>

<p>&nbsp; Türkiye’nin Kudüs’teki tarihi rolü ve manevi mirasıyla bu diplomatik cephede daha güçlü konuma gelmesi mümkündür; uluslararası itibar ve liderlik algısı artıyor.</p>

<p>Elbette ki bu gelişmeler, Filistin devletinin zorluklarını bir anda ortadan kaldırmaz; işgalin pratik etkileri, İsrail’in askeri gücü ve ABD’nin politik baskısı hâlâ hayati engellerdir. Ama bugün Batı’da yaşanan bu kırılma, Filistin davasının “sesini duyurma” cephesinde önemli bir dönüm noktasını oluşturmaktadır.</p>

<p><strong>İTİRAF ETMELİYİM Kİ,</strong></p>

<p>Bu destek, sahadaki acıları hafifletmez ama vicdani olarak dünyayı uyandırır. Kudüs’ün emaneti, milletlerin kalbinde yalnızca Türkiye’de değil, Batı’da da yankı buluyor. Bugün dünyanın bazı güçlü devletleri, mazlumun haklı sesine sessiz kalmamayı seçti. Bu da tarihte yeni bir çizgi, yeni bir umut haritasıdır.</p>

<p><strong>TÜRKİYE’DEKİ MUHALEFETİN TRAJEDİSİ: BATI’YA KUYRUK SALLAYANLAR</strong></p>

<p>En acı tablo ise Türkiye’nin muhalefetinde yaşanıyor. Erdoğan’ın dünya çapında bir lider olarak yükseldiği, Kudüs’te bile umut kapısı haline geldiği bir dönemde, muhalefet kendi ülkesinin liderini Batı’ya şikayet ediyor.</p>

<p>Kudüs Patriği, Erdoğan’a “Bizi Yahudilerden koru” derken, Türkiye muhalefeti Batı başkentlerine raporlar gönderip “Erdoğan’a baskı yapın” diyor. Bir ülkenin muhalefeti bu kadar mı basiretsiz olur? Bir milletin lideri mazlumlar için umut olurken, muhalefet kendi ülkesinin itibarını neden ayaklar altına alır?</p>

<p>Bu durum, sadece siyasi bir hata değil, tarihî bir gaflettir. Bugün Hristiyan dünyası bile Erdoğan’ın adaletine güvenip yönelirken, muhalefetin Batı’ya kuyruk sallaması, ülkenin kendi içindeki birliğini zayıflatmaktadır. Millet, Kudüs’ün sesini duyarken, kendi içinden yükselen ihanet fısıltılarını da unutmayacaktır.</p>

<p><strong>KUDÜS’ÜN ANAHTARI İSTANBUL’DA</strong></p>

<p>Kudüs Emannamesi’nin Erdoğan’a verilmesi, tarihin yeniden yazıldığı bir andır. Hz. Ömer’in adalet anlayışını temsil eden bu belge, 1400 yıl sonra Erdoğan’a emanet edilerek Türkiye’nin Kudüs üzerindeki manevi ve siyasi liderliğinin tescillenmesi anlamına gelmektedir.</p>

<p>Netanyahu’nun öfkesi, Amerika’nın panik hamleleri ve Batı’nın algı operasyonları, bu gerçeği değiştiremeyecektir. Kudüs’ün anahtarı artık Batı’da değil, İstanbul’dadır. Bu anahtar, bir medeniyetin yeniden doğuşunun, mazlumların son umudunun simgesidir.</p>

<p>Türkiye bu emaneti yalnızca diplomatik bir başarı olarak değil, iman ve adaletin tarihi bir yükümlülüğü olarak taşımalıdır. Kudüs, yalnızca bir şehir değil, insanlığın imtihanıdır. Ve bu imtihanda Erdoğan, ümmetin ve tüm mazlumların umudu olarak tarihe adını altın harflerle yazmaktadır.</p>

<p><strong>UNUTULMAMALIDIR Kİ,</strong></p>

<p>Kudüs’ün emaneti artık TÜRKİYE’nin ellerinde; bu emanet ihanetle değil, imanla korunur ve mazlumların duasıyla yücelir.</p>

<p>SAYGILARIMLA!</p>

<p>AVUKAT MEHMET ALİ KÖROĞLU</p>

<p>22.09.2025 PAZARTESİ</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Sep 2025 00:36:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/2025/08/mehmet-ali-koroglu-1754390809.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tasarımdan Denetime Türkiye Gerçeği</title>
                <category>Ali Haydar KOYUN</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/tasarimdan-denetime-turkiye-gercegi-560</link>
                <author>alihaydarkoyun@hotmail.com (Ali Haydar KOYUN)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/tasarimdan-denetime-turkiye-gercegi-560</guid>
                <description><![CDATA[Tasarımdan Denetime Türkiye Gerçeği]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Erişilebilirlik denilince çoğu zaman ilk akla gelen, mimari ve fiziki düzenlemelerdir. Rampalar, asansörler, görme engelliler için hissedilebilir yüzeyler ya da alçaltılmış bankolar… Ancak bu düzenlemelerin varlığı, ne yazık ki her zaman erişilebilirlik anlamına gelmemektedir. Türkiye’de mimari erişilebilirlik çoğu zaman ya görsel bir dekor olarak kalmakta ya da yönetmeliklere kısmen uyan ama pratikte işlevsiz yapılarla sınırlandırılmaktadır. Gerçek bir erişilebilirlik için sürecin tasarım aşamasından başlayarak denetim ve bakım süreçlerine kadar bütüncül bir şekilde ele alınması gerekmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Erişilebilirlik “Standartlara Uymak” Değil, “Kullanılabilirliktir”</span></span></em></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bir binada erişim rampası olması, o rampanın işlevsel ve güvenli olduğu anlamına gelmez. Eğim yanlışsa, malzeme kaygansa, iniş noktası park yeriyle kesişiyorsa bu yapı erişilebilir değildir. Ne yazık ki birçok kamu binasında, okulda, hastanede ya da belediye yapısında bu tür göstermelik rampalar hâlâ yaygındır. Yani sorun sadece “var mı?” sorusuna değil, “nasıl var?” ve “gerçek kullanıcı bunu nasıl deneyimliyor?” sorularına da cevap aramayı gerektirir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Tasarım Aşamasında Uzman ve Kullanıcı Katılımı Yok</span></span></em></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Mimari projeler hazırlanırken, çoğu zaman erişilebilirlik bir detay olarak bırakılmakta, tasarımın özüne yedirilmemektedir. Engelli bireylerin ve erişilebilirlik uzmanlarının tasarım sürecine dahil edilmemesi, sonrasında yapılan düzeltmelerin hem maliyetini artırmakta hem de işlevselliği azaltmaktadır. “Sonradan eklenen rampa” anlayışı, zaten erişilebilirliğe ne kadar yüzeysel bakıldığının açık bir göstergesidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Denetim Mekanizmalarının Kâğıt Üstünde Kalması</span></span></em></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İlgili mevzuatlar erişilebilirliği zorunlu kılmakta, çeşitli izin süreçlerine bu kriterleri entegre etmektedir. Ancak denetim süreçleri çoğu zaman ya etkisizdir ya da kâğıt üzerinde yürütülmektedir. Belediyelerde yapı kullanma izinleri verilirken erişilebilirlik kontrolü yüzeysel yapılmakta, hatta bazen “fotoğraf göndererek” prosedür tamamlanmaktadır. Oysa yerinde, kullanıcı deneyimine dayalı denetim mekanizmaları kurulmadan gerçek bir dönüşüm mümkün değildir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">“Yap-Boz” Modeli: Süreklilik Yerine Geçici Çözümler</span></span></em></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kamu yapılarında yapılan erişilebilirlik düzenlemeleri genellikle proje bazlı ve dönemsel olmakta, sürekliliği sağlayacak bir bakım-onarım kültürü oluşmamaktadır. Asansör çalışmaz, yönlendirme levhası düşer, tuvaletler temizlik malzemelerinin deposu haline getirilir, rampanın kenarına masa konur… Tüm bu durumlar, erişilebilirliğin sürdürülebilir bir sistem değil, geçici bir vitrin olarak ele alındığını gösterir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kapsayıcı Tasarım Kültürü Gelişmemiştir</span></span></em></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Erişilebilirlik sadece engelli bireyler için değil; yaşlılar, çocuklar, geçici yaralanmalara sahip bireyler, bebek arabası kullanan ebeveynler gibi birçok grup için hayatı kolaylaştırır. Ancak Türkiye’de mimarlık ve şehir planlama anlayışı hâlâ “ortalama sağlıklı birey” üzerine kuruludur. Kapsayıcı tasarım ilkeleri mimarlık fakültelerinde yeterince öğretilmemekte, kamu ihalelerinde ise öncelik olarak görülmemektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İyi Örnekler Var Ama Yaygınlaşmıyor</span></span></em></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Türkiye’de bazı belediyeler, üniversiteler veya özel kurumlar, erişilebilirlik konusunda örnek yapılar ortaya koymaktadır. Ancak bu iyi uygulamalar genellikle izole kalmakta, başka kurumlara model olmamaktadır. Merkezi otoritelerin bu örnekleri görünür kılarak yaygınlaştırması, bir standart kültürü yaratması elzemdir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Erişilebilir Mimari, Estetik ve İnsan Haklarının Buluştuğu Yerdir</span></span></em></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Erişilebilirlik, bir bina inşa sürecinde göz ardı edilen bir detay değil, insan haklarına saygının somutlaştığı bir alandır. Bu yalnızca “engelliler için” değil; kentte herkesin eşit, bağımsız ve onurlu bir yaşam sürebilmesi için gereklidir. Kamu yöneticileri ve teknik uzmanlar, mimariyi yalnızca mühendislik ya da estetik bir mesele değil, etik ve toplumsal bir sorumluluk olarak da görmek zorundadır. Çünkü erişilebilirlik, kent hakkının ve insan onurunun ayrılmaz bir parçasıdır.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 17 Sep 2025 14:31:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/2023/04/ali-haydar-koyun-1680523451.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dünyanın Şah Damarı; Türkiye’nin Tarihi Sorumluluğu</title>
                <category>Mehmet Ali Köroğlu</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/dunyanin-sah-damari-turkiyenin-tarihi-sorumlulugu-559</link>
                <author>mehmetk@maldiahaber.com (Mehmet Ali Köroğlu)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/dunyanin-sah-damari-turkiyenin-tarihi-sorumlulugu-559</guid>
                <description><![CDATA[Dünyanın Şah Damarı; Türkiye’nin Tarihi Sorumluluğu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İsrail’in Gazze’de başlattığı saldırılar artık sadece bölgesel bir çatışma değil, küresel bir soykırım politikasıdır. İsrail’in çılgınlığının ardında, Batılı sömürgeci devletlerin kurduğu yeni dünya düzeni vardır. ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği ülkeleri; petrol, enerji, stratejik yollar ve zengin madenler için Ortadoğu’yu bir satranç tahtasına çevirmiştir. Bu satranç tahtasında İsrail, Batı’nın en önemli piyonudur.</p>

<p><strong>İSRAİL’İN ÇILGINLIĞI VE EMPERYALİST DÜZEN</strong></p>

<p>Bugün İsrail’e karşı duran bir ülke, aslında sadece İsrail’le değil; onu koşulsuz destekleyen Batılı emperyalistlerle de savaşmak zorundadır. ABD ve İngiltere başta olmak üzere 27 AB ülkesi, Suudi Amerika(Arabistan), Hindistan, Kanada ve Avustralya, doğrudan ya da dolaylı olarak İsrail’in yanında saf tutmaktadır. Bu denklem, çatışmanın boyutunun ne kadar geniş olduğunu göstermektedir. İsrail’i durdurmak sadece İsrail’in askeri gücünü kırmak değil, bu küresel sistemi sarsmak anlamına gelir.</p>

<p>Bizler bazen “neden Türkiye bu zulme müdahale etmiyor” diye serzenişte bulunuyoruz. Ancak bu durumun sebebi yukarıdaki inkâr edilemez gerçektir. Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı denklem, sadece bir devletle değil, dünya sisteminin bütün aktörleriyle mücadele etmeyi gerektirmektedir.</p>

<p><strong>TÜRKİYE’NİN STRATEJİK KONUMU</strong></p>

<p>Ortadoğu coğrafyasında İsrail’in saldırganlığına gerçek anlamda karşılık verebilecek tek ülke Türkiye’dir. Bunun sebebi yalnızca Türkiye’nin askeri gücü değil, aynı zamanda tarihî misyonu ve stratejik derinliğidir. Osmanlı’dan Cumhuriyet’in kuruluşuna kadar süregelen ümmet liderliği, Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren 80 yıllık Kemalist yönetim dönemi olarak adlandırılan fetret devrinde kesintiye uğramıştır. Ancak son 20 yıldır Türkiye, ümmetin yeniden liderliği rolünü üstlenmiş, yalnızca bir devlet değil, bir medeniyet temsilcisi olarak öne çıkmıştır.</p>

<p>İsrail’in Türkiye ile tek başına baş edebilme ihtimali yoktur. Türkiye’nin güçlü bir savunma sanayii, stratejik konumu ve imanlı bir halkı vardır. Ancak Türkiye’nin tek başına tüm dünyaya karşı mücadele etmesi, realist bir senaryoda kolay değildir. Bu noktada, Türkiye’nin yanına diğer Müslüman ülkelerin de hizalanması hayati önem taşımaktadır. Fakat ne yazık ki bugün İslam coğrafyasının büyük bir kısmı, kendi iç sorunlarıyla boğuşmakta veya Batı’nın kuklası olan yöneticiler tarafından idare edilmektedir.</p>

<p>Batı’nın en büyük stratejisi de bu zafiyeti derinleştirmektir. Müslüman ülkeleri iç sorunlarıyla meşgul ederek, onların bir Müslüman birliği çatısı altında toplanmasını engellemek istemektedir. Böylece her ülke kendi sorunlarına gömülürken, Batı istediği sömürü düzenini sürdürmektedir.</p>

<p><strong>İŞBİRLİKÇİLERİN GÖLGESİNDE MÜCADELE</strong></p>

<p>Türkiye’nin elini zayıflatan en önemli faktörlerden biri, içeride ve dışarıda bulunan işbirlikçi yönetimlerdir. Müslüman halkların başındaki bu yöneticiler, Batı’nın çıkarlarını korumakta, halklarının değil efendilerinin emirlerini yerine getirmektedir. Bu işbirlikçiler, Türkiye’nin bölgesel liderliğini engellemek için her türlü kirli oyunu oynamaktadır.</p>

<p>Gazze’de bir çocuk açlıktan ölürken, bazı Müslüman ülkelerin yöneticilerinin lüks otellerde Batılı liderlerle iş tutması, ümmetin büyük bir imtihanıdır. Bu tabloda Türkiye yalnız bırakılmak istenmektedir. Eğer bu işbirlikçiler sahneden çekilir ve Müslüman halklar Türkiye’nin yanında saf tutarsa, dengeler köklü bir şekilde değişir. Ancak yakın gelecekte bu ihtimal ne yazık ki pek mümkün görünmemektedir.</p>

<p><strong>BİREYSEL SORUMLULUKLARIMIZ: MÜCADELE İÇİN HERKESİN PAYI VAR</strong></p>

<p>Bu büyük fotoğrafa baktığımızda, Müslüman bireylerin de kendisine düşen görevleri unutmaması gerekir. Çünkü ümmet sadece devletlerden oluşmaz; halkın imanlı, bilinçli ve birlik içinde olması, devletlerin gücünü pekiştirir. Bizler birey olarak, yaşadığımız coğrafyada zulme sessiz kalmamalı, her platformda mazlumların sesi olmalıyız. Sosyal medyadan sokağa, okullardan iş yerlerine kadar her yerde hakkı savunmak ve zulmü lanetlemek, en küçük ama en değerli adımlardan biridir.</p>

<p>Ayrıca ekonomik gücümüzü de bilinçli kullanmalıyız. İsrail ve destekçilerini ayakta tutan en önemli kaynaklardan biri ekonomik desteklerdir. Müslüman bireyler olarak, hangi ürünleri tükettiğimize dikkat etmeli, harcamalarımızla zalimlerin değil mazlumların yanında olduğumuzu göstermeliyiz. Bu, her bireyin elinde olan bir güçtür. Peygamber Efendimiz’in, “Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin, gücü yetmezse diliyle, ona da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim, İman, 78) hadisinde buyurduğu gibi, biz de elimizden gelen her yolu kullanarak zulme karşı tavır almalıyız.</p>

<p>Unutmayalım ki, bireysel çabalar birleştiğinde büyük bir toplumsal dalga oluşturur ve bu dalga devletlerin kararlarını da etkiler.</p>

<p><strong>ALLAH’IN YARDIMINA İMAN</strong></p>

<p>Her ne kadar siyasi ve askeri tablolar karamsar görünse de, iman sahibi bir Müslüman bilir ki Allah’ın kudreti her şeyin üstündedir. Kur’an-ı Kerim’de “Allah’ın izni olmadan hiçbir musibet meydana gelmez.” (Teğabün, 11) buyrulmaktadır. İnsanların hesapları vardır, ama Allah’ın da bir hesabı vardır ve O’nun hesabı galiptir. Müslümanların da gökten gelen karara imanları tamdır.</p>

<p>Tarih boyunca Müslümanlar, umutsuzluk anlarında Allah’ın yardımıyla büyük zaferler kazanmışlardır. Bedir Savaşı’nda 313 sahabenin dev bir orduyu yenmesi, Çanakkale’de iman dolu göğüslerin emperyalist topları durdurması bunun en açık örnekleridir. Bugün de Allah dilerse, İsrail ve onun arkasındaki tüm güçlerin planları bozulur, adalet galip gelir.</p>

<p><strong>TÜRKİYE’NİN TARİHÎ MİSYONU</strong></p>

<p>Türkiye, bugün sadece bir ülke değil, bir medeniyetin bayraktarıdır. Siyonist saldırganlığı durdurabilecek tek güç olarak Türkiye’nin rolü, sadece askeri değil, aynı zamanda manevi bir sorumluluktur. İsrail’in çılgınlığına son verecek olan yalnızca silah değil, iman ve adaletle birleşmiş bir iradedir.</p>

<p>Ancak Türkiye’nin bu mücadeleyi tek başına yürütmesi kolay değildir. Bu nedenle, İslam coğrafyasındaki halkların uyanışı, işbirlikçilerin devrilmesi ve ümmetin birlik olması şarttır. Aksi takdirde, her ülke teker teker yok edilmeye mahkûm olacaktır.</p>

<p>Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun, “Kan dökmeyi seven bir millet değiliz; lakin söz konusu vatan olursa, dünyanın şah damarını keseriz.” sözü, bugün her Müslümanın kulağında çınlamalıdır. Bu söz sadece bir ihtar değil, bir stratejik vizyondur. Türkiye’nin şah damarını kesmesi, sadece kendi varlığını değil, ümmetin geleceğini de korumak anlamına gelir.</p>

<p>Sonuç olarak, küresel emperyalist düzen karşısında, ümmetin son kalesi Türkiye’dir. Bu kale düşerse, İslam coğrafyası paramparça olur. Ama Türkiye dik durursa, Allah’ın yardımıyla tarih yeniden yazılır.</p>

<p><strong>UNUTMAYIN</strong>!</p>

<p>“Güçsüzlüğümüz değil, dağınıklığımız yenilgi getirir; imanla birleşen bir millet, dünyanın en güçlü ordusudur.”</p>

<p>“Ve İslam’ın son ordusu, TÜRK ORDUSU’dur…”</p>

<p>SAYGILARIMLA<br />
AVUKAT MEHMET ALİ KÖROĞLU<br />
15.09.2025</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 14 Sep 2025 23:29:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/2025/08/mehmet-ali-koroglu-1754390809.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya’nın İmajına En Büyük Darbe; Şire Pazarı Kararı!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/malatyanin-imajina-en-buyuk-darbe-sire-pazari-karari-557</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/malatyanin-imajina-en-buyuk-darbe-sire-pazari-karari-557</guid>
                <description><![CDATA[Malatya’nın İmajına En Büyük Darbe; Şire Pazarı Kararı!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’nın göbeğinde 40 yıldır hizmet veren Şire Pazarı rezerv alanından çıkarılması iddialarına tepkiler çığ gibi büyüyor.</p>

<p>Malatya’nın göbeğinde 40 yıldır hizmet veren Şire Pazarı, 6 Şubat depremlerinde ağır darbe aldı. &nbsp;</p>

<p>Sağlık ve Tarım İl Müdürlükleri, “burada çalışılamaz” raporu verdi.&nbsp;</p>

<p>Buna rağmen, büyük bir adım atıldı, pazar rezerv alana dahil edildi ve herkes “nihayet doğru bir karar” dedi.&nbsp;</p>

<p>Ama ne oldu?&nbsp;</p>

<p>Bir avuç esnaf, siyasilerin kapısını aşındırarak, baskı kurarak, bu tarihi fırsatı heba ettiği konuşuluyor.&nbsp;</p>

<p>Geçtiğimiz günlerde Şire Pazarında esnafa yapılan Anons'ta Şire Pazarının rezerv alanından çıktığı duyuruldu!.&nbsp;</p>

<p>Şire Pazarı rezerv alanından çıkarıldı mı!&nbsp;</p>

<p>Koca Malatya yenileniyor, şehrin dört bir yanı şantiye alanı… &nbsp;</p>

<p>Ama şehrin göbeğinde çirkin görüntüsüyle, harebeyi andıran Şire Pazarı yerinde kalırsa bu şehire yazık olur ve &nbsp;ihanet edilmiş olunur.&nbsp;</p>

<p>Bu sadece bir görüntü kirliliği değil; &nbsp;Malatya’nın geleceğini ipotek altına almak demek!&nbsp;</p>

<p>Umarım bu karar yanlış anlaşılmadır, böyle bir hata yapılmamıştır.&nbsp;<br />
Çünkü yapılmışsa yazık!&nbsp;</p>

<p>Yazık bu şehre, yazık bu millete!&nbsp;</p>

<p>Milyonlarca lira harcanarak yapılan yeni Şire Pazarı ne olacak? &nbsp;</p>

<p>Çevre Şehircilik ve Emlak Konut’un esnaf için Ege bölgesinde arsa karşılığı satın aldığı dükkanlar ne olacak? &nbsp;</p>

<p>Şimdi kim verecek bunun hesabını?</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 10 Sep 2025 09:35:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CHP’de Hırs, İhanet ve Çöküş!</title>
                <category>Mehmet Ali Köroğlu</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/chpde-hirs-ihanet-ve-cokus-556</link>
                <author>mehmetk@maldiahaber.com (Mehmet Ali Köroğlu)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/chpde-hirs-ihanet-ve-cokus-556</guid>
                <description><![CDATA[CHP’de Hırs, İhanet ve Çöküş!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İMAMOĞLU’NUN KURDUĞU DÜZENİN BEDELİ</strong></p>

<p>Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) İstanbul İl Başkanlığı’nda patlak veren delege skandalı, aslında uzun süredir göz göre göre gelen bir çürümenin gün yüzüne çıkmış hâlidir.<br />
Bir zamanlar Atatürk’ün emaneti olarak görülen bu parti, bugün pazarlıkların, rüşvetlerin ve kişisel çıkarların at koşturduğu bir alana dönüşmüştür. CHP içinde artık kimsenin kimseye güvenmediği, herkesin elinde bir dosya ve kasetle rakibini tehdit ettiği bir yapı hâkimdir.</p>

<p><strong>PARTİ İÇİNDEKİ ÇÜRÜMENİN FOTOĞRAFI</strong></p>

<p>Delegelerin oylarının 150 bin ile 350 bin TL arasında paralarla, tablet ve telefon hediyeleriyle, hatta iş vaadiyle satın alınması, siyasetin geldiği noktayı gözler önüne seriyor.<br />
Beşiktaş Belediyesi’nden çıkan beyaz Apple poşetleri içerisinde taşınan paralar, CHP’nin halktan kopuk, kendi içine kapanmış bir çıkar şebekesi olduğunu gösteriyor.</p>

<p><strong>Sormak gerekir:</strong></p>

<p>“Bir zamanlar halkın umudu olan bu parti, nasıl oldu da rüşvet ve pazarlıkla ayakta durur hâle geldi?”<br />
Cevap, çok açık: Hırs, ideallerin önüne geçti.</p>

<p><strong>İMAMOĞLU VE “HİYERARŞİK ÇIKAR AĞI”: MUSLUKLARIN AKTIĞI ÇIKAR ÇARKI</strong></p>

<p>CHP’nin bu hale gelmesinde en büyük rol, kuşkusuz Ekrem İmamoğlu’nun siyasi hırsıdır.<br />
İtirafçı olan eski yol arkadaşlarının ifadelerine göre, İstanbul Büyükşehir Belediyesi kaynaklarını kullanarak İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı hedefi doğrultusunda bir mali güç oluşturmayı amaçlayan hiyerarşik bir çıkar ağı kurulmuştur.</p>

<p><strong>Sarp Yalçınkaya’nın ifadesi her şeyi özetliyor:</strong><br />
“Ekrem baba cumhurbaşkanı oluyor, memleketin bütün muslukları bize akacak.”<br />
Bu söz, sadece bir siyasi hedefin değil, devletin bütün imkânlarının tek bir zümrenin çıkarına akıtılmak istendiğinin itirafıdır.</p>

<p>Bu tablo, siyasetin halk için değil, bir avuç çıkar çevresi için yapıldığını gözler önüne seriyor.<br />
İmamoğlu, CHP’yi ve İstanbul’u bir araç olarak kullandı. Amaç, partiyi iktidara taşımak değil, kendi kişisel ikbalini garanti altına almak oldu.<br />
Bu düzen, “hizmet” adı altında milleti değil, bir grubu zenginleştirdi.</p>

<p><strong>PARTİ İÇİNDE HERKESİN HABERİ VARDI</strong></p>

<p>Bu skandallar ortaya çıktığında kimse şaşırmadı. Çünkü CHP içindeki birçok isim bu kirli düzenin farkındaydı.<br />
Ses kayıtları, delege listeleri, işe alım belgeleri… Bunların hepsi uzun süredir biliniyordu.<br />
Canan Kaftancıoğlu’nun bu kayıtları Kemal Kılıçdaroğlu’na dinlettiği, ancak hiçbir adım atılmadığı ortaya çıktı.</p>

<p>Demek ki mesele sadece birkaç kişinin değil, partinin tepe yönetiminin de haberdar olduğu, ama sessiz kalmayı tercih ettiği bir çürüme süreciydi.<br />
Bu sessizlik, CHP’nin bugünkü hâline zemin hazırladı.<br />
Parti içindeki herkes birbirine şantaj yaparken, halkın sorunları ve ülkenin geleceği tamamen unutuldu.</p>

<p><strong>GÜRSEL TEKİN OLAYI: CHP’NİN ADALET SINAVI</strong></p>

<p>Özgür Özel’in, partinin önemli isimlerinden Gürsel Tekin’i savunma hakkı tanımadan ihraç etmesi, CHP’nin adalet anlayışının geldiği noktayı gösterdi.<br />
Ancak olay bununla da sınırlı kalmadı. Mahkeme kararıyla İstanbul İl Başkanlığı yönetimine seçilen dört kişinin de CHP tarafından süratle kesin ihraç istemiyle disiplin kuruluna sevk edilmesi, partinin adalet anlayışını tamamen sorgulatır hâle getirdi.</p>

<p>Hukuk ve adalet nutukları atan CHP, kendi içinde en temel hakkı, yani savunma hakkını yok saydı.<br />
Gürsel Tekin ve seçilmiş yöneticiler, savunma bile alınmadan partiden uzaklaştırılmak istenerek, “Hak, hukuk, adalet” diyen bir partinin kendi sınavında nasıl sınıfta kaldığını ortaya koydu.</p>

<p>Gürsel Tekin’in sözleri aslında partinin içine düştüğü vahim tabloyu özetliyor:<br />
“Savunma en kutsal değerdir. En azından benden savunma alınmaz mı?”<br />
Bir zamanlar “Hak, hukuk, adalet” sloganıyla yürüyen CHP’nin, bugün bir ihraç kararında bile bu hakkı tanımaması, halkın gözündeki güveni tamamen yok etmiştir.</p>

<p>Bu durum, CHP’nin artık bir siyasi parti değil, kişisel çıkarların çatıştığı bir arenaya dönüştüğünün en somut göstergesidir.</p>

<p><strong>BU TABLO, MİLLETİN GÖZÜNDE CHP’NİN İFLASIDIR</strong></p>

<p>CHP içindeki bu çürüme, aslında sadece bir partinin değil, ülke siyasetinin de nasıl kirli pazarlıklarla yürütüldüğünü ortaya koyuyor.<br />
Bu olayların en acı tarafı, tüm bu kavgaların halkın sorunlarından kopuk olmasıdır.<br />
Gazze’de çocuklar ölürken, Anadolu’da çiftçi borç batağındayken, Türkiye’de milyonlar geçim derdindeyken; CHP, delege kimin oyunu kime satıyor kavgasıyla meşgul olmuştur.</p>

<p>Bir siyasi hareket, kendi içinde bu kadar kirlenmişse, millet ona nasıl güvenebilir?<br />
İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı hayali, CHP’yi sadece kendi içinde değil, milletin gözünde de bitirmiştir.</p>

<p>Bu tablo, CHP’nin milletin umudu olamayacağını açıkça göstermektedir.<br />
Artık bu partiden bir yenilik ya da çözüm beklemek, susuz bir kuyudan su beklemeye benzer.</p>

<p><strong>HIRS BİR PARTİYİ NASIL ÇÜRÜTTÜ?</strong></p>

<p>Ekrem İmamoğlu ve çevresinin hırsı, CHP’nin sonunu hazırlamıştır.<br />
Bir zamanlar “halkçı” olduğunu iddia eden bu parti, halktan kopmuş, kendi içinde bir “hanedan mücadelesi”ne dönüşmüştür.<br />
Bugün ortaya saçılan para pazarlıkları, işe alım listeleri, rüşvet belgeleri, sadece CHP’nin değil, milletin siyasete olan inancını da sarsmıştır.</p>

<p>Hırsla hareket edenler, sonunda kendilerini de, temsil ettiklerini iddia ettikleri halkı da yakar.<br />
Çünkü siyasette asıl olan şahsi ikbal değil, milletin menfaatidir.<br />
Bunu unutanların sonu, tarihin çöplüğüne gitmektir.</p>

<p><strong>UNUTULMAMALIDIR Kİ,</strong></p>

<p>Hırsla kurulan düzen, bir gün kendi kurucularını da enkazının altında bırakır.</p>

<p><br />
SAYGILARIMLA,</p>

<p>AVUKAT MEHMET ALİ KÖROĞLU<br />
08.09.2025</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 08 Sep 2025 01:31:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/2025/08/mehmet-ali-koroglu-1754390809.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Bağrına Bastı..</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/malatya-cumhurbaskani-erdogani-bagrina-basti-555</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/malatya-cumhurbaskani-erdogani-bagrina-basti-555</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Bağrına Bastı..]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dün Malatya’ya gelen Dünya lideri ve halkın adamı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Erhaç Havalimanı’na inişinden şehir merkezine kadar Malatyalıların coşkulu sevgi gösterileriyle karşılandı.&nbsp;</p>

<p>On binlerce Malatyalının ellerinde bayrakları, dillerinde dualarıyla yol kenarlarını doldurması, bir kez daha Malatya’nın Cumhurbaşkanı’na olan bağlılığını gözler önüne serdi.&nbsp;</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Valilik yeni hizmet binasının açılışını gerçekleştirdiği Malatya Valiliği’nde anı defterini imzaladıktan sonra, kendisini büyük bir sabırla bekleyen kalabalığın huzuruna çıktı.&nbsp;</p>

<p>Resmî rakamlara göre 52 bin kişinin katıldığı mitingde, Malatya’nın 6 Şubat 2023 depremlerinde yaşadığı yıkımın ardından yeniden ayağa kalktığını, daha da güçlü bir şehir inşa ettiklerini vurguladı.&nbsp;</p>

<p><strong>Malatyalılar için bu sözler, bir teselli olduğu kadar aynı zamanda büyük bir umut ışığıydı.&nbsp;</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı’nın dikkat çeken bir diğer noktası ise Malatya Valisi Seddar Yavuz, Milletvekili Bülent Tüfenkci, &nbsp;ve efsane siyasetçi Öznur Çalık'a gösterdiği özel ilgiydi. Bu isimlerin çabalarının Cumhurbaşkanı tarafından fark edilmiş olması, aslında Malatya için ne kadar önemli bir şans yakaladığımızın göstergesidir.&nbsp;</p>

<p>Ancak tam da burada bir parantez açmak gerekiyor. Çünkü Malatya’nın bu kadar bağlılıkla Cumhurbaşkanı’nı bağrına basmasının altında, yereldeki bazı yöneticilere duyulan büyük hayal kırıklığı da yatıyor.</p>

<p>Vatandaşlar “ben yaptım oldu” anlayışıyla makam koltuklarını kişisel ikbal aracı haline getiren yöneticilerden artık bıkmış durumda.&nbsp;</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, her fırsatta tevazuyu, halka hizmeti ve millete adanmışlığı işaret ederken; Malatya’da egosu tavan yapmış bazı yöneticiler hâlâ kibir kulelerinde dolaşıyor. &nbsp;Bu yüzden herkes geldiği yeri unutmayacak haddini bilecek!.&nbsp;</p>

<p>Bugün Malatya için gerçek bir fırsat var: Depremin yaralarını sarmak, şehri yeniden inşa etmek, tarihî mirasını koruyarak geleceğe taşımak. Fakat bu fırsat, ancak yereldeki yöneticiler kendi egolarını bir kenara bırakır, Cumhurbaşkanı’nın işaret ettiği fedakârlık ve adanmışlık anlayışını şiar ve rehber &nbsp;edinirse değerlendirilebilir.&nbsp;</p>

<p>Aksi halde Malatya, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği büyük desteğe rağmen, bu “küçük hesapçı” bazı yerel yöneticiler yüzünden potansiyelini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacaktır.&nbsp;</p>

<p>Malatyalılar dün bir kez daha liderini bağrına bastı. Şimdi sıra, Malatyalılara yakışır şekilde davranmakta. &nbsp;</p>

<p>Yerel yöneticiler ya bu sevdanın kıymetini bilecek, ya da tarih onları halkın vicdanında çoktan mahkûm edecek!.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 07 Sep 2025 22:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya 1. OSB’de Derin Kriz; Akif Baştürk İddiaların Odağında!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/malatya-1-osbde-derin-kriz-akif-basturk-iddialarin-odaginda-554</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/malatya-1-osbde-derin-kriz-akif-basturk-iddialarin-odaginda-554</guid>
                <description><![CDATA[Malatya 1. OSB’de Derin Kriz; Akif Baştürk İddiaların Odağında!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>6 Şubat 2023 depremlerinin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla Malatya’nın yeniden ayağa kaldırılması için devlet tüm imkânlarını seferber etti.&nbsp;</p>

