O ’Defol’ Bizeydi Aslında !
Reklam

O 'Defol' Bizeydi Aslında !

“ ‘Futbol asla sadece futbol değildir’ derlerdi de inanmazdım” saflığıyla düşünmeyeceğiz değil mi bu olayı da? ‘Da’ bağlacını geçmişte yaşadığımız diğer canımızın kasıtlı olarak yakıldığı kirlilikleri hatırlatmak için kullandım.

04 Kasım 2019 - 12:57 - Güncelleme: 04 Kasım 2019 - 13:12

“ ‘Futbol asla sadece futbol değildir’ derlerdi de inanmazdım” saflığıyla düşünmeyeceğiz değil mi bu olayı da?
‘Da’ bağlacını geçmişte yaşadığımız diğer canımızın kasıtlı olarak yakıldığı kirlilikleri hatırlatmak için kullandım.

Ve daha birkaç gün önce kendi öz evladımız Suat Arslanboğa’yı gözümüzü korkutmak için kurban alan TFF-MHK şimdi de şehrimizin takımına oldukça önemli bir maçta aba altından sopa gösterdi.
Hem de sadece eylemle değil, sözle de, ‘defol!’ diyerek.
O ‘defol’un sadece Sergen Yalçın’a yönelik bir hakaret olmadığını, onun nezdinde tüm Malatya’ya sarf edilmiş, ‘Otur oturduğun yerde, yoksa ben oturtmasını bilirim’ anlamı olan, TDK’da kökeni bakımından ‘Savuşmak, çekilip gitmek’ ten gelen  hakaret içerikli bir kelime olduğunu, sanırım adem olan anlamıştır! 
Peki, hem galibiyetimizi çalıp, hem de bir sonraki hafta oynanacak müsabakaya yaralı çıkmamızı tereyağından kıl çeker gibi, bir ‘tetikçi’ vasıtasıyla yapan TFF- MHK neden bu kadar üzerimize gelmeye başladı dersiniz?
Nedeni aslında çok basit…
‘Defol’ kelimesinden de anlaşılacağı üzere, ‘Çok olduğumuz, yukarıya oynadığımız, biz de varız, lig İstanbul takımlarının ambargosundan çıksın, bırakın şu İstanbul takımlarının peşini, pastadan biz de pay istiyoruz’ dediğimiz için! 

