Kurban Bayramı, Teslimin Sembolüdür
GÜNDEMDr. Abdulcabbar Boran, Kurban bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı.
Dr. Cabbar Boran, mesajında şu ifadelere yer verdi; Bayramlar, mutluluğun en zirve noktada yaşandığı zaman dilimleridir sevgili kardeşlerim. Bayram bir sevinç vesilesidir, bir mutluluğu, bir coşkuyu yaşamaktır. İnsanla Allah arasındaki ilişkilerde Kurban Bayramı’nın özel bir yeri vardır.
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki: “Allah indinde günlerin en büyüğü Kurban Bayramı günüdür…” (Abdullah İbnu Kurt, Kütüb’ü-Sitte: Hadis no: 4561)
Kurban kesilmesinin asıl sebebi, et yemek imkânı bulamayan fakirlere bu etlerin ulaştırılmasıdır. Demek ki insan vücudunun ete ihtiyacı vardır ki Allah Teâlâ kurbanı emretmiştir. Öyleyse kurbanın en az yarısı, kurban kesemeyecek durumda olanlara mutlaka ulaştırılmalıdır. Kevser Suresinin 2., Hacc Suresinin 28, 34 ve 36. ve Mâide Suresinin 27. âyetlerinde Yüce Rabbimiz kurbanı farz kılmış sevgili kardeşlerim.
Kurban Bayramı’nın bayram olmasının arkasında Hz. İbrâhîm vardır sevgili kardeşlerim, Hz. İbrâhîm’in Allah’a teslimiyeti ve fedakârlığı. Biliyorsunuz, Allahû Tealâ Hz. İbrâhîm’i kurban konusunda imtihan ediyor. Hz. İbrâhîm, Allahû Tealâ’dan talepte bulunuyor: “Ya Rabbi! Ben Sana teslim-i külli ile teslim olmak istiyorum.” Allahû Tealâ diyor ki: “Bunun imtihanı ağırdır.” Hz. İbrâhîm de: “Ben o ağır şartlara razıyım.” diyor. Ve bir gece Allahû Tealâ O’na hitap ediyor: “Ey İbrâhîm! Bana teslim-i külli ile teslim olmaktan bahsediyordun. Bu konudaki imtihanının zamanı geldi. Ben, Senin Rabbin olan Allah, oğlun İsmail’i Bana kurban etmeni istiyorum. Bunu emrediyorum sana.” diyor. Saffat-102’de ifade buyurulduğu gibi, Hz. İbrâhîm, Allahû Tealâ’nın kendisine verdiği bu emri oğlu İsmail’e anlatıyor. Hz. İsmail’in söylediği şu: “Derhal babacığım. Beni buna itiraz eder bulmayacaksın. Ne zaman nerede dersen ben hazırım.”
Hz. İbrâhîm’le Hz. İsmail uygun bir yer aramak için yola çıkıyorlar. Ama yolda şeytan yaklaşıyor Hz. İsmail’in yanına ve diyor ki: “Ey İsmail! Baban var ya, o aslında senin en büyük düşmanın. Seni öldürmek istiyor. Onun için sana bu yalanı uydurdu. Allah emrediyormuş gibi sana yalan söylüyor.” Hz. İsmail, şeytana şöyle bir bakıyor, acele yerden bir tane taş alıp, “Şeytanın gözü budur.” diye patlatıyor gözüne. Şeytanın bir gözü o günden bu tarafa iyi görmüyor. İşte halk arasında “kör şeytan” denmesinin arkasında bu hadise vardır.
Uygun bir yer bulduklarında Hz. İbrâhîm gerekeni yapıyor, Eûzu besmele ile oğlunun boğazını kesmek üzere bıçağı boğazına sürtüyor. Ama bıçak Hz. İsmail’i kesmiyor. Taşı kesebilen bıçak, Hz. İsmail’i kesmiyor. Hz. İbrâhîm bu gayretin içindeyken Allahû Tealâ Cebrail (A.S) vasıtasıyla bir koç indiriyor ve “Bunu kes.” emrini veriyor. Ve böylece Hz. İbrâhîm, o bilediği bıçakla kurbanı kesiyor.
Her sene kurban bayramında kurban kesilen kurbanın dayanağı bu olaydır. Bütün insanlar için Allahû Tealâ kurbanı emrediyor. Emir: “Kurbanı kesin.” şeklindedir. Öyleyse hali vakti yerinde olanlar kurban kesmelidirler. Ve kurbanın kesilmesinin çok güzel aslî sebebi: Kurban kesecek parası olmayan, et yemek imkânını bulamayan fakirlere bu kurban etlerinin mutlaka dağıtılması gerekiyor.
Öyleyse görüyoruz ki Kurban Bayramı Hz. İbrâhîm’in bizlere miras kalmış bir kulluk göstergesidir. Hz. İbrâhîm ve oğlu, Allah için en kıymetli şeylerini feda etmeye hazırdı ve sonuçta imtihanı başarıyla vererek, Allah’a teslimiyetin en büyük örneğini gösterdiler sevgili kardeşlerim. Gerçekten de Bakara Suresinin 127 ve 128. ayetlerinde İbrâhîm (A.S) ve İsmail (A.S) Kâbe’nin temellerini yükseltirken şöyle dua ediyorlardı: “Rabbimiz, bizden bunu kabul buyur. Muhakkak ki sen en iyi işiten ve en iyi bilensin. Rabbimiz, bizi sana teslim olanlardan kıl. Zürriyetimizden de sana teslim olan bir ümmet kıl.”
Peki, kurban kesme merasimi Hz. İbrâhîm’den sonra mı başlamış? Hayır, sevgili kardeşlerim. Kurbanın başlangıcı insanlık tarihiyle beraber olmuştur. Her peygamber zamanında kurban vardır. Hz. İbrâhîm’in kurban kesme olayında, Allah’ın katından inen koçun bir rolü var. Ama daha Hz. Âdem zamanında Allah için kurbanlar kesiliyormuş. Mâide Suresinin 27. âyet-i kerimesinde Habil ile Kabil kıssasında bu konu ifade ediliyor ve âyetin sonunda Allah sadece takva sahibi olanlarınn kurbanını kabul eder buyruluyor.
Mâide-27: Ve onlara Adem’in iki oğlunun haberini (kıssasını, aralarında geçen olayı) hakkıyla oku, Allah’a yaklaştıracak kurban sunmuşlardı, (Kurban) ikisinin birinden kabul edilir ve diğerinden ise kabul edilmez. (Kurbanı kabul edilmeyen) “Seni mutlaka öldüreceğim” dedi. O da, “Allah sadece takvâ sahiplerinden kabul eder.” dedi.
Hacc-37’de de Allahû Tealâ buyuruyor ki: “Onun (kurbanların), etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat sizden O’na, takva (Allah’a teslim olma) ulaşır…”
İşte takva sahibi olmanın önemi bir kez daha karşımıza çıkıyor. Takva sahibi olmanın Kur’ân-ı Kerim’deki giriş kapısı ise ölmeden evvel kalben Allah’a ulaşmayı dilemektir.
30/RÛM-31: O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
“Allah’a ulaşmayı dileyin ve O’na karşı takva sahibi olun, namazı kılın ve böylece müşriklerden olmayın” diyor Allahû Tealâ.
Öyleyse kim Allah’a ulaşmayı dilerse o takva sahibi olmuştur.
Bu vesileyle Kurban Bayramınızı tebrik ediyor, nice bayramlara ulaşmanızı Yüce Rabbimizden diliyorum.
DR. ABDULCABBAR BORAN
ibrahimlive.com
İlginizi Çekebilir