<p>Yıl sonuna kadar afet konutlarının teslim edilmesi çarşı ve iş yerlerinin tamamlanması hedefleniyor.&nbsp;</p>

<p>Fakat Malatya’da sanayi çarklarının hızla dönmesi gerekirken, 1. Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) arsa tahsisi skandalı gündemi sarsıyor.&nbsp;</p>

<p>İddiaların merkezinde ise OSB Başkan Vekili Akif Baştürk bulunuyor.&nbsp;</p>

<p>“Parayla Bile Arsa Yok!”&nbsp;</p>

<p>Şehir içinden ve dışından birçok yatırımcı Malatya’da fabrika kurmak, istihdam yaratmak ve üretim yapmak için OSB’ye başvurmasına rağmen sonuç alamadıklarını söylüyor.&nbsp;</p>

<p>İş dünyasından yükselen ortak ses net; “Parayla bile arsa bulamıyoruz. Yatırım yapıp işçi çalıştırmak istiyoruz ama OSB yönetimi arsa yok diyor.&nbsp;</p>

<p>Kulislerde konuşulanlara göre, OSB’de tek bir tahsisin bile Baştürk’ün onayı olmadan ilerlemediği belirtiliyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Arsalar Kimlerin Elinde?&nbsp;</strong></p>

<p>Kamuoyuna yansıyan bilgiler çarpıcı: Baştürk’ün OSB’deki çok sayıda arsayı dolaylı yöntemlerle kendi kontrolüne geçirdiği iddia ediliyor.&nbsp;</p>

<p>Hatta elindeki mevcut fabrikalar yetmezmiş gibi, yeni arsalar üzerinde inşaat başlattığına dair fotoğraflarda görülüyor.&nbsp;</p>

<p>Dahası, Baştürk’ün siyasi destek aldığı öne sürülüyor. AK Parti İl Başkanı Ali Bakan’ın bu süreçte en büyük destekçilerden biri olduğu, hatta Baştürk’ün hukuk danışmanlığını Bakan’ın aile hukuk ofisinin yürüttüğü iddia ediliyor.&nbsp;</p>

<p>Aynı hukuk ofisinin OSB’deki iki müdürlüğün de danışmanlığını yapması ise çıkar çatışması tartışmalarını büyütüyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Şahnahan Deresi Zehir Saçıyor!&nbsp;</strong></p>

<p>Skandal yalnızca arsa tahsisiyle sınırlı değil. Bölge halkının defalarca şikâyet ettiği Şahnahan deresi yıllardır zehir akıtıyor.&nbsp;</p>

<p>İddialara göre bu kirliliğin baş sorumluları arasında yine Baştürk’ün fabrikaları ile MİMSAN gibi büyük işletmeler var.&nbsp;</p>

<p>Bölge Halkı isyan ediyor:&nbsp;</p>

<p>“Sağlığımız hiçe sayılıyor. Çocuklarımız hasta oluyor ama yetkililer görmezden geliyor.” Ancak ne hikmetse, bu konularda yaptırım uygulanmıyor.&nbsp;</p>

<p>Bölgedeki işletmelerin siyasi kalkanı olduğu iddia edilen Ali Bakan’ın aile hukuk ofisinin bölge halkının tepkilerini görmezden geldiği öne sürülüyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Şeffaflık Nerede?&nbsp;</strong></p>

<p>Malatya’da herkes aynı soruyu soruyor:&nbsp;</p>

<p>Yüzlerce dönüm arazi kimlere, hangi kriterlerle verildi? Yatırım yapmak isteyenlere neden kapılar kapalı?&nbsp;</p>

<p><strong>Halkın sağlığı neden rant uğruna feda ediliyor?&nbsp;</strong></p>

<p>OSB yönetiminin sessizliği ise iddiaları daha da güçlendiriyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Gidecekler!&nbsp;</strong></p>

<p>Deprem yaralarının sarılması gereken bir dönemde, Malatya sanayisinin kişisel menfaat ve siyasi hesaplarla kilitlenmiş olması büyük tepki topluyor.&nbsp;</p>

<p>Gelen bilgilere göre çok sayıda yatırımcı ve sanayici, yaşananları bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’a iletmek için Eylül ayında Malatya ziyaretini bekliyor!.</p>

<p><img alt="" src="https://www.maldiahaber.com/public/images/detay/IMG_6086.jpeg" style="height:505px; width:800px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 02 Sep 2025 10:25:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sosyal Yardımlaşma Vakfı</title>
                <category>Ali YİĞİT</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/sosyal-yardimlasma-vakfi-553</link>
                <author>aliyigit44@gmail.com (Ali YİĞİT)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/sosyal-yardimlasma-vakfi-553</guid>
                <description><![CDATA[Sosyal Yardımlaşma Vakfı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kaymakamlıklar uhdesinde bulunan, devletin şefkat elini &nbsp;ihtiyaç sahibi ile buluşturan çalışanlar diyebiliriz onlar için.<br />
Şehrin en ücra köşesinde kapısı açılmayanların kapısı, bacası tütmeyenlerin yakacağı, yetim garip gurebayı devletle buluşturan kişilerde diyebilirsiniz.<br />
Genelde ihtiyaç sahibi insanların dert ortakları da dersek yerinde bir tespit olur.<br />
Vakfın her çalışanı akşama kadar kaç vatandaşın yaşam hikayesini dinlemiştir/ dinlemektedir.<br />
Her hane ziyaretinde ne hikayelerle karşılaşılır. Onları dinlemek bazen çaresiz kalmanın verdiği hüzünle günü noktalamak.<br />
Bazende hak etmediği yardımın kesilmesiyle hakarete varan söylemler duymak.<br />
Velhasıl kolay görünsede en zor görevlerdendir vakfın çalışanı olmak.<br />
Yaptıkları görev manen çok ağır ve vebali olan kamu görevidir.<br />
Çünkü yardıma muhtaç kişiyi belirlemek yardımların yerine ulaştırılması görevini üstlenmişlerdir.<br />
&nbsp;Makamların gelip geçici vebalin ise kalıcı olduğu bir görev.<br />
Onları masa başında göremezsiniz çünkü sahadadırlar.<br />
Bir taraftan kapı kapı gezip inceleme yaparken diğer taraftan ya yardım kolisi yada kömür dağıtımı yaparlar.<br />
Pandemi ve depremde daha iyi tanıma fırsatı bulduk çünkü hep vatandaşın yanındaydılar.<br />
Bugünlerde grevdeler seslerini duyabildik mi?<br />
Sosyal Yardımlaşma Vakfı çalışanlarının grevde olduklarına şahit olmadık &nbsp;bugüne kadar.<br />
Var ki bir sorun haklı olan taleplerini iletmek için giymişler onlarda grev önlüklerini.<br />
İstekleri &nbsp;hükümetin iscilere verdiği kamu çerçeve protokolünde maaşlarına zam istemekteler.<br />
Hükümet ise memurlara yapılan zam oranı üzerinden maaşlarına zam vermek istiyor Koop iş ise bu isteği kabul etmiyor.<br />
Bu nedenle ülke genelinde bulunan 1003 vakıf çalışanı grevdeler. ( 10 bin çalışan) &nbsp;Memurlara &nbsp;verilen zam oranını kabul etmemektedirler.<br />
Memur zammı yüksek olduğunda işçi zammı üzerinden işçi zammı yüksek olduğunda memur zammı üzerinden değerlendiriliyor.<br />
Vakıf çalışanlarının isteği bu çelişkinin ortadan kalkması ve "Kamu Çerçeve protokolünde belirlenen zam üzerinden maaşların ödenmesi ve bunun bir karara bağlanarak sabit hale gelmesi.&nbsp;<br />
Ayrıca Kamu Çerçeve protokolü üzerinden maaş zammı iptal edilmek isteniyor.<br />
Koop iş buna karşı çıkıyor.<br />
Bizde dilimiz döndüğünce destek olmak gayesiyle sizlere duyurduk.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 02 Sep 2025 00:39:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/ali-yigit.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Başörtüsü Manifestosu Milletin Onuru, Hükümetin Vebali</title>
                <category>Mehmet Ali Köroğlu</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/basortusu-manifestosu-milletin-onuru-hukumetin-vebali-552</link>
                <author>mehmetk@maldiahaber.com (Mehmet Ali Köroğlu)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/basortusu-manifestosu-milletin-onuru-hukumetin-vebali-552</guid>
                <description><![CDATA[Başörtüsü Manifestosu Milletin Onuru, Hükümetin Vebali]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bu milletin hafızasında silinmez bir kara leke vardır: başörtüsü yasakları. %98’i Müslüman olan bir ülkede, kendi evlatlarının inancı sebebiyle üniversite kapılarından kovulması, kamu kurumlarından atılması, adliye koridorlarında süründürülmesi, insanlığın en büyük ayıplarından biridir. 1980’lerden itibaren başlayan ve 28 Şubat postmodern darbesinde zirveye çıkan bu yasaklar, binlerce genç kızın hayatını kararttı. Kimisi üniversite kapılarında gözyaşlarıyla başörtüsünü açmak zorunda kaldı, kimisi “ya aç ya oku” dayatmasına boyun eğmediği için eğitimini yarıda bıraktı.</p>

<p><strong>TARİHİN KARA SAYFALARI VE MİLLETİN ÇEKİLEN ÇİLELERİ</strong></p>

<p>Yasakların meşrulaştırılması ise hukuk eliyle oldu. Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve YÖK kararlarıyla milletin değerlerine prangalar vuruldu. Bu dayatmalar, aslında Batı’nın seküler zihniyetini kendi milletine model almaya çalışan bir kısım hain yöneticilerin ihanetiydi. “Çağdaşlık” adı altında bu halka yapılan zulüm, sadece başörtülülere değil, bütün bir millete yapılmıştı.</p>

<p><strong>Sonuç mu? </strong>Bu ülke, kendi evlatlarını kendi topraklarından kovdu. Hristiyan ülkelerde başörtüsüyle okuyabilen gençler, Müslüman Türkiye’de yasaklarla boğuştu. Nice doktor, mühendis, öğretmen ve hukukçu bu ülkenin yarınlarına hizmet etmek yerine Avrupa ve Amerika’ya gitti. Bu, sadece bireysel dram değil; topyekûn bir milli kayıptı.</p>

<p><strong>BAŞÖRTÜSÜ UĞRUNA KAYBEDİLEN NESİLLER</strong></p>

<p>Başörtüsü yasağı sadece eğitim hakkını değil, çalışma hakkını da gasp etti. Kamu kurumlarında çalışan yüzlerce insan sırf inancından ötürü mesleğinden oldu. Öğretmenler derslerinden, doktorlar hastanelerinden, avukatlar mahkeme salonlarından atıldı. Kimi sürgün edildi, kimi zorla emekli edildi. Binlerce aile bu zulmün acısını iliklerine kadar yaşadı.</p>

<p>Bu süreçte hukuk sistemi de çürüdü. Başörtülü olduğu için “irticai faaliyet” suçlamalarıyla fişlenen, mahkeme salonlarında savunma yapması engellenen, kürsülerden atılan nice insan oldu. Kemalist sistemin &nbsp;kendi vatandaşına yaptığı bu zulüm, aslında milleti kendi evinde öksüz bırakmaktı. Yani müslüman haklımız özyurdunda garip, öz vatanında parya’ydı.</p>

<p>Nice zihinler, nice cevherler bu yasak yüzünden heba oldu. Tıp fakültesini bırakıp başka ülkelere giden öğrenciler, bugün oralarda profesör oldular. Mühendislik eğitiminden koparılan gençler, yabancı şirketlerin en parlak beyinleri oldular. Bu ülke, kendi elleriyle kendi geleceğini kurşunladı. Rabbimiz “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 9) buyuruyor. Ama biz bilenleri dışladık, bilmeyenleri baş tacı ettik.</p>

<p><strong>KURTULUŞ SAVAŞI’NDA BAŞÖRTÜSÜNÜN ONURU</strong></p>

<p>Unutulmamalıdır ki, bu milletin Kurtuluş Savaşı’nda verdiği mücadele başörtüsüyle yoğrulmuştur. Cepheye mermi taşıyan kadınların başörtüleri, sadece bir örtü değil; imanla yoğrulmuş bir sancaktı. Halide Edip’in miting kürsüsünde başındaki örtüsüyle haykırışı, Anadolu kadınının iradesini temsil ediyordu. Kara Fatma’dan Şerife Bacı’ya kadar nice kadın, başörtüsüyle bu milletin istiklali için canını ortaya koydu.</p>

<p>Bugün Cumhuriyet’in nimetlerinden faydalanan, özgürlük adına konuşan nice kişi o dönemde mermiyi sırtında, çocuğunu kucağında, başörtüsünü alnında taşıyan anaların mücadelesini unutmaktadır. Cumhuriyet’in keyfini sürenler, o mücadelenin gerçek sahipleri olan başörtülü kadınları dışlamaya cüret etmişlerdir. Bu tarihî nankörlük, bu millete yapılmış en büyük haksızlıklardan biridir.</p>

<p>Bu yüzden başörtüsü, yalnızca dini bir sembol değil; aynı zamanda Kurtuluş Savaşı’nın, milletin bağımsızlık ruhunun ve bu topraklardaki var oluş mücadelesinin timsalidir. Başörtüsüne dokunan, aslında bu milletin tarihine ve istiklaline dokunmaktadır.</p>

<p><strong>HALEN DEVAM EDEN MAĞDURİYET KORKUSU</strong></p>

<p>Bugün fiilen bir yasak olmamasına rağmen, başörtüsü meselesi milletin sırtında hâlâ bir korku olarak yaşamaktadır. İnsanlar “acaba yeniden yasaklar gelir mi?” endişesiyle yaşamaktadır. Bu korkunun varlığı bile başlı başına bir mağduriyettir. Çünkü yasakların tekrar hortlayabileceği ihtimali, bu toplumun üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sallanmaktadır.</p>

<p>Millet, yarın bir hükümet değiştiğinde aynı çilelerin tekrar yaşanmasından endişe duymaktadır. Üniversite kapılarında ağlayan genç kızların, işten atılan memurların, fişlenen vatandaşların anıları hâlâ canlıdır. Bu yüzden özgürlüğün kalıcı olmadığını bilmek, milletin ruhunu yaralamaktadır.</p>

<p>Her ne kadar bugün başörtüsü serbest olsa da, bu millet tam anlamıyla özgür değildir. Çünkü özgürlük, sadece bir iktidarın insafına bırakıldığında değil; anayasal veya yasal bir güvenceye kavuştuğunda gerçek anlamına kavuşur. İşte bu yüzden korkunun sürmesi, başörtüsü meselesinin hâlâ kapanmadığının en açık göstergesidir.</p>

<p><strong>AK PARTİ VE CUMHUR İTTİFAKI’NA ÇAĞRI</strong></p>

<p>Adalet ve Kalkınma Partisi, iktidara geldiğinde bu zulmü belli bir süre sonra fiilen sona erdirdi. Bunu inkar edemeyiz. İkna odaları tarihe karıştı, başörtülü kadınlar üniversiteye girdi, memuriyete döndü, adliye kürsülerinde yer aldı. Ancak şu soruyu sormadan edemiyoruz: Peki, neden kalıcı bir yasal veya anayasal düzenleme yapılmadı?</p>

<p>İktidar olmak, bir süreliğine yönetimi elinde bulundurmak demektir. Muktedir olmak ise milletin değerlerini kalıcı güvenceye almak demektir. Bugün başörtüsü serbestliği sadece yürütmenin insafına bağlıdır. Yarın farklı bir zihniyet iktidara geldiğinde aynı yasakları hortlatması işten bile değildir. CHP’nin çok yakın bir zamanda bile dile getirdiği “imam hatipleri kapatacağız, Kur’an kurslarını yasaklayacağız, Ayasofya’yı yeniden müze yapacağız” sözleri hâlâ kulaklarımızdadır.</p>

<p>O halde soruyoruz: Neden bu mesele anayasal güvenceye kavuşturulmadı? Neden referanduma götürülmedi? Millet sizin hangi isteğinizi yerine getirmedi de bu isteği yerine getirmeye cesaret edemediniz? Bu millet size her türlü desteği verdi, hangi iradenizi geri çevirdi? Yoksa bunu yapmak işinize mi gelmiyor?</p>

<p>Cumhur İttifakı bileşenleri, MHP ve diğer milli-manevi hassasiyetleri yüksek partiler de bu konuda sorumludur. Bu mesele sadece AK Parti’nin değil, bütün siyasetin imtihanıdır. Başörtüsü hakkı ya TBMM’de yapılacak düzenlemeyle ya da referandum yoluyla kalıcı güvenceye alınmalıdır. O zaman kimin gerçekten milletin yanında, kimin milletin karşısında olduğu apaçık ortaya çıkacaktır.</p>

<p><strong>TARİHİN VEBALİ VE ALLAH’IN HESABI</strong></p>

<p>Ey hükûmet! Ey AK Parti! Ey Cumhur İttifakı! Siz bu milletin teveccühüne 25 yıldır mazhar oldunuz. Millet, hiçbir isteğinizi geri çevirmedi. Ama siz hâlâ başörtüsü meselesini anayasal güvenceye kavuşturmadınız. Bu gecikmenin izahı nedir?</p>

<p>Eğer başörtüsünü anayasal güvenceye almayarak, milleti kendinize mecbur bırakmayı bir strateji sanıyorsanız bilin ki bu yanlıştır. Çünkü millet, kendisini mecbur bırakana değil, kendisini özgürleştirene minnet duyar. Başörtüsünü anayasal güvenceye almak, sizi değil milleti büyütür; sizi değil Allah katında makamınızı yüceltir.</p>

<p>Hz. Ömer (r.a.) “Fırat kıyısında bir keçi kaybolsa, hesabı benden sorulur” buyurmuştur. Siz ise milyonlarca kızın eğitimini, geleceğini, hayalini korumakla mesulsünüz. Eğer yarın aynı yasaklar hortlarsa, bunun hesabını tarih de sorar, Rabbimiz de sorar.</p>

<p>Bu mesele sadece kadınların değil, bu milletin imanının, özgürlüğünün ve haysiyetinin meselesidir. Bugün yapılacak bir düzenleme, sadece başörtüsünü değil; bu milletin onurunu da güvence altına alacaktır. Başörtüsü, Kurtuluş Savaşı’nda bu milletin istiklalini taşıyan bir sancaktı; bugün ise geleceğini koruyacak bir emanettir.</p>

<p><strong>UNUTULMAMALIDIR Kİ,</strong></p>

<p>Başörtüsünü anayasal güvenceye almak, Kurtuluş Savaşı’nda bağımsızlığı taşıyan sancakla, bugün milletin imanını ve haysiyetini korumak arasında kurulan en büyük köprüdür.</p>

<p><strong>SAYGILARIMLA!</strong></p>

<p><strong>AVUKAT MEHMET ALİ KÖROĞLU&nbsp;</strong></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Sep 2025 05:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/2025/08/mehmet-ali-koroglu-1754390809.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Başkan İlhan Geçit, Ezberleri Bozdu: Yeşilyurt’ta Sessiz Devrim</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/baskan-ilhan-gecit-ezberleri-bozdu-yesilyurtta-sessiz-devrim-551</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/baskan-ilhan-gecit-ezberleri-bozdu-yesilyurtta-sessiz-devrim-551</guid>
                <description><![CDATA[Başkan İlhan Geçit, Ezberleri Bozdu: Yeşilyurt’ta Sessiz Devrim]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’nın Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit, göreve geldiği günden bu yana sessiz ama etkili bir dönüşüm süreci yürütüyor.&nbsp;</p>

<p>Dün düzenlediği toplantıda bugüne kadar hayata geçirdiği projeleri ve hizmetleri kamuoyu ile paylaşan Başkan Geçit, yaklaşık 16 aylık &nbsp;görev süresinde önemli bir başarı hikâyesine imza attı.&nbsp;</p>

<p>Göreve geldiğinde adeta enkaz devralan Başkan Geçit, borç batağına saplanmış ve işleyemez hale gelmiş bir belediyeyi kısa sürede toparlamayı başardı.&nbsp;</p>

<p>Belediyenin kurumsal yapısını yeniden ayağa kaldırırken, hizmetlerin aksamadan sürdürülmesini sağlaması kamuoyunda büyük takdir topladı.&nbsp;</p>

<p>Başkan Geçit, “Doktordan başkan olmaz” şeklindeki ön yargıları da yerle bir etti. Vizyoner yaklaşımı ve hayata geçirdiği projelerle Yeşilyurt halkının gönlünde taht kurdu.&nbsp;</p>

<p>En dikkat çekici özelliklerinden biri ise tarafsız ve adaletli duruşu. Her kesime eşit mesafede duran, siyasi ayrım yapmaksızın hizmet götüren bir anlayışla hareket etmesi, toplumun farklı kesimlerinden olumlu geri dönüşler almasını sağladı.&nbsp;</p>

<p>Dünkü toplantının en çarpıcı detaylarından biri, programın Malatya Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Nikah Sarayı’nda yapılmasıydı.&nbsp;</p>

<p>Üstelik Yeşilyurt Belediyesi personelinin misafirlere ikramda bulunması, kurumlar arası uyumun ve birlik ruhunun güçlü bir örneğiydi.&nbsp;</p>

<p>Malatya Büyükşehir Belediyesi, Battalgazi Belediyesi ve Yeşilyurt Belediyesi’nin ortak bir duruş sergilemesi, Malatya adına umut verici bir tablo ortaya koydu.&nbsp;</p>

<p>Geçmişte, eski Yeşilyurt Belediye Başkanı Mehmet Çınar ile dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan arasındaki kavgaların ve çekişmelerin Malatya'ya &nbsp;verdiği zarar hâlâ hafızalarda. Bu kısır kavgaların faturasını Malatya halkı ödedi ve ödemeye devam ediyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Bugün ise farklı bir tablo var:&nbsp;</strong></p>

<p>Uyum, iş birliği ve ortak akıl. Bu sürece öncülük eden Başkan İlhan Geçit başta olmak üzere, Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er ve Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın’ı bu olumlu tabloyu Malatyalılara yaşattıkları için tebrik ediyorum.&nbsp;</p>

<p>Malatya’nın artık çekişmeden değil, hizmetten kazanan bir şehir olması gerekiyor.&nbsp;</p>

<p>Umarız ki bu birlik ve dayanışma ortamı diğer kurum ve kuruluşlara da örnek olur!&nbsp;<br />
Başarılarının devamını diliyorum..</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 31 Aug 2025 17:25:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AK Parti 24 Yaşında!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/ak-parti-24-yasinda-550</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/ak-parti-24-yasinda-550</guid>
                <description><![CDATA[AK Parti 24 Yaşında!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>14 Ağustos 2001’de Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde kurulan AK Parti, Dünya’da ve Türkiye’de tarih yazmaya devam ediyor.Malatya’da ise kan kaybediyor!.</p>

<p>14 Ağustos 2001’de Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde kurulan AK Parti, 24.yılını kutluyor.&nbsp;</p>

<p>Türk siyasi hayatında bir dönüm noktası oldu. 24 yıllık bu süreçte, Cumhuriyet tarihinde en uzun süre tek başına iktidarda kalan parti olarak tarihe geçti.&nbsp;</p>

<p>Erdoğan’ın vizyonu ve liderliği, Türkiye’yi küresel ölçekte söz sahibi bir ülke haline getirdi.&nbsp;</p>

<p>Ancak, Malatya özelinde yaşananlar, bu başarı hikâyesinde ise karamsar bir tablo ortaya koyuyor.&nbsp;</p>

<p>AK Parti’nin Malatya’daki bazı yöneticileri diyelim makamlarını millete hizmet aracı olarak değil, kendi çıkarlarını büyütme aracı olarak gördü.&nbsp;</p>

<p>Görevini iyi kullanmayan, hızla zenginleşen, millete tepeden bakan bazı siyasetçiler, ve yakınları partinin yereldeki itibarını gün geçtikçe eritmeye devam etti.&nbsp;</p>

<p>Son yerel seçimler sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın atadığı İl Başkanı Ali Bakan, Malatya’da büyük bir umut olarak bakılıyordu. &nbsp;Ancak gelinen süreçte görüldü ki, bu umut boşa çıkmış gibi görünüyor.&nbsp;</p>

<p>Geçmişteki iç çekişmeler, rant kavgaları ve makam hırsı AK Parti’yi zaten yıpratmıştı; fakat Ali Bakan, bu enkazı onarmak yerine, “gelen gideni aratır” dedirten bir yönetim anlayışı sergilemesi kamuoyu ve partililer tarafından hayal kırıklığı yaratmış durumda.&nbsp;</p>

<p>Malatya’da son dönemlerde Partide birlik yerine kutuplaşma küskünlüklerin arttığı iddiaları ve üstelik kamuoyunun yakından bildiği gibi, Sayın Bakan’ın hem Malatya Ticaret ve Sanayi Odası hem 1. OSB hem de 2. OSB gibi kritik ve benzeri kurumlarla aile hukuk ofisi üzerinden iş ilişkileri bulunuyor.&nbsp;<br />
Bu durum, hem etik açıdan tartışmalı hem de kamu vicdanında büyük bir soru işareti.&nbsp;</p>

<p>Siyasi makam, şahsi çıkarlar için kullanıldığında hem partinin hem de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gibi bir dünya liderinin itibarı zedelenir. Unutulmamalı ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yıllardır emek vererek inşa ettiği siyasi miras, millete tepeden bakan, kendisine biat etmeyenleri dışlayan ve “rajon kesen” bazı siyasetçiler yüzünden Malatya son dönemde ciddi yaralar aldı.&nbsp;</p>

<p>Bu olumsuz tablonun faturası AK Parti’ye kesiliyor.&nbsp;</p>

<p>Gerçekleri söylemek, yanlış yapanı ifşa etmek, hem Malatya halkına hem de Recep Tayyip Erdoğan’a karşı boynumuzun borcudur.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 28 Aug 2025 22:26:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Acı bir hikâyenin adıdır “Bulunmaz Hint Kumaşı”</title>
                <category>Ali Haydar KOYUN</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/aci-bir-hikayenin-adidir-bulunmaz-hint-kumasi-549</link>
                <author>alihaydarkoyun@hotmail.com (Ali Haydar KOYUN)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/aci-bir-hikayenin-adidir-bulunmaz-hint-kumasi-549</guid>
                <description><![CDATA[Acı bir hikâyenin adıdır “Bulunmaz Hint Kumaşı”]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:12.0pt">Piyasada çok zor ve ender bulunan ya da bir benzeri daha bulunmayan, maddi ve manevi olarak üstün değere sahip canlı veya cansız bir eşya veya nesne için kullandığımız bir deyim vardır: <strong>"Bulunmaz Hint Kumaşı."</strong> </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:12.0pt">Bu deyimi zaman zaman gündelik hayatımızda kinaye amacıyla da kullanırız. Kendini, aklını, özelliklerini çok değerli sanan, <strong>“Ben olmazsam hiçbir şey yapamazsınız” </strong>düşüncesiyle üstünlük kompleksi taşıyan, oysa hiçbir özelliği ve yeteneği olmayan insanlar için, “<strong>Kendini bulunmaz Hint kumaşı mı sanıyorsun?”</strong> şeklinde kinayeli bir ifade kullanırız.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:12.0pt">Peki, bu deyimin nereden kaynaklandığını ve ne amaçla söylendiğini hiç düşündünüz mü? Doğrusunu söylemek gerekirse, okuduğum bir yazıya kadar ben de hiç düşünmemiştim. <strong>“Bulunmaz Hint Kumaşı”</strong> deyiminin ardında acıklı bir hikâye olduğunu, o yazıyı okuyana kadar bilmiyordum. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:12.0pt">Evet, hüzünlü ve acıklı bir dramın ardından söylenen bu deyimi sizlerden de birçoğunun hiç bilmediğine, hiç duymadığına eminim.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><em><span style="font-size:12.0pt">Deyimin Kökeni ve Tarihsel Arka Planı</span></em></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:12.0pt">“Bulunmaz Hint Kumaşı”</span></strong><span style="font-size:12.0pt"> deyiminin çıkış noktası, 18. yüzyılın ikinci yarısında Hint kumaşının bir anda piyasadan çekilmesi üzerine dillendirilerek günümüze kadar gelmiştir. Neden mi oldu? Nasıl mı oldu? Bazı internet sitelerinden derlediğim yazıyı gelin birlikte okuyalım.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:12.0pt">Sömürgeci devletlerin başında gelen İngilizlerin dünya üzerinde sömürge amacıyla işgal ettiği ve en fazla acı çektirdiği ülkelerden biri de Hindistan'dır. İngilizlerin Hindistan'ı işgal ederek sömürge altına alışı, 1612'de British East India Company şirketi aracılığıyla başlar. British East India Company şirketi, 17. yüzyıl boyunca ülkenin önemli şehirlerinde ticari merkezler kurar. Hindistan, demir, kömür gibi madenlerin işletilmesiyle birlikte çay ve pamuk üretimi açısından da oldukça bereketlidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:12.0pt">1757 yılında şirket, artık neredeyse bir devlete dönüşmüştür. İngilizlerin düzenli ordularının karşısında küçük Hint prenslikleri bir bir düşmektedir. 1803 yılına gelindiğinde ise İngilizler, Hindistan'ın Pencap bölgesi hariç ülkenin genelini sömürgeleştirmiştir. Pamuk üretimi oldukça kazançlı bir sektördür. Hindistan’ın verimli topraklarında ucuz iş gücüyle üretilen pamuklar gemilerle İngiltere'ye götürülerek kumaş yapılmaktadır. Tekstil fabrikalarında üretilen bu kumaşların yine Hindistan'a pazarlanması planlanmıştır. Ancak bu girişim, İngilizlerin büyük bir hayal kırıklığı yaşamasına yol açar. Çünkü Hintliler, ucuz olmasına rağmen İngiliz kumaşını beğenmiyor ve daha pahalı olduğu halde yerli ürünlerini almayı tercih ederler. Ülkede bir türlü ithal kumaş kullanımı yaygınlaşmamaktadır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><em><span style="font-size:12.0pt">İngilizlerin Vahşi Yöntemi ve Deyimin Ortaya Çıkışı</span></em></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:12.0pt">Bu durum karşısında İngilizler ne yapmıştır dersiniz? İşte dram kokan hikâye tam da bu noktadan sonra başlamıştır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:12.0pt">İngiliz şirket yönetimi, Hintlilere yönelik çok caydırıcı bir yönteme başvurur. Hint kumaşını piyasadan kaldırmak ve kendi ürettikleri kumaşları satabilmek için canice bir yönteme başvururlar. El tezgâhlarında kumaş dokumalarını engellemek için Hintli çıkrıkçıların parmaklarını kestirirler. Düğüm atmalarını engellemek amacıyla özellikle de başparmaklarını kesmişlerdir. Parmak dışında eli ve kolu kesilenler de vardır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:12.0pt">Parmakları, eli, kolu kesilenler öyle üç beş kişi değildir; bunların sayısı neredeyse 100 bin kişidir. On binlerce insan bu caniliğe kurban gitmiştir. Hintli çıkrıkçı insanların parmakları, eli, kolu kesilmesinin ardından Hint kumaşı birden ortadan yok olur. Artık Hint kumaşını dokuyabilecek ustalar olmadığı için Hint kumaşı da bulunmaz olmuştur. Hint kumaşının yok olmasıyla pazar tamamen İngiliz ürünlerine kalmıştır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:12.0pt">Böylece, İngiliz kapitalizminin bir sonucu olarak <strong>“Bulunmaz Hint Kumaşı”</strong> deyimi ortaya çıkar. Açgözlü kapitalizm dedikleri yine kazanmıştır!</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:12.0pt">Sözün özü olarak, bundan sonra <strong>“Bulunmaz Hint Kumaşı” </strong>deyimini her söylediğimde, parmakları kesilen <strong>on binlerce Hintliyi</strong> hatırlayarak İngilizlerin yaptığı bu insanlık dışı uygulamayı hatırlayacak ve unutmayacağım. Bu acı dolu hikâyenin ışığında, dilimizdeki deyimlerin ne kadar derin ve çoğu zaman trajik kökenlere sahip olabileceğini bir kez daha anlıyoruz.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 27 Aug 2025 12:49:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/2023/04/ali-haydar-koyun-1680523451.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Emine Erdoğan’nın Melana Trump’a Mektubu!</title>
                <category>Mehmet Ali Köroğlu</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/emine-erdogannin-melana-trumpa-mektubu-548</link>
                <author>mehmetk@maldiahaber.com (Mehmet Ali Köroğlu)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/emine-erdogannin-melana-trumpa-mektubu-548</guid>
                <description><![CDATA[Emine Erdoğan’nın Melana Trump’a Mektubu!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>GAZZE’NİN ÇIĞLIĞINA DAYANAMAYAN BİR ANNENİN SESİ: EMİNE ERDOĞAN’IN MELANIA TRUMP’A MEKTUBU</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın Melania Trump’a gönderdiği mektup, sadece diplomatik bir girişim değil, aynı zamanda güçlü bir vicdan çağrısıdır. Bu mektup, resmi protokollerin ötesinde bir annenin kalbinden yükselen bir feryat olarak yankı bulmuştur. Ukrayna savaşında hayatını kaybeden çocuklar için gösterilen hassasiyetin, Gazze’de bombalar, açlık ve susuzluk içinde hayatta kalmaya çalışan çocuklar için de gösterilmesini istemek, yalnızca insani değil, aynı zamanda ahlaki bir sorumluluktur.</p>

<p>Dünya yıllardır Filistin’de yaşanan zulme karşı sessiz kalmaktadır. Büyük devletlerin diplomatik metinleri arasında çocukların kanı toprağa akarken, Emine Erdoğan’ın mektubu bu sessizliği bozmuş, “Birleşelim ve bu adaletsizliğe karşı sesimizi yükseltelim” çağrısıyla sıradan bir yazışma olmaktan çıkıp küresel vicdanın sesi haline gelmiştir.</p>

<p>Uluslararası medyanın mektuba gösterdiği ilgi, bu çağrının gücünü daha da artırmıştır. BBC’den Reuters’a, Sky News’ten Le Figaro’ya, Der Spiegel’den Al Jazeera’ya kadar pek çok medya kuruluşu mektubu manşetlerine taşımış, dünyanın farklı köşelerinde aynı mesaj yankılanmıştır: Gazze’de çocuklar ölüyor ve buna sessiz kalmak insanlık suçudur. İngiliz basını, “Türk First Lady’sinden Gazze’deki çocuklar için çağrı” başlıkları atarken, Fransız medyası mektubu “bir anne, bir kadın, bir insanın çağrısı” olarak duyurmuş, Alman basını ise onu “duygusal bir mektup” olarak nitelemiştir. Balkanlardan Orta Doğu’ya, Asya’dan Amerika’ya kadar farklı kültürlerde bu ortak ses, mektubun evrensel bir vicdana dokunduğunu göstermektedir.</p>