Allah aşkına siz geçen yıldan başlayarak bugüne gelene kadar, Malatya odaklı gelişen bazı olayların tesadüfi olduğunu mu sanıyorsunuz?
Suat Arslanboğa olayı bile başlı başına mahiyeti bakımından büyük mesajları olan birbiriyle bağlantılı bir kumpastır aslında!
İşin aslı şu…
 Şuan ki MHK yönetiminin, başta Zekeriya Alp olmak üzere Malatya ile geçmişten hesabı bulunuyor. Aslında bunun birçok nedeni var ama en bilineni hakem merkezli Malatya konulu ‘garip’olayların ardından her defasında kirliliklerin ayyuka çıkarılması.
Biz konuştukça onlar misliyle geldi üzerimize, biz haksızlığa isyan ettikçe onlar daha ağırını reva gördüler. 
Bugüne kadar hiçbir ortamda kimseye anlatmadığım şu hadise bile ipimizi kesmek için sırada nasıl beklendiğini açık bir şekilde ortaya koyuyor…
Çok güvenilir bir kaynaktan aldığım bilgiye göre Suat Arslanboğa hadisesinde Malatya’nın siyasetçisiyle, bürokratıyla, yerel unsurlarıyla yekvücut olması bizzat Zekeriya Alp’i derinden sarsmış. Kapalı kapılar ardında Suat Arslanboğa’nın affedilmesi için aracı olan bir ağabeyimize demiş ki; “Arslanboğa’yı affedebilirdik ancak o kalkıp bizi siyasilere şikayet etti, bundan sonra biraz zor o ihtimal.” 
Bu arada Zekeriya Alp’i bu konuda dürten de Malatya’dan şuan ki yönetimin ayak takımlarından birileri ha! Şehirde bu konuyla alakalı yayınlanan belge, video vs. ne varsa hepsini MHK’ye ulaştırmışlar.    
Peki bu olayın hemen ertesinde Türkiye Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği Başkanı Abdurrahman Arıcı, bayram değilken, seyran değilken Malatya’ya neden geldi dersiniz?  
O Arıcı ki, 1989- 1990 sezonunda Malatyaspor- Sarıyer maçının hakemiyken, bugün amatör ligde mücadele eden Malatyaspor’un o zaman ki adı 1. Lig olan Süper Lig’de Malatya’da oynanan maçın son dakikasında Malatyaspor’un mutlak bir golünü iptal ederek galibiyetini engellemiş, o sezon Malatyaspor’un ligden düşmesine neden olmuştu. 
Hala bunlara tesadüf diyen, bence gidip tam teşekküllü bir hastanenin beyin cerrahi servisinde beynini kontrol ettirsin.
Ve Kasımpaşa maçı…
Müsabakada Yeni Malatyaspor’un rakiplerini boğarcasına goller bulduğu, iki takımın fiziksel yorgunluğunun baş gösterdiği, oksijen azlığından dolayı beynin ayaklara hükmetmediği son 15-20 dakikalık zaman dilimi içerisine girilmiş ve Malatya 2-1 önde.
O andan itibaren devreye giren Halis Özkahya, tıpkı bir cerrah hassasiyetiyle kıyım kıyım kıyma operasyonuna Robin Yalçın’ı faul bile olmayan pozisyonda ikinci sarı kartı gösterip, hem de Yeni Malatya kulübesinin tam önünde Sergen Yalçın’ın gözlerinin içine baka baka atmasıyla başlıyor.
Ve en yakın arkadaşlarının ‘tepesinde bomba patlasa umursamaz’ dediği Sergen Yalçın’ın bu pozisyonla şirazeden çıkarılması suretiyle, üstüne bir de ‘defol’ hakareti işiterek sahadan kovulması ile devam ediyor.
Böylelikle bir sonraki hafta oynanacak Göztepe müsabakasını da aklının bir kenarına not ettiği her halinden anlaşılan İzmirli Halis Özkahya’nın ismi gibi halis olmayan niyetini tüm Türkiye tüm çıplaklığıyla görüyor.
Özetle sevgili Malatyalılara şunu söylemek istiyorum…
Ne yazık ki hükmümüz verilmiş!
Bütün silahlarını kullanıp, her koldan saldırarak üzerimize gelmeye devam edecekler. 
Kalitesi tartışılan bu ligde en iyi futbolu oynayan, en çok gol atan, leblebi gibi pozisyon bulan ve emin adımlarla zirveye yürüyen Malatya’nın başarılı olma ihtimali bile korkuttu bazılarını.
Bu aşamada bize düşen tek görev bir olmamız, sesimizi, uğradığımız haksızlıkları daha gür bir sesle duyurmamız.
Oyunu ancak böyle bozabiliriz.      


       
 
      
     O ‘DEFOL’ BİZEYDİ ASLINDA !
“ ‘Futbol asla sadece futbol değildir’ derlerdi de inanmazdım” saflığıyla düşünmeyeceğiz değil mi bu olayı da?
‘Da’ bağlacını geçmişte yaşadığımız diğer canımızın kasıtlı olarak yakıldığı kirlilikleri hatırlatmak için kullandım. Ve daha birkaç gün önce kendi öz evladımız Suat Arslanboğa’yı gözümüzü korkutmak için kurban alan TFF-MHK şimdi de şehrimizin takımına oldukça önemli bir maçta aba altından sopa gösterdi.
Hem de sadece eylemle değil, sözle de, ‘defol!’ diyerek.
O ‘defol’un sadece Sergen Yalçın’a yönelik bir hakaret olmadığını, onun nezdinde tüm Malatya’ya sarf edilmiş, ‘Otur oturduğun yerde, yoksa ben oturtmasını bilirim’ anlamı olan, TDK’da kökeni bakımından ‘Savuşmak, çekilip gitmek’ ten gelen  hakaret içerikli bir kelime olduğunu, sanırım adem olan anlamıştır! 
Peki, hem galibiyetimizi çalıp, hem de bir sonraki hafta oynanacak müsabakaya yaralı çıkmamızı tereyağından kıl çeker gibi, bir ‘tetikçi’ vasıtasıyla yapan TFF- MHK neden bu kadar üzerimize gelmeye başladı dersiniz?
Nedeni aslında çok basit…
‘Defol’ kelimesinden de anlaşılacağı üzere, ‘Çok olduğumuz, yukarıya oynadığımız, biz de varız, lig İstanbul takımlarının ambargosundan çıksın, bırakın şu İstanbul takımlarının peşini, pastadan biz de pay istiyoruz’ dediğimiz için! 