<p>Mektubun en güçlü tarafı, diplomasiye “annelik dili” ile hitap etmesidir. Emine Erdoğan, Melania Trump’a yalnızca siyasi bir figür olarak değil, bir anne olarak seslenmiştir. “Bir anne, bir kadın, bir insan olarak…” diye başlayan satırlar, uluslararası ilişkilerde yeni bir kapı açmış; meseleleri devletler arası soğuk çıkar hesaplarından çıkarıp insani bir düzleme taşımıştır. Bu yaklaşım, klasik diplomasiyi tamamlayan, derinleştiren bir unsur olmuş; anne yüreği, uluslararası hukukun kalıplarını aşarak insanlığın ortak paydasına hitap etmiştir.</p>

<p>Gazze’nin yıllardır bir çocuk mezarlığına dönüştüğü gerçeği, bu mektupla yeniden hatırlatılmıştır. On binlerce masum çocuk savaş uçaklarının hedefi olmuş, açlık, susuzluk ve ilaçsızlık en büyük silah haline gelmiştir. “Binlerce Gazzeli çocuğun kefenine kazınmış ‘meçhul bebek’ ifadesi vicdanımızda onarılmaz yaralar açıyor” cümlesi, diplomatik literatürün ötesinde insanlığın ortak yarasına dokunmuştur. Bu ifade, rakamların soğuk yüzünü aşıp yaşananların gerçek bir insanlık dramı olduğunu gözler önüne sermiştir.</p>

<p>Türkiye uzun süredir Filistin meselesinde yalnızca devlet politikasıyla değil, insani diplomasiyle de ön plana çıkmaktadır. Emine Erdoğan’ın mektubu, bu yaklaşımın güçlü bir örneğidir. Yıllardır Gazze meselesini gündemde tutmak için verilen çabanın, bu kez bir annenin kaleminden çıkması, Türkiye’nin yumuşak güç kapasitesini artırmış, uluslararası kamuoyunun dikkatini insani boyuta çevirmiştir. Bazen bir liderin sert açıklamalarından ziyade, bir annenin kaleminden dökülen satırlar çok daha güçlü bir etki yaratmaktadır.</p>

<p>Bu mektup, dünya diplomasisinde farkındalık oluşturmanın en somut örneklerinden biri olmuştur. Diplomasi yalnızca masalarda yürütülen müzakerelerden ibaret değildir; bazen bir annenin duygularını dile getiren satırlar, resmi anlaşmalardan daha etkili olabilir. Uluslararası kamuoyunun bu kadar yoğun ilgi göstermesi, Gazze meselesinin artık sadece bölgesel bir sorun değil, küresel bir vicdan sınavı haline geldiğini göstermektedir. Bu farkındalık, dünya devletlerinin gündeminde bir baskı unsuru olarak kalacak, Birleşmiş Milletler’den Avrupa kamuoyuna kadar farklı alanlarda uzun vadeli sonuçlar doğuracaktır.</p>

<p>İletişim literatüründe “agenda-setting” yani gündem belirleme kavramı vardır. Emine Erdoğan’ın mektubu, bu etkiyi fazlasıyla göstermiştir. Uluslararası medya gündeminde Ukrayna savaşı kadar güçlü bir şekilde Gazze dramını manşetlere taşımış, kamuoyunun dikkatini yeniden Filistin’e çevirmiştir. Bu, diplomatik kazanımın ötesinde, farkındalık oluşturmanın gücünü göstermektedir. Çünkü farkındalık olmadan diplomasiye baskı yapılamaz; kamuoyu oluşmadan siyasi kararlar şekillenmez. Bu nedenle mektup, diplomatik bir belge değil, küresel bir farkındalık manifestosu olarak değerlendirilmelidir.</p>

<p>Sonuç olarak Emine Erdoğan’ın Melania Trump’a yazdığı mektup, diplomasi kalıplarını kıran bir adım olmuş, dünya kamuoyunda yankılanan bir vicdan çağrısı haline gelmiştir. Bu mektubu okuyan herkes, yalnızca iki First Lady arasındaki yazışmayı değil, Gazzeli çocukların çığlığını duymuştur. Siyasetçiler susabilir, devletler menfaatlerine göre hareket edebilir, ancak bir annenin kaleminden çıkan satırlar asla sansüre takılamaz. Bu nedenle mektup, sadece bugünün değil, geleceğin barış arayışları için de bir umut vesikasıdır.</p>

<p>Artık asıl mesele şudur: Dünya bu çağrıyı duyacak mı? Yoksa yine kulaklarını mı tıkayacak? Çünkü her kayıtsız kalınan gün, yeni bir çocuğun cansız bedeni Gazze toprağına düşmektedir.</p>

<p><strong>UNUTMAYIN</strong>,</p>

<p>“Bir annenin kaleminden dökülen satırlar, diplomasinin soğuk duvarlarını aşar ve insanlığın vicdanına dokunur.”</p>

<p>SAYGILARIMLA!</p>

<p>AVUKAT MEHMET ALİ KÖROĞLU&nbsp;</p>

<p>25.08.2025 PAZARTESİ</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 25 Aug 2025 00:13:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/2025/08/mehmet-ali-koroglu-1754390809.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CHP’nin Tükenen Umutları Ve AK Parti’nin Yükselen  İstikrarı !</title>
                <category>Mehmet Ali Köroğlu</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/chpnin-tukenen-umutlari-ve-ak-partinin-yukselen-istikrari-547</link>
                <author>mehmetk@maldiahaber.com (Mehmet Ali Köroğlu)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/chpnin-tukenen-umutlari-ve-ak-partinin-yukselen-istikrari-547</guid>
                <description><![CDATA[CHP’nin Tükenen Umutları Ve AK Parti’nin Yükselen  İstikrarı !]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İMAMOĞLU’NUN GERİ ADIMLARI İLE ADAYLIK İHTİMALİ SONA YAKLAŞTI</strong></p>

<p>Ekrem İmamoğlu’nun, “Cumhurbaşkanı adayı olamazsam başka bir adayı desteklerim” cümlesi aslında bir dönüm noktasıdır. Bu, bir belediye başkanının kendi gücünü ve sınırlarını kabul etmesinden çok öte, siyasi tabloyu okuma becerisinin de göstergesidir. İmamoğlu bugüne kadar hep “ben adayım” havasıyla yürüdü. Medyada kendisine biçilen “lider” rolünü de büyük ölçüde kabullendi. Ancak ortadaki davalar, yargı süreçleri ve parti içindeki çatışmalar artık onu geri adım atmaya mecbur bırakmıştır. Bu, siyasette rüzgârın nereden estiğini hissetmek zorunda kalan bir figürün çaresizliğidir.</p>

<p>CHP’de aylardır “Haziran’da çıkacak, Eylül’de açıklanacak” denilen adaylık beklentileri boşa çıkarken, İmamoğlu’nun bu son açıklaması aslında “oyunu daha fazla zorlamayacağım” demekti. Kendi tabanında hayal kırıklığına yol açacak bu çıkış, CHP’nin adaylık sürecindeki kaosu daha da derinleştirdi. Bu durum, muhalefetin “umut lideri” olarak lanse edilen bir figürün nasıl bir hayal kırıklığına dönüştüğünü gözler önüne sermektedir.&nbsp;</p>

<p><strong>ÖZGÜR ÖZEL’İN KABULLENİŞİ VE HESAPLARI</strong></p>

<p>Özgür Özel’in, “İmamoğlu aday olamazsa kim olur?” sorusuna verdiği cevap aslında açık bir itiraftır. “Ben değilim, Mansur Bey de görevinin başında” sözleri, CHP’nin içinde bulunduğu tıkanıklığın göstergesidir. Kendisini de adaylık denkleminden çıkaran Özel, aslında ortamı kendi lehine hazırlamaktadır. Çünkü parti karıştıkça ve kaos büyüdükçe, “krizden çıkışın lideri” olarak kendini konumlandırmak istemektedir.</p>

<p>Buradaki asıl mesaj, hem İmamoğlu’nun hem de Mansur Yavaş’ın önünü kapatmak, Dilek İmamoğlu’nun ihtimalini sıfırlamak ve partiyi bir süre sonra kendi adaylığına mecbur bırakmaktır. Bu strateji, klasik CHP siyasetinin bir yansımasıdır: Parti içi entrikalarla rakiplerini devre dışı bırakmak. Özel, “aday değilim” derken aslında “adaylığa giden yolu temizliyorum” demektedir. Bu, CHP’nin siyaseti ne kadar samimiyetsiz ve hesapçı bir zemin üzerinde yürüttüğünün bariz göstergesidir.</p>

<p><strong>MANSUR YAVAŞ’IN MİLLİ EGEMENLİK PLATFORMU</strong></p>

<p>Mansur Yavaş’ın “Milli Egemenlik Platformu” girişimi, aslında CHP’den umudunu tamamen kesmiş bir siyasetçinin hamlesidir. Yavaş, Zafer Partisi, İYİ Parti ve diğer milliyetçi-ulusalcı unsurları bir araya getirerek kendine yeni bir zemin inşa etmeye çalışmaktadır. Bu hamle, “CHP’de barınamam ama başka yerde şansımı zorlarım” mantığının ürünüdür.</p>

<p>Ancak burada da ciddi bir çelişki vardır. Yavaş, yıllardır CHP’nin belediye başkanı olarak sahada bulunurken, bugün milliyetçi bir zeminde yeni ittifak arayışına girmektedir. Bu, halkın gözünde güven kaybına yol açacaktır. Çünkü siyaset, samimiyet ve tutarlılık ister. Dün CHP kimliğiyle siyaset yapan bir figürün bugün “milliyetçi-ulusalcı” cephe kurması, siyasi kayganlığın bir başka tezahürüdür.</p>

<p><strong>ÖZGÜR ÖZEL’İN BOMBA VAADİ VE “DAĞ FARE DOĞURDU” SENDROMU</strong></p>

<p>Özgür Özel’in, “Bomba açıklama yapacağım” diye saat vererek gündem oluşturması ve ardından ortaya çıkan “fos” durum, aslında CHP siyasetinin özeti gibidir. İktidarı sarsacak büyük bir iddia beklenirken, sonuçta sıradan bir suç duyurusunun açıklanması, hem kamuoyunda hayal kırıklığı yarattı hem de Özel’in inandırıcılığını zedeledi.</p>

<p>Bu, “yalancı çoban” sendromunun tipik bir örneğidir. Bir siyasetçi sürekli “büyük bombalar” patlatma vaadiyle çıkıp, sonunda etkisiz açıklamalar yaparsa, bir süre sonra halkın gözünde ciddiyetini kaybeder. CHP’nin başındaki isim, bu stratejiyi defalarca denemiş ve her defasında başarısız olmuştur. Bu da CHP’nin siyaseti bir vizyon üzerine değil, medyatik şov üzerine kurduğunun açık bir göstergesidir.</p>

<p><strong>İTİRAFÇI KRİZİ VE CHP’NİN AÇMAZI</strong></p>

<p>Özel’in gündeme taşıdığı itirafçı Murat Kapki meselesi, aslında CHP için iki ucu keskin bıçaktır. Daha önce ifadesine itibar edilmeyen, tutarsızlıkları nedeniyle tahliye edilmeyen bir kişiyi, Özgür Özel’in itibarlı bir kaynak haline getirmesi, kendi ayağına kurşun sıkmaktır.</p>

<p>Üstelik Özel’in bu konuyu partiyi ve hükümeti yıkacak, Cumhurbaşkanlığı’nı istifa ettirecekmiş gibi bir heybetle açıklaması, siyasi sorumlulukla bağdaşmaz. Çünkü açıklamanın kamuoyunda hiçbir değeri olmadığı görülmüştür. Doğru bile olsa, AK Parti’nin içinde zaman zaman yanlış adamların çıkabileceği, çürük elmaların olabileceği inkâr edilemez. Nitekim Avukat Mücahit Birici hakkındaki tartışmalar, tüm AK Parti’yi töhmet altında bırakacak şekilde ele alınamaz. Zira AK Parti, siyasi etik açısından tavrını çok net ortaya koymuş, Binici’yi ihraç istemiyle disipline sevk etmiş, kendisi de dün partiden istifa etmiştir. Bu da AK Parti’nin kendi içini temizleyebilen, yanlış yapanı korumayan bir iradeye sahip olduğunu gösterir.</p>

<p>Tam da burada mesele AK Parti ile CHP arasındaki farkı gözler önüne sermektedir. AK Parti, zaman zaman kendi içinden çıkan yanlışları ayıklayarak, çürük elmalarını disipline sevk ederek ve gerekirse ihraç ederek yoluna devam edebilmektedir. CHP ise içinde barındırdığı yüzlerce, hatta binlerce çürük elmayı görmezden gelmekte, vefa ve etik ilkelerden uzak şekilde siyaset yapmaya devam etmektedir. İşte bu yüzden Özgür Özel’in Murat Kapki çıkışı, hem partisini töhmet altında bırakmış, hem de siyasetin ciddiyetini bir kez daha düşürmüştür. CHP kendi içindeki bu kirliliği temizlemediği müddetçe, siyasette itibar kazanması mümkün olmayacaktır.</p>

<p><strong>ÖZLEM ÇERÇİOĞLU’NA YÖNELEN LİNÇ VE CHP’NİN VEFASIZLIĞI</strong></p>

<p>Özlem Çerçioğlu meselesi, CHP’nin siyaset anlayışını en net biçimde gözler önüne serdi. Daha birkaç ay öncesine kadar “Aydın’ın gururu” ilan edilen, yere göğe sığdırılmayan Çerçioğlu, bir günde hain ilan edildi. “Topuklu Efe” diye bağra basılan bir figür, “topuklayan efe” diye alaya alındı. Hakkında iftiralar, kocasının ticari faaliyetleri, kişisel hayatı üzerinden linç kampanyaları yürütüldü.</p>

<p>Bu, siyasetin vefasızlığının en acı örneklerinden biridir. Bir gün göklere çıkarılan siyasetçinin ertesi gün yerin dibine sokulması, ahlakla değil, intikamla yapılan siyasetin ürünüdür. Çerçioğlu’nun “Alnım ak, başım dik” sözleri, aslında CHP’nin vefasızlığına karşı bir meydan okumadır. Bu tablo, CHP’nin yalnızca iktidara değil, kendi değerlerine de sadakat göstermediğini kanıtlamaktadır.</p>

<p><strong>AK PARTİ’NİN İSTİKRARI KARŞISINDA CHP’NİN ÇÜRÜMESİ</strong></p>

<p>CHP’nin bugün içine düştüğü tablo, aslında yıllardır süregelen krizlerin bir özetidir. İmamoğlu’nun adaylık hayallerinin tükenişi, Özgür Özel’in hesapçı hamleleri, Mansur Yavaş’ın yeni arayışları ve Çerçioğlu’na yapılan linç, hepsi aynı hikâyeyi anlatıyor: CHP, kendi iç çekişmelerinin ve hesaplarının esiri olmuştur.</p>

<p>Bu durum, Türk siyasetinde muhalefetin ne denli zayıf, dağınık ve samimiyetsiz olduğunu gösteriyor. Halkın umudu olması gereken bir partinin, kendi içinde birbirini yiyen kliklere dönüşmesi, yalnızca o partiyi değil, muhalefeti de bitiriyor. CHP artık ne halkın umududur ne de bir çıkış yoludur. Çünkü siyaset, samimiyet ve ahlak üzerine kurulmadığında, er geç tükenmeye mahkûmdur.</p>

<p>AK Parti ise, tam da bu noktada istikrarın ve halk iradesine sadakatin temsilcisidir. 23 yıldır hem içeride hem dışarıda güçlü adımlar atan, krizleri yöneten, milletin değerlerine sahip çıkan AK Parti, siyasette vefa ve istikrarın en güçlü karşılığıdır. Özlem Çerçioğlu örneğinde olduğu gibi, AK Parti’ye yönelen her isim aslında halkın vicdanının yolunu tercih etmektedir. Çünkü millet, kaosu değil, hizmeti; entrikayı değil, samimiyeti seçmektedir.</p>

<p>Özlem Çerçioğlu örneğinde görüldüğü üzere, vefa göstermeyen bir parti kendi kadrolarına bile sahip çıkamazken; AK Parti, hem kendi kadrolarına hem de milletin iradesine sahip çıkmaya devam etmektedir. Bugün CHP’nin yaşadığı çürüme, AK Parti’nin siyasi istikrarını ve halk nezdindeki güvenini daha da görünür kılmaktadır.</p>

<p><strong>UNUTULMAMALIDIR Kİ,</strong></p>

<p>“Siyasette en büyük erdem samimiyettir; bu olmayınca geriye yalnızca entrika ve çürüme kalır. Millet entrikaya değil, istikrara, samimiyete ve sadakate yönelir; işte bu yüzden Türkiye’nin umudu da, bu günü de, yarını da AK Parti’dir.”</p>

<p>SAYGILARIMLA!</p>

<p>18.08.2025 PAZARTESİ&nbsp;</p>

<p>AVUKAT MEHMET ALİ &nbsp;KÖROĞLU</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 18 Aug 2025 09:57:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/2025/08/mehmet-ali-koroglu-1754390809.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Başkan Sadıkoğlu’dan 1 Milyonluk Aşure !</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/baskan-sadikogludan-1-milyonluk-asure-546</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/baskan-sadikogludan-1-milyonluk-asure-546</guid>
                <description><![CDATA[Başkan Sadıkoğlu’dan 1 Milyonluk Aşure !]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu Odanın parasını çarçur ederek tepkileri üzerine çekmeye devam ediyor.</p>

<p>Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (TSO), 6 Şubat depremlerinin ardından hâlâ yaralarını sarmaya çalışan kentin esnafını yok sayarak bir kez daha tartışmalı bir etkinliğe imza attı.&nbsp;</p>

<p>TSO Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu’nun organize ettiği aşure etkinliğinin faturasının yaklaşık 1 milyon TL civarında olduğu iddia ediliyor.&nbsp;</p>

<p>Sayın Sadıkoğlu, madem bu kadar çok samimiyseniz o zaman aşure etkinliği masraflarını odanın kesesinden değil kendi cebinizden ödeyin o zaman esnafın halkın gönlüne girmiş olursunuz.&nbsp;</p>

<p>Bu skandal, ekonomik darboğazda boğuşan üyelerin tepkisini çığ gibi büyüttü.&nbsp;</p>

<p>Zor şartlarda ayakta kalmaya çalışan ve konteynerlerde yaşam mücadelesi veren esnaftan oda aidatlarını faizleriyle birlikte tahsil eden bir beceriksiz yönetim anlayışı ile şimdilerde ise Oda kaynağını gösterişli organizasyonlara harcamakla tepkileri üzerine çekiyor.&nbsp;</p>

<p>Başkan Sadıkoğlu ise her zamanki gibi yine sahnede, yine şovda. Her fırsatta Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ni (TOBB) hedef alan Sadıkoğlu, “Üyelerin borçlarını TOBB silsin” diyerek popülist söylemlerle günü kurtarmaya çalışıyor.&nbsp;</p>

<p>Oysa elinde meclis kararı olmasına rağmen bu konuda adım atmayan, aksine aidat faizlerini tahsil etmeye devam eden bir başkan var karşımızda.&nbsp;</p>

<p>Son olarak Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) yapılan aşure dağıtımı da bölge sanayicileri tarafından gereksiz ve israf olarak değerlendirildi.&nbsp;</p>

<p><strong>Bir sanayici durumu şöyle özetliyor. &nbsp;</strong></p>

<p>"Burada kimsenin aşureye ihtiyacı yok. Eğer gerçekten iyi niyetliyseniz gidin, konteyner kentlerde yaşayan esnaf ve vatandaşlara aşureyi dağıtın.”&nbsp;</p>

<p>Sadıkoğlu’nun yaklaşan TSO seçimleri öncesinde bu tür seçim yatırımı kokan şovlara ağırlık vermesi, kurumu ciddiyetten uzaklaştırıyor.&nbsp;</p>

<p>Buradan Sadıkoğlu’na net bir çağrım &nbsp;</p>

<p>Sayın Sadıkoğlu, şov yapmayı, tribünlere oynamayı bırakın.&nbsp;</p>

<p>Oda’nın kaynaklarını gösteriye ve şova değil, esnaf ve sanayici için gerçek çözümlere harcayın ve TSO üyeleri için projeler üretin destek olun!.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 17 Aug 2025 21:55:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sen Gazzeli Değilsin Ki Bilesin</title>
                <category>Mehmet Ali Köroğlu</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/sen-gazzeli-degilsin-ki-bilesin-545</link>
                <author>mehmetk@maldiahaber.com (Mehmet Ali Köroğlu)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/sen-gazzeli-degilsin-ki-bilesin-545</guid>
                <description><![CDATA[Sen Gazzeli Değilsin Ki Bilesin]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir Halkın Çığlığına Karşı Dünyanın Suskunluğu Üzerine Manifesto</p>

<p><strong>ACININ SINIRLARINI ÇİZEMEZLER</strong></p>

<p>Gazze, haritalarda küçücük bir nokta gibi görünür, ama acının coğrafyasında bütün dünyadan büyüktür. Orada hayat, bizim alıştığımız hayatın silik bir gölgesidir. Gün doğumu, yeni bir umudun değil; yeni bir yıkımın habercisidir. Doğar doğmaz gözlerini bombaların ışığında açan çocuklar, barut kokusunu temiz havadan daha iyi tanır.</p>

<p>Bizim şehirlerimizde gündüz ve gece arasında bir huzur dengesi vardır; orada ise gece, karanlık değil, gökyüzünden yağan ölümün adıdır. Bizim için sabah kahvaltısı bir rutin, onlar için ise o güne sağ çıkabilmiş olmanın kutlamasıdır. Bizim çocuklarımız için okul yolu bir eğitim yolculuğu iken, onlarınki enkazların, yıkık duvarların ve yas tutan insanların arasından geçen bir hayatta kalma mücadelesidir.</p>

<p>Ve en acısı, bu coğrafyanın çocukları daha yürümeyi öğrenmeden, kardeşini mezara koymayı öğrenir. Hayal kurmaya fırsat bulamadan, hayatta kalmak için içgüdü geliştirir. Gazze’de çocuk olmak; gülmeyi bir lüks, güveni bir masal bilmek demektir.</p>

<p><strong>GÖRMEYEN GÖZLERİN YÜKÜ</strong></p>

<p>“Sen Gazzeli değilsin ki bilesin” cümlesi, yalnızca bir serzeniş değil; vicdana indirilen sert bir tokattır. Çünkü bazı acılar, dışarıdan bakarak öğrenilmez. Defalarca ölmenin, bir gülüşün içine gömülmüş kederin, bir çocuğun gözlerinde donup kalmış korkunun ne demek olduğunu bilmeyen, Gazze’nin gerçeğini anlayamaz.</p>

<p>Dünyada milyonlarca insan ekran başında bu dramı izliyor, parmağını ekranın üzerine kaydırarak başka bir gündeme geçiyor. Birkaç saniyelik görüntü, vicdanı birkaç saniyeliğine sızlatıyor, ardından unutuluyor. Haber bültenlerinde gördüğümüz o siyah-beyaz görüntüler, bizim için birkaç saniyelik “üzüntü”, onlar için ise bütün bir ömür boyu taşınan bir acıdır.</p>

<p>Görmeyen gözlerin yükü, yalnızca habersizlik değil; haberi bilip de harekete geçmemektir. İnsan bazen bilmediği için değil, bildiği halde umursamadığı için insanlığını kaybeder. Gazze, işte tam da bu noktada dünyanın gerçek aynasıdır.</p>

<p><strong>SUSKUNLUĞUN AĞIRLIĞI</strong></p>

<p>Gazze’nin üzerine yağan bombaların ağırlığı kadar ağır bir başka şey varsa, o da dünyanın suskunluğudur. Suskunluk, sadece kelimesizlik değil; zalimin suç ortağı olmaktır. Bombalar evleri ve bedenleri parçalar; sessizlik ise vicdanları ve umutları öldürür.</p>

<p>Dünya liderleri, diplomatik toplantılarda “barış” kelimesini defalarca kullanır, sonra dosyalar kapanır, kameralar söner, protokol fotoğrafları çekilir. Oysa Gazze’de kapanmayan tek şey, yaralardır. Sessiz kalan her devlet, her lider, her toplum, bu yaraların derinleşmesinde pay sahibidir.</p>

<p>Sessizlik, zalimin işini kolaylaştırır. Bir çocuğun cansız bedeni enkazdan çıkarılırken, dünyanın diğer ucunda akşam yemekleri yeniyor, konserler düzenleniyor, yeni yıl ışıkları yakılıyor. Bu görüntülerin yan yana var olması, insanlık tarihinin en büyük utançlarından biridir.</p>

<p><strong>ONURUN COĞRAFYASI</strong></p>

<p>Gazze, yalnızca acının değil; onurun da adıdır. Orada insanlar, her şeylerini kaybetseler de kimliklerinden, inançlarından, onurlarından vazgeçmiyorlar. Açlık, yoksulluk, ölüm… Hiçbiri onları eğemiyor. Her şeye rağmen direnen bir halk var orada.</p>

<p>Bir çocuğun elinde bir taşla bir tankın karşısına dikilmesi, dünyaya verilmiş en büyük onur dersidir. O taş, yalnızca bir silah değil; bir kimlik beyanıdır. Bir annenin evladını toprağa verirken bile boynunu bükmemesi, dünyaya “Teslim olmayacağız” diye haykırmasıdır.</p>

<p>Gazze, bize unutturduğumuz bir gerçeği hatırlatıyor: Onur, bazen zaferde değil; teslim olmamakta saklıdır. Ve bu onur, ne ambargolarla ne de bombalarla yok edilebilir. Onur, bir halkın en son kaybettiği şeydir; kaybolduğu gün ise insanlık da kaybolur.</p>

<p><strong>HESAP SORULACAK GÜN GELECEK</strong></p>

<p>Bu manifesto, yalnızca Gazze’nin çığlığını duymayanlara değil; duysa da görmezden gelenlere yazılmıştır. Çünkü tarih, zalimleri yargıladığı kadar, sessiz kalanları da yargılar. Bugün diplomatik koltuklarında rahat oturanlar, yarın çocuk cesetlerinin gölgesinde sorguya çekilecekler.</p>

<p>Gazze’de yıkılan her ev, toprağa düşen her çocuk, yitip giden her aile, sadece İsrail’in suçu değil; seyredenlerin, susturanların, engellemeyenlerin de suçudur. Sessizliğin faturası ağırdır. Bir gün bu fatura, o sessizliği tercih edenlerin kapısına dayanacaktır.</p>

<p>Ve o gün geldiğinde, kimse “Biz bilmiyorduk” diyemeyecek. Çünkü herkes biliyordu. Görüntüler ortadaydı, çığlıklar duyuluyordu. Sessiz kalanlar, bu suçu işleyenlerle aynı sayfada anılacaklar. Tarih, zalimlerin adını nasıl yazıyorsa, onların ortağı olan sessizlik sahiplerini de aynı kalemle yazacaktır.</p>

<p><strong>GAZZE SADECE GAZZE DEĞİL</strong></p>

<p>Gazze, sadece Filistin’in değil; tüm insanlığın vicdan sınavıdır. O sınavdan geçmek, yalnızca orada doğanların değil, dünyada adalet, insanlık ve şeref kelimelerini ağzına alan herkesin görevidir. Gazze’nin hikâyesi, insanlığın hikâyesidir. Bu hikâyede nerede durduğumuz, yarın hangi tarafta anılacağımızı belirleyecektir.</p>

<p>Bir gün bu ateş bize de düşerse, başkaları bizim için “Biz onlar değiliz ki bilelim” derse, işte o zaman ne demek istediğimiz çok geç anlaşılacaktır. Ve o gün geldiğinde, Gazze’ye sırtını dönen herkes kendi utancıyla baş başa kalacaktır.</p>

<p>Gazze’ye bugün sırtını dönen, aslında yarının kendi felaketine kapı aralamaktadır. Çünkü zulme sessiz kalan, er ya da geç o zulmün hedefi olur. Ve işte o zaman, bugünkü sessizliğin ne büyük bir ihanet olduğu herkes tarafından anlaşılır.</p>

<p><strong>UNUTMAYIN,</strong></p>

<p>“Gazze’yi anlamak için Gazzeli olmak gerekmez; ama anlamaya çalışmamak, insan olmaktan vazgeçmektir.”</p>

<p><br />
SAYGILARIMLA!</p>

<p>AVUKAT MEHMET ALİ KÖROĞLU&nbsp;</p>

<p>11.08.2025 PAZARTESİ</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 11 Aug 2025 00:12:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/2025/08/mehmet-ali-koroglu-1754390809.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Omurga Sahibi Olmak, Siyasetin Namusu!</title>
                <category>Mehmet Ali Köroğlu</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/omurga-sahibi-olmak-siyasetin-namusu-544</link>
                <author>mehmetk@maldiahaber.com (Mehmet Ali Köroğlu)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/omurga-sahibi-olmak-siyasetin-namusu-544</guid>
                <description><![CDATA[Omurga Sahibi Olmak, Siyasetin Namusu!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Siyaset, makam peşinde koşanların elinde bir ikbal aracına dönüşebilir; ancak asıl anlamı, milletin yükünü omuzlamak ve değerleri korumaktır. Omurga sahibi olmak, sadece dimdik yürümek değil; eğilip bükülmeden, tehditlere boyun eğmeden ve menfaat karşısında teslim olmadan durabilmektir. Bu, siyasetçinin hem kendine hem de temsil ettiği halka karşı borcudur. Ayna nasıl ki gerçeği yansıtır, siyasetçi de milletin değerlerini yansıtmalıdır. Ayna eğri olursa görüntü de bozulur; omurgasız siyasetçi, halkın güvenini kırar.</p>

<p><strong>OMURGANIN ASIL ANLAMI: AHLAK VE KARAKTER</strong></p>

<p>Omurga, sadece fiziksel bir yapı değil; insanın karakterinin en temel taşıdır. İstediğiniz kadar şık giyinin, süslü cümleler kurun, kürsülerde yüksek perdeden konuşun… Eğer değerleriniz ilk fırsatta satılığa çıkıyorsa, omurganız yok demektir. Bugün siyaset sahnesinde çok konuşan, çok hareket eden ama inandığı yerde durmayı bilmeyen insanlar var. Oysa gerçek siyasetçi, gerektiğinde “Hayır” diyebilmeyi bilen kişidir; bu kelime, kimi zaman bir makamdan, kimi zaman bir dostluktan, hatta kimi zaman siyasi ömründen vazgeçmek demektir.</p>

<p><strong><em>OMURGASIZLIĞIN SİYASETE VERDİĞİ ZARAR</em></strong></p>

<p>Omurgasız siyasetçi, bir gün savunduğunu ertesi gün inkâr eder. Halkın yüzüne gülerken, kulislerde onun aleyhine hesaplar yapar. Bu tavır, yalnızca kişisel güveni değil; siyasetin kurumsal itibarını da yok eder. Güveni kaybeden bir siyasetçinin, halkın gönlünde yeniden yer bulması neredeyse imkânsızdır. Toplumsal hafıza, omurgasızların ikiyüzlülüğünü unutmamıştır ve unutmaz. Böyle bir zemin, çıkar ilişkileriyle ayakta duran çürük bir düzen doğurur.</p>

<p>Omurgasızlık bulaşıcıdır. Bir partide veya yönetim kademesinde birkaç kişi bu yola saparsa, geriye kalanlar ya bu akıntıya kapılır ya da sistemin dışına itilir. Bu yüzden omurgasızlığa karşı susmak, en az omurgasız olmak kadar tehlikelidir. Siyaset, sessiz çoğunluğun omuzlarında değil; konuşan, tavır koyan, duruş sergileyen omurgalı azınlığın gayretiyle ayakta kalır. Omurgasızlığa karşı ses çıkarmayan her suskunluk, yarının daha büyük bir yozlaşmasına davetiye çıkarır.</p>

<p><strong>OMURGA SAHİBİ SİYASETÇİNİN İZİ</strong></p>

<p>Omurga sahibi siyasetçi, hata yaptığında kabul eder ama doğru bildiği yoldan dönmez. Halkın önünde başka, kapalı kapılar ardında başka konuşmaz. Onun sözü, yazılı bir belge kadar sağlamdır. Böyle bir siyasetçi, partisine değil, önce Allah’a ve milletine hesap verme bilinciyle hareket eder. Bu bilinci taşımayanların siyaset sahnesinde varlığı, yalnızca koltuk işgalinden ibarettir.</p>

<p>Omurgalı olmak, gerektiğinde yalnız kalmayı göze almaktır. Doğruyu söyleyen her zaman dost kazanmaz; ama eğrilikte alkış tutanlar çevresini doldurur. Gerçek sınav, bu sahte kalabalıkların cazibesine kapılmadan yürüyebilmektir. Omurgalı siyasetçi, alkışın değil, hakkın peşindedir. Ona göre makam geçici, onur ise ebedidir.</p>

<p><strong>SİYASETTE ONURUN BEDELİ</strong></p>

<p>Siyaset, her rüzgâra göre yön değiştirenlerin oyunu değildir. Bu topraklarda siyaset, omurgasında ahlakı taşıyan, makamı nimet değil emanet görenlerin omuzlarında yükselir. Omurgasız siyasetçi günü kurtarır ama yarını kaybeder. Omurgalı olan ise bugün bedel öder, yarın ise milletin duasında yaşar. Çünkü halk, çıkarını değil, vicdanını koruyan siyasetçiyi asla unutmaz.</p>

<p>Omurga sahibi olmak, kısa vadede yalnız bırakabilir ama uzun vadede tarih sizi haklı çıkarır. Dün alkışlayanların bugün sırt çevirip yarın unuttuğu siyasetçiler çoktur; fakat halkın gönlünde taht kuran omurgalılar, yıllar geçse de hayırla anılır. Omurgasızlar, makamlarını kaybettikleri gün unutulurlar; omurgalılar ise gömüldükleri gün değil, hatırlanmadıkları gün ölürler.</p>

<p>Bu ülkede siyaset, omurgasızların değil, bedel ödemeye razı olanların işidir. Makam için eğilenler, bir gün o makamın altında ezilir. Omurgalı olanlar ise makamdan düşse de onurundan düşmez. İşte bu yüzden, siyasette asıl sermaye, eğilmeyen bel ve kirlenmeyen eldir.</p>

<p><strong>UNUTMAYIN</strong>,</p>

<p>“Omurganız yoksa, sözünüzün de değeri yoktur.”</p>

<p><strong>SAYGILARIMLA</strong>!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 09 Aug 2025 08:23:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/2025/08/mehmet-ali-koroglu-1754390809.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ticaretin Manevi Temelleri  Ve Sorumluluğu</title>
                <category>Mehmet Ali Köroğlu</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/ticaretin-manevi-temelleri-ve-sorumlulugu-543</link>
                <author>mehmetk@maldiahaber.com (Mehmet Ali Köroğlu)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/ticaretin-manevi-temelleri-ve-sorumlulugu-543</guid>
                <description><![CDATA[Ticaretin Manevi Temelleri  Ve Sorumluluğu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>TİCARETTE AHLAK YOKSUNLUĞU: MALATYA’DA HAK, HELAL VE HESAP BİLİNCİ NEREDE?</strong></p>

<p>Ticaret, İslam dininde yalnızca kazanç sağlama yolu değil; aynı zamanda kul ile Allah arasında bir güven ilişkisi, insanla insan arasında bir emanet köprüsüdür. Resûlullah (s.a.v.) “Doğru ve güvenilir tüccar, peygamberler, sıddıklar ve şehitlerle beraberdir.” (Tirmizî) buyurarak, ticaretteki ahlaki duruşun ne kadar yüce bir mertebeye karşılık geldiğini açıkça belirtmiştir. Ancak bu yücelik, sadece mal alıp satmakla değil, muhatabın zor anını fırsata çevirmemekle, nimetle şımarmamakla ve krizi kazanca dönüştürmemekle mümkündür.</p>

<p>Bugün Malatya’da ticaretin geldiği nokta ise, bu yüce anlayıştan hayli uzaktadır. Ticaretteki helal kazanç anlayışı, yerini fahiş kâr oranlarına, fırsatçılığa ve vicdansızlık temelli fiyat politikalarına bırakmış görünmektedir. Deprem gibi büyük bir felaketin ardından bile merhamet yerine matematiksel kâr hesabı yapan bir esnaf zihniyeti, sadece bu dünyada değil ahirette de hesap verecektir.</p>

<p><strong>KAYISIDA AHLAK BİLİNCİ NEREDE?</strong></p>

<p>Malatya’nın “altın meyvesi” kayısı, şehrin sembolü olduğu kadar en önemli geçim kaynağıdır. Ancak bu kıymetli meyve, bazı esnaflar için yalnızca bir oyuncak, bir spekülasyon aracı, hatta halkı sıkboğaz etmenin bir vesilesi hâline gelmiştir. Kayısının bol olduğu yıllarda ürün çiftçinin elinden yok pahasına alınırken; rekoltenin düşük olduğu yıllarda ise çok yüksek fiyatlarla alınmaktadır. Bu dengesizliğin arkasındaki asıl sebep, piyasa arz-talep dengesinden çok, esnafın “ne koparırsam kârdır” anlayışıdır.</p>

<p>Geçen yıl satılmayan ve depolarda tutulan kayısılar, bu yıl rekolte düşüşüyle birlikte neredeyse dört katı fiyatına satıldı. Demek ki kayısı yüksek fiyata satılabiliyormuş, demek ki fiyat denilen şey tamamen niyete ve ahlaka bağlıymış. Eğer üretici emeğinin karşılığını almıyor, ama tüccar kârına kâr katıyorsa, burada bir ticari değil, ahlaki sorun vardır. Kayısı üzerinden kazanılan her kuruşun helal olması, ancak üreticiyi ezmeden ve tüketiciyi sömürmeden mümkündür.</p>

<p><strong>BETONDA VİCDAN, MALZEME KADAR SERT OLMALI</strong></p>

<p>Depremin yıktığı binalar sadece yapıları değil, insanları, aileleri, geçmişleri ve geleceği de yerle bir etti. Ancak ne gariptir ki, yerle bir olan yalnızca evler değil, aynı zamanda ticaretteki insaf da çöktü. 2022’de 350 TL olan hazır betonun metreküp fiyatı, 2023 ve 2024’te neredeyse 10-15 katına ulaştı. Beton gibi insafsız fiyatlar, depremzede vatandaşları ikinci kez yıktı.</p>

<p>Burada mesele arz-talep dengesi değil; vicdansız kâr hırsıdır. Aynı ürünü komşu illerde çok daha ucuz fiyata almak mümkünken, Malatya’da bu kadar yüksek fiyata satılması, bölgesel felaketin bölgesel fırsatçılığa dönüştürülmesidir. Ticaretin amacı, insanlara hizmettir; onları çaresizlik içinde daha da ezmek değil. Hazır beton fiyatlarının bu denli yükselmesinin mantıklı bir açıklaması yoktur; tek açıklama, ahlakın olmamasıdır.</p>

<p><strong>ESNAFIN VEBALİ VE TOPLUMSAL ZARARI</strong></p>

<p>Malatya esnafı, son yıllarda yalnızca mal değil; ahlak ve vicdan da satar olmuş görünüyor. Felaketleri kazanca, yoklukları avantaja çeviren bu ticaret anlayışı, şehirdeki toplumsal güveni zedelemiştir. Oysa ticaret, insanı yücelten ve bir şehri bereketlendiren bir eylemdir. Ebu Hanife ticaretten zengin olmuş ama zekâtı, sadakayı, infakı ihmal etmemiştir. Bugün ise zenginlik hırsı, merhameti gölgelemekte, ahlaki frenler patlamaktadır.</p>

<p>Bir toplumda güven sarsıldığında, sadece ekonomi değil; insanlık da çöker. Malatya’da esnafın vatandaşı sömürür hâle gelmesi, toplumun tüm katmanlarına sirayet eden bir çürümenin habercisidir. “Nasıl olsa alacak” mantığı ile belirlenen fiyatlar, aslında “helal kazanç” anlayışını çürütmekte ve nesilden nesile geçmesi gereken ticari terbiyeyi yok etmektedir.</p>

<p><strong>TİCARETTE AHLAK YOKSUNLUĞU HUKUKEN DEĞERLENDİRMESİ</strong></p>

<p>Bir hukukçu gözüyle bakıldığında, bu yazı yalnızca ahlaki değil; hukuki uyarılar da içeren ciddi bir toplum eleştirisidir. Anayasa’nın 172. maddesi devleti “tüketiciyi korumakla” yükümlü kılmıştır. Bu görev sadece devletin değil, ticaret yapan herkesin omuzlarındadır. Malatya’da özellikle deprem sonrası ortaya çıkan fahiş fiyat uygulamaları, Türk Ceza Kanunu’nun 237. maddesinde düzenlenen “fiyatları etkileme” suçunun sınırlarına dayanmaktadır. Rekabetin bozulması, malın az olduğu dönemde stokçuluk yapılıp yüksek kâr güdüsüyle satılması hem Borçlar Kanunu’na hem de Ticaret Kanunu’na aykırıdır.</p>

<p>Özellikle Borçlar Kanunu’nun 2. maddesi “dürüstlük kuralını” emredici şekilde düzenlemiştir: “Taraflar, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.” Bu temel ilke yalnızca sözleşmelerin değil, tüm ekonomik ilişkilerin temelidir. Bir esnafın depremzedeye 10-15 kat fiyatla beton satması, sadece ahlaka değil bu hükme de aykırıdır.</p>

<p>Ayrıca 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, “ayıplı mal ve hizmet”, “haksız ticari uygulamalar” ve “fahiş fiyat” gibi kavramları tanımlamış ve cezai müeyyideler öngörmüştür. Ticaret Bakanlığı’nın 2023’te ve 2024’te yaptığı çok sayıda denetimde, Malatya’daki birçok firmanın bu maddeler kapsamında idari para cezası aldığı kamuoyuna yansımıştır.</p>

<p>O hâlde mesele sadece esnafın vicdanı değil, devletin hukuku da devreye sokması gereken bir alandır. Ahlaki zaaflar hukukî zaafiyetle birleştiğinde, sonuç yalnızca ticari istismar değil; toplumsal çürümedir.</p>

<p><strong>TİCARETİN ASLI, HESAP GÜNÜNÜ UNUTMAMAKTIR</strong></p>

<p>Ticaretin özünde “kazanç” kadar “emanet” de vardır. Allah, ticaretin helal ve bereketli olmasını emretmiş, ancak bu bereketin yalanla, hileyle, fırsatçılıkla, zulümle lekelenmesini haram kılmıştır. Ticaretle uğraşan bir insanın tek hesabı günlük kazancı olmamalıdır; asıl hesap, mahşer gününde vereceği hesaptır. “Ben o gün depremde evini kaybetmiş bir kadına beton sattım, ama maliyetin 10 katına…” cümlesini vicdanıyla kurabilen bir esnaf, helal dairesinden çıkmış demektir.</p>

<p>Kayısı, beton, temel ihtiyaç ürünleri… Ne satarsan sat, veya ne alırsan al karşında bir insan, bir aile, bir hayat olduğunu unutma. Esnaf demek, aynı zamanda toplumun güven kapısı demektir. Bu kapıyı açan anahtar sadece para değil; merhamet, ahlak ve Allah korkusudur. Malatya, bu üçüyle yeniden ayağa kalkabilir.</p>

<p><strong>UNUTULMAMALIDIR Kİ,</strong></p>

<p>“Ticaretin zekâtı ahlaktır; eğer ahlak yoksa, kazancın hayrı da yoktur.”</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 Aug 2025 14:06:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/2025/08/mehmet-ali-koroglu-1754390809.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gündeme Gelmek</title>
                <category>Ali YİĞİT</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/gundeme-gelmek-542</link>
                <author>aliyigit44@gmail.com (Ali YİĞİT)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/gundeme-gelmek-542</guid>
                <description><![CDATA[Gündeme Gelmek]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sorunları fazlaca olan şehirlerde gündeme gelmek gündemde kalmak çokta zor olmasa gerek.<br />
&nbsp;2024 yılında cimere en çok şikayette bulunan il olmuşsanız bu işinizi dahada kolaylaştıracaktır.<br />
Gündeme mi gelmek istiyorsunuz veya ileride siyasete adım mı atacaksınız?<br />
Elbette siyaset sahnesine adım atacak ve belli bir yer kapmak için halkta karşılığınızın olması ve isminize aşina olacak taraftar bulmak zorundasınız.Bunun yoluda gerek sosyal medyada gerekse görsel ve yazılı medyada günlük haberlere konu olmalısınız.<br />
Yazının başında belirttiğim gibi dağ gibi sorunları olan şehrimizde en kolay iş gündeme gelmektir.<br />
Aşırı yağıştan dolayı şehir alt yapısı yetersiz kalmıştır.<br />
Bu sizin için güzel bir fırsattır.<br />
Nerede bu şehrin yetkilileri diye bir basın açıklaması günü kurtarır.<br />
Kayısı yanmıştır. Daha tarlaya çiftçi gitmeden bir bahçe önünde bir avuç yanmış kayısı çağalası ile verirsin basına bir iki poz arkasından gelsin alkışlar.Çiftçiye acil destek nidasının karşılık bulmaması mümkünmü. Artık çiftçinin gündemindesinizdir.<br />
Nasılsa bekara boşanmak kolay.<br />
Birkaç tane konteynır esnaf ziyareti ne olacak bu esnafın hali açıklamasıyla esnafında gündemine gelmiş olursunuz.<br />
Bir kaç STK ziyareti, bir kaç sporcu ve öğrenciye ödül alsana gündem..<br />
Şöför camiasının sorunları bizim sorunlarımızdır açıklaması yaptınız mı alın size bir haftalık gündem..<br />
Bu şehre 30 yıldır çevre yolu kazandırılmadı bu konunun takipçisi olacağız.<br />
Gündem birbirini takip eder gider. Gündeme gelmek isteyenlere vatandaşın bakış açısını soracak olursanız cevabı belli.<br />
Acaba hangi siyasi partiye göz kırpıyor.<br />
Eh geçmişe baktığımızda durum üç aşağı beş yukarı aynı minvalde olmuştur. Fazla gündeme gelenlerin siyaset ayağının hüsranla biten onlarca örneklerin olduğunu unutmamak gerekir.<br />
Kalın sağlıcakla</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 Aug 2025 23:22:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/ali-yigit.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kırılgan Yüreğin Sessiz Vedası</title>
                <category>Ali Haydar KOYUN</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/kirilgan-yuregin-sessiz-vedasi-541</link>
                <author>alihaydarkoyun@hotmail.com (Ali Haydar KOYUN)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/kirilgan-yuregin-sessiz-vedasi-541</guid>
                <description><![CDATA[Kırılgan Yüreğin Sessiz Vedası]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Cambria&quot;,serif">Kasabanın kalabalık caddelerinden birinde, her zaman gülen yüzüyle tanınan genç bir kadın vardı, Serpil. Çocukluğunda geçirdiği talihsiz bir hastalık sonucu tekerlekli sandalyeye bağlı yaşamını sürdürmesine rağmen, Serpil'in içindeki yaşama sevinci sönmemişti. Gözlerinin içi daima ışıl ışıl parlar, her sabah balkondaki çiçeklerini sularken mırıldandığı şarkılarla mahalleye ve çevresindeki insanlara neşe saçardı. En büyük hayali, yazar olmaktı. Her gece, küçük defterine hayallerini, umutlarını, bazen de yaşadığı zorlukları yazardı. Bu defter, onun en yakın sırdaşıydı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Cambria&quot;,serif">Serpil, ailesinin sevgi dolu desteğiyle hayata sıkıca tutunuyordu. Annesi, babası ve ablaları, onun her zaman yanında, en büyük motivasyon kaynakları olmuştu. Ta ki babasının işleri ters gitmeye başlayana dek. Borçluların kapıya dayanması ve babanın omuzlarındaki yükün artmasıyla birlikte evin içindeki neşe yavaş yavaş çekilmeye başlamıştı. Babanın yüzündeki gülümseme silinmiş, yerine gerginlik ve öfke çökmüştü. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Cambria&quot;,serif">Serpil'in babası, her geçen gün daha da içine kapanıyor, ailesiyle olan iletişimi azalıyordu. İş yerinden eve geldiğinde yüzünde gergin bir ifadeyle oturur, akşam yemeklerinde bile sessizliğini korurdu. Annesi ve ablaları, bu duruma bir çare bulmaya çalışıyor, babalarının dikkatini dağıtmak için konuşmaya, gülmeye çabalıyorlardı. Ancak her girişimleri, babanın derin bir iç çekişi veya kısa, sert bir yanıtıyla son buluyordu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Cambria&quot;,serif">O akşam yemeğinde durum farklıydı. Sofraya oturulduğunda, baba sessizliğini bozarak, "Yine alacaklılar geldi bugün. Ne yapacağımı bilmiyorum artık," dedi. Annesi, "Canım, merak etme, birlikte aşarız bu durumu," diyerek destek olmaya çalıştı. Ancak babanın gözünde biriken öfke, bu sözlerle daha da alevlendi. "Kolay söylemek! Sen ne anlarsın ki! Bu eve her gün para girmesi gerekiyor, ben artık nasıl sağlayacağımı bilmiyorum!" diye sertçe çıkıştı. Serpil, babasının bu haline üzülerek, "Baba, lütfen sakin ol, halledeceğiz," diye fısıldadı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Cambria&quot;,serif">İşte tam bu noktada, babanın gözü Serpil'in oturduğu tekerlekli sandalyeye takıldı. İçindeki birikmiş tüm öfke ve çaresizlik, yanlış bir hedefe yöneldi. Sanki tüm sorunların kaynağı buymuş gibi, Serpil'in sözlerini duymazdan gelerek, "Keşke daha az yük olsaydın! Zaten başımızda bin türlü dert varken, bir de sen… Evden dışarı bile çıkamıyorsun, ne işe yararsın ki!" diye bağırdı. Annesi ve ablası şaşkınlık içinde sessizliğe bürünmüşlerdi. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Cambria&quot;,serif">Bu sözler, Serpil'in kalbine bir bıçak gibi saplandı. O ana dek hayatının en büyük dayanağı sandığı babasının gözünde bir yük olduğunu anlamıştı. Annesi ve ablası bu beklenmedik ve acımasız çıkış karşısında şaşkınlık içinde sessizliğe bürünmüşlerdi. Serpil, elindeki defteri yavaşça masaya bıraktı ve gözleri doldu. Konuşmaya çalıştığı an, tüm sesler boğazında düğümlenmişti.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Cambria&quot;,serif">Sonraki günler, Serpil için bir işkenceye dönüştü. Babası her geçen gün daha acımasızlaşıyor, sözleriyle Serpil’in kırılgan ruhunu paramparça ediyordu. "Ne yazıp duruyorsun ki? Kim okuyacak engelli bir kızın saçmalıklarını? Kendine gel, gerçek hayata dön!" sözleri, kaleminin ucundaki tüm mürekkebi kurutuyordu. Annesi ve ablası çaresizdi. Babalarıyla aralarındaki gerginlik, onları da içten içe kemiriyordu. Serpil’in yaşadığı acıya şahit olsalar da babalarına karşı duracak güçleri yoktu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Cambria&quot;,serif">Serpil, defterini açtı. Artık yazacak hiçbir şeyi yoktu. Umutları, hayalleri, yaşama sevinci… hepsi birer birer ellerinden alınmıştı. Babasının sözleri, onun hayat damarlarını kesmişti. Gözlerindeki ışık tamamen sönmüş, mırıldandığı şarkılar susmuştu. O, artık sadece bir gölgeden ibaretti.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Cambria&quot;,serif">Bir gece, herkes uyurken, Serpil sessizce balkona çıktı. Kasabanın ışıkları uzaktan pırıl pırıl parlıyordu, ama Serpil’in dünyası zifiri karanlıktı. O ana kadar sımsıkı tutunduğu yaşama, şimdi anlam veremiyordu. Kalbindeki son umut kırıntısı da babasının sözleriyle yok olup gitmişti. Gözlerinden süzülen yaşlar arasında gökyüzünde parlayan yıldızlara son kez bakarak usulca kendini boşluğa bıraktı. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Cambria&quot;,serif">Ertesi sabah, Serpil’in cansız bedeni bulundu. Küçük defteri ise yatağının başucunda, son satırları boş kalmış bir şekilde duruyordu. Ailesi yıkılmıştı. Babası, ne yaptığını anlamış gibi, dizlerinin üstüne çöküp hıçkırıklara boğuldu. Annesi ve ablası, Serpil’in gidişiyle birlikte, kendi içlerindeki sessiz çığlıkların da yükseldiğini fark ettiler.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Cambria&quot;,serif">Serpil’in intiharı, kasabada büyük yankı uyandırdı. Herkes, genç ve engelli bir kadının bu kadar büyük bir yaşama sevinciyle nasıl bu hale geldiğini sorguladı. Serpil’in bedensel engeli vardı, ama asıl darbeyi ruhuna vuranlar, en yakınındaki insanlar olmuştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Cambria&quot;,serif">Bir insanın canına kastetmekle, onun yaşama sevincini ve umutlarını elinden almak arasında ince bir çizgi vardır. Bu çizgiyi geçenler, belki doğrudan cinayet işlememiş olurlar, ama bir ruhu adım adım ölüme sürükleyerek, ruhen katil olurlar. Serpil’in durumu, aile içinde söylenen yıkıcı sözlerin, görmezden gelinen duygusal şiddetin ve kaybedilen empati ve sevginin ne denli ölümcül sonuçlar doğurabileceğinin acı bir örneğiydi. Onlar, Serpil'i bedensel olarak değil, ruhsal olarak öldürmüşlerdi. Ve bu, belki de en ağır cinayetti.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 Aug 2025 10:25:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/2023/04/ali-haydar-koyun-1680523451.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Battalgazi’de Değişimin Mimarı</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/battalgazide-degisimin-mimari-540</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/battalgazide-degisimin-mimari-540</guid>
                <description><![CDATA[Battalgazi’de Değişimin Mimarı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Maldia Dergisi okurları,</p>

<p>Yeni bir sayımızla daha siz kıymetli okuyucularımızla buluşmanın heyecanını yaşıyoruz. Her geçen gün daha da zorlaşan koşullarda, 15 yıldır aralıksız ve<br />
istikrarlı şekilde yayın hayatımızı sürdürüyoruz.&nbsp;Yüksek maliyetli bir dergiyi bu kadar uzun süre yaşatmak hiç<br />
kolay değil; ancak biz laf değil,&nbsp;icraat üretmeyi ilke edindik.</p>

<p><br />
Bugün Malatya’da ve bölgemizde istikrarlı biçimde yayın hayatını sürdüren tek dergi olarak varlığımızı koruyoruz.<br />
Bu gücümüzü ise her zaman siz değerli okuyucularımızdan ve bizlere destek olan kıymetli iş insanları ile esnaflarımızdan<br />
alıyoruz. Maldia ailesi olarak hepinize yürekten teşekkür ediyoruz.</p>

<p><br />
Bu sayımızın kapağında ise Battalgazi’nin çalışkan ve vizyoner Belediye Başkanı Bayram Taşkın’a yer verdik.<br />
Başkan Taşkın, göreve geldiği günden bu yana tecrübeli, dinamik ve işinin ehli bir ekiple birlikte Battalgazi’de adeta yeni bir<br />
dönemi başlattı.&nbsp;<br />
İlçede hissedilir bir değişim ve dönüşüm rüzgârı estiren Başkan Taşkın, kısa sürede hayata geçirdiği projeler ve yatırımlarla<br />
hem ilçenin çehresini değiştirdi hem de gönülleri fethetti.</p>

<p><br />
Vatandaşlarla iç içe, samimi ve ulaşılabilir bir yönetim anlayışı benimseyen Başkan Taşkın, Battalgazi halkının takdirini<br />
kazanarak gönüllere girmeyi başardı. Pek çok kişi tarafından ilçenin tarihindeki en başarılı belediye başkanlarından biri olarak<br />
gösteriliyor.&nbsp;</p>

<p>Verdiği sözleri bir bir yerine getirmesi, sadece bir vaat değil, bir vizyon ortaya koyduğunu kanıtlıyor.&nbsp;Özellikle altyapıdan üst yapıya<br />
sosyal hizmetler, çevre düzenlemesinden kültürel projelere kadar geniş bir yelpazede ilçeye kazandırılan yatırımlar,<br />
Battalgazi’yi daha yaşanabilir, daha modern ve daha güçlü bir kent kimliğine kavuşturdu.<br />
Başkan Bayram Taşkın’a, bu zorlu ama onurlu yolda başarılarının<br />
artarak devam etmesini diliyoruz.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 26 Jul 2025 12:26:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir Vefa Kitabının Hikâyesi</title>
                <category>Ali Haydar KOYUN</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/bir-vefa-kitabinin-hikayesi-539</link>
                <author>alihaydarkoyun@hotmail.com (Ali Haydar KOYUN)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/bir-vefa-kitabinin-hikayesi-539</guid>
                <description><![CDATA[Bir Vefa Kitabının Hikâyesi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">“İki dostun yalnızca ortak çalışmalarda değil, günlük hayatın her anında birbirlerine eşlik ettikleri görülür. ‘Onunla birlikte tıpkı etle tırnak gibiydik, cansız bedene hayat veren birer ruh…’ diye bahseder yazar. Deprem, hastalık, aile kayıpları gibi pek çok zorluğu birlikte yaşayan ikili, özellikle engellilikle ilişkili sıkıntılar üzerinden birbirlerine destek olmuş; çalışmalarıyla topluma örnek teşkil etmişlerdir. Yücel Doğanşahin’in Ankara’da yaşarken Malatya’nın suyuna duyduğu özlem, vefatından sonra Ali Haydar Koyun’un suyu mezarına götürmesiyle sembolik bir şekilde karşılık bulur. Bu zarif düşünce, aralarındaki dostluğun ne denli sahici ve derin duygularla örülü olduğunu ortaya koyar.”</span></span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yukarıda yer alan satırlar, yüreği gibi kalemi de zarif olan yazar ve şair Ebru Asya tarafından, can dostum merhum Yücel Doğanşahin’in aziz hatırasına ithafen kaleme alınmış, Can’ım Tenimden Ayrıldı adlı kitabımla ilgili duygu yüklü ve derinlikli bir inceleme yazısından kısa bir bölümdür:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">2022 yılında yayımlanan Can’ım Tenimden Ayrıldı adlı kitabım, hayatımda bambaşka bir yere ve tarif edilemez bir anlama sahiptir. Bu eser, yalnızca satırlardan ibaret bir kitap değil; aynı zamanda dostluğun, vefanın ve mücadeleyle yoğrulmuş bir yol arkadaşlığının yüreğe kazınmış hikâyesidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Engelsiz bir dünya ve engelsiz bir Türkiye hayalimize birlikte omuz vererek yürüdüğümüz can yoldaşım Yücel Doğanşahin’in aramızdan ayrılışının ardından, onun hatırasını yaşatmak ve bu anlamlı mücadelenin izini sürmek adına kaleme aldım bu kitabı. Aramızda kan bağı yoktu belki; ama bizi birbirimize can bağıyla bağlayan tarifsiz bir bağ vardı. Aynı acıya gözyaşı, aynı sevince gülüş olmuş; yüreğimizin aynasında birbirimize tutunmuştuk.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu kitabı yalnızca onun anısını yaşatmak için değil, o anıyı geleceğe taşımak adına bir araç olarak gördüm. Eserdeki her satır, bir dostun ardından tutulan yasın, aynı zamanda geleceğe bırakılmak istenen bir umudun yankısıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kitaptan elde edilecek gelirle, onun adına ihtiyaç sahibi okullara kitaplar ulaştırmak ve minik kalplere dokunan kütüphaneler kurmak istedim. Çünkü biliyordum ki, bir kitaplık bazen bir çocuğun kaderini değiştirir. Ve bu inançla yazdım şu satırları:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><a href="https://www.edebiyatevi.com/yazi/268899_her-kitaplik-bir-hapishaneyi-kapatir..html" style="color:blue; text-decoration:underline">“Her kitaplık bir hapishaneyi kapatır.”</a></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu cümleyle kaleme aldığım tanıtım yazım, 9 Ocak 2023 tarihinde hem yerel bir gazetede hem de birçok haber sitesinde yayımlandı. Aynı zamanda Edebiyat Evi ve Edebiyat Defteri gibi önemli edebiyat platformlarında yer aldı. Ne mutlu ki, her iki sitede de “Günün Yazısı” olarak seçildi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yazımın ardından, birçok değerli edebiyatçı ve şairden kıymetli geri dönüşler aldım. Onlardan biri de kalemi duyguya dönüşen, gönlü zengin bir yazar olan Ebru Asya idi. Edebiyat Defteri’ndeki yorumunda şöyle diyordu:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">“Ne güzel bir ilke edinmişsiniz kendinize... Gurur duyarak okudum çalışmalarınızı... Ben de gönüllü olarak bu tarz sosyal sorumluluk projeleri içinde yer alabilir, okul kütüphanelerine seve seve kitaplar gönderip destek olabilirim. Kutluyorum, güne düşen anlamlı yazınız için. Saygı ve selamlarımla…”</span></span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İşte bu anlamlı ve yürek dolusu satırlarla tanıştım onunla. Ardından başlatacağım kütüphane çalışmasına kitap desteği sundu. Yüreği gibi kalemi de zengin olan bu kıymetli edebiyat dostu, kitapsever tavrıyla gönlümde apayrı bir yer edindi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ben de bu vefasına teşekkür etmek, minnetimi göstermek ve dostluğumuzu taçlandırmak için ona imzalı kitaplarımı göndermek istedim. Ne var ki, yaşadığımız büyük deprem felaketi bu niyetimi ertelememe sebep oldu. Hayatın karmaşası içinde zaman akıp gitti. Ta ki, yakın zamanda yaptığımız bir görüşmede bu konuyu yeniden gündeme getirene kadar…</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Geç de olsa, kalpten kaleme uzanan bir selam gibi imzalı kitaplarımı kendisine ulaştırabildim. Kitaplar eline ulaştığında, her birini özenle inceleyeceğini, önceliği ise Can’ım Tenimden Ayrıldı kitabına vereceğini söyledi. Onun bu inceleme yazısını yüreğinden damıtarak kaleme alacağına inancım tamdı… Ve nitekim öyle de oldu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu kitap vesilesiyle tanışmış olmaktan büyük bir mutluluk duyduğum Ebru Asya, bu kez de duyarlılığını kaleminin zarafetiyle gösterdi. Yüreğinden süzülen sözcüklerle kitabıma adeta ruh üfleyen bir yazı kaleme aldı. Bu kıymetli yazı, Edebiyat Defteri sitesinde “Günün Yazısı” olarak seçildi. Okumak isteyenler için bağlantıyı aşağıda paylaşıyorum:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><a href="https://www.edebiyatdefteri.com/239319-can---305m-tenimden-ayr--305ld--305---304nceleme-yaz--305s--305/" style="color:blue; text-decoration:underline">Can’ım Tenimden Ayrıldı - İnceleme Yazısı</a></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ebru Asya’ya yürekten teşekkür ediyor; sevgiyle, saygıyla ve dostlukla selamlıyorum.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kalemi daim, ilhamı bol olsun…</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 24 Jul 2025 09:47:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/2023/04/ali-haydar-koyun-1680523451.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kalemini Kirleten Lejyoner Duayen Gazeteci!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/kalemini-kirleten-lejyoner-duayen-gazeteci-538</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/kalemini-kirleten-lejyoner-duayen-gazeteci-538</guid>
                <description><![CDATA[Kalemini Kirleten Lejyoner Duayen Gazeteci!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir gazeteci olarak Malatya Ticaret ve Sanayi Odası’na yönelik eleştirilerimizi dile getirirken, ne hikmetse kurumsal bir yanıt beklerken karşımıza bir lejyoner çıkarıldı.&nbsp;<br />
Durumdan vazife çıkarıp bize meslek dersi vermeye kalkışması tam anlamıyla bir akıl tutulmasıdır.&nbsp;</p>

<p><strong>Şansını Zorlama, Sözde Duayen Gazeteci!&nbsp;</strong></p>

<p>Yıllarını bu şehre verdiğini iddia ediyorsun, değil mi?&nbsp;</p>

<p>Sayın “sözde usta gazeteci,” sana son kez yanıt vereceğim:&nbsp;</p>

<p><strong>Şansını fazla zorlama.&nbsp;</strong></p>

<p>Evet, uzun yıllar gazetecilik yaptın; peki bu şehrin menfaati için ne ürettin?&nbsp;</p>

<p>Herkes biliyor ki tek yaptığın, “danışmanlık” adı altında siyasileri, iş insanlarını, STK’ları ve belediyeleri adeta haraca bağlamaktan ibaretti.&nbsp;</p>

<p>Şimdi de kalkmış, TSO’dan aldığın “danışmanlık” paralarını meşrulaştırmak için ortalığa çıkmışsın.&nbsp;</p>

<p>TSO’nun beceriksizliklerini yazdığımda birden bire hortlaman hiç şaşırtıcı değil. TSO adına bana cevap yetiştirmeye kalkışman komik ötesi.&nbsp;</p>

<p><strong>Senin yazdıklarının toplumda en ufak bir karşılığı yok.&nbsp;</strong></p>

<p>İstediğin kadar kalem oynat, herkes gerçeği biliyor: Kim eşek, kim değil, herkesin malumu.&nbsp;</p>

<p><strong>Birkaç örnek mi istiyorsun? &nbsp;</strong></p>

<p>Yıllarca bir yerel televizyon kanalında genel yayın yönetmenliği yaptın. Peki ne oldu?&nbsp;</p>

<p>Sonunda kapı önüne konuldun. Çünkü ekmek yediğin, güven duyulan kuruma ihanet ettin.&nbsp;</p>

<p><strong>Televizyon patronları sana güvenip yayınları emanet etmişti.&nbsp;</strong></p>

<p>Sen ise o televizyonu kendi menfaatlerin için kullandın, belediyelerden ve iş insanlarından reklam adı altında çıkar sağladın.&nbsp;</p>

<p>Yakınca Belediyesi’nden 12 dönümlük araziyi nasıl zimmetine geçirdiğini burada yazmayacağım. 28 Şubat’ta yaptığın ihanetleri de anlatmayacağım. &nbsp;</p>

<p>Hangi iş adamlarından, siyasilerden ve belediye başkanlarından reklam bahanesiyle “haraç” topladığını da şimdilik saklı tutuyorum.&nbsp;</p>

<p>Sayın duayen gazeteci, burası Malatya. Herkes birbirini tanır. Bu nedenle sana bu son cevabımdır.&nbsp;</p>

<p>Önce bir aynaya bak, sonra yazılarını kaleme al. Unutma:</p>

<p>&nbsp;Bu şehirde yazıp çizecek en son kişi sensin!.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 14 Jul 2025 20:41:36 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Böyle Gelmiş Böyle Gitmeli mi?</title>
                <category>Ali YİĞİT</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/boyle-gelmis-boyle-gitmeli-mi-537</link>
                <author>aliyigit44@gmail.com (Ali YİĞİT)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/boyle-gelmis-boyle-gitmeli-mi-537</guid>
                <description><![CDATA[Böyle Gelmiş Böyle Gitmeli mi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kamu kurum çalışanları için vatanın her köşesi görev yeridir. Öylede olmalıdır. Kulağa hoş gelen bu söylem arkasına &nbsp;siyasi torpili alanlar için bir tık &nbsp;geçerli olmadığını yaşadık yaşıyoruz.<br />
Daha açıkcası Ankara'da dayın varsa istediğin yerde görev yapma seçeneklerinizin olduğu anlamına gelir.<br />
Mesela mahalleniz okuluna bir müdür atanır. Çalışması gayreti,öğrenci sevgisi velilerle uyumlu davranışı memnuniyet vericidir.<br />
Aradan bir süre geçer bir bakarsınız müdür başka bir okula tayini çıkar.<br />
Tayin zamanı değil geldiği okulda çalışma süresine daha 2-3 yıl vardır.<br />
Şöyle meselenin arka yüzüne baktığınızda mesele anlaşılacaktır..<br />
Mesela bu hafta yaşadığım somut bir örnekten bahsedeyim.<br />
06 Şubat depremi sonrası Ziraat Bankası Yeşilyurt Şubesi &nbsp;Tecde mahallesine &nbsp;taşındı. Önce prefabrik yapıda hizmet verdi. Daha sonra hemen yanında bulunan işyeri kiralanmak üzere hizmet vermeye başladı. Elbette boş bir dükkana bankayı kurup hizmet vermeye başlatılması bayağı emek isteyen bir işti.Öncelikle Genel Müdürlüğün istediği olan şartlar oluşturulacak daha sonra belediyeden tadilat ruhsatı alınacak, statik proje,mimari proje vs liste uzayıp gider.<br />
Ve bütün bunları başarmak için zamanla yarışmak gerekiyor. Banka müdürü bazen gecenin 24.00 üne kadar ekiplerin yanından ayrılmıyor sabah ise erkenden tekrar geliyor.<br />
Tadilat taşınma derken hizmet kesintisiz devam etmekte.<br />
İşler yoluna girdi şube hizmet etmeye devam ediyor banka müdürü ise &nbsp;bir taraftan banka müşterisinin mağdur olmadan hizmet alacak olmasının diğer taraftan kendisine atfedilen görevi kuruma bağlılık aidiyetini yerine getirme &nbsp;mutluluğunu yaşamaya başlıyor.<br />
Bütün işler yoluna girmiş müşteri memnuniyeti gözle görünür olmuş, ticari hesap sahipleriyle iletişim sağlanmış, bölgede bulunan 1750 esnafla görüşmeler devam ederken perfonmans derece derece yükselmeye başlamış.<br />
Yazı hikaye gibi olunca hikayenin sonucunu merak etmeye başladınız sanırım.<br />
Sonucu az çok tahmin etmişsinizdir.Hafta başı bankaya uğradığımda müdür beyi göremeyince izine ayrılmış olabileceğini düşündüm. Sorduğumda izine ayrılmadığını görev yerinin değiştiğini yeni görev yerinin Elazığ olduğunu öğrenince şaşırdım.<br />
Malatya'lı olan Malatya'da ikamet eden depremin bütün zorluklarını yaşayan şehrini terk etmeyi asla düşünmeyen, bütün zorluklara rağmen banka şubesini kurup faal hale getiren bir ismin yer değiştirlmesi ne kadar doğru bir karar acaba?<br />
Ve gelen müdür Elazığ'dan geliyor Malatya'daki müdür aynı zamanda Malatya'lı olup Malatya'da ikamet eden müdür Elazığ'a gidip geliyor.<br />
Nasıl hikayenin sonucunu beğendiniz mi?<br />
Böyle gelmiş böyle gitmeli mi sizce?</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 11 Jul 2025 23:10:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/ali-yigit.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya TSO’da, Çözüm Üretemeyen Başkan, Sadıkoğlu!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/malatya-tsoda-cozum-uretemeyen-baskan-sadikoglu-536</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/malatya-tsoda-cozum-uretemeyen-baskan-sadikoglu-536</guid>
                <description><![CDATA[Malatya TSO’da, Çözüm Üretemeyen Başkan, Sadıkoğlu!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya TSO Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, Odanın başarısızlıklarını ve beceriksizliklerini basına servis ettiği haber bültenler ile kapatmaya çalışıyor.</p>