Allah aşkına siz geçen yıldan başlayarak bugüne gelene kadar, Malatya odaklı gelişen bazı olayların tesadüfi olduğunu mu sanıyorsunuz?
Suat Arslanboğa olayı bile başlı başına mahiyeti bakımından büyük mesajları olan birbiriyle bağlantılı bir kumpastır aslında!
İşin aslı şu…
 Şuan ki MHK yönetiminin, başta Zekeriya Alp olmak üzere Malatya ile geçmişten hesabı bulunuyor. Malatya konulu olayların ardından her defasında kirliliklerinin defalarca ayyuka çıkarılması, idam fermanımızın verilmesinde etkili olduğu su götürmez bir gerçek. 
Biz konuştukça onlar misliyle geldi üzerimize, biz haksızlığa isyan ettikçe onlar daha ağırını reva gördüler. 
Bugüne kadar hiçbir ortamda kimseye anlatmadığım şu hadise bile ipimizi kesmek için sırada nasıl beklendiğini açık bir şekilde ortaya koyuyor…
Çok güvenilir bir kaynaktan aldığım bilgiye göre Suat Arslanboğa hadisesinde Malatya’nın siyasetçisiyle, bürokratıyla, yerel unsurlarıyla yekvücut olması bizzat Zekeriya Alp’i derinden sarsmış. Kapalı kapılar ardında Suat Arslanboğa’nın affedilmesi için aracı olan bir ağabeyimize demiş ki; “Arslanboğa’yı affedebilirdik ancak o kalkıp bizi siyasilere şikayet etti, bundan sonra biraz zor o ihtimal.” 
Bu arada Zekeriya Alp’i bu konuda dürten de Malatya’dan şuan ki yönetimin ayak takımlarından birileri ha! Şehirde bu konuyla alakalı yayınlanan belge, video vs. ne varsa hepsini MHK’ye ulaştırmışlar.    
Peki bu olayın hemen ertesinde Türkiye Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği Başkanı Abdurrahman Arıcı, bayram değilken, seyran değilken Malatya’ya neden geldi dersiniz?  
O Arıcı ki, 1989- 1990 sezonunda Malatyaspor- Sarıyer maçının hakemiyken, bugün amatör ligde mücadele eden Malatyaspor’un o zaman ki adı 1. Lig olan Süper Lig’de Malatya’da oynanan maçın son dakikasında Malatyaspor’un mutlak bir golünü iptal ederek galibiyetini engellemiş, o sezon Malatyaspor’un ligden düşmesine neden olmuştu. 
Hala bunlara tesadüf diyen, bence gidip tam teşekküllü bir hastanenin beyin cerrahi servisinde beynini kontrol ettirsin.
Ve Kasımpaşa maçı…
Müsabakada Yeni Malatyaspor’un rakiplerini boğarcasına goller bulduğu, iki takımın fiziksel yorgunluğunun baş gösterdiği, oksijen azlığından dolayı beynin ayaklara hükmetmediği son 15-20 dakikalık zaman dilimi içerisine girilmiş ve Malatya 2-1 önde.
O andan itibaren devreye giren Halis Özkahya, tıpkı bir cerrah hassasiyetiyle kıyım kıyım kıyma operasyonuna Robin Yalçın’ı faul bile olmayan pozisyonda ikinci sarı kartı gösterip, hem de Yeni Malatya kulübesinin tam önünde Sergen Yalçın’ın gözlerinin içine baka baka atmasıyla başlıyor.
Ve en yakın arkadaşlarının ‘tepesinde bomba patlasa umursamaz’ dediği Sergen Yalçın’ın bu pozisyonla şirazeden çıkarılması suretiyle, üstüne bir de ‘defol’ hakareti işiterek sahadan kovulması ile devam ediyor.
Böylelikle bir sonraki hafta oynanacak Göztepe müsabakasını da aklının bir kenarına not ettiği her halinden anlaşılan İzmirli Halis Özkahya’nın ismi gibi halis olmayan niyetini tüm Türkiye tüm çıplaklığıyla görüyor.
Özetle sevgili Malatyalılara şunu söylemek istiyorum…
Ne yazık ki hükmümüz verilmiş!
Bütün silahlarını kullanıp, her koldan saldırarak üzerimize gelmeye devam edecekler. 
Kalitesi tartışılan bu ligde en iyi futbolu oynayan, en çok gol atan, leblebi gibi pozisyon bulan ve emin adımlarla zirveye yürüyen Malatya’nın başarılı olma ihtimali bile korkuttu bazılarını.
Bu aşamada bize düşen tek görev bir olmamız, sesimizi, uğradığımız haksızlıkları daha gür bir sesle duyurmamız.
Oyunu ancak böyle bozabiliriz.  Mehmet TÜREL..

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Büyükşehir'den  Kadın Hakları Günü Kutlaması
Büyükşehir'den Kadın Hakları Günü Kutlaması
MTSO'dan Öğrencilere Destek
MTSO'dan Öğrencilere Destek