<p>Malatya TSO Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu hakkında geçtiğimiz günlerde odanın başarısızlıklarını ve beceriksizliklerini kaleme almıştım.&nbsp;</p>

<p>Sayın Sadıkoğlu, Malatya dışında yaşayan ve TSO'nun &nbsp;avukatlığına soyunan paralı elemanı ve sözde danışmanı aracılığıyla yazdığım yazılara cevap yetiştirmeye devam ediyor.&nbsp;</p>

<p>Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı olarak sanayicinin sorunlarını çözmek yerine üzerinize vazife olmayan boş gündemlerle meşgul oluyorsunuz.&nbsp;</p>

<p>Atı Alan Üsküdar’ı geçti.&nbsp;</p>

<p>Sayın Sadıkoğlu, bıkmadınız mı her gün Malatya’nın yerel yazılı ve görsel medyasına bülten servis ederek günü kurtarma çabasından?&nbsp;</p>

<p>Mersin’de kayısı bitti, Hatay ve Iğdır’da hasat sona erdi.&nbsp;</p>

<p>Kayısı'yı alan aldı, satan sattı. Şimdi mi aklınıza geldi kayısıyı korumak?&nbsp;</p>

<p>Sayın Sadıkoğlu, yıllardır duvarda asılı bir tablo gibi duran, rahmetli efsane başkan Hasan Hüseyin Erkoç ve ekibinin büyük emekleler ile aldığı coğrafi işaret belgesini bile kullanmayı beceremezken, yalandan bir yazıyla kayısıyı koruyacakmışsınız gibi davranıyorsunuz.&nbsp;</p>

<p>Bu popülist duruşunuzdan artık vazgeçin.&nbsp;</p>

<p>Sürekli &nbsp;mavi telli dosya sunmak ve &nbsp;basın müşavirliğiniz aracılığıyla servis edilen bültenlerle bu sorunlar çözülmez.&nbsp;</p>

<p>Yedi yıldır kayısıya müdahale etmek şimdi mi aklınıza geldi?&nbsp;</p>

<p>6 Şubat depremleriyle yerle bir olmuş bir şehirde onlarca sorun varken, biraz da sanayicinin meselelerine el atsanız fena olmaz.&nbsp;</p>

<p>Malatya Organize Sanayi Bölgesi’nde sanayicinin arsa ve istihdam sorunları büyürken, tekstilciler bir bir kaybolurken, OSB’nin atık ve kirli suları çevreye ve Şahnahan Deresi’ne zehir saçarken siz kalkmış zirai don ve ortada olmayan kayısı bahanesiyle basına bülten servisi yapıyorsunuz.&nbsp;</p>

<p>Sayın Sadıkoğlu, göreve geldiğiniz günden bu yana Malatya sanayisi ve esnafı sürekli irtifa kaybediyor.&nbsp;</p>

<p>Malatya’da ihracat rakamları düşmüş, OSB’nin kapasite kullanımı gerilemiş, yeni yatırımcılar arsa bulamaz hâle gelmişken siz mevcut düzeni dahi koruyamıyorsunuz.&nbsp;</p>

<p>Ayın birkaç günü şehir dışından Malatya’ya uğrayıp görüntü vererek, üç beş esnaf gezisiyle bu işler çözülmüyor?!.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 09 Jul 2025 22:20:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Erişilebilirlik: Bir Lütuf Değil, Haktır</title>
                <category>Ali Haydar KOYUN</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/erisilebilirlik-bir-lutuf-degil-haktir-535</link>
                <author>alihaydarkoyun@hotmail.com (Ali Haydar KOYUN)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/erisilebilirlik-bir-lutuf-degil-haktir-535</guid>
                <description><![CDATA[Erişilebilirlik: Bir Lütuf Değil, Haktır]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bir kamu binasının girişine, standartlara uymayan, aşırı dik bir rampa yapılmış. Yanına da büyük harflerle “Erişilebilir Bina Girişi” yazılmış. Bunu görünce insanın aklından önce şu geçiyor: “Ne güzel, duyarlı bir davranış.” Ama bina içerisine girdiğinizde, asansörün olmadığını görüyorsunuz. Tuvalet yapılmış, ancak tekerlekli sandalye ile içine girmeniz imkânsız.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bir bakıma, bina girişine konulan o “Erişilebilir Bina Girişi” yazısı sadece “biz unutmuyoruz” görüntüsü vermek için yerleştirilmiş bir tabela olmaktan öteye geçmiyor. Erişilebilirlik, çoğu zaman sadece “varmış gibi” yapılıyor. Bunun sebebi ise açık: Bu konu, hâlâ vicdanlara hitap eden, duygusal bir alan olarak görülüyor; yönetsel bir ciddiyetle ele alınmıyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Türkiye’de kamu yöneticilerinin erişilebilirliğe bakışı tam olarak böyle: Gösterişli ama yüzeysel, niyetli ama yarım ve en önemlisi de “yardım” temelli. Erişilebilirlik hâlâ bu ülkede bir hak değil, bir jest gibi algılanıyor. Sanki engelli bireyler kamu hizmetlerinden faydalanabilmek için ekstra bir şükran duymalıymış gibi davranılıyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Oysa erişilebilirlik bir lütuf değil; anayasal bir zorunluluk, temel bir insan hakkıdır. Bu hak, “eşit yurttaşlık” ilkesinin ayrılmaz bir parçasıdır. Ancak uygulamalara bakıldığında, ne yazık ki bu hakkın çoğu zaman göstermelik çözümlerle geçiştirildiği görülüyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yıllardır aynı döngüyü yaşıyoruz: Kanunlar çıkıyor, yönetmelikler yayımlanıyor, pilot projeler başlatılıyor. Ama pratikte ne değişiyor? Yöneticiler genellikle yalnızca mevzuata bakıyor; “yönetmelik tamam mı?” diye soruyor. Ancak sahaya inmiyorlar, bir tekerlekli sandalye ile o binaya girmeyi ya da bir görme engelli birey gibi o hizmete ulaşmayı denemiyorlar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Oysa erişilebilirlik sadece teknik bir mesele değildir; yaşamsal bir gerekliliktir. Bir binaya erişmek demek, hayata katılmak demektir. Kamu hizmetlerinden eşit şekilde faydalanmak, bireyin sadece hakkı değil, topluma tam anlamıyla katılımının da temelidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Belediyelerde “erişilebilirlik birimi” var ama çoğunun ne yeterli bütçesi ne de yetkisi bulunuyor. Kamusal alanlar hâlâ büyük oranda erişilemez: Okullar, hastaneler, toplu taşıma araçları, parklar, kamu binaları...</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Çünkü sorun sadece fiziksel değil; asıl mesele zihinsel algılardadır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kamu yöneticilerinin büyük bir kısmı, engelli bireyleri hâlâ “yardım edilmesi gereken insanlar” olarak görüyor. Bu merhamet temelli yaklaşım, hak temelli bir politika yaratamaz. Erişilebilirlik yalnızca mühendislik sorunu değil; aynı zamanda demokrasi, adalet ve eşit yurttaşlık sınavıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Engelli bireylerin şehir hayatına, dijital dünyaya, kamusal alana eşit şekilde katılımı ancak onların sesinin duyulmasıyla mümkündür. “Ben senin yerine düşünürüm” anlayışı, otoriter ve dışlayıcı bir bakış açısının yansımasıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bir diğer temel sorun ise katılımcılığın yokluğudur. Erişilebilirlik düzenlemeleri yapılırken, bu düzenlemelerden doğrudan etkilenen bireylerin — yani engelli yurttaşların — görüşü alınmamaktadır. Biz olmadan bizim için kararlar alınıyor. Bu da çoğu zaman pratikte işe yaramayan, göstermelik çözümlere dönüşüyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kararlar genellikle “biz sizin için en iyisini biliriz” anlayışıyla alınıyor. Ama sonuç ne oluyor? Rampanın açısı yanlış hesaplanıyor, asansör düğmeleri erişilemeyecek yükseklikte yerleştiriliyor, sesli yönlendirme sistemleri çalışmıyor. Çünkü bizi dinlemeden, bizim için çözüm üretiyorlar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ama umutsuz değiliz. Çünkü umut veren örnekler de var.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bazı yerel yönetimler, erişilebilirlik konusunda bilinçli adımlar atıyor. Genç kuşak bürokratlar arasında farkındalığı yüksek, hak temelli düşünen kişiler çoğalıyor. Dijital dünyada erişilebilirlik konusunda da bazı kıpırdanmalar başladı. Ancak bu gelişmeler henüz istisna düzeyinde ve sistematik değil.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yani sistem hâlâ kişilere bağlı işliyor, kurumsallaşmış bir yapıya bürünemiyor. Oysa erişilebilirlik, bir kerelik bir proje değil; süreklilik gerektiren bir denetim ve gelişim sürecidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Unutmayalım ki erişilebilirlik yalnızca engelli bireylerin değil; yaşlıların, çocukların, hamilelerin, geçici sakatlık yaşayanların — kısacası hepimizin meselesidir. Çünkü hayat, bir gün herkes için erişilmesi güç bir hale gelebilir. İşte o zaman bu sistemin erişilebilirliğine herkes ihtiyaç duyacaktır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yani mesele sadece bir rampa yapmak değildir; o rampanın nereye çıktığını, neye hizmet ettiğini düşünmektir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kamu yöneticilerine düşen görev, bu meseleyi bir “gönül işi” olarak değil, bir kamu hizmeti sorumluluğu olarak görmektir. Çünkü erişilebilirlik bir lütuf değil, haktır. Ve hakların zamanında, eksiksiz, eşit şekilde sağlanması hukuk devleti olmanın temel göstergesidir.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 08 Jul 2025 11:57:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/2023/04/ali-haydar-koyun-1680523451.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bakanın Temel Fıkrası !</title>
                <category>Ali YİĞİT</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/bakanin-temel-fikrasi-534</link>
                <author>aliyigit44@gmail.com (Ali YİĞİT)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/bakanin-temel-fikrasi-534</guid>
                <description><![CDATA[Bakanın Temel Fıkrası !]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Şehrimizde büyüyen ve sorun haline gelen "Doğalgaz ve Elektrik" yatırımları konusunda Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Sayın Alparslan Bayraktar ilimize geldi.<br />
Ödenek artırım ve sorunların çözümü için 2025 yıl sonunu işaret etti.<br />
Öğlen sonrası Malatya Büyükşehir Belediyesi İl Meclis Toplantı Salonunda &nbsp;Siyasi İlçe Parti başkanları İlçe Belediye Başkanları, STK temsilcileri ve Muhtar Dernek Başkanlarının katıldığı istişare toplantısı gerçekleştirildi.<br />
Yallaşık 2,5 &nbsp;saat sürdü toplantı.<br />
İlçe belediye başkanları asfalft bütümü talep ettiler.<br />
Diğer katılımcılar ise genel olarak Doğalgaz ve Elektrik abonelerinde yaşanan sıkıntıları dile getirdiler.<br />
Esnaf ve Sanatkarlar Oda Başkanı Sn Şevket KESKİN &nbsp;Malatya'mızın hiç sorunu yok her şey yerinde diyerek kinayeli bir sitemde bulundu.<br />
Siteme yönelik olarak Malatya Büyükşehir Belediye &nbsp;Başkanı SN Sami ER elbette şehrimizin sorunları yok değil ama bu toplantı sadece enerji konusunda olan sıkıntılar dile getiriliyor elbetteki bir çok sorunumuz var diyerek konuyu kapattı.<br />
Malum şehrimizde Muhtar Dernekleri ziyadesiyle var.<br />
Muhtarları temsilen, muhtarlarda mahallesini temsilen seçilmişlerdir.<br />
Dernek başkanlarımızdan bazıları sağolsunlar hep teşekkürü ön plana çıkarttılar.<br />
Bu kadar teşekkürü duyunca sn bakan şöyle devam etti konuşmasına aklımda bir temel fıkrası vardı anlatmaktan vazgeçmek üzere iken bu kadar teşekkürü duyunca anlatma gereği duydum.<br />
Temel' i boks maçına çıkartırlar Temel her ne kadar ben dövüşmeyi bilmem desede kendini ring üzerinde bulur.<br />
Rakip sağ sol derken Temel köşesine çekilecekken yanındakiler ya Temel o nası vuruyorsun senin gibi boksör yok der Temeli tekrar ringe gönderirler Temel yine dayak yemeye devam eder.<br />
3 üncü raunda çıkmadan köşesindekilere ha uşaklar ben o kadar iyi boksörümde bu dayağı bana kim atıyi..<br />
Bakan bey bu kadar iyilerde o zaman bu şikayetler neden.<br />
Bakan bey de anladı &nbsp;nezaket icabı teşekkür edildiğini&nbsp;<br />
Bu nedenle tam yerinde bir fıkra ile cevap verdi.<br />
Evet teşekkürler il protokolünü çok memnun etti.<br />
Ya sorunlarla baş başa kalacak vatandaş ne yapacak.<br />
Bu kadar sorun varken.<br />
Millet AK Parti'ye olanca teşekkürünü her seçimde vermiş olduğu destekle gösteriyor zaten.<br />
Muhtarları temsil eden zati ali dernek başkanlarımız lütfen teşekkür ederken derneğinizde bulunan hergün onlarca sorunla boğuşan muhtarların fikirlerini alınız.<br />
Ortak bir karar alınır o karar üzerinde mutabık kalınır. Bir başkanımız teşekkür ediyor diğeri sitem ediyor.<br />
Ve dün akşam yerel tv kanalında muhtarlar yerden yere vuruluyor.<br />
Muhtarlarımız bunu hak etmiyor.<br />
Mahallesinde o kadar sorunu varken, sorunlarla mesai kavramı demeden çalışırken bir de farklı ithamlarla anılmasın.<br />
Dikleşmeden dik duracak var olan sorun ve şikayetleri dobra dobra söylemek bizim asli görevimiz olmalıdır.<br />
Evet yapılan hizmetlere teşeklür edelim ama var olan sorunlarıda es geçmeyelim. Başkanla, Milletvekili ile aramız bozulmasın diye yol alırsak milletin vebalinin altında kalırız.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 05 Jul 2025 18:28:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/ali-yigit.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sayın Sadıkoğlu, Gölge Yapma Yeter!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/sayin-sadikoglu-golge-yapma-yeter-533</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/sayin-sadikoglu-golge-yapma-yeter-533</guid>
                <description><![CDATA[Sayın Sadıkoğlu, Gölge Yapma Yeter!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, gün geçtikçe kan kaybetmeye devam ediyor.</p>

<p>Geçtiğimiz günlerde Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu hakkında kaleme aldığım &nbsp;geniş bir yankı uyandırarak ses getiren editör yazısı, hatırı sayılır düzeyde okunma aldı. &nbsp;</p>

<p>O yazıda, Sadıkoğlu’nun vizyonsuzluğunu, beceriksizliğini ve deprem felaketiyle boğuşan esnaftan dahi faiz tahsil edecek kadar insafını yitirmiş bir yönetim anlayışını açıkça ortaya koymuştum.&nbsp;</p>

<p><strong>Görülüyor ki eleştirilerim hedefi tam on ikiden vurmuş. &nbsp;</strong></p>

<p>Zira Sayın Sadıkoğlu, telaşla paralı elemanını ve kalemşörünü devreye sokarak şahsıma sözde cevap yetiştirmeye kalkışmış. &nbsp;</p>

<p>Oysa Malatya kamuoyu kimin ne yaptığını, kimlerin bu kente zerre katkı sunmadan vitrin süsü olmaya çalıştığını gayet iyi biliyor.&nbsp;</p>

<p>Sayın Sadıkoğlu, ayın yirmi günü Adana’da benzin istasyonunuzda mazot satarak geçirdiğiniz vakit, Malatya’daki gerçek sorunlardan fersah fersah uzakta olduğunuzun en açık göstergesi değil midir?&nbsp;</p>

<p>Ayda bir iki defa Malatya’ya uğrayıp üç beş konteyner gezerek “esnafın içindeyim” pozu vermeniz artık kimse yemiyor.&nbsp;</p>

<p>Nitekim bu beceriksiz yönetim anlayışınız, önce Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nden, ardından 1. Organize Sanayi Bölgesi yönetiminden el çektirilmenize yol açtı.&nbsp;</p>

<p>Geçmişten bugüne bir çok Vali, Milletvekili, Belediye Başkanı ve sivil toplum kuruluşu ile ters düşmeniz, ortak akıldan ne kadar uzak olduğunuzun ibretlik bir özetidir.&nbsp;</p>

<p>Bugün gelinen noktada, her geçen gün çöküşünüzü izleyen kamuoyu bu &nbsp;şehirde, sizin de inandırıcılığınız kalmadığını çok iyi biliyor.&nbsp;</p>

<p>Sayın Sadıkoğlu, her geçen gün kredinizi tüketerek, uzatmaları oynursunuz ve koltuğu işgal etmeye devam ediyorsunuz. &nbsp;</p>

<p>Her platformda “üyelerimin yanındayım” demekle yetinip topu sürekli birilerine atarak, kendi sorumluluklarınızı görmezden geliyorsunuz.&nbsp;</p>

<p><strong>Laf çok, icraat yok.&nbsp;</strong></p>

<p>6 Şubat depremleriyle yerle bir olmuş Malatya’da devletimizin ve hükümetimizin seferberliği sayesinde bir şantiye alanına dönüştü. &nbsp;</p>

<p>Ayda neredeyse iki bakanın ve onlarca üst düzey yöneticinin ziyaret ettiği bu şehirde, siz ise meşhur mavi telli dosyanızı elinize alıp sözde &nbsp;“Malatya’nın sorunlarını” iletmekten &nbsp;öteye gidemiyorsunuz.&nbsp;</p>

<p>Oysa devletimiz, siyasilerimiz ve belediyelerimiz zaten gereğini yapıyor.&nbsp;</p>

<p>Sayın Sadıkoğlu, Malatya’nın sizin vitrin şovlarınıza değil, samimi çalışmaya ve vizyona ihtiyacı var. &nbsp;</p>

<p>O yüzden diyorum ki:&nbsp;</p>

<p>Gölge yapmayın, yeter!</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 02 Jul 2025 22:55:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“Çaldılar Çocukluğumu Habersiz…”</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/caldilar-cocuklugumu-habersiz-532</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/caldilar-cocuklugumu-habersiz-532</guid>
                <description><![CDATA[“Çaldılar Çocukluğumu Habersiz…”]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ahmet Kaya’nın, kayınbiraderi Yusuf Hayaloğlu ile birlikte kaleme aldığı o yürek sızlatan şiirinde şöyle bir dize geçer..&nbsp;</p>

<p>“Penceresiz kaldım anne, Uçurtmam tel örgülere takıldı, Hani benim gençliğim anne…”&nbsp;</p>

<p>Bir başka mısrada ise bu topraklarda büyüyen binlerce insanın hissiyatına tercüman olur.</p>

<p><strong>&nbsp;““Çaldılar çocukluğumu habersiz…”&nbsp;</strong></p>

<p>Türkiye… Hayallerin çalışmasıyla, umutların tıkanmasıyla meşhur bir ülke. Ve 6 Şubat 2023...&nbsp;</p>

<p>Hepimizin hafızasına kazınmış kara bir tarih. Depremle yerle bir olan 11 şehirden biri de Malatya’ydı.&nbsp;</p>

<p><strong>Depremin ardından yaralar sarılmaya çalışıldı.&nbsp;</strong></p>

<p>İnşa ve ihya kelimeleri dillere pelesenk oldu. Ayda neredeyse bir bakanın ziyaret ettiği Malatya’da ise, bir sembol ortaya çıktı.&nbsp;</p>

<p>Telli mavi dosya. Her gelen bakana, her gelen üst düzey yetkiliye bu dosyalar sunuldu.&nbsp;</p>

<p>Siyasi partilerden sivil toplum kuruluşlarına kadar herkesin elinde aynı manzara.&nbsp;</p>

<p>İçinde Malatya’nın sorunlarını, taleplerini, beklentilerini barındıran o telli mavi dosya.&nbsp;</p>

<p>Ama ne hikmetse, bu dosya üretildiğinden beri böyle bir zulüm görmedi.&nbsp;</p>

<p>Taşıyana yük oldu, verene umut, alana ise sadece bir evrak.&nbsp;</p>

<p>Dosyalar verildi, fotoğraflar çekildi, cümleler kuruldu.&nbsp;</p>

<p>Ama değişen tek şey dosyaların sunulduğu tarihler oldu.&nbsp;</p>

<p>İçindeki taleplerin çözüm bulduğunu, o dosyaların Ankara’da karşılık bulduğunu söylemek zor.&nbsp;</p>

<p><strong>Binlerce insanın hayali, umutları, beklentileri…&nbsp;</strong></p>

<p>Hepsi telli mavi dosyalara sıkıştırıldı.&nbsp;</p>

<p>Ve her defasında o dosyalar, bir çözüm vesikası değil birer fotoğraf nesnesi olarak kaldı.&nbsp;</p>

<p>Dün de yine aynı sahne yaşandı. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç Malatya’ya geldi.&nbsp;</p>

<p>Temaslarda bulundu, programlara katıldı. Ve eline yine bir telli mavi dosya tutuşturuldu.&nbsp;</p>

<p>Malatyalıların hayalleri, bir kez daha Ankara semalarına doğru yola çıktı. Ama artık insanlar yoruldu.&nbsp;</p>

<p>Her dosyada bir umut, her sunumda bir beklenti…&nbsp;</p>

<p><strong>Ama sonuç hep aynı.&nbsp;</strong></p>

<p>Ve böyle zamanlarda ister istemez Ahmet Kaya’nın o dizeleri düşüyor insanın aklına..&nbsp;</p>

<p>“Çaldılar çocukluğumu habersiz…”</p>

<p>Bu ülke nice çocukluklar çaldı, nice gençlikleri yarım bıraktı.&nbsp;</p>

<p>Umarız bir gün, telli mavi dosyalar değil gerçek çözümler, kalıcı icraatlar konuşulur.&nbsp;</p>

<p>Ve Malatya’nın da, bu ülkenin de kaderi değişir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 01 Jul 2025 22:48:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya TSO’da Yaprak Dökümü, Koltuğu Seven Başkan Üyeyi Unuttu!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/malatya-tsoda-yaprak-dokumu-koltugu-seven-baskan-uyeyi-unuttu-531</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/malatya-tsoda-yaprak-dokumu-koltugu-seven-baskan-uyeyi-unuttu-531</guid>
                <description><![CDATA[Malatya TSO’da Yaprak Dökümü, Koltuğu Seven Başkan Üyeyi Unuttu!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Ticaret ve Sanayi Odası’nda vizyonsuz ve beceriksiz başkan Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, sayesinde tarihinin en başarısız dönemine yaşayarak adeta dibe vurdu.</p>

<p>Malatya Ticaret ve Sanayi Odası’nda (MTSO) yönetim her geçen gün çözülüyor, kurumun itibarı eriyor, güven tamamen yerle bir oluyor.&nbsp;</p>

<p>Kurumun başındaki isim Oğuzhan Ata Sadıkoğlu ise bu çöküşün en büyük sorumlusu olarak gösteriliyor.&nbsp;</p>

<p>Çünkü başkanlık koltuğunda oturan Sadıkoğlu, laf üretmekte usta; ancak icraata geldiğinde ortada ne vizyon var ne de sonuç.&nbsp;</p>

<p>6 Şubat Depremlerinin &nbsp;yarattığı büyük yıkımın ardından toparlanmaya çalışan Malatya’da esnaf konteynerlerde yaşam mücadelesi verirken, Başkan Sadıkoğlu çıkıp kamuoyunda “üyelerin haklarını savunuyorum” tiyatrosu oynamaya devam ediyor.&nbsp;</p>

<p>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne (TOBB) dönük “borçları silin” çağrısı yaparak alkış toplamaya çalışan Sadıkoğlu, aynı anda kendi üyelerinden gecikme faizi almayı ise hiç ihmal etmiyor!&nbsp;</p>

<p>Evet, yanlış duymadınız. Üyelerden gelen yoğun şikayetler, haber merkezimize ulaşan sayısız ihbar, Sadıkoğlu’nun gerçek yüzünü gözler önüne seriyor.&nbsp;</p>

<p>Kendi borcunu ödemeye giden üyelerden faiz alınıyor, hem de bu yıkımın ve ekonomik çöküşün ortasında!&nbsp;</p>

<p><strong>Sayın Sadıkoğlu’na soruyoruz:&nbsp;</strong></p>

<p>Madem üyelerin hakkını savunuyorsunuz, neden bu faizi kaldıracak bir meclis kararı almıyorsunuz?&nbsp;</p>

<p>Yoksa o koltukta oturmak için yapılan süslü söylemler, sadece göz boyamak için mi? MTSO artık yönetsel olarak zayıflamış, içten içe çürümeye başlamıştır.&nbsp;</p>

<p><strong>Oda içindeki yaprak dökümü bunun en net göstergesidir.&nbsp;</strong></p>

<p>Başkan Vekili B. Demirel ile yaşanan derin anlaşmazlık sonucu, Demirel’in istifa ettiği ya da görevle tüm bağlarını kopardığı iddiaları kulislerde yüksek sesle konuşuluyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Üstelik yalnızca o değil.&nbsp;</strong></p>

<p>Sadıkoğlu’nun seçim sürecinde omuz omuza yürüdüğü birçok meclis ve yönetim kurulu üyesi de, yaşanan fikir ayrılıkları nedeniyle yollarını ayırmış durumda. Bu vahim &nbsp;tablo, artık gizlenemez, makyajlanamaz hale gelmiştir.&nbsp;</p>

<p>TSO, üyelerine sırtını dönmüş, iç çekişmelere gömülmüş, çözüm üretmekten aciz bir yapıya bürünmüştür.&nbsp;</p>

<p><strong>Bir kez daha çağrımızdır:&nbsp;</strong></p>

<p>Ya üyelerin sorunlarına çözüm üretin, faiz gibi insafsız uygulamalara son verin ya da bu koltuğu gerçekten iş yapacak, üretken ve vizyon sahibi birine bırakın. Malatya’nın artık boş söylemlere ve lafa değil, icraata ihtiyacı var!</p>

<p><img alt="" src="https://www.maldiahaber.com/public/images/detay/IMG_4636.jpeg" style="height:534px; width:732px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 28 Jun 2025 22:07:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir Selfie de Şahnahan da Bekliyoruz!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/bir-selfie-de-sahnahan-da-bekliyoruz-530</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/bir-selfie-de-sahnahan-da-bekliyoruz-530</guid>
                <description><![CDATA[Bir Selfie de Şahnahan da Bekliyoruz!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da siyasi rant çıkar ve menfaat ilişkileri uğruna,Şahnahan Deresi, yıllardır süren bir çevre katilamının yaşandığı bölge halkının feryadı her geçen gün çığ gibi büyüyor.</p>

<p>Şubat 2023… Asrın felaketi olarak kayıtlara geçen Kahramanmaraş merkezli depremler, özellikle Malatya’da derin izler bıraktı.&nbsp;</p>

<p>Aradan geçen zaman içinde, binalar yıkıldı, hafriyatlar kaldırıldı, konutlar inşa edilmeye başlandı. Resmi rakamlar, yıkım ve inşa süreçlerinde ciddi mesafeler alındığını gösteriyor.&nbsp;<br />
<img alt="" src="https://www.maldiahaber.com/public/images/detay/IMG_4639.jpeg" style="height:380px; width:641px" /></p>

<p>Ancak bu tablo, kentin ruhundaki yıkımı onarmaya yetmiyor. Çünkü Malatya, sadece fiziki olarak değil, aynı zamanda siyasi ve sosyal düzlemde de bir enkazla karşı karşıya.&nbsp;</p>

<p><strong>Rakamlar umut verici, ya gerçekler?&nbsp;</strong></p>

<p>Malatya’da 6 bin 670 ağır hasarlı binadan 6 bin 535’inin yıkımı tamamlandı. Toplam 86 bin 510 bağımsız bölümden oluşan 36 bin 10 binanın 33 bin 855’inin enkazı kaldırıldı.&nbsp;</p>

<p>19 Haziran’da yapılacak olan 7. AFAD kurasıyla birlikte 8 bin 65 konut ve 1.097 iş yeri daha hak sahiplerine teslim edilecek.&nbsp;</p>

<p>Bu teslimatla birlikte bugüne kadar teslim edilen bağımsız bölüm sayısı 34 bin 370’e ulaşacak.&nbsp;</p>

<p>Yıl sonuna kadar hedeflenen rakam ise 80 bin. Tüm bu veriler, devletin elindeki görev listesinin bir kısmını tamamladığını gösteriyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Ancak bu başarı tablosunun ardında ciddi sorular var.&nbsp;</strong></p>

<p>Bu süreçte Malatya siyaseti ne yaptı? Deprem sonrası ortaya çıkan olağanüstü şartlarda, halkın seçtiği temsilciler yeterince sahada mıydı?&nbsp;</p>

<p>Yoksa bu süreci sadece sosyal medyada paylaşım yaparak mı geçirdiler?&nbsp;</p>

<p>Vizyon yerine selfie 14 Mayıs 2023 seçimlerinin üzerinden iki yıl geçti, yerel seçimlerin üzerinden ise 1,5 yıl.</p>

<p>Malatya’da bu süre zarfında siyasi isimlerin performansı kamuoyunun gündeminden düşmüyor. Vatandaşın gözü, kentin yeniden ayağa kalkma sürecinde öncülük edecek vizyoner liderler arıyor.&nbsp;</p>

<p>Ancak karşısında bulduğu tablo genellikle şu “Açılışlarda, şantiyelerde, hastanelerde, pastanelerde çekilen sosyal medya paylaşımları.”&nbsp;</p>

<p>Şehrin kalkınmasına somut katkı sunmak yerine, “maşallah – inşallah” ekseninde ilerleyen gösterişli ama boş siyaset tarzı artık halkı tatmin etmiyor.&nbsp;</p>

<p>Malatyalıların çoğu, bu dönemin siyasi figürlerini önümüzdeki seçimde sahnede görmeyeceğimizden emin.&nbsp;</p>

<p>“<strong>Şahnahan Deresi bir çevre katliamının sessizliği”&nbsp;</strong></p>

<p>Malatya’da yalnızca depremin değil, ihmalkârlığın da izleri var. Yeşilyurt ilçesindeki Şahnahan Deresi, yıllardır süren bir çevre felaketinin adresi.&nbsp;</p>

<p>İddiaya göre, 1. Organize Sanayi Bölgesi’nden gelen atıklar, hiçbir arıtma yapılmadan bu dereye bırakılıyor.&nbsp;</p>

<p>Zaman zaman siyaha dönen suyu, keskin kokusu ve doğaya zarar veren etkileriyle bu dere, adeta bölge halkı için zehir saçıyor.</p>

<p>&nbsp;“OSB’lerin hukuk işleriyle hangi siyasiler ilgileniyor bu siyasiler hukukçu mu? &nbsp;</p>

<p>Şahnahanlılar yıllardır seslerini duyurmaya çalışıyor, ama duyulmuyorlar.&nbsp;</p>

<p>Çünkü konu “duygusal”. OSB’lerin hukuk işlerini yürüten hukuk büroları, dereye akan kimyasal atıkların önüne set çekemiyor.&nbsp;</p>

<p>Siyasi irade ise bu konuyu görmezden geliyor. Oysa bu mesele, sadece bir çevre sorunu değil insan sağlığını, yaşam kalitesini ve kamu vicdanını ilgilendiren bir mesele.&nbsp;</p>

<p><strong>Bir Selfie de Şahnahan’da bekliyoruz&nbsp;</strong></p>

<p>Siyasiler şantiyelerde, açılışlarda poz verirken, Malatya’nın gerçek sorunları objektifin dışında kalıyor.&nbsp;</p>

<p>Artık halk, samimiyet istiyor. Eğer gerçekten Malatya’ya hizmet etmekse niyet, o zaman bir selfie de Şahnahan Deresi’nde bekleniyor.&nbsp;</p>

<p>Çünkü gerçek siyaset, sorunların yanında durmayı gerektirir sadece vitrin projelerin önünde değil.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Jun 2025 09:08:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SARI ÖKÜZ’Ü VERDİĞİMİZ GÜN</title>
                <category>Ali Haydar KOYUN</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/sari-okuzu-verdigimiz-gun-529</link>
                <author>alihaydarkoyun@hotmail.com (Ali Haydar KOYUN)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/sari-okuzu-verdigimiz-gun-529</guid>
                <description><![CDATA[SARI ÖKÜZ’Ü VERDİĞİMİZ GÜN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Engellilerin Görünmeyen Savaşı</span></span></em></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Hepimizin bildiği o eski hikâye vardır: Sarı Öküz. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bir zamanlar, düzlük bir ovada huzur içinde yaşayan bir öküz sürüsü vardı. Her biri farklı renkte, farklı boyutta, farklı yapıda olsa da aynı çayırlarda otluyor, aynı tehlikeden kaçıyorlardı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sürü, bir grup aslana karşı varlıklarını korumaya çalışırken, aslanların gözü parlak rengiyle sürünün en dikkat çeken üyesi olan Sarı Öküz’dedir. Aslanlar önce onu gözüne kestirir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Aslanlar, sürü liderine bir teklifle gelir: “Bize Sarı Öküz’ü verin, sizi rahat bırakalım.” Sürü, önce bu teklifi reddeder. Ancak aslanlar tehditlerini artırınca, sürü kendi içinde çatışmaya başlar. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">“Aslanlar Sarı Öküz’ü istiyor.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">“Bir tek onu verelim, yeter ki geri kalanımız güvende kalsın.” diyenler galip gelir ve Sarı Öküz aslanlara teslim edilir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ama işler orada bitmez; aslanlar birer birer diğer öküzleri de istemeye başlar. Sürü, ilk ödünü verdiği anda yenilgiye mahkûm olmuştur. En sonunda ortada ne sürü kalır ne de güvenlik.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu eski halk hikayesi, bugün engellilerin son yıllarda yaşadığı sessiz ve derin hak kayıplarını anlatmak için fazlasıyla uygundur. Sarı Öküz, hepimizin ortak haklarını simgelemektedir. Çünkü bizler de yıllar boyunca birer birer Sarı Öküz’leri verdik. Ve çoğu zaman, bunu yaparken sesimiz çıkmadı. Belki korkudan, belki umutsuzluktan, belki de yalnız bırakıldığımız içindir…</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Başlangıçta Her Şey Umut Gibi Göründü</span></span></em></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">2005 yılında Engelliler Kanunu çıktığında, umut doluyduk. “Artık bizler de varız!” diyorduk. Eğitim, ulaşım, istihdam, erişilebilirlik, bakım hizmetleri… Her şey kâğıt üstünde çok güzeldi. Ama kâğıttan gerçeğe geçerken o umutların ağır aksak yürümeye başladığını gördük.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yıllar geçtikçe, kazanılan bazı haklar tartışmaya açıldı. Önce evde bakım maaşları için “Aile gelirine göre verelim.” dendi. Sonra engelli istihdam kotaları dolmadığı halde görmezden gelindi. Erişilebilirlik düzenlemeleri sürekli ertelemelere kurban gitti.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">“Bütçe kısıtlı, kaynak yetersiz.” dediler.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">“Önce gerçekten ihtiyaç sahibi olana verelim.” dediler.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ama aslında bizden bir parça daha alıyorlardı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ve tüm bunlar olurken bizler sustuk. Tıpkı Sarı Öküz’ü verirken susan sürü gibi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Engelli Hakları: Toplumun Barometresi</span></span></em></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Engelli bireyler, bir toplumun adalet anlayışının en net göstergesidir. Çünkü en kırılgan olanı koruyabiliyorsan, herkesi koruyabilirsin. Engelliler için ulaşım düzenlenmişse, yaşlılar da rahattır. Görme engelliler için yapılmış sesli kütüphaneler, okuma güçlüğü çeken herkesin işine yarar. Erişilebilirlik bir lütuf değil, herkes için ortak yaşamın zorunlu gereğidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ama işte Sarı Öküz'ü verirken bunu düşünmedik. Dedik ki:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">“Zaten çok fazla kişi faydalanıyor, biraz kısılsın zarar gelmez.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">“Devlet ne yapsın, imkânlar bu kadar.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">“Her şeye erişim mi olurmuş?”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ve her bahane bir Sarı Öküz oldu. Her sessizlik, bir ödün.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bugün Geldiğimiz Nokta</span></span></em></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bugün birçok engelli birey haklarına fiilen ulaşamıyor. Hakkı var ama binaya giremiyor. Hakkı var ama asansör çalışmıyor. Hakkı var ama ulaşmak için başvurması gereken dilekçe duvarlarını aşamıyor. Hakkı var ama yalnız.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sarı Öküz'ü verdiğimiz o gün, sadece bir hakkı değil, birbirimize olan sorumluluğumuzu da kaybettik. Bugün erişilebilir bir şehir talep eden bir engelliye destek olmuyorsak, yarın yaşlandığımızda kendi tekerlekli sandalyemizle çıkmaz bir sokakta kalmamız çok da uzak bir ihtimal değildir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Geriye Ne Kaldı?</span></span></em></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Belki Sarı Öküz’ü verdik, ama hikâye henüz bitmedi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Çünkü hâlâ birlikte ayağa kalkma şansımız var.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Çünkü hâlâ, “Artık yeter!” deme gücümüz var.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Engelli bireylerin hakları için ses çıkaran her kişi, sürüyü yeniden bir araya getiren bir adımdır. Kayıplarımızı telafi etmek zor ama imkânsız değil. Bugün bir erişilebilirlik kampanyasına destek verirken, yarın bir engelli bireyin istihdam hakkını savunurken bu mücadeleyi büyütebiliriz.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Unutmayın ki:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sarı Öküz sadece bir metafor değil, bir uyarıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ve bu uyarı hâlâ yankılanıyor:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">“Hak kaybına sessiz kalırsan, sıra sana geldiğinde konuşacak kimseyi bulamazsın.”</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Jun 2025 09:13:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/2023/04/ali-haydar-koyun-1680523451.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya Siyasetinin Efsane ve Unutulmaz İsmi Öznur Çalık!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/malatya-siyasetinin-efsane-ve-unutulmaz-ismi-oznur-calik-528</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/malatya-siyasetinin-efsane-ve-unutulmaz-ismi-oznur-calik-528</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Siyasetinin Efsane ve Unutulmaz İsmi Öznur Çalık!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya siyasetinde iz bırakan isimlerden biri olan Cumhurbaşkanlığı Sosyal Politikalar Kurulu Üyesi Öznur Çalık, şehre ve siyasete olan katkılarıyla bir kez daha gündemde.&nbsp;</p>

<p>İsmet İnönü, Turgut Özal, Hamit Fendoğlu ve Recai Kutan gibi isimlerle birlikte Malatya siyasi tarihine adını altın harflerle yazdıran Çalık, hala halkın hafızasında ve gönlünde özel bir yere sahip.</p>

<p>&nbsp;AK Parti'nin önemli isimlerinden biri olan Öznur Çalık, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte 4. Türkiye Gençlik STK’ları Zirvesi’nde bir araya geldi.&nbsp;</p>

<p>Bu buluşma, Çalık’ın aktif siyaset sahnesindeki etkisini ve Ankara’daki güçlü konumunu bir kez daha ortaya koydu.&nbsp;</p>

<p>Malatya kamuoyunda ise dikkat çekici bir söylem ön plana çıkıyor: “Bu dönem Çalık olmuş olsaydı, Malatya çok daha hızlı toparlanırdı.”&nbsp;</p>

<p>Deprem sonrası toparlanma süreciyle ilgili yapılan bu değerlendirme, halk arasında sıkça dile getiriliyor. Her üç vatandaşın ikisinin bu görüşte olduğu ifade ediliyor.&nbsp;</p>

<p>Öznur Çalık’ın siyasi yolculuğu ve duruşu, halkın gözünde onun sadece bir milletvekili değil, aynı zamanda kalıcı bir değer olduğunun da göstergesi. Bu durum halk arasında sıkça anlatılan "Kavak ve Kabak" hikâyesiyle de özdeşleştiriliyor.&nbsp;</p>

<p>Hikayede, kısa sürede büyüyen fakat kökü sağlam olmayan bir kabak filizi ile yıllar içinde büyüyüp kalıcı hale gelen kavak ağacı karşılaştırılıyor.&nbsp;</p>

<p>Bu anlatımla, siyaset sahnesinde kalıcılığın ve emeğin önemi vurgulanıyor. Malatya’da bir kesim, Öznur Çalık’ın yeniden aktif siyaset sahnesine dönmesini ve hem AK Parti’ye hem de Malatya’ya yeniden hizmet etmesini arzu ediyor.&nbsp;</p>

<p>Uzun yıllar boyunca Malatya’yı TBMM’de temsil eden Çalık, tecrübesi, birikimi ve halkla kurduğu güçlü bağ sayesinde bugün de özlemle anılıyor.&nbsp;</p>

<p>Malatyalıların gurur duyduğu isimlerden biri olarak gösterilen Öznur Çalık’ın, önümüzdeki süreçte siyasette daha aktif bir rol üstlenip üstlenmeyeceği ise merakla bekleniyor.</p>

<p><img alt="" src="https://www.maldiahaber.com/public/images/detay/IMG_4484.jpeg" style="height:534px; width:800px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Jun 2025 23:16:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Engelsiz Bir Ruhun Hikayesi: Ana Victoria Espino De Santiago</title>
                <category>Ali Haydar KOYUN</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/engelsiz-bir-ruhun-hikayesi-ana-victoria-espino-de-santiago-527</link>
                <author>alihaydarkoyun@hotmail.com (Ali Haydar KOYUN)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/engelsiz-bir-ruhun-hikayesi-ana-victoria-espino-de-santiago-527</guid>
                <description><![CDATA[Engelsiz Bir Ruhun Hikayesi: Ana Victoria Espino De Santiago]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Toplum olarak, bireylerin potansiyellerini ve başarılarını kutlamak, bizleri daha kapsayıcı ve anlayışlı bir dünyaya doğru iter. Bu bağlamda, Down Sendromlu genç bir birey olarak hayata meydan okuyan ve kendi yolunu çizen Ana Victoria Espino De Santiago'nun hikayesini kaleme alacağım.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ana Victoria Espino De Santiago, 30 Ocak 1999'da Meksika'nın Zacatecas eyaletinde doğmuş ve Down sendromuyla dünyaya gelmiş bir birey olarak, hukuk alanında tarihi bir başarıya imza atmıştır.&nbsp; </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ana Victoria Espino de Santiago, Down sendromlu bireylerin potansiyelini ve azmini simgeleyen bir figür olarak 2024 yılında Benemérita Universidad Autónoma de Zacatecas'tan (BUAZ) mezun olarak, dünyada Down sendromlu ilk avukat unvanını kazanmıştır.&nbsp; </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ana Victoria'nın eğitimi, ailesinin kararlılığı ve desteğiyle şekillenmiştir. Ailesi, özellikle annesi Marisol de Santiago Ochoa ve babası Jesús Espino Zapata, onun eğitimine büyük bir özveriyle destek olmuş; disiplinli bir çalışma alışkanlığı kazandırmış ve sanata olan ilgisini teşvik etmiştir. İlk ve ortaöğrenimini Instituto Ana Sullivan'da tamamlamış, ardından liseyi çevrimiçi olarak bitirmiştir. Bu süreçte, geleneksel sınıf ortamlarında karşılaşabileceği ayrımcılıklardan korunmuştur.&nbsp; </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Lise eğitimini çevrimiçi olarak tamamlayan Ana Victoria, üniversiteye devam etmek için Benemérita Universidad Autónoma de Zacatecas'a başvurmuştur. 2019 yılında BUAZ'da hukuk eğitimine başlayan Ana Victoria, üniversitenin başlangıçta özel ihtiyaçlarına uygun bir altyapıya sahip olmaması nedeniyle zorluklarla karşılaşmıştır. Ancak, bir <strong><em>“maestra sombra”</em></strong> (gölge öğretmen) olarak adlandırılan özel bir öğretmenin desteğiyle, derslerine düzenli katılım sağlamış ve sınavlara hazırlanmıştır. Bu özel destek, onun akademik başarısında önemli bir rol oynamıştır.&nbsp; </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ana Victoria'nın hukuk alanındaki başarısı, sadece akademik bir zafer değil, aynı zamanda engelli bireylerin toplumsal hayatta daha fazla yer alması gerektiğinin güçlü bir göstergesidir. Henüz mezuniyetinden önce, engelli hakları konusunda farkındalık yaratmak amacıyla çeşitli yasama forumlarına katılmış ve deneyimlerini paylaşmıştır. Bu süreç, onun politikaya olan ilgisini artırmış ve yerel yönetimde engelli bireylerin haklarını savunma arzusunu pekiştirmiştir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Hukuk alanındaki başarılarının yanı sıra, Ana Victoria sanata olan tutkusunu da sürdürmektedir. 2014 yılından itibaren çeşitli resim sergileri düzenlemiş ve <strong><em>“Desde mi cielo”</em></strong> (“Gökyüzümden”) adlı koleksiyonunu Meksika'nın Kongre Binası'nda sergilemiştir. Sanatını, engelli bireylerin sesini duyurmak ve toplumsal farkındalık yaratmak için bir araç olarak kullanmaktadır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ayrıca, engelli bireylerin haklarını savunmak amacıyla çeşitli yasama forumlarına katılmış ve kendi deneyimlerini paylaşmıştır. Bu etkinlikler, onun hukuk alanındaki bilgisini derinleştirmiş ve toplumsal farkındalık yaratmasına katkı sağlamıştır.&nbsp; </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ana Victoria'nın en büyük hedeflerinden biri ise, yerel mecliste milletvekili olarak görev yapmaktır. Bu rol aracılığıyla, engelli bireylerin karar alma süreçlerinde daha fazla temsil edilmesini ve toplumsal eşitliğin sağlanmasını amaçlamaktadır. Kendi ifadesiyle, <strong><em>“Engelimiz, sesimizi, irademizi ve topluma katkı sağlama kapasitemizi susturmaz.”</em></strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ana Victoria'nın başarıları, sadece Meksika'da değil, dünya çapında da takdirle karşılanmıştır. İspanya, Peru ve Şili gibi ülkelerden engelli bireylerin haklarının savunucuları, onun hikâyesinden ilham alarak yerel politikalar ve eğitim sistemlerinde reform taleplerini daha güçlü dile getirmişlerdir. Ana Victoria, uluslararası insan hakları konferanslarına davet edilmekte; hem hukuk hem sanat yoluyla Down sendromlu bireylerin karşılaştığı önyargılara karşı küresel bir farkındalık oluşturmaktadır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sonuç olarak, Ana Victoria Espino De Santiago, sadece bir hukukçu ya da sanatçı değil; sistemin dışladığı bireyler için umut olan bir devrimin simgesidir. Onun yaşamı, <strong><em>“engel”</em></strong> kavramının yeniden tanımlanmasını, eğitimde, istihdamda ve sosyal yaşamdaki ayrımcılıkların sorgulanmasını sağlar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Down sendromlu bireylerin yalnızca şefkat değil, hak talep ettiği bu çağda Ana Victoria, sahici bir öncüdür. Onun yolculuğu, toplumsal kapsayıcılığın ve eşitliğin sadece bir hedef değil, gerçekleşebilir bir gerçeklik olduğunu bizlere kanıtlıyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">“Sınırlar, başkalarının bize koyduğu şeylerdir. Ben ise kendi sınırlarımı tanımıyorum.”</span></span></em></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"> sözlerinin sahibi olan Ana Victoria’nın bu sözü, yalnızca engelli bireyler için değil; tüm insanların içindeki potansiyele, direnç gücüne ve öğrenme azmine ışık tutan evrensel bir çağrıdır.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Jun 2025 09:35:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/2023/04/ali-haydar-koyun-1680523451.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya’da Siyaset, STK ve Bürokrasi Arasındaki Kirli İlişkiler!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/malatyada-siyaset-stk-ve-burokrasi-arasindaki-kirli-iliskiler-526</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/malatyada-siyaset-stk-ve-burokrasi-arasindaki-kirli-iliskiler-526</guid>
                <description><![CDATA[Malatya’da Siyaset, STK ve Bürokrasi Arasındaki Kirli İlişkiler!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>6 Şubat depremlerinin ardından büyük yıkım yaşayan Malatya, yeniden inşa sürecindeyken kentte ortaya atılan iddialar kamuoyunu tedirgin ediyor.&nbsp;</p>

<p>Gazetecilerin ve yerel kaynakların aktardığına göre, şehirde siyaset, bürokrasi, sivil toplum kuruluşları arasında endişe verici bir çıkar ağı oluşmuş durumda. İddialar, 1990’lı yıllardaki benzer karanlık dönemleri akıllara getiriyor.&nbsp;</p>

<p>Yapılan araştırmalarda, bazı siyasi ve bürokratik figürlerin kamu yararına hizmet etmek yerine yasa dışı yapılarla iş birliği yaptığı öne sürülüyor.&nbsp;</p>

<p>Siyaset sahnesinde meşru zeminde faaliyet gösteren bir takım isimler ile bazı sivil toplum temsilcileri ve il başkanlarının büyük ölçekli iş insanlarına “danışmanlık” yaptığı ve de bu ilişkilerden yüksek kazançlar sağladığı iddia ediliyor.&nbsp;</p>

<p>Söz konusu ilişkiler ağı yalnızca siyasetle sınırlı kalmıyor. Malatya’daki bazı sivil toplum kuruluşlarının da bu yapı içinde yer aldığı ve kamu kaynaklarının, özellikle yeniden yapılandırma süreci çerçevesinde ranta dönüştürüldüğü belirtiliyor.&nbsp;</p>

<p>Yerinde dönüşüm projeleri, devlet kurumlarına yapılan malzeme tedarikleri ve organize sanayi bölgesindeki bazı fabrika işletmeleriyle ilgili ciddi usulsüzlük şüpheleri gündeme geldi.&nbsp;</p>

<p>Kentteki bazı kamu kurumlarında görev yapan müdürlerin, görevlerini kötüye kullanarak ihalelerden kişisel çıkar sağladığı siyasi bağlantılarını kullanarak görevlerini sürdürdüğü ve bu süreçte “vefa borcu” adı altında dönen ilişkiler sayesinde dolar bazında gelir elde ettikleri iddialar arasında yer alıyor.&nbsp;</p>

<p>Son olarak Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaşandığı ileri sürülen ve milyonlarca liralık kamu zararına yol açtığı belirtilen “lens vurgunu” kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Ancak olayla ilgili şimdiye kadar herhangi bir adli ya da idari işlem yapılmadığı, sorumlular hakkında herhangi bir yaptırım uygulanmadığı ifade ediliyor.&nbsp;</p>

<p>Malatya’da yaşanan bu gelişmeler, vatandaşların siyaset kurumuna, bürokrasiye ve sivil toplum kuruluşlarına olan güvenini derinden sarsmış durumda.&nbsp;</p>

<p>Şehirdeki bu karanlık ilişkiler ağının, Malatya’nın yeniden ayağa kalkmasının önündeki en büyük engel olduğu değerlendirmeleri yapılıyor.&nbsp;</p>

<p>Kamuoyunda “Malatya Brezilya mı oluyor?” yorumlarına neden olan bu iddialar, şehirdeki yaşamı her geçen gün daha da zorlaştırıyor.&nbsp;</p>

<p>Vatandaşlar ise bir an önce bu olumsuz gidişata dur denilmesini bekliyor.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Jun 2025 06:26:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KÜLLER ARASINDA KALAN ÇOCUKLAR</title>
                <category>Ali Haydar KOYUN</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/kuller-arasinda-kalan-cocuklar-525</link>
                <author>alihaydarkoyun@hotmail.com (Ali Haydar KOYUN)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/kuller-arasinda-kalan-cocuklar-525</guid>
                <description><![CDATA[KÜLLER ARASINDA KALAN ÇOCUKLAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Gazze’de Bir Soykırımın Gölgesinde Engellilik ve Hayat</span></span></em></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bir halk düşünün… Gökyüzünden yağan bombaların altında nefes almaya çalışan. Bir anne düşünün… Kucağında sarılı bir battaniye, ama içi artık soğuk mu soğuk. Bir çocuk düşünün… Artık top oynayamayacak, peşinden koşamayacak. Çünkü bacağı yok. Çünkü kardeşi yok. Çünkü arkadaşı yok. Çünkü ev diye bir şey kalmamış.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Gazze'de yaşananlar yalnızca bir savaşın değil, bir halkın sistematik şekilde yok edilmeye çalışıldığı bir soykırımın adıdır. Dünyanın suskun kaldığı bu çığlıkların ortasında, ölüm istatistik olmaktan çıkıyor, her biri bir hayat, bir umut, bir gelecek demek oluyor. Binlerce insan öldü. Halen de ölmeye, öldürülmeye devam ediyor. Ama öldürülemeyenler de tam anlamıyla hayatta bırakılmadı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Çünkü hayatta kalmak, yaşamak anlamına gelmiyor Gazze’de.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bombaların altında kalan binlerce insanın bedenleri parçalandı. Kolunu, bacağını, gözünü, sesini kaybetti insanlar. Kimileri bir daha yürüyemeyecek. Kimileri artık göremeyecek. Kimileri annesinin adını hatırlayamayacak kadar ağır travmalarla baş başa kaldı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Çocuklar… o küçücük bedenleriyle artık oyun değil, acı taşıyorlar içlerinde. Onlar artık yalnızca yetim değil, sakat bir geleceğin mahkumları.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bir bacağın eksikliğiyle değil, oyuncaklarının parçalandığı anla eksiliyor çocuklukları. İsrail’in Gazze’ye uyguladığı bu insanlık dışı saldırılar sadece ölümleri değil, yaşayan ölüler yarattı. Engelli kalan binlerce insanın rehabilitasyon hakkı, tedavi hakkı yok. Çünkü hastane yok. Tekerlekli sandalye yok. Protez yok. Çünkü kuşatma var. Sessizlik var. Ve bu sessizlik, ölümden daha gürültülü…</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu bir savaş değil. Bu, yavaşlatılmış bir imhadır. Kademe kademe yapılan bir sistematik yok ediştir. Her bombada sadece bir bina değil, bir uzuv, bir ses, bir düş, bir koltuk değneği ihtiyacı doğuyor. İnsanlar sadece acı içinde değil, çaresizlik içinde yaşıyor. Hayatta kalmanın bir başka cezası da, bedeninle mahkum edilmek.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Engellilik, Gazze’de bir sonuç değil sadece, bir silah. Kalıcı hale getirilen bir travma, bir kuşak kırımı. Bu savaşın hedefinde sadece fiziksel varlıklar değil, insanın yürüyüşü, koşuşu, sarılışı, gülüşü var. Özellikle de çocuklar… Yeryüzünün en büyük sessiz çığlığı onlardan yükseliyor. Bacaklarını kaybeden, gözlerini yitiren, konuşmayı unutacak kadar çok ağlayan çocuklar…</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Gazze’de bir çocuk artık rüyasında uçmaz. Uçak sesinden korkar. Bir çocuk artık koşmaz, çünkü ne ayakkabısı vardır ne yolu. Bir çocuk artık büyümez, çünkü bedenine sığmayan bir acıyla yaşar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Büyümek artık bir yük burada. Yaşamak, bir görev. Nefes almaksa, neredeyse bir suç.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ve bu suçun faili, sadece bombaları gönderen eller değildir. Suskun kalan her diplomasi masası, görmezden gelen her ekran, denge arayan her açıklama da bu yıkımın suç ortaklarıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bugün Gazze’de engelli bir beden sadece bir sağlık durumu değildir. Bir tanıklıktır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İnsanlık adına verilen son sınavın, vicdanların çöküşünün ve umudun yerle bir oluşunun sessiz bir belgesidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bir koltuk değneği orada, yalnızca yürüyemeyen bir çocuğu değil, yürüyemeyen bir adaleti taşır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bir tekerlekli sandalye, yalnızca bir bedeni değil, hareketsiz kalan bir dünyayı taşır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu bir çağrıdır. Bu yazı değil, bir ağıttır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İnsanlığın gözlerini kapadığı bu trajedide, gözlerini, kollarını, bacaklarını kaybeden insanlara borçluyuz. Unutmamayı, susturmamayı, susmamayı borçluyuz.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ve her sakat bırakılmış bedende yankılanan bir çığlık var:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">“Beni öldürmediler, ama yaşatmıyorlar da.”</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Jun 2025 10:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/2023/04/ali-haydar-koyun-1680523451.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya Hızla Toparlanıyor, Yeniden Ayağa Kalkıyor</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/malatya-hizla-toparlaniyor-yeniden-ayaga-kalkiyor-524</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/malatya-hizla-toparlaniyor-yeniden-ayaga-kalkiyor-524</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Hızla Toparlanıyor, Yeniden Ayağa Kalkıyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Değerli Maldia Okurları,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yeni bir sayımızda daha sizlerle buluşmanın heyecanı ve gururunu yaşıyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Her yeni sayımızda, Malatya’mızın sesini duyurmaya, yaşanan gelişmeleri sizlerle buluşturmaya ve umutları birlikte büyütmeye devam ediyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">6 Şubat 2023 tarihinde yaşadığımız büyük depremlerin üzerinden tam iki yıl geçti. O kara günde yaşanan yıkımın izleri hâlâ hafızalarımızda taze. Ancak her zorluk gibi, bu büyük felaketin ardından da ayağa kalkmayı bilen, dirayetiyle örnek olan bir şehir var: Malatya.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bugün geldiğimiz noktada, Malatya adeta dev bir şantiyeye dönüşmüş durumda. Devletimizin güçlü iradesi ve milletimizin sarsılmaz dayanışma ruhu sayesinde, şehir yeniden inşa ediliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Konutlardan iş yerlerine, altyapıdan sosyal yaşam alanlarına kadar her alanda hummalı bir çalışma yürütülüyor. Şehrin dört bir yanında yükselen yeni yapılar, yalnızca beton ve demir değil; aynı zamanda umudun, kararlılığın ve yeniden doğuşun sembolü olarak yükseliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yetkililer, yıl sonuna kadar büyük oranda konut ve iş yerlerinin tamamlanarak hak sahiplerine teslim edilmesini hedefliyor. Bu çabanın başarıyla sonuçlanması, Malatya’nın yalnızca fiziksel olarak değil, ekonomik ve sosyal açıdan da eski canlı günlerine dönüşünü hızlandıracaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Elbette bu süreçte bizlere de düşen görevler var: Sabırlı olmak, desteklemek ve yeniden kurulan bu yapının bir parçası olmaktan çekinmemek. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu sayımızın kapağında da bu dönüşüm sürecine katkı sağlayan önemli bir isme yer verdik: Malatya’da 20 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren Polatlar İnşaat’ın Yönetim Kurulu Başkanı Özcan Polat. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Genç yaşına rağmen inşaat sektöründe ciddi başarılara imza atan Polat, özellikle 6 Şubat depremlerinden sonra hayata geçirdiği yerinde dönüşüm projeleriyle dikkat çekiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yıkımın ardından sadece inşaat değil, umut da inşa eden bu tür girişimciler, Malatya'nın geleceğinde çok önemli bir role sahip olacaklar. Kendisine ve ekibine çalışmalarında başarılar diliyor, verdikleri emek için teşekkür ediyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Elbette yeniden ayağa kalkmak sadece binaların yapılmasıyla sınırlı değil. Esnaftan çiftçiye, öğrenciden memura kadar toplumun her kesiminin bu süreçte desteklenmesi, sosyal dokunun güçlendirilmesi ve kültürel hayatın canlandırılması da büyük önem taşıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hep birlikte, omuz omuza vererek bu zor dönemin üstesinden gelmeyi sürdüreceğiz. Son olarak, yaklaşmakta olan mübarek Kurban Bayramı’nın tüm İslam âlemine hayırlar getirmesini diliyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Birlik ve beraberliğin, dayanışma ve kardeşliğin en güçlü şekilde hissedildiği bayramlarda buluşmak umuduyla…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Her yeni gün, daha güçlü bir Malatya için atılmış bir adımdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sağlıcakla kalın.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Değerli Maldia Okurları,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yeni bir sayımızda daha sizlerle buluşmanın heyecanı ve gururunu yaşıyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Her yeni sayımızda, Malatya’mızın sesini duyurmaya, yaşanan gelişmeleri sizlerle buluşturmaya ve umutları birlikte büyütmeye devam ediyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">6 Şubat 2023 tarihinde yaşadığımız büyük depremlerin üzerinden tam iki yıl geçti. O kara günde yaşanan yıkımın izleri hâlâ hafızalarımızda taze. Ancak her zorluk gibi, bu büyük felaketin ardından da ayağa kalkmayı bilen, dirayetiyle örnek olan bir şehir var: Malatya.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bugün geldiğimiz noktada, Malatya adeta dev bir şantiyeye dönüşmüş durumda. Devletimizin güçlü iradesi ve milletimizin sarsılmaz dayanışma ruhu sayesinde, şehir yeniden inşa ediliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Konutlardan iş yerlerine, altyapıdan sosyal yaşam alanlarına kadar her alanda hummalı bir çalışma yürütülüyor. Şehrin dört bir yanında yükselen yeni yapılar, yalnızca beton ve demir değil; aynı zamanda umudun, kararlılığın ve yeniden doğuşun sembolü olarak yükseliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yetkililer, yıl sonuna kadar büyük oranda konut ve iş yerlerinin tamamlanarak hak sahiplerine teslim edilmesini hedefliyor. Bu çabanın başarıyla sonuçlanması, Malatya’nın yalnızca fiziksel olarak değil, ekonomik ve sosyal açıdan da eski canlı günlerine dönüşünü hızlandıracaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Elbette bu süreçte bizlere de düşen görevler var: Sabırlı olmak, desteklemek ve yeniden kurulan bu yapının bir parçası olmaktan çekinmemek. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu sayımızın kapağında da bu dönüşüm sürecine katkı sağlayan önemli bir isme yer verdik: Malatya’da 20 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren Polatlar İnşaat’ın Yönetim Kurulu Başkanı Özcan Polat. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Genç yaşına rağmen inşaat sektöründe ciddi başarılara imza atan Polat, özellikle 6 Şubat depremlerinden sonra hayata geçirdiği yerinde dönüşüm projeleriyle dikkat çekiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yıkımın ardından sadece inşaat değil, umut da inşa eden bu tür girişimciler, Malatya'nın geleceğinde çok önemli bir role sahip olacaklar. Kendisine ve ekibine çalışmalarında başarılar diliyor, verdikleri emek için teşekkür ediyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Elbette yeniden ayağa kalkmak sadece binaların yapılmasıyla sınırlı değil. Esnaftan çiftçiye, öğrenciden memura kadar toplumun her kesiminin bu süreçte desteklenmesi, sosyal dokunun güçlendirilmesi ve kültürel hayatın canlandırılması da büyük önem taşıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hep birlikte, omuz omuza vererek bu zor dönemin üstesinden gelmeyi sürdüreceğiz. Son olarak, yaklaşmakta olan mübarek Kurban Bayramı’nın tüm İslam âlemine hayırlar getirmesini diliyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Birlik ve beraberliğin, dayanışma ve kardeşliğin en güçlü şekilde hissedildiği bayramlarda buluşmak umuduyla…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Her yeni gün, daha güçlü bir Malatya için atılmış bir adımdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sağlıcakla kalın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 01 Jun 2025 18:29:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Akçadağlılara Bir Dokunduk Bin Ah İşittik!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/akcadaglilara-bir-dokunduk-bin-ah-isittik-523</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/akcadaglilara-bir-dokunduk-bin-ah-isittik-523</guid>
                <description><![CDATA[Akçadağlılara Bir Dokunduk Bin Ah İşittik!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Zaman zaman insan bir ilçeye uğrar, sokaklarında yürür, çarşısında oturur, bir çay içer ama ayrılırken yüreğinde bir ağırlık hisseder.&nbsp;</p>

<p>İşte Akçadağ ziyareti bende tam da bu duyguyu bıraktı. Güzel insanları, bereketli toprakları, kömbesiyle pilavıyla damak çatlatan mutfağı…&nbsp;</p>

<p>Ancak tüm bu güzelliklerin ardında biriken öfke, kırgınlık ve hayal kırıklığı da görülmeyecek gibi değildi.</p>

<p>İlçe ilçe dolaşıp memleketin nabzını tutmaya çalışıyoruz. Bu kez durağımız Malatya’nın Akçadağ ilçesiydi.&nbsp;</p>

<p>Gittiğimiz her yerde insanlar biraz dertli, biraz umutsuz ama hala beklentilerini dile getirmekten vazgeçmiş değiller.&nbsp;</p>

<p>Akçadağ’da ise bu sesler biraz daha yüksek, biraz daha öfkeli çıkıyor.</p>

<p>6 Şubat depreminin üzerinden iki yıla aşkın süre geçti ama Akçadağ hala o büyük yıkımın enkazını sadece fiziksel değil, ruhsal anlamda da taşıyor. Gönül isterdi ki bu yaraları hızlıca saralım.&nbsp;</p>

<p>Ama görünen o ki, vatandaşın yarasına pansuman olacak ne bir el uzanmış ne de bir söz söylenmiş.</p>

<p>Konuştuğumuz hemen her esnafın dilinde eski milletvekili Öznur Çalık vardı. “Defalarca Çalık'ı çok arıyoruz ifadelerini dinledik.&nbsp;</p>

<p>Yeni dönemde ise sadece Bülent Tüfenkci’nin ilçeye az da olsa kulak verdiği dile getirildi.&nbsp;</p>

<p>Geriye kalan milletvekilleri içinse “Seçimden sonra bir daha uğramadılar,” serzenişi hakim. Kırsalda yaşayan vatandaşlar özellikle bu ilgisizlikten şikayetçi.&nbsp;</p>

<p>“Akçadağ beş mahalleden ibaret değil,” diyorlar. Bu cümle aslında çok şey anlatıyor temsil edilmeyen, görülmeyen, duyulmayan bir ilçenin haykırışı gibi.</p>

<p>Belediye Başkanı Hasan Ulutaş’ın çalışmaları ise halk nezdinde karşılık bulmuş gibi görünüyor. “Başkan çalışıyor ama...” ile başlayan cümlelerin sonu genellikle yarım kalmış köy evleri ve geciken projelere bağlanıyor.&nbsp;</p>

<p>Yani takdir var ama sabır tükenmek üzere. Özellikle köy evlerinin inşasında ciddi eksikliklerin olduğu, teslimatların yavaş ilerlediği ve vatandaşın bir kış daha geçirecek güçte olmadığı ifade ediliyor.</p>

<p><strong>Bir de yeni çarşı meselesi var.&nbsp;</strong></p>

<p>Teslimatlar gecikmiş, esnaf mağdur. Bu durum ekonomik olarak zaten zorlanan küçük işletmeleri iyice bunaltmış. Üstüne bir de zirai don darbesi yemiş kayısılar… Moral yerlerde.</p>

<p>En çarpıcı serzenişlerden biri ise şu oldu: “Seçim bitti, milletvekili bir daha kırsala uğramadı.” İlçe sadece beş merkez mahalleden ibaret değil elbette, ama kırsal tamamen unutulmuş gibi. Bu kırgınlık, önümüzdeki dönemde siyasi tercihlerde farklı sonuçlar doğurabilir gibi görünüyor.&nbsp;</p>

<p><strong>CHP’ye oy verme ihtimali dillendiriliyor artık açık açık.</strong></p>

<p>Bizi en çok düşündüren ise bu kadar parçalanmış, kırgın ve beklenti içinde bir ilçe görüntüsüydü.&nbsp;</p>

<p>Ancak her karanlık tablonun içinde bir renk vardır derler ya, Akçadağ’da da bu renk bir pizzada saklıydı.</p>

<p>Evet, yanlış duymadınız: pizza&nbsp;</p>

<p>Kömbe ve meşhur Akçadağ pilavının ardından, Belediye sosyal tesislerinde üretilen pizzaya ilginin her geçen gün arttığını görmek bizi hem şaşırttı hem gülümsetti.&nbsp;</p>

<p>Türk mutfağına ait olmayan bu lezzet, Akçadağ’ın kendine has dokunuşuyla farklı bir boyuta taşınmış. İnce hamuru, uygun fiyatı ve beklenmedik lezzetiyle pizzanın adı artık Akçadağ’la birlikte anılmaya başlamış.&nbsp;</p>

<p>Hatta şehir merkezinden gelenlerin dahi bu pizzayı tatmak için Akçadağ’a uğradığını öğrenmek, gastronomik anlamda ilçenin yeni bir hikaye yazabileceğini düşündürdü.</p>

<p>Akçadağ, derin sorunlar ve çözülemeyen yaralarla boğuşsa da, içindeki potansiyeli ve samimiyetiyle hala ayakta durmaya çalışıyor. Bir dokunduk, bin ah işittik…</p>

<p>Umarım önümüzdeki günlerde hem hizmette hem de sosyal hayatta bu güzel ilçeden daha çok güzel haberler gelir.&nbsp;</p>

<p>Çünkü Akçadağ, sadece coğrafi değil, kültürel ve ekonomik olarak da çok değerli bir ilçemiz..</p>

<p>https://www.maldiahaber.com/haber/akcadaglilara-bir-dokunduk-bin-ah-isittik-43547</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 30 May 2025 21:45:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya Siyasetinde Fetret Devri!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/malatya-siyasetinde-fetret-devri-522</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/malatya-siyasetinde-fetret-devri-522</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Siyasetinde Fetret Devri!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya'da, &nbsp;son yıllarda, özellikle siyasi temsil ve yerel hizmetler noktasında, halk arasında belirgin bir memnuniyetsizlik gözlemlenmektedir.&nbsp;</p>

<p>Bu memnuniyetsizlik, şehrin siyasi tarihinde “en kısır dönemlerinden biri” olarak nitelendirilen bir sürecin yaşandığı yönünde yorumlara neden olmakta.</p>

<p>AK Parti Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci, bu süreçte öne çıkan ve kentin Ankara’daki sesi olmayı sürdüren yegane isim olarak öne çıkararak &nbsp;eski Gümrük ve Ticaret Bakanlığı görevinden bu yana Malatya’nın gündemini yakından takip eden, yatırım ve kalkınma projeleriyle ilgilenen bir siyasi figür olarak varlığını sürdürüyor.&nbsp;</p>

<p>Milletvekili Tüfenkci’nin Zirai Don Komisyonu’nda başkanvekili olarak seçilmesi, önemli ve dikkat çekici bir gelişmedir.&nbsp;</p>

<p>Malatya gibi tarıma dayalı bir ekonomiye sahip şehir için don olayları büyük bir ekonomik tehdit oluştururken, Tüfenkci’nin bu komisyondaki konumu, bölge çiftçisinin sesi olma noktasında yeni bir fırsat sunmaktadır.</p>

<p>Tüfenkci'nin bu komisyonda etkin bir şekilde görev alması, sadece Malatya için değil, don tehlikesiyle karşı karşıya olan diğer tarım bölgeleri için de olumlu etkiler yaratabilir.</p>

<p>Ancak birçok vatandaşın gözünde, Tüfenkci'nin çabaları bile Malatya’nın bugünkü siyasi durağanlığını telafi etmeye yetmiyor.</p>

<p>Bu tablo, özellikle geçmişte şehri yıllarca TBMM’de temsil eden ve etkin siyasi çalışmalarıyla adından söz ettiren Öznur Çalık’ın dönemleriyle karşılaştırıldığında daha belirgin hale geliyor.&nbsp;</p>

<p>Çalık’ın aktif dönemlerinde Malatya’nın Ankara nezdindeki temsiliyeti daha güçlü olarak algılanıyordu. Bugün gelinen noktada ise, Malatya halkı geçmişteki etkin temsilin eksikliğini hissediyor; bu da kamuoyunda “Öznur Çalık’ı mumla arıyoruz” şeklindeki yorumların artmasına neden oluyor.</p>

<p>Malatya’nın siyasi temsil gücünün zayıfladığına dair bu algının temelinde, sadece bireysel temsilcilerin değil, genel anlamda bölgeye yönelik kamu yatırımlarının azalması, yerel sorunların çözümünde yavaşlık ve vatandaşla temas eksikliği gibi unsurlar yatıyor.&nbsp;</p>

<p>Halkın, doğrudan hayatına dokunan hizmetleri görmek istemesi, temsilcilerden sadece meclis çalışmaları değil, aynı zamanda sahada varlık göstermelerini de beklemesi oldukça doğal.<br />
<br />
Bu bağlamda Malatya’nın geleceği açısından siyasi aktörlerin daha etkin, koordineli ve şeffaf bir çalışma anlayışı benimsemeleri büyük önem taşıyor.&nbsp;</p>

<p>Gerek mevcut milletvekillerinin, gerekse yerel yöneticilerin halkla daha güçlü bir bağ kurmaları ve Malatya’nın potansiyelini açığa çıkaracak adımları hızla atmaları gerekiyor.&nbsp;</p>

<p>Aksi takdirde, şehirdeki bu siyasi durgunluk algısı daha da derinleşebilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 22 May 2025 21:14:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hassasiyetinize Teşekkür Ederim Sn. Valimiz  Seddar Yavuz</title>
                <category>Ali YİĞİT</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/hassasiyetinize-tesekkur-ederim-sn-valimiz-seddar-yavuz-521</link>
                <author>aliyigit44@gmail.com (Ali YİĞİT)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/hassasiyetinize-tesekkur-ederim-sn-valimiz-seddar-yavuz-521</guid>
                <description><![CDATA[Hassasiyetinize Teşekkür Ederim Sn. Valimiz  Seddar Yavuz]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>06 Şubat asrın felaketini yaşadığımız depremin ikinci yarısında şehrimize atanarak göreve geldi.<br />
Hani deyim yerindeyse iğneden ipliğe dağ gibi sorunları olan bir şehre hizmet etmenin zorluğunun aşikar olduğu bir şehir.<br />
Zorluklar insanı güzelleştirir..<br />
Zorlukları başarmak gönülden gönüle köprü kurmaktır.<br />
Zorlukları başarmak tarihte iz bırakmaktır.<br />
Zorlukları başarmak hizmetin dua'ya zuhur halidir.<br />
<strong>Zorlukları başarmak &nbsp;makamın yükünü almaktır.</strong><br />
Makamını koltuk ile duvar arasına sıkıştırmayanlar zorlukları başaranlardır.<br />
Sn Valim gerek sık sık &nbsp;muhtar toplantıları yaparak mahallelerin sorunlarını, gerekse &nbsp;STK ve ilgili kurum müdürleri ile &nbsp;şehrimizin sorunlarını yaptığınız toplantılar ile gündeminize alarak sorunlara çözüm bulmaktasınız.<br />
Karanlık şehir istemiyorum diyerek şehrin aydınlatılmasına, ağır hasarlı yıkılmayan bina kalmayacak talimatı ile yıkımların alabildiğine hızlanmasına.<br />
İnsanların can tehlikesi boyutuna ulaşan başıboş sokak köpeklerinin toplatılması talimatı ve daha bir çok sorun gündeminizde ve takibinizdedir.<br />
Şehrin bütün paydaşları ile sağlamış olduğunuz uyumlu çalışma sorunların hızlı çözümüne katkı sunmaktadır.<br />
Sahada olmak, sorunların muhatapları ile birebir görüşmek insan odaklı &nbsp;hizmetin rucu halidir.<br />
Yeri geldiğinde devlet disiplinini ( toplantıya geç gelen müdürün toplantıya alınmaması) yeri geldiğinde devletin cezai müeyyidesini, yeri geldiğinde devletin şefkat elini, yeri geldiğinde devletin &nbsp;nezaket dilini bir çok konuda gözlemledik ve yaşadık.<br />
Hassasiyet arz eden konuların sizlere ulaştırıldığında konunun takibini yaptırdığınızı, şahsi telefonunuzu insanlarla paylaşmaktan imtina etmediğiniz alışılagelmiş kamu görevlisi tabusunu yıktınız dersem &nbsp;yanılmış olmayız diyebilirim.<br />
Geçen bir vatandaş abi bende Malatya valisinin telefonu var bir konu için yazdım valla geri dönüş yaptı ne diyeceğimi şaşırdım diye içtenlikle anlatıyordu.<br />
Yeter ki insana gönülden dokun o gönül karşılık bulur.<br />
Kalın sağlıcakla</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 20 May 2025 23:27:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/ali-yigit.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Din Tacirlerinin Nasırına mı Bastık Ne</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/din-tacirlerinin-nasirina-mi-bastik-ne-520</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/din-tacirlerinin-nasirina-mi-bastik-ne-520</guid>
                <description><![CDATA[Din Tacirlerinin Nasırına mı Bastık Ne]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İnsanoğlu, yaratılışından bu yana daima kendisine bir ilah arayışı içerisinde olmuştur.&nbsp;</p>

<p>Bu eğilim, tarih boyunca farklı biçimlerde tezahür etmiş kimi zaman gök cisimlerine, kimi zaman hayvanlara, hatta kendi elleriyle yaptığı nesnelere tapma şeklinde kendini göstermiştir.&nbsp;</p>

<p>Ne var ki bu kutsal arayış, insanlık tarihi boyunca istismara da açık hale gelmiştir.&nbsp;</p>

<p>Din, bir inanç ve yöneliş sistemi olmanın ötesinde, zaman zaman kişisel veya toplumsal çıkarların aracı haline gelmiştir.&nbsp;</p>

<p>Tarihin her döneminde olduğu gibi günümüzde de dinin istismar edilmesi, yani “din tacirliği” adı verilen olgu karşımıza çıkmaktadır.&nbsp;</p>

<p>Bu kişiler, az bir dini bilgiyle ve gösterişli bir dış görünüşle (örneğin sakal, cübbe vb.) kendilerini şeyh, hoca, alim gibi sıfatlarla tanıtmakta ve halkın dini duygularını sömürmektedir.&nbsp;</p>

<p>Ne yazık ki bu durum yalnızca bireysel değil, medya ve siyaset gibi toplumun geniş kesimlerini etkileyen alanlarda da kendisini göstermektedir.&nbsp;</p>

<p>Özellikle yerel basında, muhafazakar veya dindar görünüm altında faaliyet gösteren bazı sözde yazar ve çizerler, dini söylemleri kendi çıkarları doğrultusunda kullanmakta ve kamuoyunu yanlış yönlendirmektedir.&nbsp;</p>

<p>Bu kişiler, yazılarına besmeleyle başlayıp dua ile bitirmelerine rağmen; içeriklerinde dinin özüyle bağdaşmayan, istismar odaklı bir dil kullanmakta ve dini değerleri araçsallaştırmaktadır.&nbsp;</p>

<p>Geçtiğimiz günlerde AK Parti Malatya İl Başkanı Avukat Ali Bakan’ın yaşadığı sağlık sorunuyla ilgili bilgi içeren bir yazı kaleme almıştık.&nbsp;</p>

<p>Bu yazının yayınlanmasının ardından, din tacirliğiyle ilişkisi olan bazı çevrelerin, bu duruma farklı anlamlar yükleme çabası dikkat çekici olmuştur.&nbsp;</p>

<p>Özellikle sözde dindar görünümlü bazı siyasilerin desteklediği yazarlar, Başkan Ali Bakan’ı adeta bir “dertler deryasında sandal” olarak sunma gayretine girmiştir.&nbsp;</p>

<p>Din tacirlerinin gayretlerini gayet iyi anlıyoruz. Ama endişeleri yersiz çünkü din tacirleri her koşulda yol almasını bilen yetenekli insanlardır.&nbsp;</p>

<p>Fî emanillah.&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 17 May 2025 14:56:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Zihinlerdeki Engeli Aşmak</title>
                <category>Ali Haydar KOYUN</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/zihinlerdeki-engeli-asmak-519</link>
                <author>alihaydarkoyun@hotmail.com (Ali Haydar KOYUN)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/zihinlerdeki-engeli-asmak-519</guid>
                <description><![CDATA[Zihinlerdeki Engeli Aşmak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Toplumun Bakış Açısı Dönüşmeden Engelli Sorunları Çözülemez</span></span></em></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Engellilik, yalnızca bireyin fiziksel veya zihinsel farklılıklarından kaynaklanan bir durum değildir. Aksine, engellilik, büyük ölçüde toplumun bu farklılıklara yönelik tutumları, oluşturduğu engeller ve sergilediği ayrımcı davranışlar neticesinde ortaya çıkar. Kaldırımda olmayan rampa, işaret dili bilmeyen bir görevli, önyargıyla yaklaşan bir işveren… Tüm bunlar, engelli bireylerin toplumsal hayata eşit ve etkin katılımını engelleyen, zihinlerdeki engellerin somut yansımalarıdır. Dolayısıyla, engelli sorunlarına kalıcı çözümler üretmek için öncelikle toplumun engellilere karşı olan kökleşmiş bakış açısını dönüştürmek hayati bir zorunluluktur.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Önyargıların Gölgesinde Yaşamak:</span></span></em></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Toplumun engellilere yönelik bakış açısı, genellikle acıma, küçümseme, görmezden gelme veya aşırı korumacılık gibi olumsuz duygular ve düşünceler üzerine kuruludur. Bu önyargılar, engelli bireylerin potansiyellerini ve yeteneklerini gölgelemekte, onları "yapamaz", "başaramaz", "muhtaç" gibi etiketlerle sınırlamaktadır. Medyada sıklıkla karşılaşılan "yardıma muhtaç engelli" imgesi, engelli bireyleri aktif ve üretken bireyler olmaktan ziyade, sürekli destek bekleyen pasif figürler olarak konumlandırmaktadır. Bu tür temsiller, toplumun bilinçaltına yerleşerek, engelli bireylere yönelik olumsuz algıları pekiştirmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Önyargılar sadece bireysel tutumlarda değil, aynı zamanda kurumsal ve yapısal düzeyde de kendini göstermektedir. Eğitim sisteminden iş hayatına, ulaşımdan sosyal hizmetlere kadar birçok alanda engelli bireylerin ihtiyaçları yeterince dikkate alınmamakta, ayrımcı uygulamalar devam etmektedir. Örneğin, birçok okul ve iş yeri fiziksel olarak erişilebilir olmamakla kalmayıp, engelli öğrencilerin veya çalışanların farklı öğrenme ve çalışma biçimlerine uyum sağlayacak esnek yaklaşımlardan da yoksundur. Bu durum, engelli bireylerin eğitim ve istihdam olanaklarından eşit şekilde yararlanmasını engellemekte ve onları toplumsal hayattan dışlamaktadır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Zihinsel Dönüşümün Önemi:</span></span></em></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Engelli sorunlarına gerçek ve sürdürülebilir çözümler üretebilmek için, öncelikle toplumun zihnindeki bu olumsuz algıları ve önyargıları yıkmak gerekmektedir. Bu zihinsel dönüşüm, engelliliğin bir eksiklik veya kusur değil, insan çeşitliliğinin doğal bir parçası olduğu anlayışının benimsenmesiyle başlayacaktır. Engelli bireylerin de her insan gibi farklı yeteneklere, ilgi alanlarına ve hayallere sahip olduğu, topluma katabilecekleri sayısız değer olduğu gerçeği kabul edilmelidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu dönüşüm süreci, çok yönlü ve uzun soluklu bir çaba gerektirmektedir. Eğitimden medyaya, sivil toplum kuruluşlarından kamu kurumlarına kadar tüm paydaşların aktif rol alması önemlidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Eğitim: Çocukluktan itibaren engellilik konusunda doğru ve bilinçli bilgiler verilerek, empati ve saygı duygularının geliştirilmesi sağlanmalıdır. Kapsayıcı eğitim uygulamaları yaygınlaştırılarak, engelli ve engelsiz öğrencilerin bir arada öğrenme ve sosyalleşme imkanları artırılmalıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Medya: Engelli bireylerin gerçek yaşam öykülerini, başarılarını ve karşılaştıkları zorlukları dengeli ve gerçekçi bir şekilde yansıtarak, olumlu rol modeller oluşturulmalı ve stereotipler yıkılmalıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sivil Toplum Kuruluşları: Engelli hakları konusunda farkındalık yaratma çalışmaları yürütmeli, engelli bireylerin güçlenmesine yönelik projeler geliştirmeli ve politika oluşturma süreçlerine aktif olarak katılmalıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kamu Kurumları: Engelli dostu politikalar üretmeli, erişilebilirlik standartlarını titizlikle uygulamalı ve engelli bireylere yönelik hizmetlerin kalitesini artırmalıdır. Ayrımcılığı önleyici yasal düzenlemeler hayata geçirilmeli ve etkin bir şekilde uygulanmalıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Zihinsel Engeller Kalkınca Ne Olur?</span></span></em></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Toplumun engellilere karşı bakış açısı olumlu yönde değiştiğinde, engelli sorunlarının çözümüne yönelik yaklaşımlar da kökten farklılaşacaktır. Acıma ve yardımseverlik odaklı yaklaşımların yerini, hak temelli ve güçlendirici bir anlayış alacaktır. Engelli bireyler, kendi hayatları hakkında söz sahibi olan, aktif ve katılımcı vatandaşlar olarak görülmeye başlanacaktır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Zihinsel engellerin kalkmasıyla birlikte:</span></span></em></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Erişilebilirlik: Sadece fiziksel değil, bilgiye, iletişime ve hizmetlere erişilebilirlik de temel bir hak olarak kabul edilecek ve bu yönde somut adımlar atılacaktır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Eğitim ve İstihdam: Engelli bireylerin yeteneklerine uygun eğitim alma ve istihdam edilme olanakları artacak, potansiyellerini tam olarak gerçekleştirmelerinin önü açılacaktır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sosyal Katılım: Engelli bireylerin sosyal, kültürel ve sportif etkinliklere katılımı kolaylaşacak, toplumsal hayatta aktif rol almaları desteklenecektir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bağımsız Yaşam: Engelli bireylerin kendi kararlarını alarak bağımsız bir yaşam sürmeleri için gerekli destek mekanizmaları geliştirilecektir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sonuç olarak, engelli sorunları karmaşık ve çok boyutludur. Ancak bu sorunların temelinde, toplumun engellilere yönelik kökleşmiş olumsuz bakış açısı yatmaktadır. Gerçek ve kalıcı çözümler üretmek için öncelikle zihinlerdeki engeli aşmak, engelliliği insan çeşitliliğinin doğal bir parçası olarak kabul etmek ve engelli bireylere yönelik önyargıları yıkmak zorundayız. Toplumun bakış açısı dönüşmeden, yapılan her türlü düzenleme ve iyileştirme eksik kalacak, engelli bireylerin toplumsal hayata eşit ve etkin katılımı hayal olmaya devam edecektir. Unutmamalıyız ki, gerçek engellilik, bireyin farklılıklarından değil, toplumun bu farklılıklara karşı oluşturduğu bariyerlerden kaynaklanır. Bu bariyerleri kaldırmak ise, ancak zihinlerde başlayacak bir dönüşümle mümkündür.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 14 May 2025 11:08:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/2023/04/ali-haydar-koyun-1680523451.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İl Başkanı Ali Bakan’ın Tedavi Süreci Aylar Sürebilir</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/il-baskani-ali-bakanin-tedavi-sureci-aylar-surebilir-518</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/il-baskani-ali-bakanin-tedavi-sureci-aylar-surebilir-518</guid>
                <description><![CDATA[İl Başkanı Ali Bakan’ın Tedavi Süreci Aylar Sürebilir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle hastaneye kaldırılan AK Parti Malatya İl Başkanı Avukat Ali Bakan’ın tedavisinin uzun sürebileceği öğrenildi.&nbsp;</p>

<p>Teşkilat yetkilileri tarafından yapılan açıklamada ise Başkan Bakan, yoğun bakımdan servise alındı.&nbsp;</p>

<p>Ali Bakan'ın yaklaşık 3.5 aylık görev süresince başarılı çalışmalara imza atarak gönüllere girmeyi başarmıştı.</p>

<p>Sayın Bakan'a geçmiş olsun dileklerimi ileterek, bir an önce sağlığına kavuşmasını temenni ediyorum.&nbsp;</p>

<p>Alınan bilgilere göre Ali Bakan’ın yaşadığı rahatsızlık, basit bir sağlık sorunu değil.&nbsp;</p>

<p>Başkanın sol tarafında felç meydana geldiği ve uzmanlar tarafından yaklaşık 5 ay sürecek bir fizik tedavi sürecine ihtiyaç duyacağı belirtiliyor.&nbsp;</p>

<p>Söz konusu sağlık durumunun, Malatya siyaseti açısından da önemli sonuçlar doğurabileceği ifade ediliyor.&nbsp;</p>

<p>Siyasette 5-6 aylık bir süreç uzun bir zaman dilimi olarak kabul edilirken, AK Parti Malatya İl Başkanlığı gibi kritik bir makamda yaşanabilecek boşlukların hem parti teşkilatı hem de şehir yönetimi açısından sıkıntı oluşturabileceği dile getiriliyor.&nbsp;</p>

<p>Özellikle 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından yaşanan zirai don olayları ve şehrin mevcut ekonomik sorunları göz önüne alındığında, Malatya’da güçlü bir il teşkilatına duyulan ihtiyaç daha da artmış durumda.&nbsp;</p>

<p>İl başkanlığının etkinliğini kaybetmesi durumunda, parti içerisindeki uyumun ve milletvekilleriyle olan koordinasyonun da zayıflayabileceği ifade ediliyor.&nbsp;</p>

<p>AK Parti kurmaylarının, Başkan Bakan’ın sağlık durumunu bir süre daha izleyerek değerlendirmelerde bulunacağı ve ilerleyen süreçte makamın durumu hakkında bir karar vereceği öğrenildi.&nbsp;</p>

<p>Kamuoyunda ve teşkilat içinde, Başkan Ali Bakan’ın en kısa sürede sağlığına kavuşarak görevine dönmesi yönünde güçlü bir temenni bulunsa da, siyasetin temennilerle değil, gerçeklerle yönetildiği belirtiliyor.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 07 May 2025 22:13:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sadıkoğlu ve Kılıç Tribüne Oynamaya Devam Ediyor</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/sadikoglu-ve-kilic-tribune-oynamaya-devam-ediyor-517</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/sadikoglu-ve-kilic-tribune-oynamaya-devam-ediyor-517</guid>
                <description><![CDATA[Sadıkoğlu ve Kılıç Tribüne Oynamaya Devam Ediyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><img alt="" src="https://www.maldiahaber.com/public/images/detay/IMG_2975(1).jpeg" style="height:534px; width:732px" />Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu ile Malatya Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Yunus Kılıç, son günlerde dondan zarar gören kayısı üreticileri için ortaya çıkıp, ellerinde dosyalarla dostlar pazarda görsün hesabı (!) geçerek “çiftçinin hakkını savunuyoruz” mesajı vermeye çalışması dikkatlerden kaçmıyor.&nbsp;</p>

<p>Ancak bu çıkışlar, kamuoyunda gerçek bir çözüm arayışından ziyade tribünlere oynanan göstermelik hamleler olarak kamuoyuna dilden dile konuşuluyor.&nbsp;</p>

<p>Sayın Sadıkoğlu, Malatya’daki görevinden çok, Adana’daki özel işlerini takip ederek, akaryakıt istasyonu ve dinlenme tesisleriyle ilgileniyor. &nbsp;</p>

<p>Dosyalar ellerinde reklam peşinde koşuyorlar!&nbsp;</p>

<p>6 Şubat depremleri sonrası sanayici ve esnafa hiç bir katkı sunma başarısı gösteremeyen Başkan Sadıkoğlu,ayda iki defa Malatya’ya uğrayıp, sosyal medyada birkaç esnaf ziyaretini paylaşarak, ardından basına yapılan açıklamalar ve servis edilen bültenler ile kamuoyuna “Malatya’da çalışıyor” algısı yaratmaya çalışıyor. &nbsp;</p>

<p>Ancak Malatyalı sanayiciler ve esnaflar bu kısa ziyaretlerin Televizyon programları, basın açıklamaları ve sosyal medya şovlarının artık farkında.&nbsp;</p>

<p>Dahası, geçtiğimiz günlerde Malatya’ya gelen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın havaalanındaki karşılamada yaşanan bir diyalog da dikkat çekiciydi.&nbsp;</p>

<p>İddialara göre, Cumhur ittifakının bir Malatya milletvekili, Sadıkoğlu’na dönerek sen TSO, başkanısın tarafsız olman gerekiyor “Her ortamda CHP ağzıyla konuşuyorsun” diyerek sert bir şekilde uyarıda bulunmuş.&nbsp;</p>

<p>Milletvekili’nin bu uyarısı, Sadıkoğlu’nun siyasi duruşu ve tarafsızlığı konusunda da ciddi soru işaretlerini beraberinde getirdi. &nbsp;</p>

<p>Malatya Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Yunus Kılıç da ne yazık ki benzer bir tutum içerisinde.&nbsp;</p>

<p>Çiftçiye, üreticiye doğrudan katkı sunacak projeler geliştirmek yerine, sosyal medya ve basın kuruluşlarına demeçler vererek günü kurtarmaya çalışıyor. &nbsp;</p>

<p>Gerçek Çözüm Yok,Tribün Mesasi Çok!&nbsp;</p>

<p>Malatya’da üreticinin yaşadığı sorunlara somut çözümler sunmak yerine basın açıklamalarıyla algı yönetmeye çalışmak, tarım sektörünü ileriye taşımaz.&nbsp;</p>

<p>Sonuç olarak, Malatya’da üreticinin, esnafın ve çiftçinin gerçek temsilcilerine ihtiyacı var.&nbsp;</p>

<p>Tribünlere oynamakla değil, sürekli sanayci esnaf ve üretici ile ortak hareket ederek ve çözüm üretmekle bu şehir ayağa kalkar!.</p>

<p><img alt="" src="https://www.maldiahaber.com/public/images/detay/7e29942b-5395-4fcd-be83-7302bfae69e8.jpeg" style="height:764px; width:800px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 21 Apr 2025 08:22:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Malatya’nın Ablasına Yeni Görev</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/cumhurbaskani-erdogandan-malatyanin-ablasina-yeni-gorev-516</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/cumhurbaskani-erdogandan-malatyanin-ablasina-yeni-gorev-516</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Malatya’nın Ablasına Yeni Görev]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya siyasetinin ulu çınarı, tecrübeli siyasetçi Öznur Çalık Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Sosyal Ve Gençlik Politikaları Kurulu üyeliğine atandı.</p>

<p>Resmi Gazete’de, Cumhurbaşkanlığı politika kurullarına yönelik yapılan atamalar yayımlandı.&nbsp;</p>

<p>10 ayrı kurula toplam 140 isim Cumhurbaşkanı Erdoğan imzası ile atandı.&nbsp;</p>

<p>Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 21'inci maddesi kapsamında, Cumhurbaşkanlığı politika kurulu üyeliklerine atamalar gerçekleştirildi.&nbsp;</p>

<p>Malatya siyasetinin ulu çınarı, tecrübeli siyasetçi Öznur Çalık Sosyal Ve Gençlik Politikaları Kurulu üyeliğine atandı.&nbsp;</p>

<p>Öznur Çalık’ın aralarında bulunduğu Sosyal Ve Gençlik Politikaları Kurulu üyelikleri şu isimlerden oluştu,&nbsp;</p>

<p>“ Abdulkadir Özbek, Doç. Dr. Ahmet Özdinç, Ali Arif Özzeybek, Prof. Dr. Celalettin Vatandaş, Ebru Baybara Demir, Prof. Dr. Emine Özmete, Hayati İnanç, İdris Kardaş, Dr. İpek Coşkun Armağan, Prof. Dr. Kemal Sayar, Dr. Murat Yılmaz, Öznur Çalık, Prof. Dr. Recep Yıldız, Şahika Ercümen, Tarkan Zengin, Prof. Dr. Veysel Bozkurt” &nbsp;Çalık’ın yeni görevi Malatya'da sevinç ile karşılandı.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 20 Apr 2025 07:13:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bu Kafa mı Malatya’yı Ayağa Kaldıracak!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/bu-kafa-mi-malatyayi-ayaga-kaldiracak-515</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/bu-kafa-mi-malatyayi-ayaga-kaldiracak-515</guid>
                <description><![CDATA[Bu Kafa mı Malatya’yı Ayağa Kaldıracak!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatyalı yeni yetme bir politikacının portresi?!..</p>

<p>Bir siyasetçi düşünün kendi seçim bölgesinde partisinin seçimi kayıp etmesi için çalışma yapsın buna rağmen kazanılan seçim başarısına sahip çıkmaya çalışan sözde bir siyasetçi..&nbsp;</p>

<p>Bir siyasetçi düşünün AK Parti’nin Malatya’daki emektar kadroları ile partili milletvekili arkadaşlarına iftira atmak için gazetecilere yönlendirme yapsın..&nbsp;</p>

<p>Bir siyasetçi düşünün İlçe belediye Başkanının yıpratılması için basınla lobi yapsın, doneler versin..&nbsp;</p>

<p>Bir siyasetçi düşünün seçim bölgesindeki Muhtarlar Derneği Seçimlerine müdahil olarak mahalle muhtarlarını birbirine düşüren bir siyasetçi..&nbsp;</p>

<p>Bir siyasetçi düşünün en ufak eleştirilere tahammül edemeyerek “beni eleştirmeyin sizlere para vereyim “ diyen bir siyasetçi.. &nbsp;</p>

<p>Günübirlik gazetecilere çeşitli hediyeler göndererek “bültenlerimi” yayınlarmısınız diyen bir siyasetçi..&nbsp;</p>

<p>Bir siyasetçi düşünün kamuoyu araştırma şirketlerine “yüklü ödemeler yaparak” en başarılı siyasetçi seçilmek için çalışma yapsın..&nbsp;</p>

<p>Bir siyasetçi düşünün sadece mesleğini icra ederek eleştirilerde bulunan “gazetecileri tebaası” ile ölümle tehdit eden...&nbsp;</p>

<p>Satın alamadığı tetikçiliği ret eden kalemleri hedef yaparak olayı itibar suikastına kadar taşıyan &nbsp;yeni yetme sözde dindar bir siyasetçi düşünün…&nbsp;</p>

<p>Küçükkürne Mahallesi’ne bırakılsa 4 ay da kent merkezine ulaşması mümkün olmayacak seçim bölgesinde 4 kabile adı dahi telaffuz edemeyecek herbogolok bir siyasetçi düşünün... &nbsp;<br />
Başka sorum yok..</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 12 Apr 2025 21:53:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya’da Boykot Çağrısına, Sesiz Kalan Sadıkoğlu’na Tepkiler Çığ Gibi</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/malatyada-boykot-cagrisina-sesiz-kalan-sadikogluna-tepkiler-cig-gibi-514</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/malatyada-boykot-cagrisina-sesiz-kalan-sadikogluna-tepkiler-cig-gibi-514</guid>
                <description><![CDATA[Malatya’da Boykot Çağrısına, Sesiz Kalan Sadıkoğlu’na Tepkiler Çığ Gibi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu’nun, CHP tarafından başlatılan boykot çağrısı eylemine sesiz kalmasına Sanayici ve esnaflar tarafından büyük tepki gösteriliyor.</p>

<p>Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu’nun, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yolsuzluk soruşturmasının ardından CHP tarafından başlatılan boykot çağrılarına sessiz kalması, Malatya’daki sanayiciler ve esnaflar arasında büyük tepkiye neden oldu.&nbsp;</p>

<p>Türkiye genelinde birçok Ticaret ve Sanayi Odası, MÜSİAD ve çeşitli sivil toplum kuruluşları (STK), sanayinin siyasi tartışmaların dışında tutulması gerektiğini vurgulayarak, bu boykot çağrısının ülke ekonomisine zarar vereceğini dile getirdi.&nbsp;</p>

<p>Malatya’da da MÜSİAD, Ticaret Borsası ve MAGİNDER gibi önemli STK’lar bu boykot çağrısına sert tepki gösterdi.&nbsp;</p>

<p>Ancak Malatya Ticaret ve Sanayi Odası’nın bu konuda sessiz kalması, Malatya’da birçok soru işaretini beraberinde getirdi. &nbsp;</p>

<p>Başkan Oğuzhan Ata Sadıkoğlu’nun, son dönemde Malatya’da daha az vakit geçirdiği ve işlerinin büyük bir kısmını Adana ile İstanbul’da işlerinin başında geçirdiği bilinen bir gerçek.&nbsp;</p>

<p>Özellikle 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından Malatya’daki sanayici ve esnafa yeterli desteği vermediği gerekçesiyle eleştirilen Sadıkoğlu’na yönelik tepkiler giderek büyüyor.&nbsp;</p>

<p>Sanayici ve esnaflar, “Böylesine önemli ve kritik bir konuda TSO neden sessiz kalıyor?&nbsp;</p>

<p>Sanayicinin, esnafın ve ekonominin geleceğini etkileyen bu boykot çağrısına neden bir açıklama yapmıyor? Yoksa Veli abisinden mi çekiniyor?” yorumları yapılıyor!&nbsp;</p>

<p>Kaynak Linki = https://www.maldiahaber.com/haber/malatyada-boykot-cagrisina-sessiz-kalan-sadikogluna-tepkiler-cig-gibi-43169</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 06 Apr 2025 23:53:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Polis Haftası</title>
                <category>Ali YİĞİT</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/polis-haftasi-513</link>
                <author>aliyigit44@gmail.com (Ali YİĞİT)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/polis-haftasi-513</guid>
                <description><![CDATA[Polis Haftası]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Polis Teşkilatının 175 inci yıldönümü..<br />
Kutlamalar konuşmalar, tebrikler, sosyal medya paylaşımları &nbsp;bir hafta boyunca devam eder..<br />
Mesleğin getirmiş olduğu sorumluluk gereği istisnalar hariç sabır küpleri diyebiliriz.<br />
Trafik çevirmelerinde neler ile karşılaşıldığına çoğu kez şahit olmuşluğumuz vardır.<br />
Sen benim kim olduğumu biliyormusun çıkışına artık aşina olduk.<br />
Toplumsal olayları önlemede olmadık tahrik edilmeler vs devam edip gider.<br />
Koca şehirdir menfur bir olay arkasından klavye kahramanları iş başındadır.<br />
Şehir teksasa döndü "Polis" nerede..<br />
Polis takiptedir, polis operasyondadır, polis trafik kazalarındadır, polis hırsızları kovalamaktadır, polis kaçakçıları takiptedir.</p>

<p><strong>Sadece adli vakalarda mı '' Polis'' vardır.</strong></p>

<p>Vatandaşımızda genel kanaat bu yöndedir.</p>

<p>Oysa polis' e yüklenmiş o kadar görev var ki; birçoğumuz bunun farkında bile olmayız.</p>

<p>Katili, hırsızı, uyuşturucuyu, arsızı, teröristi, firariyi yakala.</p>

<p><strong>Sadece bunlar mı?</strong></p>

<p>Spor karşılaşmalarını, konseri, yılbaşı eğlencelerini, mitingleri bekle.</p>

<p>Metruk evleri kontrol et, yüksek sesle müzik dinleyenleri uyar, parklarda etrafa rahatsızlık veren kişilere işlem yap, trafikte oluşan sıkışıklığı gider, kurallara uymayanlara ceza kes, kayıp kişilerin ailesini araştır, adli evrakların takibini yap, koruma taleplerini karşıla, ve daha o kadar çok var ki sayacak, huzur ve güven için gece gündüz demeden canını feda etmekten çekinmeyen 'Polis' için ne kadar anlatsak azdır.</p>

<p>Mesela pandemi döneminde karantinaya alınan mahallelerde 24 saat esaslı nöbet tutmak, evden çıkamayanlar için ihtiyaçlarını evlere götürmek görevini dahi polis üstlenmişti.<br />
Depremde gece gündüz sahada olduklarını hep birlikte gördük. Ağır hasarlı evlere güvenlik şeridi çekmek, hasarlı evlerin tebligatını yapmak sadece iki örnek.</p>

<p>Bir taraftan asli görevi olan adli görevleri yerine getirirken diğer taraftan insani ve vicdani görevlerini gönüllülük esasına binaen yapmaktan geri durmayan,<br />
engellilerin yanında, yaşlıların kolunda,yardıma muhtacın kapısında çocukların sevincinde polisleri görürüz.<br />
Bütün zorluklara rağmen görevlerini layıkıyla yerine getiren polislerimize şükranlarımızı sunarım.<br />
&nbsp;</p>

<p>Bunları belirttikten sonra altını çizmek istediğim husus ise klavye kahramanları..</p>

<p>Hani adli bir olay olunca geçerler klavye başına şehir teksasa döndü. Bu şehirde yaşanmaz.</p>

<p><strong>Polis ne yapıyor naraları atarlar..</strong></p>

<p>Polis yukarıda açıklanan operasyonları yapıyor.</p>

<p><strong>Polis gece gündüz çalışıyor.</strong></p>

<p>Polis hiç bir olaya göz yummaz, yakalar işlemini yapar &nbsp;yargıya teslim eder.</p>

<p>Polis yakalıyor adamlar diğer kapıdan çıkıyor söylemini duyarız çoğu zaman..</p>

<p><strong>Polis yargı değil..</strong></p>

<p>Polisin görevi yakalamak ve yargıya teslim etmektir.<br />
Mesai kavramı bilmeden insanımızın rahat ve huzuru için gece gündüz çalışan polis teşkilatımızın 175 inci yılını kutlarım.<br />
Yolları açık Allah yardımcıları olsun.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 06 Apr 2025 23:52:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/ali-yigit.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Başkan Er’in Kararlı Duruşu, Rant Medyasını Rahatsız Etmeye Devam Ediyor</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/baskan-erin-kararli-durusu-rant-medyasini-rahatsiz-etmeye-devam-ediyor-512</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/baskan-erin-kararli-durusu-rant-medyasini-rahatsiz-etmeye-devam-ediyor-512</guid>
                <description><![CDATA[Başkan Er’in Kararlı Duruşu, Rant Medyasını Rahatsız Etmeye Devam Ediyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’in göreve başlamasının üzerinden bir yıl geçti.&nbsp;</p>

<p>Bir yıllık performansına baktığımızda, Başkan Er’in iyi niyetle, gecesini gündüzüne katarak Malatya için çalıştığını görüyoruz.&nbsp;</p>

<p>Başkan Er'in Eksikleri var mı?&nbsp;<br />
Elbette var.&nbsp;</p>

<p>Kamuoyunda bazı vatandaşların “Bekleneni veremedi” şeklinde yorumlar yaptığı da bir gerçek.&nbsp;</p>

<p>Ancak, büyük bir yıkımın ardından yerle bir olmuş bir şehirde belediye başkanlığı yapmanın ne kadar zor olduğunu göz ardı etmemek gerekir.&nbsp;</p>

<p>Başkan Er’in en büyük sıkıntılarından biri, hala tam anlamıyla güçlü bir ekip kuramaması.&nbsp;</p>

<p>Örneğin, genel sekreter atamasının hâlâ yapılmamış olması, kamuoyunda soru işaretleri bırakıyor.&nbsp;</p>

<p>Fakat tüm bu eksikliklere rağmen Başkan Er’in Malatya’ya hizmet noktasında gece gündüz çalıştığını ve büyük bir çaba sarf ettiğini de gözlemliyoruz.&nbsp;</p>

<p>Ancak Başkan Er, bazı “trol kalemşörler” ve “tetikçi medya”nın hedefinde..&nbsp;</p>

<p>Daha önceki yönetim dönemlerinde belediyeden reklam, tanıtım, danışmanlık ve baskı işleri adı altında büyük paralar alan bazı medya kuruluşları ve gazeteciler, Başkan Er’den istediklerini alamayınca saldırıya geçmişti, Bu çevreler, bir yıldır sistemli bir şekilde Başkan Er’i eleştirerek saldırmaya devam ediyor.&nbsp;</p>

<p>Ancak Başkan Er, geri adım atmadan kararlı bir duruş sergilemesi ve bu tavrı vatandaşlar ile kamuoyunda takdirle karşılanıyor.&nbsp;</p>

<p>Başkan Er, bazı marjinal medya gruplarına, trollerine ve kalemşörlerine karşı dik durmaya devam edecek mi? &nbsp;</p>

<p>Bakalım önümüzdeki süreçte neler yaşanacağını hep birlikte göreceğiz.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 05 Apr 2025 02:45:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya’da İhya ve İnşa Çalışmaları Hızla Devam Ediyor</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/malatyada-ihya-ve-insa-calismalari-hizla-devam-ediyor-511</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/malatyada-ihya-ve-insa-calismalari-hizla-devam-ediyor-511</guid>
                <description><![CDATA[Malatya’da İhya ve İnşa Çalışmaları Hızla Devam Ediyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili okurlar,</p>

<p>Bir kez daha sizlerle buluşmanın mutluluğunu yaşıyorum.&nbsp;</p>

<p>Malatya, 6 Şubat 2023’te yaşanan büyük depremin ardından hızla toparlanmaya ve yeniden inşa edilmeye devam ediyor. Şehrin dört bir yanında hummalı bir çalışma var; devletimiz tüm imkânlarını seferber etmiş&nbsp;<br />
durumda.&nbsp;</p>

<p>Malatya, yaralarını hızla sarmaya çalışırken aynı zamanda geleceğe de umutla bakıyor.</p>

<p>Bu süreçte, şehrin ekonomik ve sosyal yapısına katkı sunan sivil toplum kuruluşlarının rolü büyük. İşte bunlardan biri de kısa sürede Malatya’nın en etkili sivil toplum kuruluşları arasına giren Malatya Girişimci İş İnsanları Derneği (MAGİNDER). Dernek Başkanı Salih Karademir önderliğinde yürütülen çalışmalar, Malatya’nın kalkınmasına önemli katkılar sunuyor.&nbsp;</p>

<p>MAGİNDER’in yönetiminde Malatya’nın değerli iş insanları yer alırken, onursal başkanlığını ise Malatya’ya olan hizmetleriyle tanınan Hayırsever İş İnsanı Vahap Küçük üstleniyor. Bu güçlü yapılanma, derneğin ne kadar etkili ve kararlı bir şekilde yol aldığını gözler önüne seriyor.<br />
MAGİNDER’in en önemli&nbsp;<br />
projelerinden biri, Malatya’ya bir çimento fabrikası kazandırmak. Bu yatırım, hem istihdam sağlayacak hem de kentin ekonomik kalkınmasına önemli&nbsp;<br />
bir ivme kazandıracak. Çalışmaların büyük bir hızla devam ettiğini öğrenmek ise&nbsp;<br />
bizler için sevindirici bir gelişme. Bununla birlikte, dernek sadece sanayi ve ekonomi alanında değil, sosyal projelerle de dikkat çekiyor. Eğitime destek projeleri, genç girişimcilere sağlanan&nbsp;<br />
rehberlik hizmetleri ve Malatya’nın ticari potansiyelini artırmaya yönelik çalışmaları ile MAGİNDER, sadece bugünü değil geleceği de inşa ediyor.</p>

<p>Malatya, tarihi ve kültürel dokusuyla her zaman Doğu Anadolu’nun gözbebeği olmuştur.</p>

<p>&nbsp;Ancak, şehirler sadece tarihi değerleriyle değil, ekonomik gücü ve toplumsal dayanışmasıyla da büyür ve gelişir. İş dünyasının böylesine güçlü bir şekilde el ele vermesi, Malatya’nın geleceği için büyük bir umut kaynağı. Üretim, istihdam ve yatırım alanlarında yapılan çalışmaların artarak devam etmesi, Malatya’yı yeniden ayağa kaldırmakla kalmayacak, bölgenin en güçlü ekonomik merkezlerinden biri haline&nbsp;<br />
getirecektir.</p>

<p>Bu tür girişimlerin ve projelerin daha da büyüyerek devam etmesini diliyorum. MAGİNDER yönetimi başta olmak üzere, bu zorlu süreçte Malatya için elini taşın altına koyan herkese gönülden teşekkür ediyorum.</p>

<p>Ayrıca, mübarek Ramazan Bayramı’nın tüm İslam âlemine hayırlar getirmesini diliyorum.&nbsp;</p>

<p>Birlik ve beraberlik içinde, dayanışmanın en güzel örneklerini sergileyerek nice bayramlara ulaşmak dileğiyle…<br />
Sağlıcakla kalın…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Mar 2025 11:10:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya’da Sağlıkta Başarılı, Eğitimde İse Dibe Vurdu!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/malatyada-saglikta-basarili-egitimde-ise-dibe-vurdu-510</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/malatyada-saglikta-basarili-egitimde-ise-dibe-vurdu-510</guid>
                <description><![CDATA[Malatya’da Sağlıkta Başarılı, Eğitimde İse Dibe Vurdu!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya, 6 Şubat 2023 depremlerinin yıkıcı etkilerine rağmen sağlık alanında gösterdiği başarıyla kamuoyunda konuşulurken, eğitimde ise dibe vurması velilerin tepkisine neden oluyor.</p>

<p>İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Battalgazi Devlet Hastanesi gibi önemli sağlık kurumları, bölgenin sağlık hizmetlerinde öncü bir rol oynuyor.&nbsp;</p>

<p>Uzman kadrolar ve liyakate dayalı atamalar sayesinde sağlık sektörü, kriz dönemlerinde bile güçlü bir yapı sergiliyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Ancak aynı başarıyı eğitim alanında görmek mümkün değil.&nbsp;</strong></p>

<p>Eğitimde Liyakat Sorunu Sağlık sektöründeki başarının temelinde ehliyetli yöneticiler ve uzman kadrolar bulunurken, eğitim alanında ise tam tersi bir durum söz konusu.&nbsp;</p>

<p>Malatya’da eğitimde yaşanan sorunların başında liyakat eksikliği, yanlış kadrolaşma ve etkisiz yönetim geliyor. FETÖ/PDY yapılanmasının tasfiye edilmesinin ardından oluşan boşluğun bazı siyasi ve sözde dini gruplarla doldurulduğu iddiaları, eğitim sisteminde yeni krizlerin ortaya çıkmasına neden oluyor.&nbsp;</p>

<p>Eğitim alanında görev yapan bazı yöneticilerin, yetkinlik yerine siyasi ve dini referanslarla atanması, okullardaki disiplini ve kaliteyi olumsuz etkiliyor.&nbsp;</p>

<p>İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün bu tür kadrolaşmalara göz yumması, eğitimdeki başarısızlığın temel nedenlerinden biri olarak görülüyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Vali Galip Demirel Ortaokulu’nda Neler Oluyor?&nbsp;</strong></p>

<p>Malatya’nın Yeşilyurt ilçesindeki Vali Galip Demirel Ortaokulu’nda yaşananlar, eğitimdeki sorunları gözler önüne seriyor.&nbsp;</p>

<p>Okul müdürü Hamit Kapan ve ekibinin okulda adeta bir “saltanat” kurduğu, öğrenciler arasında ayrımcılık yaptığı ve disiplini sağlama bahanesiyle baskıcı bir yönetim sergilediği dilden dile konuşuluyor.&nbsp;</p>

<p>Yaşanan Depremler sonrası zor günler geçiren ve çocuklarının eğitimi konusunda endişelenen veliler, okul yönetiminin öğrencilere yeterli destek vermediğini düşünüyor.&nbsp;</p>

<p>Veliler, şu şekilde tepkilerini dike getirerek, okul idaresi sorunlu veya sorun çıkaran &nbsp;öğrencilere destek sağlamak yerine, okuldan uzaklaştırmak için ellerinden gelen gayreti gösteriyorlar.&nbsp;</p>

<p>Zor durumda olan bir çok veli imkanlarını kullanarak çocuklarını özel okullara göndermek zorunda bırakılıyor!&nbsp;</p>

<p><strong>Milli Eğitim Müdürü Çaresiz mi?&nbsp;</strong></p>

<p>İddialara göre, Malatya İl Milli Eğitim Müdürü Behçet Bakır, bazı okul yöneticilerinin arkasındaki siyasi veya bürokratik güç nedeniyle yetersiz kaldığı için bu tür sorunlara müdahale edemiyor.&nbsp;</p>

<p>Eğitimde liyakatin göz ardı edilmesi, hem öğrencilerin hem de velilerin geleceğe dair umutlarını kırıyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 22 Mar 2025 07:27:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Akçadağ Yönünü Tüfenkci’ye Döndü!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/akcadag-yonunu-tufenkciye-dondu-509</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/akcadag-yonunu-tufenkciye-dondu-509</guid>
                <description><![CDATA[Akçadağ Yönünü Tüfenkci’ye Döndü!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya siyasetinin en etkin isimlerinden AK Parti Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci Akçadağ’a gerçekleştirdiği ziyarette büyük bir ilgi ile karşılandı.&nbsp;</p>

<p>Geçtiğimiz aylarda Akçadağ’da gerçekleştirilen Muhtar Derneği seçimlerine müdahil olarak aday çıkaran ve mahalle muhtarları arasında önemli bir ayrışmaya neden olduğu kaydedilen İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak’ın Akçadağ’daki kan kaybı sürüyor.&nbsp;</p>

<p>Son genel seçimlerde Akçadağlıların büyük bir beklenti ile destek verdiği lakin daha sonra hayal kırıklığı yaşadığı Milletvekili Ölmeztoprak aylardır Akçadağ’a giremezken bugün ilçeyi ziyaret eden AK Parti Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci’yi adeta Akçadağlılar bağrına bastı.&nbsp;</p>

<p>AK Parti’deki özgün ağırlığı ile öne çıkan Tüfenkci bir dizi temaslarda bulunduğu Akçadağ’da birleştirici özelliği ile dikkatleri çekerken, bir çok vatandaşın “İşte milletvekili işte Akçadağ” şeklinde ifadelerde bulunması gözlerden kaçmadı.&nbsp;</p>

<p>Daha öncede buradan ifade etmiştik, herkes siyaset yapabilir ama herkesten siyasetçi olmaz. Birleştirmek zordur ayrıştırmak ise kolay mühim olanda zoru başarmaktır.</p>

<p><img alt="" src="https://www.maldiahaber.com/public/images/detay/85db9483-b772-4ecb-8b96-42a63ea4cc08.jpeg" style="height:534px; width:800px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 16 Mar 2025 10:16:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Taziye Evleri, Veli Ağbaba</title>
                <category>Ali YİĞİT</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/taziye-evleri-veli-agbaba-508</link>
                <author>aliyigit44@gmail.com (Ali YİĞİT)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/taziye-evleri-veli-agbaba-508</guid>
                <description><![CDATA[Taziye Evleri, Veli Ağbaba]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Taziye çadırları sorunu yıllardır konuşuldu.<br />
Özellikle kış aylarında çadırların kurulması ayrı,ısınma sorunu ayrı, trafiği aksatması ayrı bir sorun olarak karşımıza çıktı.<br />
Sadece konuşuldu ve konuşulanları en yetkili kişilerde farkındaydı.<br />
Son noktayı CHP Malatya Milletvekili Aĝbaba koydu.<br />
En uzun maratonlar ilk adımla başlar.<br />
Geçtigimiz gunlerde vefat eden Veli Ağbaba'nın babası Hüseyin Ağbaba' nın taziyesinin ardından &nbsp;gündeme gelen ve Veli Ağbaba'nın Yeşilyurt ve Battalgazi Belediye başkanlarını ziyaret ederek konuyu gündeme taşıması ve ilk taziye evinide merhum babası Hüseyin Ağbaba'nın adına yaptıracağını taahhüt etmesiyle süreç başladı.<br />
Yol gidenin, kılıç kuşananın demiş atalarımız..&nbsp;<br />
Evet yıllardır gündemdey di ancak ilk adımı atan maalesef olmadı.<br />
Oysa her mahalleye birer ikişer taziye evi yapacak bir çok iş insanlarımız vardır.<br />
Mesela yeni imara açılan büyük mahallelerimiz de müteahhitler yüzlerce daire yaptılar iyide para kazandılar. &nbsp;Belediyeler bu müteahhitlere ortak olarak siteler inşa ettiğiniz mahallelere birer ikişer taziye evi yapın teklifi ve takibi yapabilirdi.<br />
Yer temin etmek kaydıyla.<br />
Ancak maalesef böyle bir teklif gelmedi gündeme.<br />
Konunun gündeme gelmesiyle birlikte bazı dedikodular yazılmaya konuşulmaya başlandı.<br />
AK Partili belediyeler CHP' ye çalışıyor.<br />
AK Partili belediyeler taziye evi yapma işini CHP'ye havale etti.<br />
Veli Ağbaba'ya artı puanlar AK partili Belediyelerden.<br />
Önümüzdeki dönem Büyükşehir Belediye Başkanlığı &nbsp;Ağbaba'ya hayırlı olsun.<br />
Bundan sonra yapılacak taziye evlerini kim yaparsa yapsın &nbsp;Ağbaba'nın hizmet hanesine yazılacak vs..<br />
Kim ne yazarsa yazsın kim ne derse desin yıllardır konuşulan ve yapılması elzem olan taziye evlerinin yapılması için atılan adım şehrimiz için güzel bir hizmet olacaktır.<br />
Dün itibariyle Yeşilyurt Belediye Başkanı İlhan Geçit Yeşilyurt ilçe sınırları içerisindeki mahallelerde yapılacak olan taziye evi yer tespitine bizzat katılarak start verdi.<br />
Şu konunun altını çizmek isterim.<br />
Yapılacak olan taziye evleri aceleye getirilerek parkların içerisine küçük bir şekilde yapılması ilerisi için ayrı ayrı sorunlara sebep olmamalı.<br />
Mahallelerin ortak noktasına yapılacak tam donanımlı, araç park sorunu olmayan,ulaşım sorunu bulunmayan,herkesin rahat bir şekilde ulaşacağı noktalara yapılması daha faydalı olacak kanaatindeyim.<br />
Ve bu konuda iş insanlarını harekete geçirecek çalışmalar başlatılmalı.<br />
Kalın sağlıcakla</p>

<p><img alt="" src="https://www.maldiahaber.com/public/images/detay/e547b751-f0f2-4d5f-8aa8-988818f0c8ea.jpeg" style="height:800px; width:800px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 15 Mar 2025 12:51:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/ali-yigit.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya En Kötü Dönemini Yaşıyor!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/malatya-en-kotu-donemini-yasiyor-506</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/malatya-en-kotu-donemini-yasiyor-506</guid>
                <description><![CDATA[Malatya En Kötü Dönemini Yaşıyor!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya, AK Parti MKYK ve 18 Genel Başkan Yardımcısı Arasında Yer Almadı.</p>

<p>AK Parti’de, 14 Mayıs Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimlerine kadar Bakanlık, Genel Başkan Yardımcılığı, MKYK gibi üst düzey görevlerde temsil edilen Malatya, en kötü dönemini yaşıyor.&nbsp;</p>

<p>Geçtiğimiz günlerde gerçekleşen AK Parti’nin 8. Büyük Olağan Kongresi’nde tüzük değişikliği ile Merkez Yürütme Kurulu'nun (MYK) üye sayısı 18'den 21'e çıkarıldı ve üç yeni başkanlık kuruldu. &nbsp;</p>

<p>Kurulan 3 yeni Başkanlıkla 15 olan Genel Başkan Yardımcılığı 18’e çıkarılırken, AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu’nda (MKYK) &nbsp;olduğu gibi burada da tek Malatyalı isme görev verilmedi. &nbsp;</p>

<p>6 Şubat 2023 depremlerinde en fazla etkilenen 4 şehirden biri olarak öne çıkan ve bir çok konuda Kahramanmaraş , Hatay ve Adıyaman’ın gerisinde kalan Malatya son genel seçimlerde AK Parti’ye büyük destek vererek 3 bin oy farkla da olsa 4 milletvekili çıkarırken, yerel seçimlerde ise Türkiye ortalamasının üzerinde bir başarı elde etmişti. &nbsp;</p>

<p>Buna rağmen temsilde parti içerisinde kendine yer bulamayan ve her dönem AK Parti’ye büyük destek veren Malatya ne yazık ki önemli sorunlar yaşadığı bir dönemde bazı bakanlıklara verilen “Fahri Hemşerilik” ile yetinmek zorunda kaldı.&nbsp;</p>

<p>Burada şöyle bir soru ile de karşılaşa biliriz, Malatya bilerek mi görmezden geliniyor &nbsp;yoksa Malatyalı siyasiler içerisinde &nbsp;ehliyet ve liyakat sahibi olan birileri bulunmuyor mu?&nbsp;</p>

<p>AK Parti Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci’yi kenarda tutarak diğer Milletvekili profillerine baktığımızda, sipariş anketlerle kendini en başarılı milletvekili seçtirenler bile varken AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) ve yeni başkanlıklarda kim veya kimlere hangi görev verilebilirdi diye kendimizi &nbsp;sorgulamamız gerekmiyor mu?</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 09 Mar 2025 09:12:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prenses Kıraç’ın Cam Fanustan Çıkışı!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/prenses-kiracin-cam-fanustan-cikisi-505</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/prenses-kiracin-cam-fanustan-cikisi-505</guid>
                <description><![CDATA[Prenses Kıraç’ın Cam Fanustan Çıkışı!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gerçek bir hayat hikayesinden esinlenilmiştir; Orta Çağ Avrupa’sının küçük sayılabilecek krallıklarından Aragon Krallığı’nın hükümdarı II.&nbsp;</p>

<p>Heraklüs tek varisi prenses Kıraç Heraklüs’ü olası bir taht değişliği için hazırlar..&nbsp;</p>

<p>Hikayede tam olarak burada başlıyor, cam bir fanusta büyüyen emrinde yüzlerce asker ve tebaanın bulunduğu Kıraç, yaklaşık 40 yaşına kadar saray dışına çıkmamıştır.&nbsp;</p>

<p>Bulunduğu coğrafya da olan bitenlerden habersiz istediği her şeyin emrine sunulduğu Kıraç, Aragon’un tek varisi olması nedeniyle bir dizi eğitime tabi tutulur. &nbsp;</p>

<p>Yönetim, insan ilişkileri, savaş teknikleri, diplomasi gibi bir çok başlıkta eğitim alan Kıraç daha önce hiç yaşamadığı bir çok konu ile yüz yüze kalmıştır.&nbsp;</p>

<p>Çevresini ve dünyayı algılamaya çalışan Kıraç ilk olarak halkın arasına karışmaya karar vermiştir. Nerede ise 7/24 saray dışında halkla iç içe olan Kıraç bu vesileyle hem kendini hem halkını tanımaya çalışmaktadır. &nbsp;</p>

<p>Çetrefilli bir süreci yaşayan beraberindeki birkaç aristokratla Aragon’u gece gündüz dolaşan Kıraç kah bir çiftçi kah bir berberle bir araya gelerek onlarla sohbetler eder.&nbsp;</p>

<p>40 yaşına kadar insan içerisine çıkmadan cam bir fanus içerisinde endemik bir bitki gibi büyüyen ve yetişen Kıraç zamanla yetersizliğini fark eder ve ülkesini terk etmek ister.&nbsp;</p>

<p>Aragon’un tek varisi durumunda olan Kıraç’ın bu durumu çevresindeki aristokratları derin üzüntülere sevk eder ama yapacak bir şey yokturdur.&nbsp;</p>

<p>Gel zaman git zaman derken, Kıraç Heraklüs &nbsp;Aragon’un sevk ve idaresi için görevlendirilir.&nbsp;</p>

<p>Tahta henüz yeni çıkmış Kıraç ülkesinde bir dizi önemli sorunlarla birlikte çevresindeki dış güçlerle uğraşmak zorunda kalır.&nbsp;</p>

<p><strong>Ve Aragon’un çöküşü de burada başlar…&nbsp;</strong></p>

<p>Bir dönem refah ve mutluluk içerisinde yaşayan Aragon krallığı Kıraç’ın tahta geçmesiyle çok sürmeden tarihte silinir.. &nbsp;</p>

<p>Örnekte görüldüğü üzere toplumları var eden insan unsurundan ari hayatını cam bir fanusta geçirmiş figürler bir şehrin, bir ülkenin idaresini üstlenemez bu bir yerde toplumun kodları ile oynamaktır..&nbsp;</p>

<p>Üzülerek belirmekte fayda var &nbsp;günümüzün en büyük sorunu maalesef “ehliyet ve likayatsizliktir” Ne zaman düzeliriz, “Ekmek ekmekçiye verildiğinde”</p>

<p>Kaynak Linki = https://www.maldiahaber.com/haber/prenses-kiracin-cam-fanustan-cikisi-42936</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 06 Mar 2025 12:43:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bizim İftar Sofrasında Bereket Var</title>
                <category>Ali YİĞİT</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/bizim-iftar-sofrasinda-bereket-var-504</link>
                <author>aliyigit44@gmail.com (Ali YİĞİT)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/bizim-iftar-sofrasinda-bereket-var-504</guid>
                <description><![CDATA[Bizim İftar Sofrasında Bereket Var]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bizleri bir Ramazan ayına daha &nbsp;kavuşturan Rabbimize hamdolsun.<br />
Malum Ramazan ayının gelmesi ile birlikte oteller,lüks restoranlar, Sosyal tesisler iftar menü listeleri yayınlarlar..<br />
Hani deyim yerindeyse kuş sütü eksik iftar sofraları.&nbsp;<br />
Elbette bu sofraların maliyeti de bir o kadar var.<br />
4 kişilik iftar menüsü 3-ile 5 bin tl arası değişir.<br />
Kimseye gitme deme lüksümüz yok.<br />
Evinde iftar edende olur dışarıda iftar edende.<br />
İftar sofralarının zenginliği masa üzerinde olan çeşitlilik mi?&nbsp;<br />
Yoksa sofranın bereketi azın tamamlanması çoğun paylaşılması mı?<br />
Komşuluğun hüküm sürdüğü mahallelerde iftar sofrası zengin menüye sahiptir.<br />
Evet evet yanlış duymadınız bizim iftar sofralarında da çok çeşitli yemekler,çorbalar,tatlılar vardır.<br />
Bizim iftar sofralarının tek farkı Fiat listesi olmaz.&nbsp;<br />
Bizim iftar sofrasında bereket,komşuluk,paylaşma ve huzur vardır.<br />
Bizim iftar sofrasında sıla-ı rahim, Yardımlaşma vardır.<br />
Bizim iftar sofrasında geçmişi yad etme, gelen tabaĝı boş göndermeme vardır.<br />
Dumanı üstünde tutan çorba karşı komşudan, karşı komşunun tevek sarması sizden, börekler bitişik komşudan..<br />
Üst katta oturan yeni evlenen torun yaptığı mantıyı dede ve babaannesine kavuştururken,yılların lezzet ustası babaanne torununa analı kızlı köfteyi ikram eder.<br />
Sofralar bereketlenirken saygı, sevgi,paylaşma,yardımlaşma ruhu rücu eder.<br />
Ezana beş dakika vardır sofra kurulur çeşit çeşit yemek vardır sofrada.Oysa siz bir çesit yemek yapmıştınız sofranız bir anda çeşit çeşit yemeklerle doldu.<br />
İşte bunun adı berekettir.<br />
Bunun adı komşuluktur.<br />
Bunun adı paylaşmadır, saygıdır sevgidir.<br />
Lüks menülü iftar sofrası mideye hitap eder.<br />
Komşuların getirdikleri iftarliklar maneviyata hitap eder. Komşuluğu pekiştirir yeni nesle örnek olur.<br />
Hamd olsun yaşamaya ve yaşatmaya çalışıyoruz bu kültürü, akşam üstü komşunun torunu tepsi içerisinde bir kap yemek getirince tabağı bizde bir başka yemekle gönderince &nbsp;böyle bir yazı sizlerle paylaşmak istedim.<br />
Komşuda pişen bizim sofrada bizde pişen Komşunun sofrasında..&nbsp;<br />
Moderniteye yenik düşen, binalar arasında minareler kaybolsa da camiye çıkan sokaklarda annelerinin ellerinden tutarak camiyi dolduran çocuklar,anneler,ablalar,kız kardeşler var.<br />
Hilale kurulmuş saatlerin alarmı çalıyor, Felah müjdesine,kurbiyet sevincine, mağfiret vaadine,ve cennet vuslatına, veladet vakti.<br />
Bin aydan hayırlı Kadir gecesini kucaklayan, günahların bağışlanmasına vesile, oruç,zekat,,teravih,teheccüd, infak,tefekkür, itikaf, fıtr sadakasıyla yardımlaşmayı örgutleyen, bereketi ve &nbsp;huzuru kalpgahımıza indiren manevi iklimin mevsimini bizlere yaşatan bizlere lütuf olarak sunan Rabbimize hamd olsun.<br />
Rabbım Ramazan-ı Şerif ikliminden istifade eden kullarından eyle bizleri..</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 05 Mar 2025 04:36:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/ali-yigit.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tweet Vekillerinin Yaman Çelişkileri Bilgi Kirliliğine Neden Oluyor?!</title>
                <category>Bayram GÜDER</category>
                <link>https://www.maldiahaber.com/makale/tweet-vekillerinin-yaman-celiskileri-bilgi-kirliligine-neden-oluyor-503</link>
                <author>maldiahaber@hotmail.com (Bayram GÜDER)</author>
                <guid>https://www.maldiahaber.com/makale/tweet-vekillerinin-yaman-celiskileri-bilgi-kirliligine-neden-oluyor-503</guid>
                <description><![CDATA[Tweet Vekillerinin Yaman Çelişkileri Bilgi Kirliliğine Neden Oluyor?!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti Milletvekilleri Abdurrahman Babacan ile İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak’ın düzenli bir şekilde inşa sürecine ilişkin sosyal medya hesapları üzerinden yaptıkları paylaşımları ve izaha muhtaç bültenleri kafa kaşıklığından öteye gitmeyen negatif bir tabloyu ortaya çıkarıyor..</p>

<p><strong>Tweet vekillerinin yaman çelişkileri</strong></p>

<p>&nbsp;-6 Şubat 2023 depremlerinin yıktığı Malatya’da inşa çalışmaları sürüyor. Şehrin dört yanı adeta şantiyeye dönüşmüş durumda. &nbsp;Yaklaşık 35 bin işçinin görev yaptığı TOKİ’nin sevk idaresindeki inşa çalışmaları yeni bir Malatya fotoğrafı ortaya çıkaracaktır buna inancımız tam.. &nbsp;</p>

<p>“<strong>Tweet vekilliği baydı artık”&nbsp;</strong></p>

<p>Malatyalılar büyük bir sabır ve sebatla şehrin yeniden ayağa kaldırılmasını izlerken, AK Parti Milletvekilleri Abdurrahman Babacan ile İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak’ın düzenli bir şekilde inşa sürecine ilişkin sosyal medya hesapları üzerinden yaptıkları paylaşımları ve izaha muhtaç bültenleri kafa kaşıklığından öteye gitmeyen negatif bir tabloyu ortaya çıkarıyor.. Şehrin inşasına yönelik çalışmalara herhangi bireysel bir katkıları bulunmayan ilgili bakanlıkların sosyal medya hesaplarında aldıkları verilerle tweet vekilliği yapan bu iki milletvekiline birileri artık dur demeli.. Hafta bir yeni çarşı inşaat alanı ile İkizce gibi şantiye alanlarını ziyaret ederek her seferinde yeni bir takım rakamlar paylaşan çok çalışkan vekillerimiz den özel ricamızdır ,” Artık yeter yahu”&nbsp;</p>

<p>&nbsp;“<strong>Kime inanalım”&nbsp;</strong></p>

<p>Abdurrahman Babacan birkaç gün önce sosyal medya hesabında kent genelinde inşa edilen konut sayısını 86 bin 971 olarak açıklarken, Kara Ölmeztoprak ise akşam saatlerinde yaptığı açıklamasında bu rakamı 70 bin 86 olarak belirtti.Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ise Malatya genelinde inşa edilecek konut sayısını 79 bin 420 , işyeri sayısını ise 10 bin 714 olarak açıkladı. Ölmeztoprak işyeri sayısını 5 bin 20 olarak açıklarken, Babacan ise 9 bin 13 olarak ifade etti. Nereden bakılırsa bakılsın birbirini tutmayan bu rakamlar büyük bir sabırla inşa çalışmalarını takip eden vatandaşların kafasını karıştırmaktan öte bir yere varmıyor..&nbsp;</p>

<p><strong>“Yapay zekadan destek şart” &nbsp;</strong></p>

<p>İki milletvekillerinden istirham ediyoruz, lütfen artık “incelemeyin” .. Bakanlıkların yürüttüğü zerre katma değer sağlamadığınız inşa çalışmalarını akışına bırakın.. İlla bir şeyler yapalım diyorsanız , ortaya bir takım projeler koyun, içerisinde biraz vizyon ve inovasyon olan projeler zor biliyoruz bu noktada google amcadan veya yapay zeka programları ChatGPT ile DeepSeek’ten yardım alabilirsiniz.&nbsp;<br />
Lütfen artık durun!</p>

<p>https://www.maldiahaber.com/haber/tweet-vekillerinin-yaman-celiskileri-bilgi-kirliligine-neden-oluyor-42921</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 04 Mar 2025 02:16:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.maldiahaber.com/images/kullanicilar/bayram-guder.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
